Kooperatiflerin Türkiye’deki hikayesi Mithat Paşa’nın Niş vilayetine bağlı Pirot kasabasında 1863 yılında bir memleket sandığı kurmasıyla başlar[1]. Kapsamı ve ömrü kısıtlı da olsa bu uygulama ile devlete ait boş tarım arazileri ekilmiş, mahsul satışından sandıkta biriken kazanç çiftçiyi kredilendirmiş, tefecilerin elinden kurtarmıştır (Yıldırır-Kocabaş, 2003). Memleket Sandıkları Nizamnamesiyle uygulama yazılı kurallara bağlanmış, sandıklar farklı vilayetlerde de yaygınlaştırılmıştır. Pekiyi, Mithat Paşa bu adımı hangi sıfatla, hangi makamdayken atmıştır? Mithat Paşa bu adımı Niş valisi iken atmıştır.

Halkın müşterek ihtiyaçlarına dayanışmacı çözümler üretmeye niyetlenen makamın yerel yönetimler[2] olması tesadüf değil. Zira kooperatifler, karşılanamayan temel ihtiyaçların yarattığı akut toplumsal baskılardan doğar (Defourny & Nyssens, 2012). Darboğazların tetiklediği toplumsal baskının ise ilk hissedildiği yerler kentler ve köyler oluyor. Bu baskının ilk muhatabı ise yerel yönetimler.

“Elele büyütüp elele derdik // elele derip insana verdik”: Kooperatifler ile yerel yönetimler işbirliği yapmalı mıdır?

Belediye, “belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisini” ifade eder (5393 sayılı Belediyeler Kanunu Md. 3). Kooperatifler ise “ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan” işletmelerdir (1163 sayılı Kooperatifler Kanunu Md. 1).

Demek ki, kooperatifler de yerel yönetimler de müşterek fayda için çalışır. Hukuk ve demokratik vekalet, yerel yönetimleri kamu yararı için çalışmakla mükellef kılar. Bu mükellefiyet, yerel yönetimin yapayalnız çalışmasını gerektirmez. Bilakis, yerel yönetimlerin yurttaş örgütlenmelerini siyasa yapımına ve yerel faaliyetlere katması salik verilmiştir (5393 sayılı Kanun Md. 24, 41, 76). Yerel yönetimlerin kooperatiflerle çalışması elbette mecburi değildir, ancak yasal zemin müsaittir. Sonuçta, “devlet, milli ekonominin yararlarını dikkate alarak, öncelikle üretimin artırılmasını ve tüketicinin korunmasını amaçlayan kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak tedbirleri” alacağını taahhüt etmiştir (Anayasa Md. 171). Dahası, kanun belediyelerin doğrudan üreticilerden veya ortaklarından yapılan tarım veya hayvancılıkla ilgili ürün alımlarını kamu ihale kanunundan istisna kılmıştır (4734 sayılı Kamu İhale Kanunu Md. 3/a). Unutmayalım, anayasa ve yasalar bir temenniler manzumesi değil, yurttaşlar ile devletin arasındaki bağlayıcı toplumsal sözleşmelerdir.

“Seni uzaktan sevmek”: Kooperatifler ile yerel yönetimler nasıl işbirliği yapabilir?

Genç İşi Kooperatif’in 23-24 Aralık 2017’de İzmir’de düzenlediği yerel yönetimler için sosyal kooperatifçilik eğitimine video-konferans ile katılan Bologna Piazza Grande Sosyal kooperatifi ortağı Carlo Francesco Salmaso kooperatiflerin yerel yönetimler ile üç şekilde işbirliği yapabileceğini belirtmiş:

  1. Hizmet sağlayıcı olarak: Belediyeler ihtiyaç duydukları mal ve hizmetleri kooperatiflerden temin edebilir, kooperatiflerin yarattığı toplumsal artı değeri hizmet alım kararlarında göz önünde bulundurabilir. Bu durumda, hizmet veren kooperatif ile hizmet alan belediye dikey ilişki içine girer.
  2. Partner olarak: Çözümü basit bir mal veya hizmet tedarikiyle çözülemeyecek toplumsal sorunlara yanıtlar üretmek için yerel yönetimler ve kooperatifler kafa kafaya verebilir. Kurumsal maddi ve fikri kaynaklar paylaşılarak mahalli ihtiyaçlara yenilikçi çözümler üretilebilir. Bu durumda, işbirliğinin tarafları yatay ilişki içine girer.
  3. Müttefik olarak: Yerel yönetimler kooperatiflerin işini kolaylaştırmak için gerekli yasal düzenlemeleri yapar ve sahadaki olası engellerin aşılmasında kooperatife yardımcı olur destek verir. Bu durumda işbirliğinin tarafları yatay ilişki içine girer.

Türkiye’de yukarıda sayılan işbirliği modellerinin kullanılabilmesi için olmazsa olmaz bir koşul vardır: Kooperatif hizmetleri için ve kooperatifleşme için toplumsal talep. Şayet toplumda müşterek bir ihtiyacın farkındalığı ve bu ihtiyaca yönelik kooperatif yanıt üretilmesi için bir toplumsal talep yoksa, yerel yönetimin ön ayak olacağı kooperatifleşme hamleleri akim kalabilir. Bu meyanda yönteme dair ufuk açıcı bir örnek 1900 yılının İzmir’inden verilebilir.

Aydın valisi Kâmil Paşa 1900 yılında vilayete bağlı sancaklarda tüccarların spekülatif fiyatlarla işlettiği bakkallara karşı “köy bakkalları” kurulması için bir genelge gönderir (Arıkan, 1989). Halk kesimlerinin konu hakkındaki fikirlerinin toplanması, yani bir kamuoyu oluşturulması için yerel Ahenk Gazetesi bir anket başlatır. Gazete, bu ankete gelen yanıtlar ile sorunun boyutlarını ve görüşleri derler ve yayınlar. Yanıtlar, köydeki üretim, tüketim, bölüşüm ve sermaye birikimi hususlarında oldukça ilginç tahlillerin okunmasını sağlar[3]. Gazetenin yönlendirdiği matbu tartışmanın sonucunda yeni bakkalların bir Teavün Şirketi[4] yani bir kooperatif olarak kurulması fikri ortaya atılır. Bu fikir, savaş ve seferberlik sebebiyle eyleme geçmemiş de olsa siyasa yapımı için hayli öğretici bir yöntem olarak kayda değerdir.

İlgili İçerik:   MENA Ülkelerinde Kooperatifçilik ve Sosyal Ekonomi

“Hayâl deryâsına ben bazı bazı // Dalmasam bir türlü dalsam bir türlü”

Hepimizin malumu, mahalli idareler seçimi 31 Mart 2019’da yapılacak. Propaganda dönemi boyunca siyasi izgenin sağından soluna neredeyse tüm adaylar kooperatiflerden bahsediyor[5]. Her adayın kooperatifçilikten beklentileri ve anladığı kuşkusuz farklılaşıyor. İşe girişmeden önce akılda tutulması gerekenleri Kooperatiflerin evrensel ilkelerine atıfla açıklayalım:

  1. Toplumsal talep: Kooperatifler toplumsal ihtiyaçları karşılamak için kurulan işletmelerdir. Ayrıntılı bir toplumsal ihtiyaç analizi yapılmadan, bir gelir modeli oluşturulmadan kooperatif kurulmamalıdır.
  2. Elverişli ortam: Belediyeler tüzel kişi olarak kooperatifin kurucu ortakları arasında yer alabilir. Ancak ortaklar arasında ölçek ve maddi güç açısından denklik olmadığında, ortaklar arasındaki dikey ilişki, çıkar birliğini gölgeleyebilir. Belediyeler, kooperatiflerin kurulması için elverişli ortamı yaratmalı, kendisi ise mümkün mertebe sahne arkasında kalmalıdır[6].
  3. Yerel yönetimle işbirliği düzeyi ve şekli: Kuruluşa ön ayak olan belediye ile kooperatif işbirliği düzeyini ve şeklini baştan belirlemeli (hizmet sağlayıcı, partner, müttefik), kooperatif özerkliğine halel getirecek bir tahakküm ortamı yaratılmamalıdır (İlke #4 Özerklik ve bağımsızlık).
  4. Siyasi patronaj: Kooperatiflerin ortak ve yararlanıcı kitlesi ile belediyenin önceliklendirdiği siyasi kesimler örtüşmeyebilir. Kooperatiflerin kapısı herkese açık kalmak zorundadır (İlke #1 Herkese açık ortaklık). Belediyeler yerel halka, kooperatifler ise ortaklarına karşı sorumludur. Kooperatifte demokratik denetim ortaklar tarafından ifa edilir (İlke #2 Ortakların demokratik denetimi). Ortağı olmadığı müddetçe bir belediyenin yasalara uygun faaliyet yürüten bir kooperatifi denetleme yetkisi yoktur.
  5. Toplumsal görev ve sorumlulukların devri: Belediyeler yerel toplumsal ihtiyaçların karşılanmasını külliyen kooperatiflere havale edemezler. Bu amaçla kooperatifler ile işbirliği yolu açıktır ancak bu belediyelerin yasayla tanımlanmış kamusal görev ve sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.
  6. Belediyeler kooperatifler üzerinden kendilerine kaynak yaratamaz: Kooperatiflerin bağış alıp vermesinin önünde herhangi bir engel bulunmamaktadır[7]. Risturn ve kâr payı dağıtımı hariç olmak üzere kooperatiflerden belediyelere doğrudan kaynak aktarımı ancak bağışlarla mümkündür (Belediyeler Kanunu Md. 59). Ancak evrensel ilkeler kooperatiflerin pozitif gelir gider farkını önceliklendirdiği toplumsal kesimlerle doğrudan paylaşmasını salik vermektedir (İlke #5 ve #7 eğitim, öğrenim, bilgilendirme, topluma karşı sorumluluk).
  7. Kooperatifçilik için harcanan bir batık maliyet değil, uzun dönemli yatırımdır. Kooperatifler için bugün harcanan kaynaklar pek çok sosyal harcamadan (aktif işgücü programları, sosyal hizmetler, toplu konut, tarımsal tanzim alım-satım vb.) ancak uzun vadede tasarruf edilmesini sağlayabilir.

Kooperatifleri her kapıyı açan bir maymuncuk olarak görmek yerine, bazı girift toplumsal ihtiyaçları gidermeye yarayan bir araç olarak görmek daha sağlıklı bir tutum olacaktır.

Gördes Kaymakamı Şair Eşref ile bitirelim. Ahenk Gazetesi’nin açtığı yarışmada birinci gelen Köy Bakkalları manzumesinde bakın ne diyor:

“Satın o malı yapın sermaye // Yemesin parayı bir bed-maye[8]

Toplanın mescide bir gün yahu // İhtiyar heyeti sair komşu

İçinizden birini bakkal edin // Eski köy bakkalını battal edin

Yeni bakkal şekere katsa da tuz // Kurtulur köylü yine bundan ucuz

Hissedar olsun ana köylü bütün // Olacak kârı verin mektep içün

Bu sene yap bunu ihmal etme //Başa çıkmaz bu deyip de gitme

Niyeti halis olunca kişinin // Hayır olur akıbeti her işinin”

[1] Kuşkusuz Ahi teşkilatı ve köy ekonomisindeki imece geleneği de toplumsal işbirliğine örnektir ancak yazılı kuralları olan, süreklilik arz eden ve ortaklarının müşterek ihtiyaçlarını karşılayan bir örgütlenme olarak Memleket Sandıkları modern anlamda bir ilk adım olarak kabul edilmektedir.

[2] Yerel mülki idare ile belediyenin farkı malum. Türkiye’de vilayet sistemini kurumsallaştıran Mithat Paşa’nın memleket ve menafi sandıkları ile teavün şirketlerine yönelik hamlelerini yerel yönetimlerin hanesine yazmakta bir sakınca olmadığını savlıyorum.

[3] Köylü ve tacir bakkallar arasındaki zıtlaşma Müslüman ve gayrimüslim tebaa zıtlaşmasını da gözler önüne serer. Bu tartışmalarda İkinci Meşrutiyet ile beraber hızlanan ekonomide malileşme cereyanı da açıkça görülmektedir.

[4] Teavün, yardımlaşmak, birbirine muavenet etmek anlamında Arapça sözcüktür. Bugün hala bu dilde kooperatif için teavün kullanılmaktadır.

[5] Hızlı bir araştırma ile partilerin yerel seçim bildirgelerindeki kooperatif atıf sayısını derledim: AK Parti (0), CHP (14), HDP (14), MHP (0), İyi Parti (3), Saadet Partisi (1).

[6] İlham verici bir örnek için ABD New York Anakent Belediyesine ait İşçi Kooperatifleri Geliştirme İnisiyatifi incelenebilir: https://www1.nyc.gov/assets/sbs/downloads/pdf/about/reports/worker_coop_report_fy18.pdf

[7] Ayrıntılı izahata şuradan erişilebilir: http://stgm.org.tr/tr/hukukhatti/detay/123

[8] Bed-maye: Soysuz, mayası bozuk

Kategori(ler): Konuk Yazarlar Politika

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir