Argan yağı yüzyıllardır Fas’ta Berberi kadınlar tarafından üretilen, Fas’ın da belirli bir bölgesinde yetişen ağaçlardan toplanan meyvelerin işlenmesi ile elde edilen özel bir yağ. Argan yağının geleneksel üretim şekli oldukça emek yoğun bir üretim sürecini içeriyor. Argan ağaçlarından Haziran ve Temmuz aylarında toplanan meyveler kurumaya bırakılıyor. Meyvenin kabukları ayrıldıktan sonra su katılarak taş değirmenlerde eziliyor. Geleneksel yöntemle 20 kg meyveden 1 haftada ancak 5 litrelik yağ üretimi gerçekleştirilebiliyor.

1990’lı yıllara kadar argan yağının dünya çapında pek bir bilinirliği yokken geleneksel emek yoğun üretim şekli talebi karşılamaya yetiyordu. Ancak argan yağı dünyanın ilgisini çekmeye başladıkça yabancı yatırımcılar da Fas’a yatırım yapmaya başladılar. Modern soğuk sıkım makineleri ile üretim yapan yabancı yatırımcılar daha yüksek kalitede, daha az su kullanarak, daha uzun raf ömrü olan ürünleri üretmeye başladılar. Ve tabi ki çok daha düşük bir fiyatla…

Yabancı şirketlerin girmesi ile birlikte Berberi topluluklarının argan yağı üretimindeki payları oldukça azaldı. Hatta 2006 yılının başlarında 16 fabrikanın yabancı yatırımcılara ait olduğu tahmin ediliyor. Dolayısıyla argan yağından elde edilen kârın oldukça küçük bir kısmı Berberi topluluklarına geri dönüyordu.

İlgili İçerik:   Türkiye’deki Kadın Kooperatiflerinin Gelişimi

Devreye Kadın Kooperatifleri Giriyor

Bu aşamada Berberi topluluklarının yabancı  sermaye ile rekabet edebilmesi için “Berberi Kadın Kooperatifleri” kurulmaya başlandığını görüyoruz. Avrupa STK’larının fonları ile modern tesisler kuruluyor.  Profesör Zoubida Charrouf argan yağı uzmanı olarak yıllarca kooperatiflerle çalışıyor. Hep birlikte yalnızca yağın kozmetik ve sağlık alanlarındaki kullanımını iyileştirmiyorlar aynı zamanda doğal kaynakların korunmasına da büyük katkıda bulunuyorlar.

Proje başladığında Fas yılda 600 hektar argan ormanını kaybediyordu. Kooperatif ile argan ağaçlarının önemi, ormanların nasıl korunacağı ile ilgili eğitimler verildi. Bu ağaçlar odun kömürü üretmek için soyulup, çiftçilerin hayvanlarını otlatmak için kullanılırken; proje ile birlikte korunmaya ve çiftçiler tarafından tekrar dikilmeye başlandı.

Hem kaynaklarını koruyan ve modern üretim tekniklerini uygulayan hem de üretiminin kalitesini koruyan kadın kooperatifleri aslında oldukça önemli bir başarıya imza atıyorlar. Sürdürülebilir kazançlar elde etmeye başlıyorlar. 2013 yılında günde 8,60 dolar kazanmaya başlıyorlar. Bu da 1997 yılında projenin başında kazandıklarına kıyasla 10 kat daha fazla gelir anlamına gelmekte.

Kategori(ler): Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir