Doksanların sonları…

90’ların sonu, 2000’e ramak kaldığı yıllarda yeni binyıla (milenyum) geçiş ile bütün bilgisayar sistemlerinin çökeceğini ve yazılımcıların bu soruna nasıl bir çözüm bulacağını merakla bekleyen geniş bir kitle vardı. Öyle bir kaygı ki “bütün bilgisayarları çöpe atacağız artık” söylentilerine kadar da dayanmıştı iddialar. Ayrıca dünyanın farklı yerlerinden yeni binyılda uygarlığın sonu geleceği gerekçesi ile toplu intihar haberleri gelirken, dünyanın sembolik büyük kent meydanlarında binyıla geçiş için şaşaalı kutlamalar planlanıyordu. Kullanılan tema renk ise metalik griydi çünkü bu renk gelecekte yaşayacağımızı düşündüğümüz teknolojik ve modern dünyayı temsil ediyordu. Bu biraz da Geleceğe Dönüş filminin bilinçaltımıza attığı; “21 Ekim 2015” gününe gelindiğinde uçan kaykaylar, kendi kendini kurutan elbiseler, ileri teknoloji ile modernize edilmiş hayatlar yaşayacağımız kurgusundan da kaynaklanıyor olabilir. Yeni binyıla girme heyecanını bir kenara bırakıp dönemin gerçekliğine geri dönersek, dünyanın geneline işlemiş ve giderek artan yoksulluk, eşitsizlik ve küresel çevre tahribatı tablosu ile karşı karşıya olduğumuz bir dönemden söz ediyoruz.

Binyıl Kalkınma Hedeflerinden Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine: Kısa Bakış

90’ların havasından bahsedip, sürdürülebilir kalkınmanın bahsini geçirmemek olmaz. 1992 yılında, Birleşmiş Milletler önderliğinde Rio’da toplanan Çevre ve Kalkınma Konferansı bir dönüm noktası olarak kalkınma literatürüne girmişti çoktan. Ancak tam da “girdik milenyuma ama hayatımızda değişen bir şey de olmadı” dediğimiz bir zamanda, 6-8 Eylül 2000 tarihleri arasında bir başka önemli zirve gerçekleştirildi. Dönemin Genel Sekreteri Kofi Annan liderliğinde Birleşmiş Milletler tekrar toplanarak dünyanın mevcut durumunu, gerçekliğimizi tekrar önümüze serdi (UN, 2000).  Özgürlük, bireylerin ve milletlerin eşitliği, dayanışma, hoşgörü, doğaya saygı gibi başlıkların tartışıldığı zirveden 8 küresel hedef çıktı ve bu hedeflerin gerçekleşmesi için konulan zaman hedefi ise 2015 yılı idi.

Zaman zaman hedeflerin tutturulamayacağı ya da gerçekçi olamadıkları bakış açısı ile yapılmış eleştirileri de okuduk bu süreçte. Aradan geçen 15 yılın ardından, Binyıl Kalkınma Hedeflerinde gelinen son nokta Birleşmiş Milletler Binyıl Kalkınma Hedefleri Raporu ile açıklandı (UN, 2015a). Söz konusu hedeflerden bazılarına ulaşılmıştı. Örneğin yoksulluk oranı 1990 yılına kıyasla 2010 yılında yarı yarıya azalmıştı. Ancak raporda hala 1,2 milyardan fazla insanın aşırı yoksulluk içinde olduğunun da altı çiziliyordu. Daha da fazlası dünya üzerinde neredeyse Türkiye nüfusu kadar insan gündelik sıradan ihtiyaçlarını gideremeyecek kadar düşük kaloriyle, hayat ile ölüm arasındaki sınırda nefes almaya devam ediyordu. Özetle 2015’e gelindiğinde uçan kaykaylar konuşulmuyordu.

Bu raporun arkasından Eylül 2015’de Birleşmiş Milletler “Dünyayı Dönüştürmek: Sürdürülebilir Kalkınma için 2030 Gündemi” ile yeni bir küresel sürdürülebilir kalkınma yol haritası belirledi ve bir sonraki 15 yılda erişilmesi istenen yeni hedefleri açıkladı (UN, 2015b). Böylece 2000 yılında belirlenen Binyıl Kalkınma Hedefleri yerini Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine bırakmış oldu (Köne, 2018).

Fotoğraf: Yağmur Kara

İlk hedefimiz Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri…

Belirlenmiş olan 17 hedeften biri olan 10 numaralı hedef; “ülkeler arasında eşitsizliği azaltmak veya başka bir ifade ile eşitlikleri çoğaltmak”. Neden küresel eşitlik meselesini önemsemeliyiz? Bunu cevaplamanın yolu nasıl bir eşitsizlik içinde olduğumuzu anımsamakta yatıyor. Binyıl Kalkınma Hedeflerine göre küresel yoksulluk 1990 yılından 2010 yılına yarı yarıya azaldı azalmasına ancak geçtiğimiz yıl yaratılan refahtan yine en büyük payı en zenginler elde etti. Oxfam’ın “Çalışmayı Ödüllendir Zenginliği Değil” (2018) küresel eşitsizlik raporuna göre 2017 yılında en zengin %1, yaratılan toplam servetin %82’sini aldı. Veya daha çarpıcı bir örnek;  dünyada ilk beşte sayılan küresel moda markalarından bir tanesinin CEO’su, Bangladeşli tekstil işçilerinden birinin ömrünün sonuna kadar çalışması karşılığında kazanacağı parayı yalnızca ama yalnızca 4 günde kazanıyor.

Oxfam’ın Eşitsizlikleri Azaltma Kararlılığı Endeksi raporuna göre (Lawson&Martin, 2018) Hedef 10’u gerçekleştirmeden  yoksulluğun kaldırılması olarak belirlenen Hedef 1’e ulaşılması pek de mümkün değil. Endeks sonuçlarına da kısaca bakalım, kimler bu daha eşit ve daha az eşit olanlar. 157 ülkeyi kapsayan eşitlik endeksi sıralamasında ilk 10’da yer alan ülkeler; Danimarka, Almanya, Finlandiya, Avusturya, Norveç, Belçika, İsveç, Fransa, İzlanda ve Lüksemburg. Sıralamadaki son on ülke ise; Bangladeş, Singapur, Laos, Madagaskar, Butan, Sierra Leone, Çad, Haiti, Özbekistan ve Nijerya. Merak edenler için, Türkiye 53. sırada.

Kooperatifler Eşitsizlik Sorunun Çözümüne Nasıl Katkıda Bulunuyorlar?

COPAC’ın kısa açıklamasından yola çıkarak Hedef 10 ile kooperatifler arasındaki ilişkiye daha yakından bakalım (COPAC, 2018a). Hedef 10 yalnızca gelir eşitsizliğine odaklanmıyor. Aynı zamanda yaş, cinsiyet, engellilik, ırk, etnik köken, din başta olmak üzere bütün dezavantajlı gruplara ve eşitsizliklerin giderilmesine yönelik oluşturulmuş bir hedef. Bu hedefe ulaşmak için üyelerin işletmelerin sahipleri olduğu, insan ve değer odaklı kooperatifler eşitliğin ve kapsayıcı ekonomik büyümenin desteklenmesinde iyi konumlandırılmış araçlardır. Çünkü kooperatifler üyelerinin ürün ve hizmetlere erişimini sağlama ve üyelerinin eşit oy hakkına sahip olmasını da içeren “eşitlik ve eşitlikçilik” gibi değerlere dayanırlar.  Sosyal dezavantajlı gruplara erişilebilir hizmetler sağlarken onların topluluklarla işbirliği kurmalarına yardımcı olurlar.  Kooperatiflerin eşitsizlikleri azaltmada nasıl bir fark yaratabileceğini anlamanın bir yolu, kendi topluluklarında girişimlerde bulunan kooperatiflerden öğrenmektir. COPAC’tan Kooperatiflerin eşitsizlikleri azaltmaya nasıl katkıda bulunduğuna dair verdiği örneklerden bazıları ile devam edelim…

İlgili İçerik:   Neden Sosyal Ekonomi?

Etnik Grupların Eşitsizliğini Gidermeye Dönük Kooperatifler

Isthmus Bölgesi Yerli Toplulukları Birliği (UCIRI) Meksika’da faaliyet gösteren, Zapotec, Mixe ve Chontal etnik gruplarından oluşan 5 farklı belediyede, 53 farklı topluluğa ait 5000’nin üzerindeki aileyi birleştiren bir kahve üreticileri çiftçi kooperatifidir. 1982 yılından bu yana kooperatif, üyelerine yerel üretim, depolama ve nakliye ile ürünlerinin ulusal ve uluslararası pazarlaması için teknik ve mali yardım sağlamış. Kooperatif ayrıca organik kahve üretimine ve adil ticaret sertifikasyonu alınmasına da öncülük etmiş. Kooperatifin başarısı, depolar, gıda tedarik sistemleri, ulaşım ve sağlık hizmetlerinin güvenceye alınması dâhil olmak üzere altyapı inşaatı ile devam etmiş. Kooperatif kredi desteği ve tüketim malları ve ekipmanlarının temin edilmesi için bir “Dayanışma Fonu” kurulmasında ve yerli kültürel mirasın korunmasında da kilit rol oynamış.

1990’lı yıllarda argan yağına giderek artan küresel talebi karşılamak için güney-batı Fas’ta Berberi kadınlar argan yağı üretiminde geleneksel bilgi ve doğal kaynakları korurken geliştirmek için küçük kooperatifler şeklinde organize olmuşlar. Uluslararası kalkınma ortaklarının desteğiyle, kadın kooperatif üyeleri okuryazarlık, iş ve kooperatif yönetimi, pazarlama ve kalite standartları, sosyal ve çalışma hakları konularında eğitilmişler. Böylece kooperatifler aracılığıyla modern teknolojiyi geleneksel bilgiyle birleştirerek daha büyük ölçekli üretim ve pazarlamayı başarabilmişler. Ayrıca uluslararası pazarlarda argan yağının kendisi ve içeriğinde argan yağı olan ürünlere artan taleplerden yararlanmak için de katma değer yaratacak faaliyetlere devam etmişler. Kooperatiflere katılımları sayesinde, 2010 yılına gelindiğinde kadın üyelerin kazançlarının kendi üretim ve pazarlama süreçlerine kıyasla on kat arttığı da belirtilmiş. Buna ek olarak, çevresel sürdürülebilirliği geliştirmek, argan ağacı fidelerini korumak ve yetiştirmek için fidanlıklar kuran kooperatifler, argan ormanlarını çölleşmeden korumak için ağaçlandırma projelerine de katılmışlar.

Yine Hindistan’da, Delhi’de Nirmana Niketan, ev işçileri olarak çalışan ve göçmen aşiret kadınlarının sosyal ve ekonomik entegrasyonlarını kolaylaştırmak için 1998 yılında kurulmuş bir kooperatif. Kooperatif, Delhi’de ve Jharkhand, Odisha ve Batı Bengal gibi aşiret bölgelerinde, ev işçilerine işe yerleştirme hizmetleri ve beceri eğitimleri sunarak, kadınların çalışma koşullarının iyileştirilmesine destek olmuş.

Engellilere Yönelik Kooperatifler

Avrupa’da, sosyal kooperatifler, sosyal hizmetlerin sağlanmasında engelliler dâhil olmak üzere dezavantajlı ve marjinalleştirilmiş işçilerin yeniden entegrasyonunda giderek artan bir rol oynamaktadır. İtalya’nın sosyal kooperatif modeli buna bir örnektir. 1991 yılında çıkarılan kanun (“381” yasası), dezavantajlı grupların engelli insanlar da dâhil olmak üzere İtalyan toplumuna iş sağlanması gibi hizmetler sunan sosyal kooperatifleri teşvik etmektedir. Çalışanların en az yüzde 30’unun dezavantajlı gruplara ait olduğu sosyal kooperatiflere devlet desteği de sağlanmakta. 2015 yılında, 416.097 işçi ve 43.781 gönüllü ile İtalya’da 16.125 sosyal kooperatif bulunurken 2011’den sonra gerçekleşen artışın % 43,2 olduğu belirtilmekte.

COpAPS Bolonya’da Sosyal Kooperatif, engelli gençlere eğitim, öğretim ve iş yerleştirme konusunda tarımsal, zanaat ve sosyal faaliyetler yürütmeleri için; engelli gençler, aile üyeleri ve destekçileri ile 1979 yılında kurulmuştur. Bugün, İtalya’daki en eski sosyal kooperatiflerden biri olan COpAPS, engelli bireyleri işgücüne entegre etme hedefini park bakımı ve bahçıvanlık, organik meyve ve sebze üretimi, çiçek yetiştiriciliği ve süs bitkileri olmak üzere üç farklı alanda sürdürmeye devam etmektedir.

Göçmenler de var…

İtalya’da Barikama Kooperatifi, 2012 yılında Güney İtalya’daki çiftliklerde çok düşük ücretlerde çalıştıktan sonra organik yoğurt ticaretine başlamak üzere Sahra altı Afrikalı göçmenler tarafından kuruldu. Sosyal hizmet sunumu karşılığında vergi indirimi verilen bir sosyal kooperatif olarak kurulan şirket, Asperger sendromlu İtalyanlara da iş olanakları sunuyor. Bu oluşum sadece kooperatif üyeleri için bir yaşam sağlamakla kalmamış, aynı zamanda sosyal engelleri yıkmaya da yardımcı olmuş.

1993 yılında kurulan Ekvator’daki Bella Rica Madencilik Kooperatifi, zanaatkar ve küçük ölçekli altın maden işçilerini bir araya getirmiş. Madencilerin kooperatifin oluşturulmasındaki ana hedefleri, çalışmalarını resmileştirmek ve madencilikle ilgili maddi hakları elde etmek olarak belirtilmiş. Ancak bunun yanında Kooperatifin pek çok başarısından biri de, geçici göçmen işçilerin resmileştirilmesi ve daha istikrarlı sözleşmeler yapılmasıdır.

Kısa bir not…

“Sürdürülebilir Kalkınma için 2030 Gündemi” raporu ile ilgilenenler için ekleyelim. Belgenin 41 ve 67’inci paragraflarında kooperatifler, Gündem’in uygulanabilmesinde adı geçen aktörlerden biri olarak belirtilirken; Ağustos 2015’te kabul edilen Kalkınma Finansmanı sonuç belgesinin 13, 35 ve 39’uncu paragraflarında da kooperatiflerin rolü vurgulanmıştır (COPAC, 2018b).

Kaynakça

COPAC. (2018a). Transforming our world: A cooperative 2030  Cooperative contributions to SDG 10Erişim

COPAC. (2018b). International day of cooperatives: The power to act for a sustainable future. Erişim

Köne, A. (2018, 21 Mayıs). Kooperatifler ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri – 1. [Blog post]. Erişim

Lawson, M., Martin, M. (2018). The Commitment to Reducing Inequality Index 2018. Oxfam International. Erişim

UN. (2000). Millennium summit (6-8 September 2000).  Erişim

UN. (2015a). The Millennium Development Goals Report 2015Erişim

UN. (2015b). Transforming Our World: The 2030 Agenda for Sustainable Development. Erişim

Vázquez Pimentel, D. A., Macías Aymar, I., & Lawson, M. (2018). Reward Work Not Wealth. Oxfam International. Erişim

Kategori(ler): Akademik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir