Sosyal girişimci ve yazar Sam Conniff Allende, bu ay düzenlenen Galler Sosyal İşletme Konferansında konuk konuşmacı. Kendisi, mücadeleci işletmelerin geleneksel rakipleriyle karşılaşmaları için radikal fikirler ortaya koyan yeni kitabı Daha Korsan Olmak (Be More Pirate)’tan fikirleri ele alacak. “Amacı esas alan, amaca dayalı özgün iş modeli kooperatif hareketiydi ve kooperatif hareketi yokken korsanlar vardı” diye yazıyor.

Buna şunu ekliyor: “Kapitalizm, varoluşsal krizini sürdürdükçe ve küresel liderlik kendi sorunları içinde kaybolup gitmeye devam ettikçe, bu sosyal iş birimlerinin cesaretini, hırsını ve hayal gücünü gösterme zamanı.

“Cevaplar bizde, kanıt bizde ve liderler bizde: Zaman, hikâyenizin duyulduğundan emin olma zamanı. Galler’e mesajımı paylaşmak için geri gelmekten, Sosyal İş Hayatındaki arkadaşlarımla buluşmaktan ve hepimizin bu gibi zamanlarda ilham alabileceği korsanların anavatanına dönmekten gurur ve heyecan duyuyorum.”

Nasıl korsanlar ile ilgilenmeye başladınız? En sevdiğiniz kim ve neden?

En sevdiğim 1702’de Anne McCormac olarak doğan Anne Bonny.  Denize açılarak toplumun kadınların erkeklerle eşit hak ve yetenekleri olan özerk bireyler olmadığını söyleyen en evrensel kurallarından birini kırdı. İki genç kız babası olarak, cinsiyet eşitsizliğinin gelecekte yüzleşecekleri bir şey olduğunun şiddetle farkındayım. Anne Bonny’nin cesareti bana değişimin mümkün olduğunu hatırlatıyor. Ama risk almamızı gerektirecek.

Korsanlar nasıl orijinal kooperatiflerdi?

Korsanların dünyanın ilk eşit fırsat işverenleri oldukları savunulabilir. Kadınlarla beraber, aynı cinsiyetten çiftleri ve etnik azınlık olan tayfa üyelerini de benimsiyorlardı. Ayrıca topluluğa çok büyük önem veriyorlardı. Korsan kanunu olarak bilinen bir takım ilkeler doğrultusunda çalışıyorlardı ve kaynakları eşit şekilde paylaşıyorlardı. Bazı CEO’ların sıradan çalışanların yüz katı kazanabildiği günümüzün aksine, bir geminin kaptanı genelde tayfadan sadece iki veya dört kat arası para kazanırdı.

Neden bugün korsanlara 300 yıl önce olduğu kadar ihtiyacımız var?

Tarihte önemli bir kavşaktan geçiyoruz. İşletmelerin ve organizasyonların toplumdaki yerleri hakkında ciddi ciddi düşünmeleri gereken bir dönemdeyiz. Önümüzde iklim krizi, politik karmaşalar ve otomasyon varken, işin ucunda sadece daha fazla para kazanmak için şirketinizi büyütmekten çok daha fazlası var. Ve müşteriler giderek bunun daha farkında oluyorlar. Bence öne geçebilen organizasyonlar, risk almaya, savaşmaya, ses çıkarmaya ve açık açık ilkelerine göre yaşamaya gönüllü olanlar olacak.

Korsan Kanunu ile kooperatif değer ve ilkeleri arasındaki bağlantı nedir?

Kaydedilen korsan kanunları, genellikle kooperatif hareketinde bulunan birçok ilkeyi ortaya koymuştur: Açık üyelik demokratik yapı, üyelerin özerkliği, ekonomik katılım ve diğer kooperatiflerle (korsan tayfalarıyla) işbirliği. Bu, oldukça dikkate değer. Henry Morgan gibi meşhur korsanların Gallerli olduğu ve Robert Owen’ın doğduğu Newtown yakınlarında büyüdüğü düşünülürse, denizde doğan fikirlerin karaya döndüğüne inanmak, abartı olmaz.

İlgili İçerik:   Sosyal ve Dayanışma Ekonomisinin Bugünü ve Yarını

Bugünkü kooperatifler ve sosyal işletmeler, geçmişteki korsanlardan ne öğrenebilir? Özellikle organizasyon ve güçle sorumluluğun atanması konusunda?

Kooperatifler, korsan kanununda bulunan birçok ilkeyi benimser. Dolayısıyla, korsanlardan öğrenebileceklerinin örgüt ve güç yapıları olmadığını söylerdim. Öğrenebilecekleri şey hikâye anlatmak. Korsanlar, ünlerini amaçlarına ulaşmak için kullanmakta uzmanlardı. Ki bu amaç, popüler görüşün (ve Disney’in) aksine şiddet değil, hayatta kalmaktı. Korsanlar mesajlarının açık ve net olduğundan emin oldular ve aracının da mesajın kendisi kadar etkili olabildiğini anladılar. Döngüsel ekonomi ve ekonomik adalet konusunda harika işler başaran birçok küçük işletme ve sosyal girişimle birlikte çalıştım. Ama mesajlarını dünyaya duyurma konusunu pek tutturamamışlardı. Bence aynısı kooperatifler için de söylenebilir.

korsanlar

İçindeki Korsanı Bulmanın Beş Yolu

1. Daha az tahmin edilebilir ol:

Eğer bir isyan başlatmaya hazır değilsen, sadece rahatlık bölgenden çıkmakla başla. Alışkanlıklarımıza ve rutinlerimizde fazla bağlıyız. Yani gidip yeni deneyimleri keşfe çık, senin için bu her ne demekse. Basit bir kendine yardım tavsiyesi gibi görünebilir ama yenilikler için beynini çalıştırmak, uğruna çabalamaya değer bir şey olduğunda öne çıkmayı çok daha az korkutucu yapar.

2. Ne için savaştığını bil:

Deneyimlerime dayanarak, birçok insanın bundan emin olmadığını söyleyebilirim. İşte bu yüzden paçamız sıkıştığında karar vermekte veya önemli meseleler konusunda eyleme geçmekte zorlanırız. Bunu nasıl yapacağın konusunda çalış. Değerlerimiz ancak onları uygulamaya geçirdiğimiz sürece gerçektir.

3. Tayfanı bul:

Korsanların gücü mürettebatlarıyla onları bir arada tutan üst düzey güven ve yükümlülükleriydi. Kendi başına değişim yaratmak yalnız bir yoldur ama küçük bir grup kararlı insan dünyayı değiştirebilir.

4. Gücü tekrar dağıt:

Korsanlar gücü yeniden pay ediyorlardı çünkü nasıl yozlaştırdığının farkındaydılar. Fakat güç akışkandır ve sadece geleneksel liderlik şeklini değil, birçok farklı şekil alabilir. Hepimiz kendi yeteneklerimiz, bağlantılarımız ve bilgimiz sayesinde gayri resmi güç sahibiyizdir. Diğerlerini eğiterek, dinleyerek ve onlara güvenerek güç dengelerini değiştirebilirsin.

5. Basit tut:

Gidererek zaman fakiri olan bir nesle göre, kimsenin okumayacağı çok fazla uzun, sıkıcı strateji makalemiz var. Onun yerine, fark yaratacak, küçük ve cesur eylemlere odaklan. Anlamsız süreçlerden kurtul ve daha az kaynakla çalış, tıpkı korsanların yaptığı gibi.

Not: Rebecca Harvey’nin Co-op News blogunda 5 Eylül 2019 tarihinde yayımlanan yazısından Murat Soysaraç tarafından çevrilmiştir. Erişim

Kategori(ler): Görüş Yazıları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir