Hayatımız boyunca hepimiz, pek çok farklı ekip gözlemleyip, bir şekilde bir ekibin parçası olmuşuzdur. Bir noktada da doğru ekip üyeleri nasıl seçilmeli, bir ekibi başarıya götüren faktörler nelerdir, ekibin bir parçası olmak ne demektir diye mutlaka kafa yormuşuzdur. Paul Gaffney, ekip çalışmasının doğasını spordan örnekleri kullanarak incelerken kafamızdaki soruları sade ama derinlikli biçimde yanıtlıyor.


Ekip çalışması, aynı anda hem optimal etkinlik ilkesinin hem de kişisel işbirliğinin konusu olan karmaşık bir sosyal dinamiktir. Bu karmaşıklığı, dikey bir arayış (bazı kolektif hedeflere ulaşılması) ve yatay bir ilişki (kolektif bir hedefin peşinden giden ekip üyeleri arasındaki işbirliği) üzerinden görselleştirebiliriz. Dikey, kavramsal olarak önce gelir: Ekip arkadaşları nihai amaç buymuş gibi sadece birbirleriyle etkileşim kurmak için bir araya gelmezler; her zaman işbirliği çabalarını yapılandıran bir hedef veya amaç vardır. Aynı zamanda, bu amaca katkıda bulunan her birey, belirli bir dizi yeteneği ve daha önemlisi, dikey arayışta asla ihlal edilmemesi gereken kişisel haysiyeti ve dokunulmazlığı getirir.

İdeal durumlarda yatayın sinerjisi, yani ekip arkadaşlarının birlikte çalışma ve yeteneklerini harmanlama konusunda iyi olmaları, doğrudan daha büyük bir dikey başarıya dönüşür. İyi ekipler birlikte çalışarak bireylerin ayrı ayrı elde edebileceğinden daha fazlasını başarır. Ancak bu iki değer birbirinden farklıdır ve birbirleriyle bir miktar çelişir. Örneğin, olağanüstü yeteneği nedeniyle ekibin kazanmasında herkesten daha fazla katkısı olan, ancak oldukça bencil ve işbirlikçi olmayan bir takım oyuncusunu, mesela bir basketbolcuyu düşünelim. Onu daha az yetenekli ama birçok işi yapabilen, işbirlikçi ve destekleyici bir ekip arkadaşıyla karşılaştıralım. Bariz bir soru ortaya çıkar: Bu ikisinden hangisi daha iyi bir ekip arkadaşıdır? Bu sorunun yanıtı, şu sorulardan hangisinin daha yararlı olduğunu düşündüğünüze bağlı olabilir: Bu iki oyuncudan hangisi sizin başarılı olma şansınızı artırıyor? Kiminle oynamayı tercih edersiniz? Genellikle uzun süreler boyunca birlikte çalışan veya birlikte oynayan ekipler, daha işbirlikçi ekip arkadaşının lehine karar vereceklerdir. Ekibin; işe, ekip üyelerine veya kuruma yönelik tutum, davranış ve duyguları önemlidir ve bunlar sık sık, özellikle de uzun vadede, nesnel sonuçlarda kendini gösterir.

Her ikisi de etkili ekip çalışmasına katkıda bulunan maddi ve maddi olmayan vasıfları birbirinden ayırmakta fayda var. İlkinden kastım, başkalarının beceri ve uzmanlıkları ile eşgüdüm sağlayan beceri ve uzmanlıklar ve özellikle de başkalarının performanslarını nasıl destekleyeceğini bilen pratik zekâdır. İyi ekip arkadaşları, diğerlerini başarılı olacak bir konuma nasıl getireceklerini bilirler; bu, yalnızca ve hatta öncelikle, basit bir iyi niyet meselesi olmayan bir beceridir. Elbette, özellikle dikey arayışın her zaman yapısal bir önceliğe sahip olduğunu aklımızda tuttuğumuzda, ekip işlerinde saf yeteneğin yerini hiçbir şey tutamaz. Bununla birlikte, bazı soyut nitelikler ekip başarısının vazgeçilmez unsurlarıdır: Güzel enerji, coşku, ekip arkadaşlarının çabalarını eleştirmeden desteklemek ve ekibin iyiliği için çekici veya eğlenceli olmayan rolleri üstlenmeye istekli olmak. Daha önce bir ekibin parçası olmuş herkes bu niteliklerin ne kadar değerli olduğunu bilir.

Benliğin sosyal inşası

Sahici bir ekip çalışması hem bağlılık hem risk içerir. Ekip arkadaşları, bir araya gelmiş bireyler olmaktan ziyade, birleşik bir grup olma çabasıyla birbirlerine söz verirler; bu söz bir güven sıçraması içerir. Bu güven sıçraması, kişinin kendi çıkarlarını, ekibin çıkarlarına tabi kılmasını gerektirir. Bunu anlamanın birkaç yolu vardır. Birincisi, güven sıçramasını, bireylerin başarılı bir takım çalışmasına katkıda bulunmak gibi daha büyük tatminler elde etme fırsatı için çok sayı atmak veya çok dikkat çekmek gibi anlık tatminlerden vazgeçtikleri bir yatırım stratejisi olarak düşünebiliriz. Buradaki örtük öneri, daha fazla ihtişam ve ilgi içeren bir seçenek olsa bile kişinin kaybeden bir takımda parlamaktansa, kazanan veya başarılı bir ekibe veya en azından işleri “doğru şekilde” yapan bir ekibe küçük ya da büyük  bir katkıda bulunmayı tercih edeceğidir. 

Söylemeye gerek bile yok, bu teklif herkesi ikna etmeyecektir. Ekibe bağlılığı anlamanın ikinci yolu, oyuncular için anlık veya dönüştürücü bir deneyimdir; kişisel çıkar hâlâ caziptir ancak buradaki bağlılık kişisel çıkarı tam olarak neyin oluşturduğunu yeniden tanımlar. Dönüştürücü paradigma, insanları temelde ilişkisel ve işbirlikçi varlıklar olarak anlar. Bu anlayışın devamlılığı yatırımın gelecekteki kȃrına bağlı değildir. Dönüştürücü paradigma, ekip arkadaşlarının, ekip dinamiğinin üretkenliğinin artmasının dışında, daha büyük bir amaca yönelik karşılıklı bağlılıktan derin bir tatmin yaşadıklarını savunur.

Yukarıda sunulan çerçeve, örnekleri spor dünyasından gelse de ekip çalışmasının genel bir açıklamasını sunar. Farklı dikey arayışlara göre ayırt edebileceğimiz farklı türde ekipler olduğu açıktır: Atletizm ekipleri zafer peşindedir; tıpta, ticarette, hukukta ve diğer birçok alanda benzer örnekler vardır. Dikey ilke değişebileceği gibi, ekip arkadaşları arasındaki yatay ilişki de değişebilir. Örneğin, spor analojisini kullanarak, bazı ekip çalışmalarını esasen eklemeli (ekip arkadaşları golfte olduğu gibi ayrı ayrı çalışır ama çabaları toplanır); bazı ekip çalışmalarını eşgüdümlü (ekip arkadaşlarının çabaları hȃlȃ büyük ölçüde ayrıdır ancak bayrak yarışlarında olduğu gibi bazı etkileşimleri içerir); bazı ekip çalışmalarını kurumsal (beyzbol veya Amerikan futbolundaki gibi bireyler farklı pozisyonlarda bulunur ve farklı becerilere sahiptir) ve bazı ekip çalışmalarını değiştirebilir (bireyler, basketboldaki gibi, koşullara bağlı olarak rollerini akıcı bir şekilde değiştirebilirler) olarak tanımlarız. Tüm bu farklılıklara rağmen, ekip çalışmasının temel zorluğu benzerdir.

Aidiyet

İnsan toplumunun bir modeli olan ekip çalışmasının birtakım aşılması zor güçlükler yarattığı inkâr edilemez. Ancak en iyi örneklerinde, katılımcılara ait olduklarını bilmenin basit ve derin memnuniyetini deneyimleme fırsatı sunar.


Not 1: Paul Gaffney’nin 13 Şubat 2020 tarihinde LSE blogunda yayımlanan yazısından Yasemen Köne tarafından çevrilmiştir. Erişim

Not 2: Yazı, Journal of the Philosophy of Sport dergisinde yayımlanan The Nature and Meaning of Teamwork başlıklı makaleye dayanmaktadır (Volume 42, 2015, Issue 1).

Not 3: Öne çıkan görsel, jesse orricoUnsplash

Kategori(ler): Akademik

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


The reCAPTCHA verification period has expired. Please reload the page.