Mondragon Deneyimi

Bu yazıda  özellikle işçi kooperatifleri hakkında son dönem çalışmalarında kritik başarı faktörü olarak gösterilen hususlara değinmek istiyoruz. Öncelikle, işçi kooperatifi “çalışan işçiler tarafından sahip olunan ve  demokratik esaslarla, aynı iş sahibi işçiler tarafından yönetilen kâr amaçlı işletmeler” olarak tanımlanabilir (Iuviene, Stitely, & Hoyt, 2010). Dünya çapında işçi kooperatifleri, küçük ölçekli işletmelerden milyar dolarlık ileri teknoloji ile sanayi üretimi üretim yapan kuruluşlara uzanan bir yelpazede faaliyet göstermektedir.  Bazı coğrafyalarda özellikle sanayi üretim kooperatiflerinin yoğunlaşmış olduğunu gözlemliyoruz. Örneğin, Avrupa’da; İspanya Bask bölgesinde Mondragon Şirketler Grubu (MC), Kuzey İtalya’da  ve Fransa’daki oluşumlar (CICOPA, 2017).

Bu noktada belirtmek gerekir ki dünya çapında işçi kooperatiflerinin gelişimi konusuyla ilgilenen hemen herkes için, ilk araştırma ve ziyaret  konusu,  1956 senesinde İspanya’nın Bask bölgesinde kurulmuş, yatay ve dikey olarak sanayi üretimi, finans, eğitim ve araştırma-geliştirme merkezleri kurarak büyümüş ve dünya çapında faaliyet göstermekte olan Mondragon Corporation (MC) olmuştur.  Ben de bu çalışmayı 1991 ve 2014 yılında yapma şansını buldum ve MC grubunun zaman içinde kat ettiği yolu ve 2017 itibarıyla sosyal ekonomi tartışmalarında hala nasıl en önemli örnek olageldiğini bizzat gözlemledim.

MC 2017 itibarıyla, finans, sanayi, dağıtım ve eğitim alanında faaliyet gösteren ve 15’i araştırma geliştirme merkezi olan 261 işçi kooperatifinden meydana gelen ve toplam olarak 74.335 kişiye istihdam yaratan bir işçi kooperatif şirketidir. 15 milyar Euro’yu aşan toplam geliri ile İspanya’nın 7. büyük şirketler grubudur. Türkiye’nin en büyük holdingi Koç Holding’in, 2017 toplam gelirinin 24 milyar Euro olduğu dikkate alındığında                               (Koç Holding 2017 Faaliyet Raporu, 2018, s. 152), MC’nin büyüklüğü daha iyi anlaşılabilir.

Mondragon’un kurucusu José María Arizmendiarrieta

MC hakkında kendi sitelerinde ve youtube da çeşitli bakış açılarıyla tanıtıcı videolar bulmak mümkün:

Bu sebeple bu yazıda grubu tanıtan detaylı bir izahat yapmak istemiyorum sadece son altı yılda Mondragon hakkında yazılmış makale ve raporlara dayanarak bu oluşumun kritik başarı faktörleri olarak ileri sürülen  özellikleri ve çıkarılan sonuçlar üzerinde durmak istiyorum:

 “İş yerinde İnsanlık” (Humanity at Work)

Mondragon Şirketler Grubunun şiarı” İş yerinde İnsanlık”,  Mondragon deneyiminin kuruluş felsefesine dayanır.  Bu felsefe,  en iyi olarak,  kurucu rahip Jose Maria Arizmendiarieta’nın 1943’te başlattığı meslek okulu ile İç Savaş sonrasında hüküm süren şiddetli işsizliğe karşı çözüm arayışını bölge insanlarının kendi güçlerine dayanarak ve farklı iktisadi ve sosyokültürel özelliklere sahip sosyal aktörlerin diyalog içinde yeni bir gerçeklik yaratmasını öngörmesiyle anlaşılabilir.  Arizmendiarieta’ya göre “bilgi işçiler için değil, işçilerle birlikte geliştirilmelidir”.  Mondragon projesi, bu şekilde, eğitimle vasıf kazanan  emek dayanışması ile istihdam yaratma ilkesiyle başlayarak,  1956’dan bu yana devam eden, bugün dünyada örnek gösterilen bir bölgesel iktisadi ve sosyal dönüşüm sürecinin motoru oldu.

İlgili İçerik:   Dayanışma "Ben"den Fazlasıdır!

2017 itibarıyla MC,  faaliyet raporlarında ileriye yönelik olarak şiarlarını şu şekilde özetliyorlar: “Mondragon için yeni bir dönem: Rekabet, iş geliştirme kabiliyetimiz ve kooperatiflerimiz arasında akıllı işbirliği, sürdürülebilir kârlılık taşıyan projeler üretebilmemiz için esastır.”

İşte tam da bu noktada Mondragon deneyimini özgün kılan özelliklerinden bahsetmek yerinde olacaktır.

Mondragon Deneyimi Neden Özgündür?  Kritik Başarı Faktörleri Nelerdir?

Öncelikle MC deneyimini özgün kılan,  genel olarak işçi kooperatiflerinde işletme büyüklüğü ile ekonomik verimlilik arasında olduğu iddia edilen ikileme bir karşı örnek teşkil etmiş olmasıdır (Flecha & Cruz, 2011).  Bu özelliğiyle MC işçi kooperatifleri, bir yandan katılımcı demokratik yönetim ilkelerine,  “kooperatif içi” ve “kooperatifler arası” dayanışma esasına bağlı kalarak işçi kooperatiflerinde tipik sorun olan küçük ölçek-düşük sermaye sarmalını, kurdukları “ekosistem” ile aşmış; kapitalist şirketlerle rekabet edebilmiş ve hatta kriz dönemlerinde iş gücü çıkarma yerine  ücret azaltma yönündeki davranışlarıyla bugünün  kapitalist dünyasında alternatif iş modeli olarak gösterilmişlerdir                                                  (Heales, Hodgson, & Rich, 2016).

Bahsettiğimiz “ekosistem” MC’nin iktisadi olarak  entegre bir işçi kooperatifi ağı olarak faaliyet göstermesi ve global kapitalist dünyada işçi kooperatifleri olarak rekabet gücünü ve büyüme potansiyelini de bu kooperatif destek ağı altyapısından almasıdır.  Bu entegre kooperatif ağı, üretim, tüketim, araştırma,  teknik ve idari eğitim merkezleri, ve kendi sigorta, banka kooperatiflerini kapsamaktadır.

Flecha ve Santa Cruz 2011 tarihli çalışmalarında, Mondragon tecrübesinin temel başarı faktörlerini şu şekilde tartışır :

  • Kendi bankaları üzerinden kooperatifler arası dayanışma protokolleri,
  • Kooperatifler arası üye-işçi dayanışması,
  • Kooperatifi rekabetçi kılan demokratik karar alma süreçleri,
  • Kâr paylaşımında iktisadi gelişmeye öncelik veren dayanışma ilkesi,
  • Eşitlikçi ücret skalası,
  • Maksimum iş güvenliği ve sürekliliği, minimum geçici iş.

Bir sonraki yazıda bu kritik başarı faktörlerinin hangi operasyonel model ile hayata geçirildiği ve ortaya çıkan ekosistem üzerinde daha detaylı durarak Mondragon tecrübesinden çıkarılan sonuçlarla başka çoğrafyalarda işçi kooperatifleşmesi konusunda geliştirilen yaklaşımları tartışacağız.

Kategori(ler): Akademik Uygulama

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir