Ekonomik küçülme, sonu olmayan kapitalist çevre katliamına bir çözüm olarak giderek daha çok öneriliyor. Fakat Japon bir profesör, Kohei Saito, bundan da ileri gidip, ideal bir refah toplumu ile ekonomik küçülme arasında ikna edici bir ilişki sunuyor.


“Moıns de bıens, plus de lıens!” (“Daha az şey, daha çok ilişki!”) Küçülme ütopyasını destekleyen sansasyonel bir Japon çok satan 

“Eğer iktisadi politikalar 30 yıldır başarısız oluyorsa neden yeni bir hayat tarzı yaratmıyoruz? Bunun için umulmayacak bir istek mevcut.”

Bunlar, “Antroposen’de Kapital” kitabı şu ana kadar 500.000 kopya satan (2023’de İngilizce çevirisi çıkacak) 36 yaşındaki felsefe profesörü, Japonya’nın sansasyonel yazarı Kohei Saito’nun sözleri. Guardian ile söyleşisinde, Saito ne yapmaya çalıştığını açıklıyor:

“Çok zor bir durumla karşı karşıyayız: Pandemi, yoksulluk, iklim değişikliği, Ukrayna’daki savaş, enflasyon… Ekonomiyi büyütebileceğimiz ve aynı zamanda hayat tarzımızla ilgili hiçbir şeyi temelden değiştirmeksizin sürdürülebilir şekilde yaşayabileceğimiz bir gelecek hayal etmek imkânsız.

… Japonya’da bile pek çok kişi işini ve evini kaybetti ve aşevleri gibi şeylere muhtaçlar. Bence şok edici. Ve bir yanda da düşük ücretli işlerde uzun saatler çalışmaya zorlanan vazgeçilmez çalışanlar var. Vazgeçilmez çalışanların marjinalleştirilmesi ciddi bir sorun haline geliyor.”

Pandemi sırasında öğrendiğimiz şeylerden biri, hayatımızı bir gecede çarpıcı şekilde değiştirebileceğimiz: Nasıl evden çalışmaya, daha az şey satın almaya, daha az uçmaya ve dışarıda daha az yemeye başladığımıza bir bakın. Daha az çalışmanın çevre dostu olduğunu ve insanlara daha iyi bir hayat sağladığını kanıtladık. Ama şimdi kapitalizm bizi ‘normal’ hayat tarzına döndürmeye çalışıyor.

Kitabımda, bir cümleye sürdürülebilir kalkınma amaçları (SKA)’nı, kitlelerin yeni afyonu olarak tanımlayarak başlıyorum… Ekonomik sistemle ilgili hiçbir şeyi değiştirmeden çevre dostu torbalar ve şişeler almak… SKA sistematik sorunu örtüyor ve her şeyi bireyin sorumluluğuna indirgerken şirketlerin ve politikacıların sorumluluğunu gizliyor.”

Saito’nun Marksizmiyle daha az ilgiliyiz ama “Marx’ın sürdürülebilirlik ile kapitalist olmayan ve kapitalizm öncesi toplumların durağan ekonomiyi gerçekleştirdikleri için sürdürülebilir olmalarıyla, büyüme odaklı olmamalarıyla ilgilendiğini keşfettiğini” söylemesi ilginç.

Ama Japonya’daki, ve iddia ediyoruz ki oranın çok ötesinde de, şu anki tükenmiş ve kendini çökerten üretim ve tüketim modelimizin çok ötesinde bir şeye yönelik popüler taleple daha ilgiliyiz. Saito’nun ekonomik küçülme versiyonu çekici mi? İşte El Cezire’den Saito’ya yanıt veren bir yazı:

“… açık ki zenginlerin ölçüsüz enerji ve kaynak kullanımını azaltmanın ve gerçekten döngüsel bir ekonominin çerçevesi içinde tasarımları daha verimli yapmanın talebi düşürmek için büyük potansiyeli var. Örneğin, 2021’de tahminen 57 milyon ton elektronik eşya çöpe atıldı. Bu, Çin Seddinden daha büyük.

Eğer sırf akıllı telefonları, televizyonları ve diğer cihazları şu ankinden iki kat uzun dayanmaları için tasarlasaydık, refahı azaltmadan (fakat muhtemelen kârları azaltarak) bu atıkları anında yarıya indirebilirdik.

Bir ekonomik küçülme ekonomisi ciddi miktarda azaltılan enerji ve kaynak kullanımını yüksek refah düzeylerine çevirmekte çok daha etkili olurdu. Bu, yeniden dağıtım ve kamu parası yoluyla, para ve finans sistemlerinin yeniden yapılandırılması yoluyla finanse edilebilir ve bu sayede kamusal mallar konusunda özel sermayenin yatırımlarına bağımlı olmayız.

Kuşkusuz, hayat çok daha farklı görünürdü ve pek çok kişi daha az maddi nesneye sahip olurdu. Ama çoğunluk daha iyi hizmetlere erişebilirdi ve toplum daha sürdürülebilir, adil, keyifli ve tatmin edici olurdu. Özünde, ekonomik küçülme; kapitalist piyasa işlemlerinin, değişim değerlerinin veya maddi tüketimin refah üzerindeki etkisinin daha az, kolektif üretim biçimlerinin, paylaşılan insani değerlerin ve anlamlı sosyal ilişkilerin ise daha fazla etkisinin olduğu bir toplumu hedefler. Bir ekonomik küçülme sloganının belirttiği gibi: ‘Moins de biens, plus de liens!’ (“Daha az şey, daha çok ilişki”).

Bir küçülme ekonomisi, kemer sıkmanın tersyüz edilmesi olurdu. Çoğunluk için bu, daha bereketli, daha neşeli, daha tatmin edici bir hayat tarzı anlamına gelirdi. Zengin azınlık için ise kişiye özel bolluğun, aşırı emisyonların ve yoğunlaşmış gücün sonu olurdu. İnsanlık açısından yaşamaya değer bir gelecek için tek şansımız bu olurdu.


Not:  The Alternative internet sitesinde 12 Eylül 2022 tarihinde yayımlanan yazıdan Murat Soysaraç tarafından çevrilmiştir. Erişim

Kategori(ler): Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.