7-8 Mart 2019 tarihlerinde Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde, Genç İşi Kooperatifi üyelerinin üstlendiği, Sosyal Ekonomi olarak bizim de düzenlenmesine aracılık ettiğimiz Sosyal Kooperatifçilik Eğitimi gerçekleştirildi. 30 kişiyle (Muğla Sıtkı Koçman öğrencilerinin oluşturduğu) sınırlı olduğu için öncesinde bir duyuru yapılmadı. Bu nedenle “Tüh kaçırdık, neden önceden duyurmadınız” diye bize kızmayın lütfen. Ancak “bu eğitim sondu” gibi bir kaygımız da yok. İleri ki zamanlarda daha geniş katılımla farklı bir etkinlik neden yapılmasın! Şimdi gelelim iki gün boyunca eğitimde neler yapıldığına…

Öncelikle eğitimin ilk günü sabah saatlerinde herkeste yoğun bir “merak” duygusu baskındı. Şimdi katılımcıların kafalarındaki soru baloncuklarını getirin gözünüzün önüne: “Sosyal kooperatifçilik mi?”, “Ne çıkacak acaba buradan?”, “Kooperatifçiliği biraz biliyoruz da ama sosyali nasıl oluyor?” Çoğu kişinin bu merak duygusuyla orada olması bence kesinlikle çok güzeldi. Bunun yanı sıra herkes birbirine yabancı gözlerle bakmaya devam etti bir süre. Çünkü katılımcılar arasında pek çok farklı bölümden öğrenciler vardı. Eğitim hazırlıkları yapılmaya başlandığında ise herkes eğitmenleri izlemeye başladı. Eda Kayadibinlioğlu ve Arda Özdöl. Bu vesileyle buradan tekrar sevgilerimi gönderiyorum kendilerine.

Eğitim başladığında öncelikle herkesin birbirine olan yabancılığı ve haliyle çekimserliğini ortadan kaldırmak amacıyla eğitmenlerimiz bir çember oluşturmamızı istediler. 30 kişilik büyük bir çember. Herkes birbirinin ismini söyleyerek kısaca kendini tanıttı ve o anda birçok koruma kalkanının yok olduğunu hissettik. Daha sonra yerlerimize geçtik. Eda ve Arda kooperatifçilikle ilgili genel tanım, köken ve ilkeler hakkındaki sunumlarından önce bir oyun oynama teklifinde bulundular. Çoğunuzun bildiği; Kahoot! Bu oyunda katılımcıların kooperatiflerle ilgili genel bilgileri sınandı.  Diğer bir deyişle bir farkındalık oyunuydu. Oyundan sonra kooperatifçilikle ilgili genel bilgiler aktarıldı ve sosyal kooperatifçilik konusu anlatıldı. Oyun ve kooperatifçilikle ilgili sunum bittikten sonra bir ara verildi. Buraya kadar (Kahoot oyununu saymazsak), aslında “eğitim” denince çoğu kişinin aklına gelen bir sunum kısmıyla başlamıştık. Ancak sonrasında işler değişti.

“Sosyal Kooperatifçilik” Kavramı Ne İfade Ediyor?

Öğleden sonra yapılanlara geçmeden önce anlatılanlar doğrultusunda biraz sosyal kooperatifçiliğe değinmek isterim. Sosyal kooperatifçilik dünyada çoğu ülkede oldukça sık karşılaşılan bir kooperatif türüdür. Ülkemizde de farklı uygulamalarla ve çeşitli kooperatiflerle (Genç İşi Kooperatif gibi) bu alandaki faaliyetler görünürlük kazanmaya başladı. Sosyal kooperatifleri, küresel anlamda uzun zamandır yaygınlaşan yeni kooperatifçilik hareketi kapsamında değerlendirmek mümkündür. Geleneksel kooperatiflerden ayrılan en önemli özelliği ise sosyal kooperatiflerin önceliğinin kâr amacı olmamasının yanında dezavantajlı gruplara yönelik faaliyet göstermesidir. Örneğin, kamuyla özel sektör arasında sıkışıp kalan üniversite mezunu genç işsizler, bakıma muhtaç yaşlılar, çocuklar, göçmenler, engelliler vb. Bunun yanı sıra bazı sosyal kooperatifler eğitim, danışmanlık gibi faaliyetleri de üstlenebilmektedir. Sosyal kooperatifte gönüllük esastır. Ancak gönüllü çalışan bir kişi ücretsiz çalıştırılıyor anlamına gelmez bu. Onlar da emek ücreti alırlar.

Sosyal kooperatif aynı zamanda bir sosyal girişim olarak adlandırılabilir. En azından Genç İşi Kooperatif bunu savunuyor. Ancak sosyal kooperatifler hakkında netleşen tanımların olduğu bir mevzuat oluşturulmadığı için bu durum yine de biraz havada kalıyor. Diğer taraftan sosyal kooperatiflerin önceliği toplumsal ihtiyaçlara cevap vermek, çözüm aramak olduğu için ve aynı zamanda kooperatifler birer şirket olarak tanımlandığı için sosyal kooperatiflere “sosyal girişim” demek pek de yanlış sayılmaz.

İlgili İçerik:   Üniversite Kooperatifleri Konseyi 10. Yıl Etkinliği


Sosyokrasi…

Sosyal Kooperatifler anlatılırken “sosyokrasi” kavramına da değinildi. Sosyokrasi, bir toplulukta tüm bireylerin sesinin eşit derecede duyulduğu bir ortam olarak tanımlanabilir. Örneğin topluluk için alınan bir karar herhangi birini memnun etmiyorsa ve o kişi bunu gerekçeleriyle birlikte açıklayabiliyorsa o karardan vazgeçiliyor. Başka alternatifler arama yoluna gidiliyor. Bu kavram üstünde dururken aklıma şu geldi: O halde topluluk içindeki kişi sayısı ne kadar fazla olursa karar alma süreçleri o kadar uzayabilir, çünkü farklı fikirlerin sayısı artabilir. Buna karşılık sayılarını artırıp artırmama isteklerini sordum Eda ve Arda’ya. Bu konuda şöyle bir yanıt aldım:

“Sistem oturduktan sonra kişi sayısının çok da önemi kalmıyor aslında. Ancak biz de sayı konusunda belli bir sınır olması gerektiğini düşünüyoruz.”

Ve öğleden sonraki etkinliğe geldi sıra. Öğleden sonra rastgele altışar kişilik beş grup oluşturmamız istendi. Gruplar çalışma masalarına geçtikten sonra beş kavram ile ilgili akılda kalanları, bunlarla ilişkili diğer kavramları, belki yaşadığımız bir olayı yazarak veya resim çizerek anlatmamız istendi. Bu beş kavram şöyleydi:

  • Toplumsal İhtiyaçlar
  • Girişimcilik
  • Dayanışma
  • Kâr
  • Emek

Çok renkli afişler çıktı ortaya. Günün sonunda herkes grubuyla birlikte hazırladığı o afişleri birer temsilci seçerek diğer gruplara sundu. Bol bol beyin fırtınası yaşandı diyebiliriz.

Sosyal Kooperatifler Kuruldu!

İkinci gün herkesin daha istekli geldiğini gördüm. Önceki güne göre daha hareketli, daha yoğun, aynı zamanda daha eğlenceli geçti. Eğitimin ikinci ve son günü herkes kendi sosyal kooperatifini kurdu. Yine 5 gruba ayrıldık. Ancak önceki günden farklı gruplardı. Yine büyük bir çember oluşturup rastgele seçilen grup arkadaşlarımızla çalıştık bu sefer.

Kendi grubumdan örnek vermem gerekirse daha kooperatifi kurmadan tam bir “sosyokrasi” yarattık içimizde. Öncelikle ortaya çıkan kooperatif türü beş kişi tarafından oldukça benimsense de birimiz bunu kabullenemedi. Sakince onu dinledik ve ne kadar haklı olduğunu görüp rotayı başka bir yere çevirdik. Bazen fikirlerinizi, planlarınızı, projelerinizi çoğunluk onaylıyor diye etraflıca düşünmeden onun gerçekten doğru olduğunu zannedebilirsiniz. Ama sadece farklı bir görüş sizi aslında daha kesin doğrulara yönlendirebilir. En azından ben bunu gördüm sadece birkaç saatlik bir ekip çalışmasında.

Herkese verilen 2 saatlik süre dolduğunda kooperatifler kurulmuştu. Tüm katılımcı arkadaşlarımla ne kadar övünsem az. Bence harika fikirler çıktı ortaya. Kurulan kooperatiflerden temsilciler kendi kooperatifini anlattı. Bu kooperatiflerden geriye kalan güzel görüntüleri sizlerle burada paylaşmaktan mutluluk duyarım.

Tüm arkadaşlarım ve kendim adına çok keyifli, eğitici ve öğretici bir eğitim olduğunu bir kez daha vurgulamak isterim. Teşekkürler Genç İşi Kooperatif.

Kategori(ler): Görüş Yazıları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir