Çevrimiçi yemek siparişi hizmeti veren şirketler gerek restoranlardan aldıkları komisyonların yüksekliği gerekse kuryelerin kötü çalışma koşulları nedeniyle eleştiriliyor. Pandemi döneminde artan iş hacimleri karşısında kuryelerin mesai saatlerini artıran, onları performans baskısı altında düşük ücretlerle çalıştıran şirketlere bir alternatif olarak, Avrupa’daki kuryeler kooperatifler altında birleşme yoluna gidiyorlar. Bu sayede sadece haklarını koruma altına almıyor, aynı zamanda yaptıkları iş üstünde söz hakkına sahip oluyorlar.


Avrupa çapında işçilerin önderlik ettiği sipariş kolektifleri, kontrolü şirket platformlarından geri alma amacıyla ortaya çıkıyor

Cristina González 2018 boyunca uzun süre bekledi. O sıralarda İspanyol yemek siparişi platformu Glovo için Bask Bölgesindeki memleketi Vitoria-Gasteiz’de çalışan 29 yaşında bir kuryeydi. O süre boyunca sanki hazırda bekletiliyormuş gibi hissettiğinden bahsediyor: “Pratikte sürekli çalışmak zorunda kalıyorsunuz.”

Glovo restoranlara hizmet sunsa da müşteriler süpermarketlerden de sipariş verebiliyormuş. Bu durum, Gonzalez’in deyişiyle “tam bir keşmekeşti: Süpermarket siparişlerinde çuvallamak çok kolay.” Eğer sözü geçen süpermarket bir malı depoda bulundurmuyorsa ve González siparişi kabul ederse, eksik ürün nedeniyle müşteriden düşük puan alabilirmiş. Siparişi geri çevirirse, bunun platformdaki puanını etkileyeceğinden endişeleniyormuş. “Çok ama çok stresliydi.”

González hâlâ bir kurye ama artık vergi ve sigorta primi düşüldükten sonra saatte 10 avro kazanıyor; önceki yevmiyesinin iki katından fazla. Dediğine göre şu anda çalıştığı sipariş kooperatifi Eraman’ın müşterileri küçük meseleler konusunda daha anlayışlı, işler daha çeşitli – teslimatla birlikte sevkiyatla da uğraşıyor – iletişim daha iyi sağlanıyor ve daha çok kontrolü olduğunu hissediyor.

González geçici işler ekonomisinin bu halinde Glovo’da kalabileceği süreden çok daha uzun kalabileceğini düşündüğünü söylüyor – söylediğine göre beş seneden on seneye kadar. “Bu bir iş ama aynı zamanda bundan fazlası. Eraman’da zincirin halkalarından birisin, takımın bir üyesisin, Glovo’daysa bir piyonsun, hiyerarşinin en dibi.”

Berlin’de Mattia Carrao benzer bir yoldan geçmiş: 33 yaşındaki kurye geçen yılın Mart’ında kurulan 30 kişilik bir yemek sipariş kooperatifi olan Khora’ya katılmadan önce iki seneliğine Deliveroo’da çalışmış. Almanya yemek teslimi yapan kuryeler için görece iyi koşullar sağlıyor – büyük platformlar için çalışan sigortalı işçiler, İngiltere’deki kuryelerin çoğunun aksine genellikle teslimat başına değil saat başına yevmiye alıyorlar.

Kazandığı paradan memnun olsa da Carraro işin getirdiği derin güvensizlikten, “yarın öbür gün işin elinden gidebileceğinden” ve isimsizlikten rahatsızlık duyuyormuş. Deliveroo 2019’da Almanya’daki faaliyetlerini durdurmuş ve Khora ortaya çıktığında Carraro hemen oraya katılmış. Görevi hatırı sayılır ölçüde yönetimle daha fazla ilgili olsa da – kararların verildiği iki saat süren, haftalık bir görüşmenin üstüne haftalık 15 saatlik ödeme yapılmayan idari görevler – Carraro bir kooperatifin parçası olarak daha mutlu hissediyor.

“Bana göre daha az para kazansam da kendimi iyi hissettiğim, sorunlarımın çözüleceğini ve hepimizin arkadaş olduğumuzu bildiğim bir çevrede çalışmakta sorun yok. Bu, sadece daha iyi bir şey bulana kadar bir süreliğine yapmak istediğimiz bir şey değil, gerçekten sevip elinde tutmak istediğin bir iş.”

Carraro sadece bisikletle teslimat yapmıyor: Kooperatifin diğer üyeleri gibi Khora’nın sevkiyat işlerinin bazılarını da üstleniyor. “Köpeğimle güzel bir yürüyüşe çıkıyorum ve dışarıda kahvaltı ediyorum, sonra öğleyin çalışmaya başlayıp dağıtım yaparken bir yandan da sigara içip, yoğurt ve patlamış mısır yerken dağıtımı hallediyorum. Akşam onda vardiyam bitiyor ve düzgün bir yemek yiyorum.”

Avrupa’nın farklı yerlerinde bu kooperatifler işçilerce yönetiliyor ve demokratik yönetimleriyle gurur duyuyorlar. Eraman’ın ortak kurucusu Paul Iano (28), 10 kişilik kooperatifin kararlara tartışma yoluyla ulaştığını söylüyor. “Kooperatifler hakkında şunu söylemek isterim ki bir şeyin oylanması gerekiyorsa zaten bir sorununuz var demektir.”

Ama iki girişim de dayandıkları bisikletle teslimat yazılımı olmadan var olamazdı.

Burada Marseille’li bilgisayar programcısı Alexandre Segura’nın parlak buluşu CoopCycle devreye giriyor. 2016 baharında Segura kendini, neredeyse her akşam Occupy (İşgal) ile karşılaştırılan Fransız protesto hareketi Nuit debout  için Paris’teki Place de la République’e giderken buldu.

Segura hareket için bir internet sitesi kurulmasına yardımcı oldu ve zamanının çoğunu geçici işler ekonomisinin nasıl sömürücü ve zararlı olabileceğinden ve nasıl daha çoğunun kullanıcıları tarafından işletilmesi gerektiğinden bahsederek geçirdi. “Aklıma tohumları ekmişti,” diyor.

O yıl daha sonra, Belçikalı genç yemek sipariş şirketi Take Eat Easy için kurye olarak çalışan eniştesinin, binlerce diğer işçiyle birlikte işini kaybetmesi Segura’yı, boş zamanını “entelektüel bir egzersiz olarak” yeni bir girişimi başlatmaya teşvik etmiş.

Segura; Deliveroo, Uber ve diğer büyük platformlar tarafından kullanılan teknolojiyi tersine mühendislikle kuryeleri güçlendirmek için kullanmak istediğini söylüyor. Sonuç, iki koşula uyma şartıyla kullanıcılarına yazılım ve destek sunan bir teslimat uygulaması: Mülkiyet çalışanlara ait olmalı ve tüm kâr işçi sahipler arasında pay edilmeli.

“CoopCycle yoksa ödül de yok,” diye tanımlıyor Carraro, bana ortalama bir kolektif için karşılanamayacak kadar pahalı olacak şekilde tasarlanmış ısmarlama bir teslimat uygulamasının maliyetini söylemek maksadıyla.

Son zamanlarda, dünya da Segura gibi düşünmeye başlamışa benziyor. İspanya Yargıtay’ı, Eylül’de Glovo için çalışan sürücülerin serbest değil maaşlı çalışan olduklarına ve ücretli tatille hastalık izni hakkına sahip olduklarına karar verdi. Salı günü, ülkenin sosyalistlerin liderliğindeki kabinesi aynı fikri yasalaştıran bir kanunu kabul etti ve kuryelerini çalışan olarak işe almaları için şirketlere üç ay süre tanıdı. İspanya’nın Çalışma Bakanı Yolanda Díaz, mevzuatın ülkeyi “işçi haklarını geride bırakmasına izin verilemeyecek teknolojik bir değişimin ön saflarına” yerleştirdiğini belirtip şunu ekledi: “Teknolojik gelişmeyle sosyal korumayı uzlaştırmak geleceğin parolası olmalı.”

Dünya çapında sürücülerin çalışma koşulları için Uber ve Deliveroo’nun da aralarında olduğu geçici işler ekonomisi şirketlerine karşı en az 40 yasal soruşturma bulunuyor.

Deliveroo’nun hisseleri, Mart’taki çok beklenen Londra borsasına açılışında, %26 düştü ve pek çok hissedar serbest çalışan kuryelerin karşı karşıya olduğu koşullar hakkında endişelerini dile getirdi.

Bu sıkılaşan inceleme, ikram sektörünün çoğunu kapatan ve yemek siparişlerine tavan yaptıran kapanmalarla gündeme geldi. Amsterdam merkezli Just Eat Takeaway, 2021’in ilk üç ayında siparişlerde %79’luk bir artış bildirdi. Ve feci borsa açılışına rağmen Deliveroo, aynı süre içerisinde sipariş hacminin ikiye katlandığını bildiriyor.

Segura’nın meslektaşı Adrien Claude kâr amacı gütmeyen yemek teslimi kooperatiflerinin %90’ının da kapanmalar sırasında işlerinde artış bildirdiğini söylüyor.

Kooperatifler, işletme modellerinin hem kuryeler hem de restoranlar için daha iyi fiyatlar sunduğunu söylüyorlar. Eraman mesela, restoranlara sipariş ücretinin %10-20’si tutarında bir fatura keserken Deliveroo %32 alıyor, Glovo’nun ortalama komisyonu %35 ve Just Eat ile Uber Eats’in komisyon bedelleri %36,20. Berlin’de Khora, restoranlarla müşterilere sabit bir yüzdeye kıyasla daha çok özgürlük veren esnek bir sistem sunuyor.

Ama çalışanlarının sahibi olduğu kooperatiflerin teslimat devlerine gerçek bir alternatif olup olamayacağını zaman gösterecek.

Leeds Üniversitesinden Platformlarda küresel işçi huzursuzluğu: Yemek siparişi işçileri örneği kitabının ortak yazarlarından Prof. Vera Trappmann, kooperatif modelinin farklı bir gelecek olasılığını gösterdiğini düşünüyor, “riski ve kazancı bölüşmenin farklı yolları”. Trappmann, CoopCycle’ın öncüsü olduğu, kuryelerin çalışma koşullarında radikal bir değişikliğin olası görünmediğini söylüyor. Fakat işçilerin yönettiği kooperatiflerle bu dijital platform birleşiminin kalıcı olacağına inanıyor.

“Özellikle gençlerin pek çok şirket tarafından sunulan bürokratik, sömürücü ortamlarda çalışmaktan hazzetmediğini ve bu yüzden çoğunlukla serbest çalışmayı tercih ettiklerini biliyoruz. Şirketler için çalışmanın değerini sorgulamaya daha meyilliler ve kooperatifler bu gibi insanlar için giderek daha çok yuva haline gelebilir.”

CoopCycle’ın “federasyonunda” şu anda yedi ülkeye dağılmış 67 kooperatif var ve kapsamını Avrupa’dan Kanada ve Avustralya’ya genişletmiş durumda. İlk kez Arjantin ve Meksika’daki kolektiflerle anlaşma imzalamanın eşiğindeler, gerçi motosikletlerin, federasyonun çevre dostu değerlerinin bir ihlali olup olmayacağı konusunda süren bir tartışma var.

Claude gelecek hakkında konuşurken kulağa hem heyecanlı hem de bir parça yorgun geliyor. “Dünyayı değiştirmeye çalışıyoruz – bu zor çünkü hepimiz insanız ve hiçbir şey mükemmel değil. Muhtemelen asla mükemmel olmayacak ama işleri günbegün daha iyi yapmaya uğraşıyoruz.”


Not 1: Sophie Atkinson’ın The Guardian’da 11 Mayıs 2021 tarihinde yayımlanan “More than a job’: the food delivery co-ops putting fairness into the gig economy” başlıklı yazısından Barış Soysaraç tarafından çevrilmiştir. Erişim

 Not 2: Öne çıkan görsel, eraman.coop

Not 3: Bu konuda diğer çeviri yazılarımızın bağlantıları; burada ve burada

Kategori(ler): Uygulama

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir