Bu yazıda, Dünya Adil Ticaret Örgütü Başkanı Dr. Erinch Sahan, sürdürülebilir yerel ekonomilere giden yolların bazılarını ve yerel liderlerin ve ortaklıkların dünyanın çeşitli bölgelerinde değişimi nasıl etkilediğini ayrıntılarıyla anlatıyor.

Çoğumuz ekonomilerimizin gerektiği gibi işlemediğini biliyoruz. Rekabetle beslenen ve büyüme bağımlısı bir küresel ekonomide eşitsizlik, yoksulluk ve ekolojik çöküş neredeyse kaçınılmaz görünüyor. Küresel sorunlar bunaltıcı ve uğraşması zor olsa da yerel düzeyde inşa ettiğimiz ekonomiler dolayında seçeneklerimiz var. Seçeneklerden biri, insanları ve gezegeni ilk sıraya koymak için tasarlanmış işletmeleri ve örgütleri yerel ekonomilerimize yerleştirme vizyonuyla bir sosyal ekonomiyi benimsemektir. Boş bir slogan olmanın ötesinde, bunu nasıl hayata geçireceğimize dair çok açık fikirler var.

Tanımımızı netleştirelim. OECD’ye göre, “Sosyal ekonomi örgütleri geleneksel olarak, faaliyetleri dayanışma değerleri, insanların sermayeden önce gelmesi ve demokratik ve katılımcı yönetişim ile yönlendirilen dernekler, kooperatifler, karşılıklı yardım kuruluşları ve vakıflar kümesine atıfta bulunur”. Bunu akılda tutarak, aşağıda Adil Ticaret hareketinden edinilen başlıca kavrayışların bir özeti verilmektedir.

1. Yalnızca iş uygulamalarını değil, iş modellerini de düşünün

İşletmelerin toplumlarımız üzerindeki etkisini düşündüğümüzde, genellikle şirketlerin davranışlarına ya da uygulamalarına odaklanırız. Bu, şu tür sorular sormak anlamına gelir: Çalışanlarına nasıl davranıyorlar, çevreyi kirletiyorlar mı, topluluklarıyla aralarında bir bağ var mı? Bunların hepsi yararlı sorular, ancak işin kendisinin tasarımına daha derinlemesine bakmamız gerekiyor. Sormamız gereken soru şudur: İşletme mülkiyet ve yönetim modeli bakımından insanları ve gezegeni ilk sıraya koymak için mi kuruldu? Birleşik Krallık’ta bunlar kooperatifler, sosyal girişimler (örneğin, Topluluk Çıkar Şirketleri olarak kayıtlı olanlar) olabilir ya da misyon odaklı bir iş modeli başka şekillerde somutlaştırabilir. Bu tür iş modelleri mevcuttur (örneğin, Hindistan’da Mumbai’de, kadın işçilerin sahip olduğu moda üreticisi Creative Handicrafts). Adil Ticaret İşletmeleri (Fair Trade Enterprises) küresel topluluğunun yeni bir raporu, bu işletmelerin büyük ölçüde bir kâr önceliği modelinde sıkışıp kalan günümüzün ana akım işletmeleriyle tam bir tezat oluşturduğunu ortaya koydu. Raporumuzun bu tür iş modelleri hakkında ulaştığı sonuçlar aşağıdadır:

  • Yüzde 92’si kârlarının tamamını tekrar sosyal misyonlarına yatırıyor;
  • Yüzde 52’si kadınlar tarafından yönetiliyor;
  • İflas etme olasılıkları 4 kat daha az ve
  • Yüzde 85’i, sosyal veya çevresel hedeflere ulaşmak için aktif olarak finansal hedeflerden fedakârlık etmelerine karşın ticari olarak ayakta kalma kapasitelerini koruduklarını bildirdi.

2. Yerel ekonomiyi şekillendirmek için kamu alımları

Yerel yönetimlerin harcamalarının hem bölgede hem de bölgenin dışında gelişen işletme türleri üzerinde büyük bir etkisi olabilir. Adil Ticaret hareketi, bu yaklaşımı, Adil Ticaret Kasabaları kampanyası aracılığıyla dünyanın dört bir yanındaki Adil Ticaret üreticileri için fırsatlar yaratmak amacıyla kullandı. Sosyal girişim hareketi de benzer bir yaklaşım benimsemiştir. Kamu alımları hem belirli bir ekonomik vizyonu harekete geçirebilir hem de topluluk değerlerini somutlaştırabilir. Bir sosyal ekonomi yaratmak için önemli bir araçtır.

3. Küresel ve yerel ortaklıklar

Bir sosyal ekonomi yerel ve küresel düşünmelidir. Yerel olarak, yerel ekonomiyi topluluğa yerleşik işletmeler ve örgütlerle doldurmak, doğal kaynakları sürdürülebilir bir şekilde kullanmak ve yerel geçim kaynakları yaratmak. Küresel olarak, sınırların ötesinde ticari ve sosyal ortaklıklar oluşturmak, değerleri paylaşmak ve her yerde adil bir dünya için çalışmak. İklim değişikliği gibi küresel sorunlar yalnızca, küresel olarak bağlantılı olan yereldeki somut eylemlerle çözülebilir (mesela Adil Ticaret hareketinin iklim konusundaki çabaları). Yeni bir kavram olan ‘kuzey Adil Ticaret’, bunun başka bir örneğidir. Burada, Adil Ticaret artık gelişmekte olan ülkelerde olduğu kadar gelişmiş ülkelerde de üretimde benimsenebilir. 10 Adil Ticaret İlkesini uygulama kavramı kuzey ve güneyi aşabilir. Sosyal ekonomi ilkeleri de daha kapsamlı olarak bunu yapar.

https://wfto.com/our-fair-trade-system

4. Farkındalık yaratın

Ekonomik değişim, insanlar değişimi tüketiciler, vatandaşlar, girişimciler ve işçiler olarak çok çeşitli şekillerde desteklediğinde gerçekleşir. Bu, destekleyebilecekleri girişimlerin ve hükümetin, işletmelerin ve sivil toplumun ulaşmak için çalıştığı hedeflerin farkında olmayı gerektirir. Adil Ticarette, iş liderleri arasında değişimi teşvik etmek için artan sayıda eğitim inisiyatifleri, tüketici kampanyaları ve tüketici inisiyatifleri başlattık. Okullar önemlidir ancak insanlar çoğu zaman, fikirleri ve girişimleri çeşitli yollardan duyduklarında en derinden bağlanırlar. Yürüttüğümüz kapsamlı kampanyalara bir örnek, her yıl Mayıs ayının ikinci Cumartesi günü düzenlenen Dünya Adil Ticaret Günüdür.

Yerel liderlerin ekonomilerini yeniden şekillendirecek yenilikler yapmasının birçok yolu var. Değişimin pek çok aracı var. Ancak en önemlisi, bölgenizin ihtiyaç duyduğu ekonomiyi inşa edecek kadar cesur olmaktır. Yukarıdakiler, Adil Ticaret hareketinden edinilen bazı genel derslerdir. Başarının anahtarı, genellikle, yerel fırsatlara dayalı liderlik, ortaklık ve uyarlama çabalarıdır.


Not 1: Erinch Sahan’ın Towns and The Cultural Economies of Recovery internet sayfasında 10 Mayıs 2021 tarihinde yayımlanan “How to build a social economy: Lessons from the Fair Trade movement” başlıklı yazısından Aylin Çiğdem Köne tarafından çevrilmiştir. Erişim

Not 2: Öne çıkan görsel, Fabian MardiUnsplash

Kategori(ler): Görüş Yazıları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir