Hâkim ekonomik sistem olarak kapitalizm, insan ihtiyaçlarına yönelik değil, kârın ve meta değerlerin büyümesine yönelik örgütlenmektedir. Bu nedenle, birçok insanın ihtiyaçlarını karşılamamakta; ihtiyaçları karşılanmayan insan grupları ise, alternatif organizasyonlar altında örgütlenmektedir. Bu alternatif örgütlerden biri olan derneklerin geçmişi, 16. yüzyıl İngiltere’sindeki yoksulluk yasalarına dayanır. Gönüllü yardım grupları olan dernekler, sistemin dışladığı insan gruplarına yardımda bulunma amacıyla ortaya çıkmıştır. Sosyal ekonomi kuruluşları tarihsel olarak incelendiğinde; ihtiyaç sahipleri tarafından yerelde örgütlendikleri, ancak ihtiyaçlara cevap verme nitelikleri itibariyle, modern devlet tarafından da desteklenerek sosyal politika aracı olarak kullanıldıkları görülür.

Dernekler, insan gruplarının bir araya gelerek ihtiyaçlarını karşılama, hayatta kalma ve dayanışma formları kurma çabasıyla örgütlenen oluşumlardır. Sanayi Devrimi’nin ilk dönemlerine bakıldığında burjuva kamusallığının en yoğun yaşandığı yerler olan kafe ve dernekler karşısında, alt sınıfların da kendi kamusallıklarını kurarak sosyalleştikleri derneklerin sayısının arttığı görülmektedir. Bu derneklerin sivil toplum kavramının alt sınıflar arasındaki formları olduğu söylenebilir (Bekmen, 2007: 168).

Sivil toplum örgütlerinin ortaya çıkış ilkeleri olan yerel örgütlenme niteliklerini kaybederek tabandan değil tepeden örgütlendikleri, giderek daha çok fon ve hibelere bağlı yapılar oldukları eleştirilerinin yükseldiği günümüz dünyasında, yerelden oluşan ve gönüllülüğe dayalı yapısı ve ortaya koyduğu sosyal etki itibariyle Darağaç Kolektifi, tabana dayalı sivil toplum örgütlenmelerine iyi bir örnek teşkil ediyor.

Darağaç Kolektifi, İzmir’in Umurbey mahallesinde yaşayan sanatçıların sanat pratiklerini kamusal alana taşıyarak mahalleliyle buluşturmasıyla ortaya çıkmış bir taban örgütlenmesi olarak 7 senedir faaliyetlerini sürdürüyor. Kolektifin hikâyesi, bir grup sanatçının İzmir’in konut kiralarının görece düşük olduğu küçük bir sanayi mahallesi olan Umurbey Mahallesi’ne yerleşmesiyle başlıyor. Umurbey Mahallesi genellikle gelir düzeyi düşük ailelerin yaşadığı, küçük oto-sanayi ve üreticilerinin yaygın olduğu demografiye sahip bir alan.

Umurbey, eski adıyla Darağaç Mahallesi, aynı zamanda sanatçılar ile mahallede yaşayan yerel halk arasında sosyalleşme ve iletişim imkânlarının kurulduğu bir kamusal alan pratiği deneyimi sergiliyor.  Ayrıca İzmir şehrinin kültür, sanat ortamının yeterince aktif olmaması itibariyle, sanatçıların sanat pratiklerini, kültür-sanat etkinliklerini yapabilecekleri ve paylaşabilecekleri kültür sanat alanında aktif bir alana olan ihtiyaca da cevap veriyor.

Bu yıl 7. düzenlenen sergiye İzmir Büyükşehir Belediyesi (İBB), özel sektör kuruluşları, AB tarafından finanse edilen proje ortağı “Kültür için Alan” ve “Culture Civic” destekte bulundu.

Sanatçılar, kolektifin kamusal alan olan mahallede ilk serginin açılmasına dair deneyimlerini, mahallede yaşayan ustalardan birinin -Hasan Usta- ‘’sürekli sanat vs. yapıyorsunuz, o sanat eserlerini şu mahalleye çıkarın da biz de görelim’’ demesiyle başladığını aktarıyor. Darağacı ziyaret edip Hasan Usta ile tanışma imkânı yakaladığınızda kendisinden de bu sene 7. ‘’Rotasyon’’ adıyla düzenlenen sergiye dair ilk fikri nasıl ortaya attığına dair hikâyeyi dinleyebilirsiniz.

Kolektif, çalışmalarına kaynak oluşturmak ve organizasyonel kapasitesini büyütmek amacıyla son 3 senedir faaliyetlerini dernek tüzel kişiliği altında sürdürüyor. Darağaç Kolektifi Derneği’nin kurucu üyelerini mahallede yaşayan sanatçılar oluşturuyor. Derneğin faaliyetleri, mahallede dernek ofisi ve yaşam alanı olarak kullanılan ‘’Karargah’’ adlı mekânda sürdürülüyor. Derneğin katılımcılarını ise mahallede yaşayan yerel halk, mahalleyi ziyarete gelenler ve kolektif ile tanışmak isteyen herkes oluşturuyor.

Darağaç Kolektifi, organizasyonel niteliği itibariyle bir sosyal çevre grubu ve organizasyonu olarak nitelendirilebilir. Sosyal çevre gruplarının ve organizasyonlarının temel amacı, yerel topluluklarla otorite arasındaki uçurumu kapamak olarak açıklanmaktadır. Sosyal çevre grupları bu yönleriyle esnektirler ve toplumda yeni ilişkisellikler oluşturma potansiyeline sahiptirler (Develtere ve Defourny, 2009; aktaran ILO). Sosyal çevre grupları ve organizasyonları, formel organizasyonların aksine, hiyerarşik ilişkilerin kurulmadığı organizasyonlar olarak tanımlanmaktadır. Ortak ihtiyaçlar sonucunda kendiliğinden oluşan bu organizasyonlar, sosyal etkiyi kendi gruplarında ve çevrede yaratma potansiyeline sahiptirler.

Kapitalizm sanat ve kültür gibi yaşamı örgütleyen sosyal faaliyetleri de alınıp satılabilir meta bir değere çevirmekte ve bu niteliği itibariyle sadece belli sınıftaki insanların erişimine sunmaktadır. Adorno tarafından ‘’kültür endüstrisi’’ kavramıyla tanımlanan bu durum, kültürün alınır satılabilir, çoğaltılabilir, metasal bir değere dönüşmesidir. Bu durumun tersine çevrilmesi, sanat eserlerinin alınıp satılabilir meta bir değerden öte, insanın estetik algısını besleyen, yaşam gerçekliğini değiştirerek yaşama farklı bir boyut veren ve hayatı herkes için daha yaşanılır kılan potansiyellerine kamusal sanat eserleri yoluyla ulaşılmaktadır.

Sosyal ve Dayanışma Ekonomisi (SDE) kuruluşlarının kârı değil, sosyal faydayı ön plana çıkaran nitelikleriyle alternatif bir ekosistem olarak örgütlenmeleri gerektiği, bu sayede insanı, doğayı ve yaşamı önceleyen alternatif bir ekonomi hareketi kurulabileceği SDE literatüründe uzun süredir tartışılmaktadır. Darağaç Kolektifi kendini, günlük sohbetin sanat etkinliklerine evrildiği, sakinlerinin sanatçı, sanatçıların seyirci olduğu mottosuyla sanat ve kültür faaliyetlerini sürdürmekte olan bir oluşum olarak tanımlaması itibariyle yaşayan güncel bir SDE pratiği sergilemekte. Kolektifin dernek faaliyetlerine katılanlarla kurulan ilişki ise sivil toplum örgütlerinde yaygın olan yararlanıcı-hizmet veren ayrımından oldukça farklı.

Ayrımcılığın önlenmesi, kent hakkının ve eşit vatandaşlık bilincinin gelişmesi için kültür-sanat faaliyetlerinin önemli bir çarpan etkisi yarattığını düşünen sanatçılar, faaliyetlerini toplumun her kesiminden insanlara ulaştırma kaygısı gütmekteler. Örneğin, derneğin mahallede gerçekleşen sanat pratiklerinde, film gösterimlerinde, müzik dinletilerinde, performanslarda ortak özellik; gönüllü katılımına dayanmaları ve sanatçıların, performansçıların bu etkinliklere herhangi bir ücret beklentisi olmadan gönüllü emeğiyle katılmaları. Sergi süresince de tüm etkinlikler ücretsiz olarak sunulmakta. Tüm insanların kâr amacı gütmeyen organizasyonlarda bir araya gelerek sosyalleşmesi yoluyla eşit katılım imkânı yakalayacağını düşünen kolektif kurucuları, sene boyunca tüm etkinliklerin ücretsiz olmasını ilkesel boyutta sahiplenerek eşitsizliklerin azaltılmasına katkı koymayı amaçlamakta.

Bu yıl 7. düzenlenen sergiye İzmir Büyükşehir Belediyesi (İBB), özel sektör kuruluşları, AB tarafından finanse edilen proje ortağı “Kültür için Alan” ve “Culture Civic” destekte bulundu. Sergiye, Türkiye’nin farklı şehirlerinden 140 sanatçı geldi ve serginin açılış günü olan 30 Eylül’e dek Darağaç Mahallesi yakınlarında bulunun otelde konaklayarak mahallede, kamusal alanda eserlerini ürettiler. Konaklama, ulaşım, sanatçıların çalıştığı süre boyunca yemek desteği özel sektör ortakları ve İBB tarafından sağlandı. Bu desteklerin sürdürülebilirliği soru işaretini korumakla birlikte, derneğin sergisini bu yıl yüzlerce kişinin ziyaret ettiği, ücretsiz konserler ve sirkler gibi alternatif kamusal sosyalleşme pratikleri düşünüldüğünde; SDE organizasyonlarının özel sektörden ve yerel yönetimlerden yeterli desteği aldıklarında, az sayıda insan kaynağıyla ve finansmanla ortaya çıkaracağı sosyal etki açıkça görülmekte.

Darağaç, SDE ekosisteminin gelişmesi amacıyla bu sene sergi alanına Pagos Kadın Kooperatifi’ni davet etti. Bir SDE organizasyonu olan Pagos Kadın Kooperatifi, kadınların kendi üretimi olan midye dolma ve ev yapımı yemeklerini mahallede satarak kooperatif çatısı altındaki kadınlara gelir kazandırdı.

Ayrıca Darağaç Kolektifi, derneğin ve faaliyetlerinin finansal sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla bu sene ilk defa Darağaç Pazar faaliyetlerine başladı. Darağaç Pazar’da bez çantalar, sanatçıların üretimi resimler, mahalledeki katı atık olan plastiğin geri dönüştürülmesiyle 3D yazıcı printerda üretilen biblolar gibi ekolojik tasarımlara yer verildi. Darağaç Pazar’ın tüm üretim süreçleri dernek çatısı altında örgütlenmekte ve geliri derneğin faaliyetlerini sürdürmesi için aktarılmakta.

Kolektifin ve son 3 senedir içinde bulunduğu tüzel kişilik itibariyle derneğin yayınladığı bir manifesto metin bulunmamakta. Bir manifestosu ya da davranış tüzüğünün bulunmaması, derneğin yürütücülüğünü yürüten kişilere organizasyonel süreçler konusunda esneklik yaratıyor. Tabandan örgütlenen, hiyerarşik olmayan ve eşitlikçi ilişkilerin kurulmasına imkân sağlayan bu durum kamusal alanda kendiliğinden gelişebilecek faaliyetlerini önünü açıyor.  Diğer yandan mahalledeki insan hareketliliği göz önüne alındığında kamusal alanda meydana gelebilecek herhangi bir sosyal gerilimde Darağaç Kolektifi’nin alacağı tutumu muğlak bırakması anlamında risk taşıyor. Ayrıca toplumsal cinsiyet eşitliği bakımından, Kolektifin faaliyetlerinde ve sosyal medyadaki görünürlüklerinde kadınların daha aktif olarak yer alması gerekliliği de bulunmakta.

Sosyal ve dayanışma ekonomisi yaşayan, canlı ve güncel kavramsal niteliği itibariyle fırsatlara, imkânlara, yeni oluşlara açık bir yapı ve dinamizmini böyle sağlıyor. Sosyal dayanışma ekonomilerinde yerel örgütlenmelerdeki gönüllü emekleri, meta bir değer olan kâr değil, yaşamsal sürecin örgütlenmesine koydukları katkı itibariyle barındırdıkları enerji de göz önüne alındığında kolektifin gelecekte organizasyonel faaliyetlerinde iyileştirici adımlar atacağı öngörülebilir.

Her sene 30 Eylül – 23 Ekim arasında düzenlenen sergiyi gezmek isterseniz sanatçıların ürettiği birbirinden renkli eserlerle süslenmiş ortak yaşam alanına uğrayıp sosyalleşme ve alternatif bir kamusallığı deneyimleme imkânını yakalayabilirsiniz.

Kaynakça

Bekmen, A. (2007). Marksizm: Praksis’in teorisi. İçinde H. Birsen Örs (Der.). 19. yüzyıldan 20. yüzyıla modern siyasal ideolojiler (ss. 163-252). İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.

ILO. (2011). The Reader: Social and Solidarity Economy: Our common road towards Decent Work.  Erişim

Kategori(ler): Uygulama

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.