Uluslararası Çalışma Örgütünden gelen yeni bir rapor sosyal ekonomi kuruluşlarının iş imkânı, hizmet ve barış inşası fırsatları sağlamaktaki rolünü inceliyor.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), UNICEF, Dünya Bankası ve diğer örgütlerin bir projesinden gelen yeni bir rapora göre; kooperatifler ve sosyal ekonomi kuruluşları, yerinden edilmiş kişiler ile ilgili tırmanan krize karşılık verebilecek durumdalar.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğine göre, 2018’in sonunda dünya çapında zulüm, çatışma, şiddet ve insan hakları ihlali sebepleriyle zorla yerinden edilmiş kişilerin sayısı 70,8 milyondu.

Yeni rapor, bu insanların ve onları barındıran toplulukların krizin etkilerini azaltacak ekonomik fırsatlara ihtiyacı olduğunu belirtiyor.

ILO’ya göre kooperatifler bu sorunla birkaç farklı yolla başa çıkabilirler: İş, hizmet ve ortak olma fırsatı sunarak ve topluluklar kurarak.

“Yerel topluluğun güvenebileceği yapılar kurmak ve yerel yönetimi güçlendirmek barışı sağlamanın anahtarlarıdır,” diyor rapor. “Kooperatifler ve diğer sosyal ve dayanışma ekonomisi örgütleri (SDEÖ’ler)  hem yerinden olmuş insanların hem de ev sahibi nüfusun ihtiyaçlarını karşılayacak durumdalar. Zira çoğunlukla pratik hizmetlerle kolektif eylemi birleştiriyorlar ve bunu öz yardım, karşılıklılık ve demokratik yönetim ilkelerine dayandırıyorlar.”

Rapor, Prospects’in çalışmasının bir güncellemesi. Prospects, Hollanda hükümetinin liderliğinde ILO, Uluslararası Finans Kurumu (IFC),  Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve Dünya Bankası’nı kapsayan bir ortaklık.

Prospects, iyi uygulamaları, öğrenilenleri ve yeniliğe açık alanları belirlemek için kooperatifler ve SDEÖ’lerin yerinden edilmeye verdiği yanıtların haritasını çıkardı.

Çalışma, hem kooperatifler hem de SDEÖ’lerin birçok farklı rol üstlendiğini buldu. Bu kuruluşlar, ürün ve hizmetlere erişim, istihdam, gelir yaratma, finans ve bilgi alışverişi gibi pratik işlevler sağlamak üzere ağlar oluşturma; dayanışma ve güvenin inşası; sorun çözümü, kolektif eylem; kadınları güçlendirme, uzlaştırma ve kültürel bilinçlendirme gibi sosyal kapasiteyi geliştirme ve barışın inşası işlevlerine odaklanarak geniş bir yelpazede çalışıyorlar.”

“Birçok kooperatif her iki kategoride çalışıyor ve ilgili kişilere karşılıklı olarak güçlendirici faydaların bir birleşimini sağlamak için bütünleşik bir müdahale geliştirebiliyorlar,” diyor rapor.

Bazı örnekler:

  • İtalya’da Roma yakınlarındaki Barikama, meyve toplayıcısı olarak çalışırken sömürülen bir grup Afrikalı mülteci ve göçmen tarafından kuruldu. Yoğurt yapılan ve sebze yetiştirilen küçük bir organik işletme oluşturdular.
  • Hindistan’da 36 mültecinin geçimlerini sağlamalarına yardım eden 15 Tibetli işçi kooperatifi var. 1960’lı ve 1970’li yıllarda kurulan bu kooperatifler tarımsal üretim ve zanaattan konukevleri işletmeye kadar değişik alanlarda faaliyet gösteriyorlar.
  • UNHCR tarafından 2012’den beri Etiyopya’daki beş kampta kurulan 40 kooperatif tarım, hayvancılık, enerji ve çevre konularında çalışıyor.

Kooperatifler karma ortaklığa sahip olabilirler. Hem mültecileri hem de yerli halkı bünyesine katıp iki gruba da hizmet verebilirler. Rapor, Gaziantep, Türkiye’deki SADA Kadın Kooperatifi örneğini veriyor. Bu kooperatif Suriyeli, Türk ve Afgan ortaklardan oluşuyor ve çeşitli faaliyetlerde yer alıyor.

Diğer kooperatifler, evlerine dönen ama tam olarak uyum sağlayamayan eski mültecileri kapsıyor. Örneğin Bosna ve Hersek, Bratunac’da bulunan Cooperativa Agricola Insieme ve Bosna Savaşından sonra kadınlara yardım eden Herzegovina. Yerel aileler tarafından yetiştirilen küçük yemişlerden reçel ve nektar yapıyorlar.

Rapor, Malezya’daki Earth Heir veya Tanzanya’daki Women Craft gibi benzer roller üstlenen birçok SDEÖ olduğunu ekliyor. Women Craft, örneğin, mülteci zanaatkârların yaptığı ürünleri pazarlıyor ve Viyana’daki Nut & Feder, mültecileri ticari mal üretebilmeleri için eğitip işe alıyor.

Rapora göre kooperatiflerin ve SDEÖ’lerin önemli etkileri oldu. Bunlardan bazıları:

  • Tarım sektöründeki Suriyeli mülteciler için 40.000’den fazla esnek çalışma izninin çıkarılmasına yardım etmek
  • 2004’den beri mültecilere bakım sağlayan Kanada, Saskatchewan merkezli tüketici kooperatifi Regina Topluluk Kliniği
  • ABD, Montana’daki Mülteci Yöneticileri Kooperatifi Eritre, Suriye, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Irak’tan gelen ve belgesel film yapımı ile ilgilenen mültecileri bir araya getiriyor. Halkla paylaşacakları bağımsız öyküler oluşturmak için birlikte çalışıyorlar.
  • Batı Şeria’da Filistinli mülteciler tarafından kurulan ve resmi olarak kayıtlı en eski kadın topluluğu olan Kalandia Kampı Kadın Elişi Kooperatifi, Filistinli kadınları finansal olarak güçlendiriyor.
İlgili İçerik:   Kırsal Gelişme ve Kooperatifçilik

Rapora göre kooperatiflerin rollerine “kültür aracısı” olarak hareket etmek de dâhil. Çok Kültürlü Sağlık Aracıları Kooperatifi (Multicultural Health Brokers Co-op, MCHB), “sağlığa bütüncül ve kapsamlı bir şekilde yaklaşarak Kanada sağlık sisteminde yollarını bulmakta” mültecilere yardımcı oluyor.

“Kooperatifler sadece nesnel hizmetler sağlamıyor. İşbirliği yoluyla ortaklar eğitime ve hizmetlere erişebiliyorlar ve kolektif sesleriyle daha stratejik ihtiyaçları için lobi yapabiliyorlar,” diyor rapor.

“Bu özellikle yerinden edilmiş olanlar bağlamında önemli. Hem onların hem de onlara ev sahipliği yapan toplulukların sosyal yeterliliğe, dayanışmaya, güvene, sorun çözmeye, psikososyal desteğe ve barış inşasına şiddetle ihtiyacı var.”

Etkili bir barış inşası için kooperatifler ekonomik ve sosyal hedeflere öncelik verip hâlihazırda topluluk ile bağları olan etkinlikleri desteklemeliler. Bunun yanında huzursuzluğa sebep olan yapısal adaletsizliklere kısa süreli tepkiler vermektense sorunu çözmeye çalışmalılar ve ev sahibi topluluklar ve yerinden olan kişilerden oluşan karma ortaklığa sahip olmalılar.

Bu esnada esneklikleri, topluluk temelleri ve sürdürülebilirlikleri, kooperatif modeline mülteci gruplarıyla çalışırken değerli avantajlar veriyor. Ki bu gruplar genellikle sürekli değişen ve eğitim, çocuk bakımı ve ruh sağlığı desteği gibi çok çeşitli ihtiyaçlara sahipler.

Kooperatiflerin başarılı olması için gerekenler

Rapora göre, kooperatiflerin başarılı olmaları için uygun bir yasal ve düzenleyici mevzuat ortamı şart. Danışmalar sonucunda elde edilen özellikli öneriler arasında şunlar var: Kooperatiflere özgü vergi tasarımı, kooperatiflerin özerkliğini koruyacak yasal düzenlemeler,  lobi oluşturmak ve rehberlik için yasal ve politika ortamı hakkında bilgi sahibi bir çatı kuruluş tesis etmek ve bilişim teknolojileri, e-ticaret ve kapsayıcılık gibi yeni küresel akımlara izin verecek politikalar geliştirmek.

İyi yönetim, güven için yaşamsal önem taşıyor ve kooperatifin “adil, demokratik ve katılımcı” olduğundan emin olmayı sağlıyor. Kooperatif değerleri ve ilkeleri ise barış sağlayıcı rolüne zemin hazırlayan güven öğesini inşa etmeye yardım ediyor. Güven ve dayanışma ortamı kurmak, zaten sıkıntılı deneyimlerden geçmiş mülteci topluluklarında zor olabilir, o yüzden kooperatiflerin bu sürece zaman ve ilgi ayırmaları önemli.

Ortaklıklar kurmaya, pazara erişimi sağlamaya, bilgi alışverişine olanak vermeye ve teknik rehberlik sunmaya yardım için yerel, ulusal ve uluslararası destek de önemli.

Örneğin, UNHCR, sosyal girişimler, kooperatifler ve sanatçılar ortaklığında gerçekleştirilen bir proje ortaklığı olan MADE51, mülteci elişlerini küresel ölçekte pazarlıyor. Yerel ölçekte, ortaklık geçim kaynakları sağlıyor, sanat geleneklerini sürdürüyor ve kültürü koruyor. Ticaret düzeyinde bu koleksiyonlar MADE51’in internet sayfasında tanıtılıyor. Girişimin, 10 ülkede faaliyet gösteren 13 sosyal girişim ortağı var: Burkina Faso, Mısır, Kenya, Tanzanya, Ruanda, Ürdün, Lübnan, Afganistan, Pakistan ve Malezya. Kısa süre içerisinde Tayland, İsrail, Hindistan, Güney Sudan ve Türkiye’den de ortakları olacak.

Zorluklar

Kooperatiflerin yerinden edilmiş insanlarla çalışmasının zorlukları arasında; yerel düzenleyici çerçevelerin düşmanca tutumu, “kooperatiflerin devlet otoriteleri ve/veya siyasi partiler tarafından geçmişte amacının dışında kullanılması yüzünden etkinliklerinin zayıfladığı yerlerde” kooperatiflere güvensizlik duyulması ve kötü yönetim ve işletmenin sorunlara yol açtığı bölgelerde kooperatiflerle ilgili olumsuz algılar vardır.

Bunun yanında finansmana erişim ve uluslararası aktörlerin aşağıdan yukarı yaklaşımı kolaylaştırmak yerine çok fazla kontrolcü davranarak kooperatiflerin organik büyümelerini köstekleme riski gibi problemler de var.

Kooperatiflerin yerinden edilmiş insanlara yardım etmekteki rolünü geliştirmek için, rapor atölyeler ve bilgi paylaşımı platformları aracılığıyla bir “uygulama topluluğu” oluşturma çağrısında bulunuyor. Bu topluluk, ILO araçlarına uyum sağlamayı, kapasite inşasını ve mültecilerle çalışan kooperatifler için eğitim hizmetlerini içerebilir.

Raporun eklediği üzere politika yazıları ve medya yerleştirmeleri yoluyla daha çok farkındalık oluşturulmasına ve daha çok araştırmaya da ihtiyaç var.


Not: Miles Hadfield’in Coop News blogunda 8 Mayıs 2020 tarihinde yayımlanan yazısı Murat Soysaraç tarafından çevrilmiştir. Erişim

Kategori(ler): Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir