43 yıllık Kızılyaka Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, Muğla’nın en başarılı kooperatiflerinden biri. Kooperatif başkanı Mustafa Yıldız söyleşimizde bu başarıyı risk almamaya, disiplinli çalışmaya bağladı. Söz, kooperatifin büyümesine ve gelecek planlarına geldiğinde Türkiye’de tüm orta ölçekli kooperatiflerin önündeki engeller konuşulmaya başlandı. Ortakların gelişmeye kapalı duruşları, finansal kısıtlar, vergi alanındaki yasal düzenlemeler, pazarlama zorlukları… Tüm bunlar veri iken tarım bütüncül bir biçimde ele alınmadan, uygun bir ekosistem olmadan tek tek kooperatiflerden beklentilerimiz çok yüksek değil mi? Ancak elbette bu ekosistemi oluşturmak için kooperatiflerin de üzerine düşen yükümlülükler var. Kızılyaka kooperatifi yakın dönemde savunuculuk/lobi çalışmalarında bulunmuş ve başarı kazanmış. İktisadi işletme düzenlemesinin iptalinde katkıları olmuş. Bu yönleriyle de iyi bir örnek olarak daha yakından tanınmayı hak ediyorlar.

Mustafa Yıldız

Mustafa Bey okuyucularımıza kendinizi tanıtabilir misiniz?

Doğma büyüme Kızılyakalıyım. 1958 yılında doğdum. 1978’den 2002 yılına kadar terzilik yaptım. Çarşıda esnaf olduğum için hep yönetimlerdeyim ve 1994’ten beri kooperatifin içindeyim. 1994 yılında başkanlık yaptım. Daha sonraki yıllarda 2009 yılına kadar başkan yardımcılığı yaptım. 2009’dan bu yana da başkanlığı ben yürütüyorum. Esnaflıktan geldiğim için toplumla hep iç içe oldum. 11 yaşından beri hep çarşıdayım ben. Kooperatifin iyi yerlere gelmesi için çalışıyorum. Seviyorum bu işi, parası çok umurumda değil. Bir başarı yakaladık. Allah’ın izniyle hani bir yerde bir terslik olmadığı sürece bir yere kadar gidecek.

1994’te kooperatifin durumu nasıldı?

Vallahi, o zamanlar şartlar zordu. Kooperatif o zaman ortaklara hayvancılık projesi yaptı, hayvanlar zamanında gelmedi. Bunlar kooperatif için hep sıkıntı olmuştur. Bizim bu bölgede -aslında Türkiye’nin hemen hemen her yerinde aynıdır- yazın süt ürünlerinin satışları hızlı olduğu için elimizdeki sütü değerlendiriyoruz. Ama satışların yüksek olmadığı kış döneminde süt daha da fazlalaşıyor. Bu sefer sütün fazlasını nereye götüreyim hesabı yapılıyor. Önceden kooperatif kurulduktan sonra kış  aylarında peynir yapıp depoda stok yapılmış. Veya peynir alan firmalara peynir satılmış. Çek ödenmediği zaman kooperatif için hep sıkıntı oluyor. Tabi bu da maddi anlamda sıkıntıya sürüklüyor. 1990’lı yıllarda burası bunlardan dolayı kapandı. Ortaklık payları yükseltildi. Bir de o zamanlar ormanda kesim işleri çoktu. Bunlarla ayakta kaldı kooperatif.

“Herkes bizi örnek gösteriyor da bu örneğin de zorlukları oluyor.”

Kooperatifiniz bugün Muğla’da kendi alanında başarılı, örnek bir kooperatif olarak gösteriliyor…

Herkes bizi örnek gösteriyor da bu örneğin de zorlukları oluyor. Mesela geçen yıl Maliye Bakanlığı iktisadi işletme kurma zorunluluğu getirdi bize. 2018 Mart ayında kurduk iktisadi işletmeyi, kurulmasıyla beraber zorlukları oldu. Yaklaşık bir yıla yakın koşturduk. Köy-koop başkanı Eray Çiçek Bey’le birlikte Ankara’ya gittik.  İktisadi işletme ile ilgili sorunlarımızı yazılı olarak aktardık. Sorunu çözdük. Diğer kooperatiflere de büyüklerimize de örnek olmuş olduk. Şu an kooperatif içerisinde ortak içi, ortak dışı işlem olarak çalışmalarımız devam ediyor. Başka sorunlar da var. Eskiden kooperatiflerin belli bir vergi dilimi vardı ama şu anda ortak dışı işlemler var diye kârın % 22 vergisini alıyorlar. Sonra, kooperatif olarak sütü topluyoruz, mandıraya işlemeye geçtiğimiz an ortak dışı işlem deniliyor. Her ay 35 bin lira ile 50 bin lira arası KDV, stopaj ödüyoruz devlete. Buna rağmen ayaktayız. Mümkün olduğu kadar disiplinimiz sayesinde gidiyoruz. İnşallah sonuna kadar bu şekilde devam eder.

Şu anda ortak ve çalışan sayısı nedir?

308 ortağımız, 14 çalışanımız var; çalışanların hepsi buralı. Ortak olmanın avantajları var. Sütü kooperatif ortaklarından 1,52 TL’den kooperatife ortak olmayanlardan 1,40 TL’den alıyoruz. Burada bir avantaj sağladık. Yemde ortaklara 10 çuval ve üzeri yemlerde 1 TL, 50 çuval üzerinde 2 TL indirim yaptık. Marketimiz var, burada ortaklarımız evlerinin  ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Burada fiyatlarımız diğer yerlere göre uygundur. Bir de herkese bir paket hazırlayıp yılda bir sefer gıda yardımı yapıyoruz. Bunlara benzer şeylerle kooperatif ortaklarına faydalı olmaya çalışıyoruz. Gücümüzün yettiği kadar.

“Kooperatif olmayacak burada; zaten çoğu bırakır hayvancılığı.”

Buradaki süt üreticisinin sorunları neler?

Her yerde olduğu gibi yem fiyatları. Onun da önüne geçemiyorsun ki. Bizim bu bölgede hayvancılık çoğunlukla hobi gibi. Kooperatif olmayacak burada; zaten çoğu bırakır hayvancılığı. Bölgede beş ay altı ay geriden ödeyenler var süt paralarını. Ama biz her ay düzenli ödediğimiz için bize vermeyi tercih ediyorlar. Biz şimdi toplayalım desek 50 ton üstünde süt olur.

Muğla’nın büyükşehir kapsamına girmesi ile Kızılyaka köyü mahalle oldu. Bunun hayvancılık üzerinde etkisi oldu mu?

Şu ana kadar etkisi yok da herhalde 5 yıl dolduktan sonra etkisini göstermeye başlayacak. Şimdi bazıları diyor köy içlerinde hayvancılık yapılamayacak. Bu büyük şehir yasası bizde beşinci yılını doldurduktan sonra asıl etkisini göreceğiz. Şimdi herkes farklı konuşuyor.

Üretim ve pazarlama sisteminizden söz eder misiniz?

Genel ağırlık yoğurt yapıyoruz. Çünkü bizim Marmaris’te olsun, Muğla’da olsun, Köyceğiz, Ortaca, Dalaman’da fevkalade müşterilerimiz var. Tabi çok da fazla açılamıyoruz. Firmalara güven olmadığı için tedbirli gidiyorsun. Bayilik sistemiyle çalışıyoruz. Yazın 8-9 tonluk üretime kadar çıkıyoruz. Kış döneminde 4,5-5 ton üretim yapıyoruz. Şu an ayaktayız Allah’a şükür. Borcumuz da yok yani. Biz bayinin haricinde toptan olarak bayilerin satış bölgesinde hiçbir kimseye ürün satmıyoruz. Bayi günübirlik ne kadar ürün aldıysa, parasını alıyoruz, ürünü bayiye üretim yerinde teslim ediyoruz. Çünkü başka türlü risk alacak bir durum yok.

Sütü alırken siz belli bir kalitede, belli bir özellikte olmasına dikkat ediyor musunuz?

Tabi tabi. Bazı aylarda yönetimdeki arkadaşları sabah süt kontrolüne gönderiyorum. Kendim de zaman zaman çıkarım. Mandırada küçük bir laboratuvarımız var; sütün kuru maddesine, yağ oranına, su var mı bakabiliyoruz. İki-üç yıl teşvik yaptık. Sütte kuru maddesi dürbünle baktığımızda 10’un üzerine çıktığında ayrı bir ücret ödüyorduk, 9,5-10 arasında çıkana ayrı bir ücret ödüyorduk. Şimdi 2 aydır onu bıraktık normal şartlarda ödüyoruz. Eğer bozulma yoksa herkese eşit bir şekilde ödeyelim dedik. Eğer bozulma devam edecekse sütü bozanın parası düşük olacak.

“Bizde … her şey doğal, her şeyi göz önünde yapıyoruz.”

Üretimde nelere özen gösteriliyor?

Bizde üretimde her şey doğal hiçbir katkı maddesi yok üretim ve son kullanma tarihlerini yazıyoruz. Sebebi ürünün kaç günlük olduğunu tüketici görsün diye her şey göz önünde yapıyoruz. Mesela yoğurtlar kapaklanırken, dolum yaparken gelseniz canlı canlı izletiriz. Bazen biz illa görmek istiyoruz diyorlar. Gelin görün diyoruz. Çünkü her şeyi hijyen içerisinde yapmak istiyoruz. Yoğurt kapaklarken, peynirlerin çökeleklerin paketlenmesinde önce büyükçe bir eldiven taktırıyoruz, sonra üstüne küçük eldiven kaymasın diye. Eldivene verdiğimiz paranın haddi hesabı yok. Ama hijyen olsun. Çünkü ben kendim de yiyorum. Başkan olunca bir danışmanlık firmasından (OSBG) Duygu Yumuk arkadaşımızı yaklaşık 1-2 yıl boyunca gün aşırı buraya getirdim. Çalışanları eğiteyim diye. Çünkü hijyen çok önemli.

İlgili İçerik:   Doğadan Gençlere Eğitim Bursu: EGET Vakfı-I

Ürünlerinizde katkı kullanmıyorsunuz sanırım?

Katkı yok. Sadece peynirde tuz ve peynir mayası var, başka bir şey yok.

Kış döneminde mandırada işleyemediğiniz sütü ne yapıyorsunuz?

2004’lü yıllardan  bu yana sütün fazlasını büyük şirketlere veriyoruz. Şu anda süt verdiğimiz şirketten karşılığında yem alıyoruz. Birebir takas etmiş oluyoruz yani. Başka türlü elinde stoğu ne kadar yaparsan maddi gücün o kadar azalır. Çünkü peynir gurubunun satışında vadeler çok uzun. 5-6 ay vade var. Vadenin yanında alıcılar bir tane teminat mektubu vermeye korkuyor.

“Toplum işi toplumla yapılır.”

Kooperatifin ortakları yönetime katılıyorlar mı?

Toplum işi toplumla yapılır. Eskiden genel kurullar kahvede yapılıyordu. 155. kişiyi bulmak için çok koşturuyorduk. İkinciye kalmasın genel kurul diye. 2009 yılından sonraki yıllarda genel kurulları mandıraya üretim yerine aldım. Kendi yerlerini görsünler istedim. Bununla beraber her genel kurulda pide, yemek de veriyorum. Bakıyorum 308 ortaktan, 240-280’i katılmaya başladı. Ortaklar burada yaptığımız işleri gördükçe her genel kurulumuz yüksek seviyede katılımla sonuçlanıyor.

Ortakların hepsi hayvancılık yapıyor mu?

Şu an yapmıyorlar. Başkan olduğumda çoğu yaşlanmıştı. Hayvancılık yapmıyorlardı. Ama gençlerden de ortak alınmıyordu. Genel kurul diyordu ki ortak alınmayacak. Ne yaptık hayvancılık yapmayan ihtiyar  ortaklarımızın haklarını gençlere aktardık. Şu anda genel ağırlık gençlik. Genç derken 40 yaş grubu. Şimdi yeni gençlikte hayvancılık yapan yok. 40-50 tane bayan ortağımız var.

Yönetimde kadınlar var mı?

Yönetimde yok.

Gençleri üretime çekmek için bir teşvik yok mu peki?

Kooperatif olarak teşvikimizin olması için bizim yani kooperatifin maddi anlamda güçlü olması lazım. Biz nereden baksan 2009’dan bu yana belki bir 7-8 kişi emekli ettik. Bunların hepsinin tazminatlarını ödedik. Hep masraf. Mandırada 2009’dan bu yana sadece duvarlar kaldı. Hepsini hiç teşvik, kredi kullanmadan kendi imkânlarımızla yaptık. Çünkü devletten bir teşvik kredi almaya kalkıştın mı prosedür gereği en az 6 ay sonra başlıyor bu işlem. Ama bizim eksiğimizi yaza kadar bitirmemiz lazım ki yazın işlerimiz daha düzgün, hızlı yürüsün.

Ortakların hepsi hayvancılık yapmıyor dediniz. Peki, ben kooperatife gelsem ortak olmak istiyorum desem ortak olabilir miyim?

Şu an olamazsınız. Genel kurulda yeni ortak alınmayacak diye karar alındı. Çünkü ortaklar şunu söylüyor: 100 liraya benim milyon liralık mandırama ortak olacak. Ama onun hakları zaten üye olduktan sonra başlayacak. Ama ortaklara bunu anlatmaya çalıştın mı farklı düşünüyorlar. Onun için ortaklara bu konuda ısrar etmiyoruz.

“… mümkün olduğu kadar kendi imkânlarımızla büyümek…”

Siz kredi kullanmaya veya devletten destek almaya çok istekli değilsiniz ve yeni ortak da almıyorsunuz. Bu durumda Kızılyaka kooperatifi nasıl büyür?

Çok hızlı büyümenin anlamı yok – risturn dağıtmıyoruz. Çünkü risturn olarak dağıtırsak, dağıttığımız risturn kadar devlete vergi vermemiz gerekiyor. Risturn dağıtmadan mandırada kendi yeniliklerimizi yapmaya çalışıyoruz. Kendi imkânlarımızla büyümeye çalışıyoruz. Çünkü çok açılıp da borca girip de borcu kapatalım diye uğraştığımız zaman risk olur. Üretim kapasitesini  bugün yükseltirim ben. İstanbul’dan arıyorlar, Çanakkale’den beriye çeşitli illerden arıyorlar herkes beyaz peynir, tulum peyniri, ve kaşar peyniri istiyor. Ama vadeler uzun. Üretimi yükseltip üretim yapıp, malı vadeli gönderdiğinde bir de ödeme zamanında alamazsak bu kooperatifi sıkıntıya sokar. Çok büyük bir süpermarket zinciri mal istedi bizden. İki üç ay görüşmelerimiz devam etti. En sonunda tıkandık. 5 ay vade. Yani nasıl çalışırsın? Kooperatif ortaklarına süt parasını nasıl ödersin? Bunun için tedbirli bir şekilde mümkün olduğu kadar kendi imkânlarımızla büyümek kaidesiyle gidiyoruz yolumuza.

Uygulamada, örneğin vergi düzenlenmelerinde neler değişirse kooperatiflerin önü açılır?

Vergilerde bu yeni sistem kooperatifler için kötü. Maliye Bakanlığı kooperatifin kendi mandırasının işlediği sütü ortak dışı işlem görüyor şu anda. En büyük sorun o. Kooperatifin kârından % 22 vergi alıyor, yüksek bir miktar. Mesela mandırada ürettiğimiz ürünleri ve marketimiz var kooperatifin ortağına ürün satıyoruz, ortak dışı işlem görüyor. Yani şu an normal bir ticari işletmeden farkımız kalmadı.

“Kooperatifçilik bu. Birbirine bağlı olmak gerekiyor.”

Kooperatif olabilmek için en önemli şey sizce nedir?

Kooperatif olabilmek için en önemli şey, ortaklarla uyum içinde devam etmesi lazım bu işin. Herkesin kooperatifin yönetimine  güvenmesi lazım. Yıllardır hep başka kooperatiflerde kötü örnekleri görmüşler.  Burada da böyle mi olur, kuşkuları oluyor. Bunları ortadan kaldırdık. Sabahtan geceye kadar mesai saati aramadan burada ortakların işlerini, kooperatifin işlerini  görmeye çalışıyorum. Çünkü herkesin kendine göre paraya ihtiyacı oluyor. Bazı ortakların  yem borcu var, bazılarına para ihtiyaç oluyor. Elimizden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışıyoruz. Kooperatifçilik bu. Birbirine bağlı olmak gerekiyor. Birbiri arkasından kuyu kazarsa kooperatifçilik yürümez. Güven çok önemli.

“Disiplinsiz bu iş kesinlikle yürümez.”

43 yıllık bir kooperatifsiniz. 1976’da kurulan kooperatifin bugünlere gelmesini neye bağlarsınız? Başarılı bir kooperatif olmak için ne gerekir?

Kooperatifimiz çok zorlu günlerden bu günlere geldi. Ekonomik krizleri hep tedbirle aştık. Bir de disiplin. Disiplinsiz bu iş kesinlikle yürümez. “Ben de buranın ortağıyım ama bugüne kadar, bir gün parasız 100 gr. bir şey götürmedim. Paramla alırım, buranın ortağıyım. Diğer ortaklar gibi 308 kişiden bir tanesiyim. Parasını verip alacağım. Ha, kooperatif ortaklarına gıda dağıtır o zaman ben de hakkımı alacağım.”

Disiplinden başka ne gerekir?

Çok güzel bir soru. Burada maddiyat ve ortakların güveni çok önemli. Maddiyat derken kooperatifin parasal güç olarak daha iyi olması lazım, yenilikleri takip edip ekipmanları sürekli yenilemesi lazım. Her ay süt toplayıp parasını ödemeye çalışıyoruz. Kooperatif ortağı süt verir, parasını bekler; sen sütü naptın sattığın yerden para alabildin mi diye düşünmez. Ortağın da kendine göre sıkıntıları var, o da haklı. Sen ürünü satacaksın da para gelecek de ortaklara  para vereceksin. Başarılı olmak için kooperatifin kasasında belli bir miktar olması lazım. Risk alabilmek için.

Not: Söyleşinin ses kaydı çözümlemesini yapan Güneş Kurtuluş’a teşekkür ederim.

Kategori(ler): Söyleşiler

2 Yorum

Kızılyaka Tarımsal Kalkınma Kooperatifi

  1. Her şey insanla başladığı kesin ama toplulukla bütünleşirse, tarihsel kalıcı olmaz mı? Topluluk olmadan birey, kanatsız değil midir? Uçmak için kanat gerek. Kanadı da topluluk takıyor insana.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederiz. İnsan ve toplum arasındaki iki yönlü etkileşim, üzerinde çokça düşünülmesi ve araştırılması gereken bir alan. Bireyin düşünce ve davranış kalıpları, toplumsal etkileşimin bir çıktısı iken aynı zamanda toplumsal dokuyu oluşturan bir girdidir. Dolayısıyla bireyden topluma ve toplumdan bireye doğru çift yönlü bir analize hak ettiği yeri vermemiz gerekiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir