BÜKOOP, yani Boğaziçi Mensupları Tüketim Kooperatifi, Boğaziçi Üniversitesi kampüsünde hizmet veren bir tüketici kooperatifi. “Baraka” adında küçük, hem depo hem de dükkân görevi gören bir binada hizmet veriyorlar. Sadece varlıklı üst kesimlere hitap etmeye eğilimli, kâr odaklı organik gıda sektörüne inat, bu kuruluşun amacı sağlıklı, kimyasal eklenmemiş gıda sunarken bir yandan da dayanışma ekonomisinin paylaşılabileceği sosyal bir mekan görevi görmek.

Özellikle üreticilerden uzak kalabilen İstanbul’un Bebek semtinde, küçük üreticileri ve onlardan doğrudan alım yapmak isteyenleri buluşturmak az bir başarı değil. BÜKOOP’un çıktığı yol, sadece gıda güvenliği, yani insanların tükettikleri gıdanın sağlıklı olduğundan emin olmalarından değil, aynı zamanda gıda egemenliğini sağlamaktan da geçiyor.

Gıda egemenliği, her insanın hakkı olan besin ihtiyaçlarını karşılamanın, sadece kâr için gıda satan ve çoğunlukla düşük gelirli bireylerin ve ailelerin satın almaya güçlerinin yettiği ürünlerde gıda güvenliğini hiçe sayan özel şirketlerin eline bırakmak için fazla önemli olduğu fikrine dayanır. Kısacası, halklar kendi kendilerine besin sağlayabilecek imkânlara sahip olabilmelidirler.

Aralık 2009’da kurulan BÜKOOP, bu fikrin İstanbul’daki ilk öncülerinden biri ve Beşiktaş Kooperatifi de arasında olmak üzere, başka tüketici kooperatiflerine de ilham kaynağı olan bir konumda. Kâr odaklı olmamaları, bu tür kooperatiflerin ürünleri daha ucuza satışa sunabilmelerini sağlıyor. 

Ayrıca, aralarında Elazığ, İzmir, Balıkesir ve Çanakkale de olmak üzere yurdun pek çok yerinden ürün getirten BÜKOOP hem bu üreticilere mallarını yok pahasına satmadan İstanbul’da satış yapma imkânı veriyor, hem de doğal gıda alanlara aldıklarının gerçekten nereden geldiği konusunda doğrudan bilgi veriyor.

Kısacası, üreticiler büyük çaba göstererek yetiştirdiklerinin hakkını alabiliyor ve tüketiciler de gönül rahatlığıyla sağlıklı, masraflı ve üreticiyi destekleyen besin ürünleri satın alabiliyor. Bu yolla, BÜKOOP, karşılıklı toplumsal fayda sağlama gayesini pratiğe döküyor. Kooperatifin yatay örgütlenmiş olması ve herhangi bir hiyerarşiden uzak olması da kooperatif ilkelerini hayata geçirmekte takip edilesi bir kuruluş olduğunun bir göstergesi. Şunu da eklemeden geçmeyelim, BÜKOOP’un işbirliği yaptığı üreticilerin önemli bir bölümü tarımsal kalkınma kooperatifleri ve kadın kooperatifleri .

Gönüllülük esasıyla çalışması ve kâr amacı gütmemesi, BÜKOOP’un uzun saatler açık durmasını engelliyor ve üç saat aralıksız kapılarını müşterilere açtığı Cumartesi hariç, öğlenleri ve akşamları yarım saat açık (Akyazı, 2015). Fakat bu, kooperatifi tanıyan öğrencilerin ve hocaların öğlen aralarında ve ders çıkışlarında uğramaları için ideal saatler. Ayrıca, alıcıların kooperatifle bu kadar içiçe olmaları, BÜKOOP’un farklı modeller deneyerek hangilerinin kendilerinin de aralarında bulundukları alıcılar ve işbirliği yaptıkları üreticiler için en iyisi olduğuna karar vermelerine olanak sağlıyor.

BÜKOOP ilk faaliyete geçtiğinde, bir yıl kadar satışları bir alışveriş grubu modeliyle halletmiş. Yani, belli aralıklarla listelerine kayıt olan müşterilerden sipariş toplayıp, istedikleri ürünleri getirtip onlara teslim ederek çalışmışlar. Bunun sebeplerinden biri, hem üreticinin düşük fiyattan mal verdiği, hem de tüketicilerin yüksek ücret ödediği perakende modelinden kaçınmak. Gelin görün ki, bu yöntem hem insanlar istedikleri zaman yeni ürünler ekleyemedikleri için taleplerin düşük olmasına yol açmış, hem de yeni alıcıların kooperatife katılmasının önünde bir engel oluşturmuş.

O zamandan beri, BÜKOOP herkesin erişimi olan bir alanda satış yapıyor. Hem müşteriler kooperatifi görüp ayak üstü alışveriş yapmaya karar verebiliyor, hem de oradaki kooperatif ortakları ve gönüllüleriyle yüz yüze konuşup dayanışma ekonomisi topluluğuna adım atmış oluyorlar (Altok ve Ertök, 2020). Bu, bir topluluk hissi yaratmak ve tüketim kooperatifini tanıtmak dışında, potansiyel gönüllüler toplamak için de önemli, çünkü hizmetleri için çalışanlara bir ödeme yapılmıyor. Gönüllüler, çoğunlukla alışverişini kooperatiften yapan ve sonra burada çalışmaya başlayarak yeni yetenekler öğrenen kişiler.

Fakat bu modelle çok şey öğrenenler sadece kooperatif çalışanları değil. BÜKOOP’un işbirliği yaptığı üreticiler de kooperatif sayesinde büyük şehirdeki müşterilerin ne tür talepleri olduğunu, ne tür paketleme yöntemleri kullanmaları gerektiğini, nasıl ürünlerini çeşitlendirip toptancıların ilgilenmeyeceği gıdaları satışa sunabileceğini ve internet üzerinden pazarlamanın inceliklerini öğreniyorlar. Böylece serbest piyasanın acımasızlığından uzakta kendilerini geliştirebiliyorlar.

BÜKOOP modelinin başarısı, kırsaldan kente topluca mal getirip bunları tutarlı bir şekilde satmaktan fazlası. Bir üniversite içinde alternatif ekonomi modelinin uzun soluklu ve başarılı olduğunu görmek, buna bizzat katılma imkânına sahip olmak, hiç kuşkusuz Boğaziçi öğrencileri için eşi benzeri olmaz bir deneyim. Yarattığı etki sayesinde BÜKOOP, kendi olumlu dayanışma ekonomisi uygulamalarını tekrarlayan kuruluşlara ilham veriyor ve vermeye devam edecek.

Kategori(ler): Uygulama

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.