Zonguldak’ın Devrek ilçesinde bulunan Devrek Güneşi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, tarım-gıda alanındaki çalışmalarıyla ve kooperatifçilik bilinciyle tüm Türkiye’ye örnek olabilecek muhteşem bir kooperatif. Kadınların önderliğinde kurulan kooperatif, bugün ürünlerini Türkiye’nin birçok yerindeki tüketiciye ulaştırmakta. Çok çalışma ve çokça emekle elde ettikleri başarı her türlü takdiri hak ediyor doğrusu. Devrek Güneşi ’nin hep parlaması dileğiyle, sözü Saniye Uysal, Çiğdem Dede, Semra Kartoğlu ve Elif İnam’a bırakıyoruz.


Kooperatifçiliğin bireysel bir iş olmadığını söyleyebilirim. Bu bir ekip işidir. Yaptığın işe, arkadaşına güveniyorsun.

Aslında tüketim kooperatifleri bizler için kurtuluş.

Devrek Güneşi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ürettiği gıda ürünleri ile kentlerde yaşayan tüketicilere ulaşmayı başardı. Sizce bu başarının ardındaki en önemli faktör nedir?

S.U: Nasıl gelişebiliriz ve bize kimler rehberlik edebilir” düşüncesinden hareketle kooperatifi kurduktan 6 ay sonra Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV) ile iletişime geçtik. KEDV bağlantısıyla mikro kredi kullandık ve ödül aldık. Alman Kooperatifleri Konfederasyonu DGRV’nin eğitimlerine katıldık, KÖY-KOOP’lar ile çalışma yaptık. Daha sonra internet üzerinden Kadıköy Kooperatifi ile tanıştık. Tüketim kooperatifleri ile olan ilişkilerimiz genişledi.  Çalıştığımız tüketim kooperatiflerinin sayısı sürekli artıyor. Şu anda Ovacık Doğal Ürünler Kooperatifinin Diyarbakır dâhil sanırım 10 şubesine ürün veriyoruz. Aslında tüketim kooperatifleri bizler için kurtuluş. Üretime gelirsek; yaptığımız ürünlerde, evimizde kullanmadığımız hiçbir katkı malzemesini kullanmıyoruz. Yağın, unun en kalitesini kullanıyoruz. Bu sayede tüketicinin gözünde güvenirlilik kazandık.

Birbirimizin rakibi olmayalım pazarı olalım.

Anladığım kadarıyla kooperatifler arasındaki dayanışmayı önemsiyorsunuz…

S.U: Evet, örneğin, Kadıköy Tüketim Kooperatifi ile yaptığımız toplantılarda bir fikir bulduğumuzda ortaya atıyoruz; nasibine düşen bunu alıyor. 4-5 yıl önce KEDV’in Kadın Kooperatifleri toplantısına katıldığımızda “biz birbirimizin rakibi olmayalım pazarı olalım” ifadesini kullanmıştım. Bu yıl biz salça üretmeyeceğiz. Adana’daki kooperatif bizim salça ihtiyacımızı karşılayacak. Herkes tarhana, makarna üretmesin.

Kooperatif yöneticileri olarak hepimiz kooperatifin her alanında çalıştık.

Herhalde bugünlere gelmek kolay olmamıştır…

S.U: Üretimde o kadar çok uğraştık ve deneme yanılma yaptık ki… Başlangıçta yufka açmayı dahi bilmiyordum ama araştırmacı yönüm olduğu için Devrek’te esmer ekmek yapan yoktu “biz yapabiliriz” dedik. Şu an esmer ekmek satıyoruz. Bu işe başladığımızda un bulmakta zorlandık, unun içerisindeki kepek oranını el yordamıyla bilebildiğimiz kadar yapmaya çalıştık. Daha sonra gıda mühendisi aldık aramıza ve 4 yıl kadar onunla çalıştık. Şu an kendi buğdayımızı kendimiz ekiyoruz.

Tabii başarı hemen gelmiyor. Çok yanılıyorsun, zarar ediyorsun. Yeri geldi o zararları kendi cebimizden ödedik kooperatife yük olmaması adına. Ama sonuç güzel oldu, sorunları aştık. Kooperatif yöneticileri olarak hepimiz kooperatifin her alanında çalıştık. Ben yıllardır fırındaydım. Belki her işin içinde olduğumuz için bu kadar hâkimiz; eksiyi ve artıyı görebiliyoruz. Kooperatifin beyin gücünü oluşturabilmek, kendimize yeni hedefler belirlemek ve gördüğümüz eksiklikleri tamamlamak için geçtiğimiz yıl üretimden çekildim.

İlk zamanlarda ekonomik anlamda da biraz sıkıntılarımız oluyordu. Yevmiyeli gelen arkadaşlara o gün ya da o hafta içerisinde paralarını veremiyorduk ve bekledikleri zamanlar oluyordu. Ama artık ekonomik sıkıntılarımız kalmadı. Yevmiyeli gelen arkadaşlar beklemeden kooperatiften parasını alabiliyor. Başlangıçta köyde bizim ne yaptığımızı, nasıl ayakta kaldığımızı izliyorlardı. Kadın kadının yurdu olacağına kurdu da olabiliyor. Karşılıklı olarak birbirimizi anlayabilmemiz, iletişim ve güven vs. yavaş yavaş oluyor, hemen bir anda olmuyor. Biz Devrek Güneşi olarak o olumsuz düşünceleri yıktık.

Bu kooperatifi 8 kadın çiftçi ile kurduk.

Kadınların önderliğinde kurulan, kadınların çoğunlukta olduğu bir kooperatif olarak bu kimliği ön plana çıkarmadığınızı fark ettim…

S.U: Sürekli kadın cinsiyetini ön plana çıkarmak bana pek mantıklı gelmiyor. Biz bir Tarımsal Kalkınma kooperatifiyiz. Bu kooperatifi 8 kadın çiftçi ile kurduk. Bugün erkek ortaklarımız da var. Ortak bir hayatı paylaşıyoruz ve bu işi birlikte götürüyoruz. Bir dahaki yönetimde erkeklerin de olması gerekiyor diye düşünüyorum. Yetemediğiniz anlar oluyor ya da erkek bakış açısına ihtiyacınız oluyor. Bu iş sadece kadınla yürümez; çok seslilik de önemli.

Beyaz baklava, kızılcık ekşisi, cevizli kömeç Devrek Güneşi ‘nin ürünlerden bazıları. Bu ürünlerin fikirleri kimlerden çıktı? 

S.U: Bunların hepsi geleneksel ürünler. Ben köyde doğdum ve büyüdüm. Çocukluğumuzda kızılcık ekşisi kompostosu yapılırdı. Eriştelerin yanında kaşıklarla yenilirdi. Özgün olması adına kızılcık ekşisi sosu yapmayı düşündük ve nar ekşisi formatına soktuk. Açıkçası ihtiyaçtan doğuyor; biraz öngörü sahibi olunca ister istemez kendiliğinden ortaya çıkabiliyor. Aslında bunun bir mimarı yok geçmişi kurcalayınca ortaya çıkıyor.

Pandemi dönemi nasıl geçti kooperatifiniz için?

Ç.D: Pandemi döneminde evden çıkma yasağı olduğunda arabamızla evlere ekmek dağıttık. Ekmeği götürürken kişilerin ihtiyaçları varsa manav, market alışverişlerini de yaptık. Hijyen kurallarına dikkat ettiğimiz için güvenirliliğimiz arttı. Zaten temiz ürün yaptığımız için önceden de güvenirliliğimiz vardı. Pandemide bu güvenirlilik daha da arttı.

Yaptığımız iş istihdama yönelik. Biz kooperatifte risturn dağıtmama kararı aldık.

Devrek Güneşi ‘nin geleceği için neler yapıyorsunuz, planlarınız neler?

S.U: Yaptığımız iş istihdama yönelik. Biz kooperatifte risturn dağıtmama kararı aldık. Herhalde 5 yıl sonra dağıtmaya başlarız. Okulun yanında 15 dönüm kadar bir arazi var. Şu an ilk hedefimiz iki-üç yıl içinde o araziyi almak ve en az 500 m2 alanda depolama ve kurutma tesisi ihtiyacımızı gidermek.

Sürdürülebilir bir kooperatif için de olmazsa olmaz genç nesil.

Sürdürülebilir bir kooperatif için de olmazsa olmaz genç nesil. Aslında bunu nesiller arasında devir teslim gibi düşünebiliriz. Bu koltuklar bize ait değil. Yöneticiler egolarını bir kenara bırakmalı ve benden sonrası tufan mantığıyla gidilmemeli diye düşünüyorum. Peki, biz neler düşünüyoruz? Üniversite mezunu genç bir arkadaşımız ön muhasebede çalışmaya başladı. İlk fırsatta ekonomik koşulları oluşturabilirsek tekrar bir gıda mühendisini aramıza almayı düşünüyoruz. İmalathanede kalıcı arkadaşların genç olmasına çok dikkat edeceğiz. Bence her kooperatif önce kendi muhasebesine bir başlasın ya da satış personeli için kendini geliştirmiş, iletişimi güçlü üniversite mezunu gençleri istihdam etsinler.

Burada bir aile olduk.

Kooperatifçiliğe ilgi duyan gençlere bir fikir vermesi için soruyorum: Kooperatif deneyimi size ne kattı? Sizi nasıl değiştirdi?

S.U: Belki de hayatımdaki birçok boşluğu doldurdu diyebilirim. Burası bana insan ilişkilerini öğretti. Çok farklı insanlarla bir aradasınız, hayatı öğreniyorsunuz. Her şeye rağmen güzel oldu. Aslında kooperatif evimiz oldu. Büyük bir ailemiz oldu. Bana öyle gibi geliyor.

Ç.D: Beni sosyalleştirdi ve hayata hazırladı. Burada çalışmadan önce evden annemlere giderdim, çarşıdan alacağımı alırdım ve hiç gezinmeden eve gelirdim. Şimdi hayatımın çoğunluğunu burası oluşturuyor. Arkadaş çevrem oldu. Burada bir aile olduk. Her gün görüşüyoruz, yazışıyoruz. Yani birbirimizi görmeyince yapamıyoruz.

E.İ: Ben 2 yıldır kooperatifteyim. Aslında burası hepimiz için bir aile.

S.K: İki buçuk yıldır kooperatifteyim. Açıkçası ben çok fazla bağlanan ve geceyi gündüze katıp düşünen bir insanımdır. Artık kooperatif benim için bir aile demek. Küçük bir adım ilerlemek benim için çok değerli ve bu işi bilen, bizi bir adım öteye çıkaran insanları tanımak beni çok mutlu ediyor.

Tarım ve kooperatifçilik birbirine çok yakışıyor.

Tarım kooperatifleri çiftçilerin sorunlarını çözebilir mi?

S.U: Tarım ve kooperatifçilik birbirine çok yakışıyor. O kadar çok yakışıyor ki. Niye? 10 yıl önce emekli olduktan sonra babamdan kalan arazide ablamla birlikte 20-25 bin adet çilek fidesi yetiştirdik. 15-20 kasa çileği pazara götürdüğümüzde o anda satamadığımızda ne yapmak lazım? Çilekleri reçel yapmak lazım. Her zaman şu örneği veriyorum: Domates tarlasının yanında domates atölyesi ya da bir kooperatif olmalı. Tarım için, çiftçi için kooperatifler bulunmaz fırsat.

Kooperatifçiliğin bireysel bir iş olmadığını söyleyebilirim. Bu bir ekip işidir.

Ama Türkiye’de birçok tarım kooperatifi başarısız oluyor, kapanıyor…

S.U: Kooperatifçiliğin bireysel bir iş olmadığını söyleyebilirim. Bu bir ekip işidir. Yaptığın işe, arkadaşına güveniyorsun. Arkadaşlara da söyledim: Biz birbirimizin açığını bulmayacağız. Şayet birimizin bir eksiğini bulduğumuzda bu eksiği kapatarak gideceğiz ve dürüst olacağız.

Bence başarısız kooperatifler ya kooperatifçilik mantığıyla kurulmuyor ya da yönetimleri pastayı kimseyle paylaşmak istemiyor. Aslında bir tercih meselesi, zengin olma gibi bir düşünceniz varsa kooperatifte yer almak mantıklı değildir. Kooperatifçilik mantığının olmazsa olmazı bence şeffaflık ve dayanışma. İlk olarak şeffaf olacağız sonrasında her şey peşinden geliyor. Dayanışma ise imece kültürü diyebilirim.

Kooperatif anasözleşmesinde belirtildiği üzere herkesin bir oy hakkı, eşit bölüşme hakkı var. Kooperatif anasözleşmesini okuyarak ve imzalayarak ve belirtilen kurallara uymak şartıyla kooperatif çatısı altında toplanıyorsunuz.  O yüzden diyorum ki kooperatif ortakları, yeni katılanlar, çalışanlar dâhil tekrardan kooperatif eğitimi almalı. Çünkü günümüz Türkiye’sinde kooperatifçilik “sadece bana” mantığı ile işliyor. Ama kooperatifçilik öyle değil. O yüzden sürekli eğitimi vurguluyoruz.

İnsanların tekrar aile tarımına döneceğini düşünüyorum. Küçük aile çiftçiliği tekrar başlayacak.

Tarımın geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

S.U: 10 yıl önce çiftçilik yapmak daha kolaydı. Girdi fiyatları bu kadar pahalı değildi. Şu anda ise mazotun fiyatı 25-26 TL olmuş. Artık çok zor. Ayrıca sürdürülebilir tarım yapmak da çok önemli. Yani tarımdaki hava şartlarından dolayı topraktan her yıl aynı ürünü alamayabiliyorsunuz.

Çok fazla ürünle uğraşmak aslında çiftçiye de çok fazla bir şey getirmiyor. Bir ya da riski de azaltabilmek adına iki-üç alanda uzmanlaşmak gerekiyor. Buğday ise buğdayın yanına mercimeğini ekersin vs. Yani ben belirlediğim alanda uzmanlaşmalıyım. Örneğin bir ürün akla geldiğinde o ilçe ya da bölge akla gelmeli. Her şeyi yapmak zorunda değiliz. Tarımın profesyonel yapılması gerekiyor. Eğitimli insanlar emekli olduklarında köylerine gitseler ne olur? Orası için çok şey değişir. Sonuç olarak, üretimdeki girdiden kaynaklı maliyetlerin çok fazla olduğu tartışılmaz. Ama üretici arkadaşlar da birkaç işte uzmanlaşsınlar. Sürdürülebilir ve kaliteli ürün çok önemli. Aslında tarımda da eğitim çok önemli.

Şu anda büyük ölçekli tarımı insanlar çok fazla yapamaz. Çünkü o kadar alanı sürecek mazotu ya da tohum ve gübreyi satın alamazsınız. Ama küçük bir alanda nane, maydanoz, marul vs. ile evinizi geçindirirsiniz. Ayrıca çok fazla beden gücü de istemiyor sadece bakmak gerekiyor. İnsanların tekrar aile tarımına döneceğini düşünüyorum. Küçük aile çiftçiliği tekrar başlayacak.

Çözüm tekrar tarımda, toprakta diye düşünüyorum.

Son olarak okuyuculara iletmek istediğiniz mesaj var mı?

S.U: Yıllar önce balkon bahçeciliğini dile getirmiştim. Şehirde balkona bir maydanoz, nane ile başlarsak o çığ gibi olacak ve büyüyecektir. İnsanlar topraktan uzaklaşmasınlar. Topraktan uzaklaşınca kendimizi unutuyoruz ve mekanikleşiyoruz. İnsanlar doğa ile iç içe olsunlar. O zaman insani yönlerimiz de ön plana çıkıyor. Hele bir kadın olarak dünyanın geldiği noktayı da biliyorsunuz. Sadece ekonomik anlamda değil insanlık anlamında da kötü bir durumdayız. Kendimizi tüketirken dünyayı da tükettiğimizin farkında değiliz. Kadın duyarlılığı ile bu yönlere doğru yönelmek lazım gibi geliyor bana. Yani toprak anaya sahip çıkmamız gerekiyor. Bir sorun varsa onun yanında çözümü de vardır. Sadece bakmayı bileceğiz ve isteyeceğiz. Çözüm tekrar tarımda, toprakta diye düşünüyorum. Birbirimizden kaçmayacağız birbirimize dokunmaya çalışacağız.


Not: Söyleşinin ses kaydını çözümleyen Ayşegül Yıldız’a teşekkür ederim.

Kategori(ler): Söyleşiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.