Küresel ölçekte kişi başı tüketimden kaynaklanan karbon emisyonları incelendiğinde iklim krizi ve eşitsizlik krizinin ne kadar iç içe geçmiş olduğu kolayca görülür. OXFAM tarafından desteklenen ve Avrupa Çevre Politikaları Enstitüsü (IEEP) ile Stockholm Çevre Enstitüsü (SEI) tarafından yürütülen bir araştırma, küresel karbon eşitsizliği öngörülerini sunuyor (Tim Gore, 2021).

Araştırmanın bulgularına göre, 2030 yılında dünyanın en zengin %1’lik kesiminin karbon emisyonları, Paris Anlaşması’nın 1,5 ⁰C hedef seviyesinden (kişi başına 2,3 ton CO2) 30 kat daha fazla olacaktır. Buna karşılık, dünya nüfusunun en yoksul yarısının karbon ayak izi, bu seviyenin epey altında kalacaktır. Sonuçta, 1,5 ⁰C Paris Anlaşması hedefini canlı tutabilmek, dünyanın en zengin %1’inin tüketim ve yatırımlarından kaynaklanan aşırı karbon emisyonlarının azaltılmasına bağlı olacaktır.

2030 Yılında Gelir Gruplarına Göre Karbon Emisyonları

 2030 yılında dünya nüfusunun en zengin %1’inin (yaklaşık 80 milyon kişi), 1990  yılındaki emisyonlarından %25 daha yüksek karbon emisyonuna sahip olacağı öngörülmektedir. Dünya nüfusunun en zengin %10’unun (yaklaşık 800 milyon insan) karbon emisyonları, 2030 yılı, Paris Anlaşmasında öngörülen hedef kişi başına karbon emisyon seviyesinin 9 katı ve orta zenginlikteki %40’ın (yaklaşık 3,2 milyar insan) karbon emisyonu bu hedef seviyenin yaklaşık 2 katı civarında olacak. Buna karşılık, dünya nüfusunun en yoksul yarısının (yaklaşık 4 milyar insan) ortalama karbon emisyonları ise, öngörülen seviyenin önemli ölçüde altında kalacaktır. Öte yandan kişi başına küresel karbon emisyon ortalaması da hedef seviyenin 2 katından fazla olacağı belirtilmektedir  (bkz. Şekil 1).

En zengin %1’in 2030’daki (2011$SAGP) yıllık geliri: >172 bin$; en zengin %10: >55 bin dolar; orta %40: 9,8 bin dolar; en yoksul %50:<9,8 bin dolar. 2030’daki toplam nüfus: yaklaşık 7,9 milyar.

2015–2030 Döneminde Gelir Gruplarına Göre Karbon Emisyon Artış Oranları

1,5 ⁰C hedefiyle tutarlı olmak için 2015–2030 döneminde karbon emisyonlarının %97 azalması gerekirken, en zengin %1’in kişi başına karbon emisyonlarının sadece %5 düşmesi beklenmektedir. Öte yandan, aynı dönemde, en yoksul %50’nin kişi başına karbon emisyonları %17 artacaktır. Ancak söz konusu grup için artış oranı %233 olsa bile yine de 1,5 ⁰C hedefine uygun küresel kişi başı karbon emisyon seviyesine ulaşamayacaklardır (Bakınız Tablo 1).

Tablo 1: Gelir gruplarına göre 2015–2030 kişi başına karbon emisyon artış oranları (%)

Gelir grupları %
En zengin %1

2015–2030 kişi başına karbon emisyon artışı

2015–2030 1,5 ⁰C küresel emisyon seviyesi ile uyumlu olması gereken kişi başına emisyon artışı

 

-5

-97

En zengin %10

2015–2030 kişi başına karbon emisyon artışı

2015–2030 1,5 ⁰C küresel emisyon seviyesi ile uyumlu olması gereken kişi başına emisyon artışı

 

-11

-90

Orta %40

2015–2030 kişi başına karbon emisyon artışı

2015–2030 1,5 ⁰C küresel emisyon seviyesi ile uyumlu olması gereken kişi başına emisyon artışı

 

-9

-57

En yoksul %50

2015–2030 kişi başına karbon emisyon artışı

2015–2030 1,5 ⁰C küresel emisyon seviyesi ile uyumlu olması gereken kişi başına emisyon artışı

 

17

233

Küresel ortalama

2015–2030 kişi başına karbon emisyon artışı

2015–2030 1,5 ⁰C küresel emisyon seviyesi ile uyumlu olması gereken kişi başına emisyon artışı

 

-7

-52

Karbon Eşitsizliğinin Coğrafyası

2015–2030 döneminde dünyanın en zengin %1’inin kişi başına karbon emisyonlarının ülkelere dağılımı Şekil 2’de sunulmuştur. Şekil 2’den görüleceği gibi 2030 yılına kadar Çin vatandaşlarının en zengin %1’inin, ABD vatandaşlarının en zengin %1’inden daha fazla karbon emisyonlarına katkıda bulunacağı tahmin edilmektedir. Benzer şekilde, Hindistan vatandaşlarının en zengin %1’inin Avrupa Birliği vatandaşlarının en zengin %1’inden daha yüksek oranda karbon emisyonuna sahip olacağı öngörülmektedir.

En yüksek karbon emisyonuna sahip ülkelerin 2030 yılındaki durumlarına ilişkin öngörüler özetlenirse;

  • Çin’de, nüfusun yarısının kişi başına düşen karbon emisyonları 1,5 ⁰C seviyesinin oldukça altında kalırken, en zengin %1’in kişi başına düşen karbon emisyonları çarpıcı bir şekilde artabilir.
  • Hindistan’da ortalama kişi başına karbon emisyonlarının 1,5 ⁰C hedef seviyesi ile uyumlu olması beklenirken, Hindistan vatandaşlarının en zengin %10’unun emisyonları bu seviyenin 5 katı düzeyinde gerçekleşebilir.
  • ABD, Avrupa Birliği ve İngiltere’de en zengin %10’luk grubun karbon emisyonları 1,5 ⁰C hedef seviyesinin önemli ölçüde üzerinde olacaktır.

Değerlendirme

Raporda atıfta bulunan çalışmalar, mega zenginlerin ve ünlülerin evleri, araçları, özel jetleri, süper yatları, lüks seyahatleri ve hatta uzay gezileri ile karbon ayak izindeki etkilerini açıkça gösteriyor. Mega zenginleri bir tarafa bırakırsak, havacılık emisyonlarının yarısının sorumlusu, dünya nüfusunun %1’inden daha küçük bir kısmı. Yani çok küçük bir azınlık muazzam bir karbon ayak izine sahip.

Dünyanın en zengin insanları, tüketimleri ve yatırımları ile yarattıkları ayak izinin ötesinde, rol model olmalarıyla, sahip oldukları siyasi güçle, kararları etkileme yetileriyle iklim üzerinde orantısız bir etkiye sahipler. Bu nedenle iklim krizi ile ilgili politikaların dünyanın en zengin, en yüksek emisyonlu ülkelerinin rolüne çok daha fazla dikkat etmesi gerektiği yadsınamaz.

Dünya nüfusunun küçük bir azınlığının beklenen karbon emisyonları ile Paris Anlaşması’nın 1,5 ⁰C hedefini yaşatmak için gereken küresel ortalama seviye arasındaki aşırı fark savunulabilir değil. İklim krizi, bu noktaya kadar aşırı eşitsizlikler ile yönlendirildi. Artık aşırı eşitsizliklerin radikal bir şekilde ele alınması gerekiyor. Başka yolu yok.

Kategori(ler): Akademik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.