Nobel ödüllü düşünür ve araştırmacı Elinor Ostrom, bugün hâlâ, farklı yaşam ve örgütlenme yolları arayanlar için bir ilham ve umut kaynağı olmayı sürdürüyor. Yakın bir zamanda yayımlanan “Büyük Düşün, Küçük Yap” raporu Ostrom’un çalışmasını temel alarak İngiltere için çözüm önerileri sunuyor. Gücü dağıtmak ve topluluk hedefleri ile projeleri için alan açmanın yolları üzerine düşünme olanağı sağlıyor.


Son raporumuzda ekonomi ve siyaset bilimi alanlarında kuralları baştan yazan Nobel ödüllü düşünür ve araştırmacı Elinor Ostrom’un benzersiz çalışmasına bir göz atıyoruz. Elinor Ostrom’un on yıllar süren araştırması yerelcilik, topluluk gücü ve insan potansiyelinin savunucuları için bir umut kaynağı.

COVID-19 salgını, Birleşik Krallık’taki aşırı merkezileşmenin boyutunu gözler önüne serdi. Ama daha önemlisi, yereldeki müdahalelerimiz konseylerle sivil toplumun ne kadar yenilikçi ve dinamik olabileceğini ve komşuların ve toplulukların karşılıklılık adına harekete geçmeye ne denli gönüllü olduklarını gösterdi.

Bu, radikal imkânlarla dolu bir anda olduğumuzu duyumsatıyor; tepeden inme kuralların ve piyasa temelli çözümlerin ötesine geçip çok farklı yaklaşımlar deneyebileceğimiz bir anda. Bu anı yakalamak için yerelciler ve topluluk gücü savunucularının bir fikir birliğine ulaşıp bir araya gelmesi lazım. Tartışılmaz bir entelektüel ağırsıkletin desteğiyle elbette.

Ve işte burada Elinor Ostrom devreye giriyor.

Yeni Büyük Düşün, Küçük Yap raporumuzda, Ostrom’un çalışmasının Birleşik Krallık’ta politika oluşturma, hizmet sunumu ve demokrasinin neredeyse her yönünü kapsayan tamamıyla farklı bir yaklaşımın temeli olabileceğini savunuyoruz – dünyanın her tarafından gelen bolca kanıt ile desteklenen bir sav. Bu, demokratik katılımın değeri, tabandan başlayarak geliştirmenin gücü, sistemlerin verdiği umut ve merkezileşmiş ve tek tipleşmiş olanlardansa küçük çaplı ve gerçek insanlara yakın yaklaşımların lehine ikna edici bir sav getiriyor.

İşte Ostrom’un günümüzde ihtiyacımız olan aydın olmasının sebeplerinden birkaçı.

1- Ostrom, yerelliğin gerçek demokrasinin temeli olduğunu gösterdi

COVID-19 salgını – ve yarattığı tehlikeye devlet müdahalesinin  sorunlu oluşu – bir kez daha uzun dönemli, ulusal bir hastalığı açığa çıkardı: Aşırı merkezileşmiş siyaset, ekonomi ve yönetim. Daha yerel bir müdahale, yerel halk sağlığı merkezlerinin uzmanlığından faydalanabilir, kendiliğinden oluşan karşılıklı yardım gruplarının gücünden yararlanıp bu gücü büyütebilir, test ve izleme kapasitemizi arttırabilirdi.

Ostromcu bir bakış açısından, İngiltere’nin normali haline gelen merkeziyetçilik türü, yalnızca bir hata olmanın ötesindedir. Bu durum, gerçek meşruiyetin nereden geldiğine ilişkin bir tür yanlış anlamanın göstergesi. Ostrom’a göre, tek bir merkez yönetimin, yetkisi olmayan ve kaynakları yetersiz yerel yönetimleri kontrol etmek bir yana, bütün toplumu yönetmeyi umabilmesi bile düşünülemez. Şüphesiz, böyle bir düzenleme hiçbir şekilde demokratik olduğunu iddia edemez.

Bazı uluslararası ve stratejik sorunların meşru bir ulusal hükümet ölçeğinde yönetilmesi gerektiği bariz olsa da diğer tüm meseleler için geçerli olması gereken ana ilke, iyi sonuçlarla uyumlu, mümkün olan en küçük ölçekte örgütlenerek karar verilmesi olmalı.

2- Ostrom büyük işletmeler ve büyük devletler dışında bir yol gösterdi

Bazen Westminster ve Whitehall’un büyük devlet ve büyük işletmeler hakkındaki ikili takıntısından asla bir kurtuluş olmayacakmış veya topluluk gücünün potansiyeli hiç ciddi bir şekilde tanınmayacakmış gibi geliyor.

Ostrom, tamamen farklı yaşam ve örgütlenme yollarının mümkün olduğunu gösterdi.  Bunlar soyut fanteziler veya akademik kuramlar değiller. Deneyime dayalı çalışmalarıyla Ostrom, toplulukların elbirliği yapabileceğini ve sağduyunun mümkün gördüğünün çok daha ötesinde yerel sistemler tasarlayabileceğini gösterdi.

3- Ostrom gelecekteki krizler için bir harita verdi

Ostrom’un üstünde çalıştığı sistemlerin bazıları, işletmeler veya hükümetler karışmadan ve müdahale etmeden, yüzlerce yıldır varlığını sürdürüyordu. Ve pek çok durumda daha etkin çalışabiliyorlardı çünkü onlardan ne istendiğini gerçekten bilen kişiler tarafından tasarlanan sistemlerin muazzam avantajları vardır.

Bu yüzyılın ilk yirmi yılı zorluklar içinde geçti ama bunlar gelecektekilerin sadece habercisi olabilir. Gelecekteki şoklara en iyi karşılığı, parçalanmış ve güçsüz bırakılmış yerellikler değil, güçlü bir toplumsal yapıya sahip, birbirine bağlı, hareketli, yenilikçi topluluklar verecektir.

Topluluk Gücünün Geleceği

Büyük Düşün, Küçük Yap, Ostrom’un çözümlemesini, İngiltere’nin yeni filizlenen topluluk gücü hareketine yeni bir bakış açısı getiren bir mercek olarak kullanıyor. Bugün bu ülkede çeşitli, güven dolu, özerk topluluklar yaşıyor. Ama tüm çabaları – sivil toplum örgütleri, örgütlü gönüllülük ya da ileri görüşlü konseyler tarafından desteklendiğinde bile – çetin bir mücadeleyle karşı karşıya.

Buna karşılık, ulusal ve yerel hükümete ve toplulukların kendisine öneriler sunuyoruz: Gücü dağıtmanın ve topluluk hedefleri ile projeleri için alan açmanın yolları. Sonuç, hem aşırı yüklü hizmetlerimiz ve hem de hizmet ettikleri halkımız için daha iyi olacaktır.

Önümüzdeki güçlüklerle yüzleşirken, Ostrom’un çalışması son derece gerçek uygulamaları olan kavrayışlar ve dersler üretti. Umuyoruz ki bu rapor, Ostrom’un nasıl her düzeyde topluluk gücüne geçişin temellerini attığını tanıtır – ve sohbete devam etmeyi iple çekiyoruz.


Not: Dr. Simon Kaye’nin New Local internet sayfasında 21 Ekim 2020 tarihinde yayımlanan “Three reasons why Elinor Ostrom is the thinker for right now” başlıklı yazısından Barış Soysaraç tarafından çevrilmiştir. Erişim

Kategori(ler): Görüş Yazıları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.