Dünya Mutluluk Raporu, on yıldır 150’den fazla ülkede bireylerin hayat memnuniyetini ölçüyor. Amaç, farklı ülkelerdeki insanların mutlu olup olmadığını görmek, bunun nedenlerini saptamak ve dinlemek isteyen hükümetlere vatandaşlarının mutluluğunu arttırmanın yollarını göstermek.

Öznel iyi oluş ölçümü üç ana iyi oluş göstergesine dayanıyor: Yaşam değerlendirmeleri, olumlu duygular ve olumsuz duygular. Raporun temel veri kaynağı olan Gallup Dünya Anketinde, katılımcılardan mevcut yaşamlarını bir bütün olarak değerlendirmeleri isteniyor. Katılımcılara yöneltilen soru şu: “Lütfen en altta 0 ile en üstte 10 arasında basamakları olan bir merdiven düşünün. Merdivenin üst kısmı sizin için mümkün olan en iyi yaşamı ve merdivenin alt kısmı sizin için mümkün olan en kötü yaşamı temsil ediyor. Yaşamınızı merdivenin hangi basamağında konumlandırırsınız/ hangi basamakta olduğunuzu hissediyorsunuz? Siz hangi basamaktasınız?

Bundan başka, sıradan bir bireyin yaşadığı olumlu ve olumsuz duyguları öğrenmek için üçer evet/hayır sorusu (gülmek, eğlenmek ve ilginç bir şey öğrenmek veya yapmak; endişe, üzüntü ve öfke) soruluyor. Böylece, kişi başına düşen gelir gibi ekonomik ölçeklere bakmak yerine, rapor, mutluluğa bireysel ve öznel kıstasları kullanarak bakıyor.

Yaşam değerlendirmelerinde ülkeler arasında gözlemlenen varyasyonları açıklarken altı değişkenden yararlanılıyor:

  • Kişi başı GSYH
  • Doğumda beklenen yaşam süresi
  • Cömertlik
  • Sosyal destek
  • Hayat hakkında seçim yapma özgürlüğü
  • Yolsuzluk algıları

Görüldüğü gibi, sosyal ölçütler insanların ne kadar mutlu olduğunu belirlemekte oldukça etkili. Toplumsal dayanışma duygusunun güçlü olduğu, hükümete güven duyulan ve özgürlüklerin yaşanabildiği  ülkeler, kendilerinden zengin ülkelere kıyasla daha mutlu vatandaşlara sahip olabiliyor. GSYH oldukça belirleyici ama kendi başına saadet garantisi değil.

Geçtiğimiz son birkaç yıl küresel ölçekte doğal afetler, salgınlar ve savaşlarla tanımlandı. Bunun, 2022 raporu için düşük mutluluk anlamına geldiği düşünülebilir ama gelin görün ki gerçek bunun tam tersi. Toplanan veriler, sağlık krizinin tasviri zor bir yıkıma yol açmış olsa da, aynı zamanda dünyanın pek çok yerinde gönüllülük ve bağış gibi sosyal yardım faaliyetlerinde büyük bir artışı da beraberinde getirdiğini gösteriyor.

Covid-19 pandemisi, pek çok devletin sosyal destek mekanizmalarındaki eksiklikleri ortaya çıkardı ama bu, bazılarının öngördüğü gibi her yerde geniş çaplı sosyal kargaşalarla sonuçlanmadı. Hatta rapora göre, tam aksine, 2021 toplum yanlısı faaliyetlerde bir artışa seyirci oldu. Bencil birey varsayımlarına dayanan kötümser senaryolara rağmen, insanlar çoğunlukla, felaket durumunda birbirlerinin yardımına koşmayı seçtiler.

Rapora göre, bu hem yardım eden hem de yardım görenler için bir mutluluk kaynağı. Görünen o ki, kendi başına zenginliğe sahip olmak yeterli değil. Sahip oldukları parayı, kaynakları ve zamanı diğer insanların iyiliği için harcamak bireylere mutluluk getiriyor – tabii gönüllü bir faaliyet olduğu sürece. Bu, oldukça ilginç bir bulgu çünkü eğer gönüllü yardım çalışmalarına katılım için daha fazla olanak sağlanırsa daha çok insanın bunlara katılabileceğini ve böylece yardım edenlerin ve yardım alanların hayat kalitelerini karşılıklı iyileştirebileceğini ima ediyor.

Mutluluk ölçeğinde en yukarıda yer alan ülkeler ise şöyle:

  1. Finlandiya
  2. Danimarka
  3. İzlanda
  4. İsviçre
  5. Hollanda
  6. Lüksemburg
  7. İsveç
  8. Norveç
  9. İsrail
  10. Yeni Zelanda

Bu ülkelerin çoğunun ortak özelliği, yalnızca güçlü ekonomilere değil, aynı zamanda köklü bir demokrasi ve sivil toplum geleneğine sahip olmaları. ABD, örneğin, yüksek GSYH rakamlarına rağmen ancak 16. sırayı alabildi. İlk on ülkenin yarısının İskandinav ülkelerinden oluşması, son on yılda çoğunlukla sabit kalan bir olgu ve büyük ihtimalle başka faktörlerle beraber, ekonomik kazancı, gelir eşitliğiyle destekleme konusundaki kararlılıklarını işaret ediyor. Dünyanın en mutlu ülkesi olarak birinciliğini koruyan Finlandiya’da kooperatif sektörünün ekonomide büyük bir rol oynadığını ve dünyada kooperatiflere üyelik oranının en yüksek olduğu ülke olduğunu hatırlamakta fayda var. Sosyal dayanışma ağları ve dayanıklı bir ekonominin buluşma noktası olan sosyal ve dayanışma ekonomisi mutluluk için önemli bir araç olabilir.

On yıldır yayınlanan Dünya Mutluluk Raporu, yüzlerce ülkeden topladığı veri ile küresel çapta hayat memnuniyetini ve mutluluğu ölçen önemli bir kaynak haline geldi. Türkiye’nin geçen yıl 104. sırada iken 2022’de 8 sıra düşerek 112’ye gerilemesi kendi başına endişe uyandırıcı olmasa bile bunun sebebi üstünde düşündürmeli. Gerçekten, ülkemizin insanlarının mutluluğu için ne yapabiliriz?

Görünen o ki, sosyal ve dayanışma ekonomisi, ekonomileri büyütmenin en hızlı ve etkili yöntemi olmayabilir ama ülke ekonomisinde büyük miktarda para akışı olmasının, insanları mutlu etmek için yeterli olmadığı da açıkça ortada. Bu, olsa olsa küçük bir azınlığın refahını arttırmak için kullanışlı. Her bireye kendilerini mutlu edecek hayatlar yaşamalarına fırsat vermek için atılabilecek adımlar (en azından bazıları) Dünya Mutluluk Raporu sayesinde önümüzde: Yolsuzluğa mahal vermemek, özgürlükleri ve hayat beklentisini arttıracak ilerlemeler katetmek ve en önemlisi cömertlik ve yardımı insan hayatlarının temel bir bileşeni haline getirmeye istekli olmak.


Not: Öne çıkan görsel, Helena Pallarés

Kategori(ler): Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.