Korkunç bir tehlike altındayız.
“Gelecek nesiller” değil.
“Torunlarınız” değil.
Uzaklardaki başkaları değil.
Siz ve aileniz, ben ve ailem
…tüm insanlık ailesi.
Hepimiz korkunç bir tehlikede altındayız.
                                                                                                                                                  Margaret Klein Salamon

Birleşmiş Milletler 2030 Gündeminde kabul edilen ekonomik, sosyal ve çevresel hedeflerin çok uzağındayız. İklim krizi ve diğer krizler yeni bir paradigmaya geçiş için son uyarılar değilse başka ne olabilir? Krizleri birbirinden ayrı görüp ele almak çözümden uzaklaştırıyor. İklim krizinin nedeni atmosferdeki sera gazlarıdır saptamasının ötesine geçmeliyiz. Çünkü iklim krizi bir adalet krizidir aynı zamanda.

Ana akım medyada görülmeyenler

“Son on iki ay kaydedilen tarihin en sıcak dönemi oldu” (Labe, 2020).

“Haziran’da bir Sibirya kasabasında ölçülen sıcaklık 38 °C oldu. Bu, Kuzey Kutup dairesinin kuzeyinde şimdiye kadar kaydedilen en yüksek sıcaklıktı” (EndClimateSilence.org, 2020).

“Dünya Meteoroloji Örgütü Meteoroloji Genel Müdürlüğünden aldığı bilgilere dayanarak; ️Türkiye’de 16-22 Mayıs arası sıcak hava dalgası yaşandığını, 35 kentteki 117 istasyonda Mayıs sıcaklık rekoru ölçüldüğünü açıkladı” (Algedik, 2020).

Yukarıdaki iklim değişikliği haberlerini duydunuz mu? Ya, “aşırı hava olayları” ile ilgili haberleri? Ana akım medyanın izleyici sayısını artırmak için distopik öyküler biçiminde aktardığı iklim felaketi haberleri… Haber içeriklerinde genellikle, iklim değişikliği ile felaketler arasındaki bağlantı kurulmadığından, süreklilikler göz ardı edildiğinden, her bir olay “aşırı” damgasıyla tekil bir örnek olarak sunuluyor.

Sonuç olarak, iklim krizinin “aşırı hava olaylarına” yol açtığı gerçeği, geniş kitlelere erişmiyor; uzmanlar ve aktivistler ile sınırlı kalıyor. Atmosferdeki karbondioksit emisyonları ya da yüzyılın sonundaki sıcaklık hedefleri, iklim krizini soyut hale getiriyor. Sorunun berrak bir biçimde görülmesini ve gerçek çözümlere giden yeni yollar açılmasını engelliyor.

19 Mart – 20 Haziran 2020 arasındaki sıcaklık anormallikleri. Kırmızı alanlar, 2003-2018 yılları arasında aynı dönem için ortalamadan daha sıcak olan yerleri gösterir; maviler ortalamadan daha soğuk olan alanlar. https://earthobservatory.nasa.gov/images/146879/heat-and-fire-scorches-siberia

Karşı karşıya olduğumuz küresel sorunlar birbirleriyle yakından bağlantılı. Örneğin Dünya Sağlık Örgütü, iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle 2030-2050 arasında yılda 250.000 ek ölüm yaşanacağını tahmin ediyor. Uzmanlar, ekosistem bozulmasının daha fazla ve hatta daha güçlü virüs salgınlarına yol açabileceği konusunda uyarıyorlar. İklim değişikliği aynı zamanda eşitsizlikleri artırıyor. Gerçekte iklim krizinin kaynağında gücün ve kaynakların adaletsiz dağılımı yatıyor.

İklim krizi aynı zamanda bir adaletsizlik sorunudur

İlk olarak, iklim krizi ile ilgili birkaç olguya bakarak başlayalım. Dünyanın en zengin yüzde 0,54’ünü oluşturan yaklaşık 40 milyon insan, yaşam tarzı kaynaklı sera gazı emisyonlarının yüzde 14’ünden sorumluyken, neredeyse 4 milyar insanı kapsayan en alt yüzde 50, sadece yüzde 10 civarında sera gazı salmakta (Wiedmann ve Steinberger, 2020). Çevresel etkilerin %25-43’ünü dünyanın en zengin yüzde 10’luk kesimi yaratıyor. Buna karşılık, en alt yüzde 10’un çevresel etkisinin toplam içindeki payının %3-5 ile sınırlı (Wiedmann, Lenzen, Keyßer, vd., 2020) . Bu bulgular, çevresel etkinin nedeninin ve yönlendiricisinin dünya zenginleri olduğu anlamına gelir.

Emisyonların dağılımı kadar sorumluluğun paylaşımı da eşitsiz. Düşük gelir düzeyine sahip ülkeler ve ülke içindeki savunmasız nüfus iklim krizinden ilk ve en çok etkilenenler oluyor. Yüksek emisyonlu bireyler ve ülkeler sadece zenginliklerini ve ekonomilerini büyütmekle kalmıyorlar, atmosferi sömürgeleştiriyorlar ve herkesin hayatta kalma şansını düşürüyorlar (Hickel, 2020). Eşitsiz sistemden yararlananlar, bilgi alanını manipüle edip iklim ile ilgili bilgileri kasıtlı olarak çarpıtarak iklim inkârcılığını destekliyorlar. Artan eşitsizlik, demokrasiyi zayıflatıyor ve çevresel sömürüyü şiddetlendiren güç yapılarını pekiştiriyor.

Kapitalist sistem, yaşayabilmek için insanları ve doğayı sömürür. Bazı yaşamlar diğerlerinden daha değerlidir ve doğa insanlara hizmet etmek için vardır. Kapitalizm genişleyip, azınlık için zenginlik üretirken yaşama yer bırakmaz. Bu bakış açısından, iklim krizi emisyonlardan çok adalet ile ilgilidir (Holthaus, 2020). Amaç karbon emisyonlarımızı düşürmekten ibaret değildir. Amaç, insanların ve ekosistemlerin refahının ilk sıraya koyulması ve diğer her şeyin bunların ardından gelmesine izin verilmesidir.

İklim krizi ve kooperatifler

İnsanların ve ekosistemin refahını ilk sıraya koyan sosyal ve dayanışma ekonomisi (SDE) örgütleri, iklim değişikliğine uyum ve iklim değişikliğinin azaltılması konularında kolektif eylemin örneklerini veriyorlar. Finansal kooperatifler, tarımsal ürünlerin karşılıklı sigortasını yaparken; tarım kooperatifleri ürün çeşitlendirmesi, havza yönetiminin iyileştirilmesi gibi uygulamaları ile iklim değişikliğine uyum sağlamaya çalışıyorlar. Brezilya, Güney Afrika, Hindistan, Kolombiya’da atık toplama kooperatifleri atık yönetim sistemlerinin bir parçası olarak kentlerde faaliyet gösteriyorlar. Pek çok kooperatif, çevre üzerindeki etkilerini azaltacak önlemleri uygulamaya koyuyor. Yenilenebilir enerji endüstrisinde enerji kooperatifleri, enerji üretimi ve kullanımı üzerinde demokratik yerel kontrol, yerel istihdam yaratma kapasitesi ve makul fiyatlandırma ile fark yaratıyorlar (ILO, 2020). Kooperatiflerin iklim eylemlerine bazı örnekler (COPAC, 2019; CICOPA, 2020):

UIREVI –  Fildişi Sahili

Ormansızlaşma iklim değişikliğinin en önemli nedenlerinden biridir. Fildişi Sahili’nde, kakao ve kahve üretim bölgesindeki 42 kooperatiften oluşan kooperatif birliği UIREVI, kooperatif ortağı çiftçilerin diktiği çok yıllık bitkilerin sınıflandırılmış bir ormana dönüştürülmesi için SODEFOR (Orman Geliştirme Derneği) ile işbirliği yaptı. Projenin genel amacı, kırsal kesimde yaşayanların orman teknisyenlerinin gözetiminde, kendilerine ait topluluk ormanları oluşturmaları ve bu yolla iklim değişikliği ile mücadele etmekti. Ayrıca UIREVI bu anlaşmalar ile orman alanı olarak sınıflandırılan alanlarda tarla açmama, mevcut üretim alanlarını genişletmeme, üretim yapılmayan arazileri terk etme konusunda taahhütte bulunmuştur. Fildişi Sahili tarımsal genişleme, yasadışı ve sürdürülemez kerestecilik ve kontrolsüz orman yangınları nedeniyle orman örtüsünün neredeyse üçte birini kaybetmiştir.

CARD MBA – Filipinler

Uluslararası Kooperatif ve Karşılıklı Sigorta Federasyonu üyesi CARD MBA, Filipinler’de, ortaklarına yaşam ve maluliyet sigortası hizmeti sunmaktadır. Kâr amacı gütmeyen, mülkiyeti ortaklarına ait olan CARD MBA,  yüzde 35’i yoksulluk sınırının altında olan 20 milyon kişiyi sigortalamıştır. Aralık 2017’deki tropik fırtına ve tayfundan etkilenen 50.000 üyesine yardım sağlamıştır. 8-24 stratejisi ile büyük çaplı olaylarda, üyelerine kısa sürede ödeme yapmayı hedeflemektedir. 2017’deki doğal afetlerde, tazminat taleplerini sekiz ile 24 saat arasında karşılama hedefi yüzde 96,5 oranında gerçekleştirilmiştir.

KF – İsveç

İsveç Kooperatif Birliği (KF), üç milyondan fazla bireysel ortağa sahip 48 tüketim kooperatifinden oluşan federasyondur. Ana faaliyet alanı perakende kooperatifçiliktir ve birincil kooperatiflerle birlikte tüm İsveç market perakende sektörünün yüzde 21,4’ünü kontrol etmektedir. KF faaliyetlerinde, enerji verimliliğinin iyileştirilmesine ve enerji tüketiminin azaltılmasına öncelik vermiştir: Buzdolaplarını daha az sera gazı yayan ve daha az elektrik tüketenlerle değiştirmek; lojistik ve ürün taşımasını düzenlemek; yenilenebilir elektriği tercih etmek; üye kooperatiflerine enerji verimliliği konusunda danışmanlık hizmetleri sunmak. KF, 2008 ve 2013 yılları arasında sera gazı emisyonlarını yüzde 52 oranında azalttı. Bazı büyük perakende tüketim kooperatifleri iklim değişikliğine karşı kapsamlı stratejiler açıkladılar. Bu kooperatifler arasında, Cooperativa Obrera (Arjantin), Coop Brezilya, Kooperatif Grubu (İngiltere), Coop Danimarka, S Grubu (Finlandiya), Coop Norveç, Coop İtalya, Consum (İspanya), Eroski (İspanya), UKOOPSPILKA (Ukrayna), JCCU (Japonya) ve iCOOP (Kore) var.

Rede CataSampa – Brezilya

Brezilya’da Rede CataSampa, biyodizel ve diğer ürünlerin üretimi için plastik, kâğıt, cam, strafor ve atık bitkisel yağ gibi geri dönüştürülebilir maddeleri toplayan 22 kooperatif ve işçi birlikleri ağıdır. Kooperatif ve birliklerde örgütlenmiş 750 geri dönüştürülebilir madde toplayıcısı ve dolaylı olarak yaklaşık 3.000 kişi projeden faydalanmaktadır. Rede CataSampa, ayda yaklaşık 500.000 kg geri dönüştürülebilir malzemeyi işleme kapasitesine sahiptir ve düzenli depolama alanlarına gönderilen atık hacminin azaltılmasında kamu yetkililerine yardımcı olmaktadır. Kooperatif örgütlenmeleri, atık değer zincirlerinde kayıt dışı çalışmanın kayıt altına alınmasında ve döngüsel ekonominin teşvik edilmesinde kilit rol oynamıştır.

Coop Coffees – ABD

ABD merkezli Coop Coffees, adil, şeffaf ve sürdürülebilir bir kahve ticareti sistemini teşvik etmek için kahve üreticisi küçük çiftçiler ve Güney’deki ihracat kooperatifleriyle işbirliği yapan yeşil kahve ithalat kooperatifidir. 2017 yılında kooperatif, “Karbon, İklim ve Kahve Girişimi” planını uygulamaya koydu. Plan, üretici ortaklarının karbon yakalama ve depolamasına ve diğer çevre hizmetine yatırım yapan bir fon oluşturmalarını amaçlıyordu. Fonun, kahve alıcılarının karbon ayak izlerine dayanan bir ‘gönüllü karbon vergisi’ ödemeleri ile oluşturulması öngörülmüştü. Bu girişimin bir parçası olarak kooperatif, Peru, Guatemala, Honduras ve Meksika’da çeşitli pilot projeler yürütmüştür. Projelerde,  kahve çiftçilerinin kaynak yönetimi yapmalarına ve tarım uygulamalarının çevresel etkilerini ölçmelerine yardımcı olunmuştur. Çiftçilerin arazilerinde belirli seviyelerde karbon tutma tespit edildiğinde, kooperatif, sağladıkları çevre hizmetleri karşılığında kendi üretici kooperatifleri aracılığıyla çiftçilere bir “karbon primi” ödeyecektir.

La Pájara – İspanya

La Pájara işçi kooperatifi, 2018’de perakendecileri, müşterileri ve bisiklet sürücülerini bir araya getirmek için yazılım çözümleri sunan açık kaynaklı bir işbirliği platformu olan Coopcycle projesi kapsamında ortaya çıktı. Bugün La Pájara’nın uygulamalarında 500’den fazla kullanıcı var ve sürdürülebilirlik uygulamalarını da destekleyen işletmelerle yakın işbirliği yapıyorlar. Örneğin, bitkisel beslenmeyi teşvik eden yerel vegan restoranları ile çalışıyorlar. Etik uygulamalara güveniyorlar ve teslimatlarda sadece bisiklet kullanarak karbon ayak izlerini azaltmaya kararlılar. Kooperatif, sorumlu tüketimi teşvik ederken yüksek kaliteli bir müşteri hizmetine sahip olmayı hedefliyor. La Pájara geleneksel dağıtım şirketlerine sürdürülebilir bir alternatif oluşturarak, sistemi temiz enerji ile hayal edilebilecek en olumlu şekilde bozuyor.

LOGAN WEAVER – Unsplash

“ŞİMDİ denen her an imkânlarla doludur.” – China Mieville

SDE örgütlerinin iklim değişikliği ile ilgili eylemleri önemlidir. Ancak daha önemlisi, bu örgütlerin eşitlikçi mülkiyet yapısına sahip olmaları, işyeri demokrasisini benimsemeleri, küçük üreticileri ve yerel ekonomileri desteklemeleridir. Gerçek ihtiyaçlarımıza odaklanan bu yapılar, dışlanmış ve savunmasız gruplar için fırsatlar yaratıyorlar; işbirliği ve dayanışmayı güçlendiriyorlar. Böylece piyasa ekonomisinin ortaya çıkardığı eşitsizlikleri az da olsa hafifletiyorlar.

Uygarlığımız ve dolayısıyla insanlık çöküşün eşiğinde. Bu olağanüstü yılda, bu olağanüstü anda, gelecek her gün ve her saat yeniden yazılıyor. Ekosistemin haklarını savunan ve her boyutta eşitlik için çalışan kooperatiflere ve tüm diğer SDE örgütlerine katılmanın, onlarla birlikte çalışmanın ve destek olmanın zamanı…

Kaynakça

Algedik, Ö. [OnderAlgedik]. (2020, June 25). Dünya Meteoroloji Örgütü MGM’den aldığı bilgilere dayanarak;  Türkiye’de 16-22 Mayıs arası sıcak hava dalgası yaşandığını, 35 kentteki 117 istasyonda Mayıs sıcaklık rekoru ölçüldüğünü açıkladı! [Twitter post]. Erişim

CICOPA. (2020). The road to Coops Day: Ride and shine! Erişim

COPAC. (2019). Transforming our world: A cooperative 2030 – Cooperative contributions to SDG 13. Erişim

EndClimateSilence.org [EndClimtSilence]. (2020, June 22). This week a Siberian town clocked a temperature of 100F, 32F above normal, the hottest temp ever recorded north of the Arctic Circle. This is both news and a blaring alarm warning us that our children are in danger. Yet the prime-time network news didn’t report it. [Twitter post]. Erişim

Hickel, J. [jasonhickel]. (2020, June 9). Instead of using the term “high-emitters” we should use the term “climate colonizers”. Because when you’ve gobbled up more than your fair share of the carbon budget, that’s effectively what it amounts to. [Twitter post]. Erişim

Holthaus, E. (2020). Why climate change is a civil rights battle. The Correspondent. Erişim

ILO. (2020). Resources on Cooperatives and the Green Agenda: Green Agenda. Erişim

Labe, Z. [ZLabe]. (2020, June 26). ICYMI – The 12-month running mean global temperature anomaly is tied for the warmest on record (with 2016, in ERA5 data). [Twitter post]. Erişim

Wiedmann, T., Lenzen, M., Keyßer, L.T. et al. Scientists’ warning on affluence. Nat Commun 11, 3107 (2020). Erişim

Wiedmann, T. & Steinberger, J. (2020). Affluence is killing the planet, warn scientists. The Conversation. Erişim

Kategori(ler): Görüş Yazıları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir