Güney Afrika, sosyal ve dayanışma ekonomisi (SDE) dendiği zaman ilk akla gelecek ülkelerden değil. Buna rağmen, SDE konusunda önemli çalışmalara ve araştırmalara ev sahipliği yapıyor. Bu yazı ile Güney Afrika’daki kooperatifçilik ve diğer sosyal girişimler hakkında bilgi edinmenin yanı sıra, dünyanın kalanının bundan çıkarabileceği dersleri inceleyeceğiz.


2017’de Güney Afrika hükümeti Sosyal ve Dayanışma Ekonomisinin (SDE) Güney Afrika’da varlığına imkân sağlamak için bir plan üstünde çalışmaya başladı. Planlama ekibi, 2009’da Johannesburg’deki Sosyal Ekonomi bölgesel konferansında benimsenen SDE tanımını kullanarak, kooperatifler, dernekler, vakıflar, kâr amacı gözetmeyen kuruluşlar ve sosyal girişimlerin dâhil olduğu belirli bir sosyal ve çevresel çıktısı olan tüm örgütler için ekosistemi anlamaya ve geliştirmeye odaklandı. ILO plana teknik destek sağlıyor ve plan Bakan Ebrahim Patel’in başında olduğu Ticaret, Endüstri ve Rekabet  Dairesi tarafından yönetiliyor.

George, Western Cape’de bir danışma oturumuna katılan Bakan Yardımcısı Gina, Ticaret, Endüstri ve Rekabet Dairesi ve Flanders Hükümeti Genel Temsilcisi Dr Geraldine Reymenants.
Sosyal ve dayanışma ekonomisi (SDE), sosyal ve dayanışma girişimlerini ve örgütlerini; özellikle hem ekonomik ve sosyal amaçları olan hem de dayanışmayı geliştirirken bir yandan mal, hizmet ve bilgi üreten kooperatifler, karşılıklı yarar kurumları (mutual benefit societies) dernekler, vakıflar, kâr amacı gözetmeyen kuruluşlar ve sosyal girişimleri kapsayan bir şemsiye terimdir. 

Kaynak: Sosyal Ekonomi Bölgesel Konferansı, Johannesburg, 2009

SDE’nin kendi bağlamındaki yerleşikliği, bu bağlamda neye benzediğini anlamak için fazlaca dikkat gösterilmesi gerektiği anlamına geliyor. İş SDE politikası oluşturmaya geldiğinde her soruna uyacak tek bir çözüm yok. Bu, hem Gini hem de Palma endekslerinde dünyanın en eşitsiz ülkelerinden biri olarak değerlendirilen Güney Afrika’da özellikle doğru. Sonuç, SDE’nin farklı yerlerde farklı görünmesi, özellikle ülkedeki kır kent ayrımında. Dolayısıyla politika oluşturma sürecinin öncelikle bu bağlamların inceliklerini anlaması gerekiyor ki yararlı olacak önerilerde bulunabilsin.

Northern Cape’deki danışmalar 1 Eylül 2019’da Kimberley’de ve 3 Eylül 2019’da Upington’da düzenlendi.

Temmuz-Aralık 2019 döneminde, planlama ekibi rapor konusunda tavsiye istemek için ülkeyi dolaştı ve bunu SDE’nin Güney Afrika’da neye benzediği, niteliği ve nasıl çalıştığı konusunda içerden görüş almak ve veri toplamak için bir fırsat olarak kullandı. 760’dan fazla kişi, ülkenin her ilinde düzenlenen 22 etkinlikteki atölyelere katıldı. Veriler temizlendikten sonra anket 506 kişiden cevap almıştı ki bu onu ülkede SDE hakkında yapılmış en büyük çalışmalardan biri yapıyor. Bunu asıl aydınlatıcı yapan yanıt verenlerin Çok Boyutlu Fakirlik Endeksinin farklı yerlerinden gelmeleriydi. Bu da çeşitli bağlamların, görüşlerin ve deneyimleri yansıtılmasını sağlıyordu.

Bu araştırmadan öğrenilen üç ders aşağıda özetlenmiştir:

Çeşitlilik SDE’nin gücüdür

SDE çeşitlidir: SDE uygulayacılarını temsil edecek ortak bir demografik veya kişisel profil belirlemek zordur. Bunlar, yüzde 96’sı aynı ilde yaşıyan ve çalışan, topluluklarına kök salmış girişimleri işleten insanlardır. Bunun sonucu, bu insanların hem birbirleriyle, hem de dışarıdaki topluluklarla bağlantılarının zayıf olmasıdır. Yalıtılmış hissediyorlar ve desteğe ulaşmakta zorlanıyorlar.

Planlamacılar için bir ders bağlantı (ağ) geliştirmeye odaklanmaktır: Hem taydaş hem profesyonel. Bir diğer ders ise tek bir organizasyonun ölçeğini büyütmek konusundaki hırsları kısıtlamak ama onun yerine birbirleriyle yatay ve dikey olarak bağlantılı birçok küçük organizasyonu desteklemek.

Küçük ve yerleşik işletmeler

Bu topluluk temelli kurumlar ayrıca küçükler: Kazançları sınırlı ve yerelleşmiş, yüzde 84’ü ayda 25,000 Güney Afrika randından (1.600 Amerikan doları) az kazanıyor. Hibeler bu kurumlar için temel bir fon kaynağı olmaya devam ediyor ve müşterilerden gelen gelirin yüzde 22’si bu kurumların mal ve hizmet sağlamak üstüne kurulduğunu ve sonuç olarak gelir elde ettiğini gösteriyor.

Dikkat çekici olan, şahsi bağlılık: Ankete cevap verenlerin yüzde 20’si kendi birikimlerinden yatırım yapıyor ve yüzde 12’si arkadaşlarından ve ailelerinden para alıyor. Bu SDE uygulayıcılarının işletmelerine bağlı ve mal ve hizmetlerini teslim etmek için kişisel risk almaya hazır olduklarını gösteriyor.

Güney Afrika
Katılımcılar, 2020’de kaydedilen ve analiz edilen “gülen surat” çalışma kâğıtlarına gerim bildirim verdiler.

Bu sosyal ve çevresel kazanımların bir etkisi, uzun sürelerde meydana gelmeleri ve finansal geri dönüşlere kıyasla daha zor ölçülmeleridir. SDE uygulayanların işletmelerine oldukça bağlı olduklarını görüyoruz: Hem sundukları toplumsal hizmet bakımından ama ayrıca finansal olarak da. Dikkate alınmayı ve anlamlı destek görmeyi hak ediyorlar.

Politika yapıcıların, hükümetleri SDE örgütlerine yönelik yatırımların risklerini azaltmaları için teşvik etmeleri gerekiyor. Sonuçta bu işletmelerin kazanımları sadece finansal değil, aynı zamanda sosyal ve çevresel.

Bütçeye erişimdense kaynaklara erişim

Son olarak, ankete katılanlardan eğer onunla bir toplantıya katılabilseler Güney Afrika Başkanına ne soracaklarını yazmalarını istedik. Bu soru dikkatle neye ihtiyaçları olduğunu sormadan insanların ihtiyaçlarını tanımlayacak şekilde ifade edilmişti. Listenin tepesinde kaynaklara erişim vardı, kaynak ve paraya erişimin ilginç bir birleşimi. Birlikte, SDE’ye nasıl kaynak sağlanacağı sorusunu açıklığa kavuşturabilirler. Öneriler arasında elektrik ve suda sübvansiyonlar, ortak ofis alanları, özellikle boş veya tam kullanılmayan belediye binalarının kullanımı, deneyim ve bilgi sahibi kişilerden rehberlik alma fırsatları ve işbirlikleri vardı.

Politika yapıcılar için bu, SDE organizasyonlarına kaynak sağlayacak özel finansman paketleriyle beraber farklı topluluk-düzeyi desteklerini teşvik etmek için bir fırsat sunuyor.

Güney Afrika

Sonuç olarak SDE ile ilgili herhengi bir bir politika geliştirmenin karmaşık ve çapraşık olduğunu söyleyebiliriz. Herkese aynı çözüm yaklaşımının uygulayıcıların çeşitli ihtiyaçlarını karşılaması muhtemel değil. Güney Afrika bağlamından öğrenilen bu üç ders, Covid-19 sonrası dünyada kapsayıcı ekonomiler kurarken küresel olarak politika yapıcılar tarafından göz önüne alınılabilir.


Not 1: International Labour Organization sitesinde 14 Aralık 2020 tarihinde yayımlanan “Lessons learned from Social and Solidarity Economy (SSE) policy development in South Africa: One-size does not fit all” başlıklı yazıdan Murat Soysaraç tarafından çevrilmiştir. Erişim

Not 2: Öne çıkan görsel, Tim Johnson – Unsplash

Kategori(ler): Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir