İşbirliği ve ortaklaşa çalışmanın önemini kavradıkça, verimli iletişimin bunları gerçekleştirmedeki rolünün farkına varıyoruz. Fakat etkin iletişim için önce etkin dinleme gerekli ve bunu söylemek yapmaktan daha kolay. Gelin etkili dinlemenin önündeki zorlukları ve bunların üstesinden nasıl gelineceğini birlikte inceleyelim.


Etkin dinleme hakkında Gaia Education’ın çevrimiçi “Sürdürülebilirlik için Tasarım” kursundaki “Sosyal Tasarım Boyutundan” seçme parça.

İyi iletişimin özü basit ama etkili olan dinleme kapasitesidir. Dinlemek sadece kelimeleri duymayı değil, aynı zamanda kendi iç gürültümüzü benimsemeyi, kabullenmeyi ve zamanla bırakmayı gerektirir. Eğer söylenenlere, söylendikleri sırada tepki veriyor ve onları yargılıyorsak gerçekten dinleyemeyiz. Derin dinlemeyi anlayışa ulaşan bir yol olarak inceledikçe, onun ne kadar geniş bir eylem olduğunu keşfederiz. Bu da bize etrafımızdaki dünyaya katılmanın yollarını daha doğrudan algılamamız için bir yöntem verir.

Hepimizin nasıl yapıldığını bildiğimizi düşündüğümüz bir etkinlik olan dinlemek, aslında oldukça zordur ve sorumluluk ile pratik gerektirir. Hintli bir filozof olan Krishnamurti, bu zorluğu şöyle açıklamıştır:

“Hiç nasıl dinlediğinizi incelediniz mi bilmiyorum. Neyi dinlediğiniz fark etmez; bir kuş olsun, yaprakların arasından esen rüzgâr olsun, suyun akışı veya yakın arkadaşlarınızla, karınızla ya da kocanızla olan ilişkilerinizdeki sohbetinizde kendi diyaloğunuzu nasıl dinlediğiniz olsun. Eğer dinlemeye çalışırsak bunu olağanüstü zor buluruz çünkü her zaman kendi fikir ve görüşlerimizi, önyargılarımızı, geçmişimizi, yatkınlıklarımızı, itkilerimizi yansıtıyoruz ve bunlar baskın olduğunda söylenenleri zar zor dinliyoruz. Bu durumda hiçbir değer yoktur. İnsan sadece bir dikkat halinde, tüm arka planın askıda, suskun olduğu bir sessizlik halinde dinler ve böylece öğrenir. Bana kalırsa, ancak o zaman iletişim kurmak mümkündür.”

— Krishnamurti, Talks and Dialogues

O halde dinlemek, bir iç sessizlik geliştirmektir. Bu, birçoğumuz için tanıdık bir alışkanlık değil. Çoğunlukla içimizde olan bitene büyük bir ilgi gösteriyoruz ama yapmamız gereken disiplinli bir öz-unutma yani dinlediğimiz şeyleri ve kişileri değerlendiren daimi yorumcuyu ve yargıcı bırakma. Dinlemenin gerçekleşebileceği bir boşluk yaratmalıyız.

Dinlemeyi öğrenmek, şu anda nasıl dinlediğinizi tanımakla başlar. Genelde nasıl dinlediğimizin pek bilincinde değilizdir. Dinlemeye öncelikle kendinizi ve kendi tepkilerinizi dinlemekle başlayabilirsiniz. Hissettiklerinizi daha dikkatli ve doğrudan tanımlamayı deneyin. Kendi duygularınızı algılamakla başlamak sizi kendi merkeziniz ve deneyiminizin merkezi ile birleştirir. Var olmayı öğrenmek için şimdi ne hissettiğimizi fark etmeyi öğrenmek zorundayız.

İlgili İçerik:   Kamu Yararı için Bankacılık Mümkün

Etkin Dinleme ve Bazı Unsurları

Zihnimizi Özgürleştirmek: Eğer başladığımız yer etkin dinleme değilse gerçekten verimli bir iletişimi zorlukla ilerletebiliriz. Ve dinlemek için, duyularımızdan önce zihnimizi özgürleştirmeliyiz; kafamızı meşgul eden şeyleri, önyargıları, varsayımları ve benzerini salıvermeliyiz. Zihnimiz “şeylerle” o kadar dolu ki diğer insanların bize söylemeye çalıştıklarını dinleyemiyoruz ve kabul edemiyoruz. Sadece derin bir iç sessizlik diğer insanların seslerine tamamen açık olmamızı sağlayabilir.

Empati Kurmak: Dinlemek sadece kelimeleri duymak değildir; açık, kabullenici ve anlayışlı olmaktır. İnsanların ne dediklerini anlamaya çalışmanın yanında kendi algılarınıza ve duygularınıza ve konuşanın bağlamına da dikkat etmelisiniz. Etkili dinlemek için alçakgönüllü olmalı, başkalarına öğütler vermeye karşı koymalı ve bunun yerine ortak deneyimleriniz düzeyinde bağlantılar aramalısınız.

Sor ve Yeniden İfade Et: Bir şeyleri açıklığa kavuşturmak için soru sorun, daha farkında olun ve konuşanın bilgeliğinin ortaya çıkmasına izin verin. Konuştuğunuz kişinin duygusal durumunu araştırın. Konuşanın dediğini doğru anlayıp anlamadığınızı kontrol etmek için soru sorun. Yargılamadan olumlu bir biçimde tekrarlayın. Kendi yorumunuzu katmadan ve istediğiniz cevapları aramadan yeniden açıkça ifade edin.

Derin Dinlemenin Bazı Unsurları

İnsanların Sınırlarına Saygı Gösterin: Derin dinleme saygıyla başlar. Saygı göstermek demek, başka şeylerin yanında, insanların sınırlarına dikkat etmek demektir: Onları zorlamaya çalışmaksızın ve fikir ve inançlarımıza uymalarını ya da inançlarını değiştirmelerini istemeksizin onlara karşı hassas olmak. Saygı göstermek ayrıca hoşlanmadığımız bir şey söylediklerinde veya yaptıklarında insanlarla aramıza mesafe koymamaktır. Saygı göstermek herkesin bize öğretebilecekleri olduğunu anlamaktır.

Her İnsanda ve Her Durumda Bir Öğretmen Görün: Her insandan, her durumdan bir şeyler öğrenebilirsiniz. Duygularınızın, acınızın ve öfkenizin ötesinde ne olduğunu; olanlardan ne öğrenebileceğinizi ve size kimin ya da neyin öğrettiğini kendinize sorduğunuzda dinleyişiniz derin olacaktır.

Farkları Kabul Edin: Başımıza gelen her şey belki farkında olmadığımız veya tümüyle anlamadığımız bir bütünün parçası olabilir. Alçakgönüllü olduğumuzda, tüm hakikate sahip olmadığımızı ve diğer insanların gerçekliğine açık olmamız gerektiğini kabul ettiğimizde derinden dinleriz.


Not 1: Daniel Christian Wahl’ın The Journal Blog sitesinde yayımlanan 22 Ağustos 2018 tarihli yazısından Murat Soysaraç tarafından çevrilmiştir. Erişim

Not 2: Öne çıkan görsel, Harli Marten – Unsplash

Kategori(ler): Görüş Yazıları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir