Peter Frase (2017), Dört Gelecek: Kapitalizmden Sonra Hayat kitabına şöyle başlıyor; “21. Yüzyılda iki hayalet geziniyor: Ekolojik felaket ve otomasyon hayaletleri”.

Ekolojik felaket son yıllarda etkisini giderek daha şiddetli hissettiğimiz bir sonuç ve devam eden bir süreç. İklim değişikliği ile ilgili neredeyse her gün bir şeyler okumak, izlemek ve duymak mümkün. Çünkü etkilerini daha sert yaşamaya, tecrübe etmeye başladık. Sel felaketleri, sıcaklık değişimlerindeki aşırılıklar, kuruyan göller ve derelerle ilgili yerel haberlerin sonları bile iklim değişikliği vurgusu ile bitiyor artık. Tartışmaların uluslarüstü kurumlarla sınırlı olmadığını, küresel ölçekten yerele indiğini görebiliyoruz.  Frase bu sürecin bir yokluk, kıtlık korkusu ile örülü olduğunu söylüyor. Buna katılmakla birlikte, Frase’in ifadesinin aksine, ekolojik felaket kanaatimce bir “hayalet” değil. Bizzat ensemizde, pençeleri sivri bir canavar gibi duruyor.  Bu ekolojik felaket tartışmasını bir sonraki yazıya bırakıyorum.

Otomasyon Hayaleti

21. yüzyılın diğer hayaleti ise aramızda: “Otomasyon”. Varlığını da yarattığı değişimi de hissediyoruz. Göze görünmeden aramızda dolaşıyor. Soğukluğunun da farkındayız. Ancak üretim süreçlerinde giderek artan otomasyonun an itibariyle bizi nasıl bir geleceğe götüreceğini kestiremiyoruz. Otomasyon süreci ile oluşacak bolluk, beraberinde iş kaybı getirecek. Diğer yanda ekolojik felaketin yaratacağı kıtlık nedeniyle kaynaklar üzerinde mücadele yoğunlaşacak.  Frase, bu iki zıtlık arasında,  yaşadığımız otomasyon sürecinin olası dört senaryosunu paylaşıyor.

Otomasyon için Mevcut Durum

Öncelikle günümüzde, hâlihazırdaki tabloya bir bakalım.  Oxford Economics (2019) tarafından Haziran ayında yayınlanan “Robotlar Dünyayı Nasıl Değiştiriyor” raporundaki rakamlar çok çarpıcı. O sebeple biraz olmuşlardan ve olacaklardan bahsedelim…

Otomasyon sürecinin en yoğun olduğu sektör imalat sanayi. 2016 yılı itibariyle gerçekleştirilen üretimde otomasyonun payı %43 olarak hesaplanmış. 2030 yılı itibariyle yalnızca imalat sanayinde 20 milyon iş, endüstriyel robotlar nedeniyle ortadan kalkacak. Bu da iş gücünde %8,5’lik bir daralmayı ifade ediyor. Bu daralmadan en çok etkilenecek ülkelerin de düşük gelirli ülkeler olacağı tahmin ediliyor.

2010’dan bu yana endüstriyel robotların sayısı ikiye katlanmış durumda.  Dünyadaki robotların %20’si Çin’de ve aynı zamanda her üç robottan birinin kurulumu da Çin’de yapılıyor. Hatırlatmakta fayda var; bu istatistik 2000 yılında yalnızca %0,1 olarak belirtilmiş. Otomasyonda dünya lideri Japonya iken listede Güney Kore ve Almanya da ön sıralarda yer alıyor. İmalat sanayinde otomasyonun en yoğun olduğu sektör ise otomotiv. 2000 yılından 2016 yılına dört kat artmış durumda.

İlgili İçerik:   Kredi Birliklerinin Dolandırıcılıkla Mücadelesi: COOPER Platformu

Robotlar Her Yerde

Çalışmada sözü geçen “robotlar” imalat sanayinde fiziksel üretimde kullanılan, otomatik olarak kontrol edilen ve yeniden programlanabilir makineler. Bu robotlar  yalnızca akıllı değiller. Aynı zamanda yapay zekâ ile çevrelerindeki bütün uyaranlara karşı duyarlı kabul edilen robotlar.

Oxford Economics (2019) Raporundan Alınmıştır.

Otomasyon neden bir anda böylesi bir sıçrama yaptı?

Rapora göre bu sorunun iki cevabı var;

  1. Robotlar insanlardan daha ucuz hale gelmeye başladılar. Örneğin Çin’de iş gücü maliyetinin 2008 yılından bu yana %65 yükseldiği belirtiliyor.
  2. Robotların becerileri geliştirilmiş durumda. Böylelikle daha karmaşık üretim süreçlerinde kullanılıyorlar.

Cinsiyetler arası yapılan tahmine göre ise otomasyon nedeniyle 2030 yılı itibariyle 107 milyon kadın ve 163 milyon erkeğin işini kaybetme riski olduğu tahmin edilmiş (McKinsey Global Institute, 2019). Bu tahminler toplam kadın istihdamının %20’si ve toplam erkek istihdamının %21’ine denk geliyor. Ya da şöyle de söylemek mümkün; önümüzdeki on yılda her beş kadından ve her beş erkekten biri otomasyon nedeniyle işsiz kalacak.

Nasıl Bir Gelecek Yaratacağız?

Peki, ortaya çıkan bu işsizliği nasıl yöneteceğiz? Yeni iş yaratma süreçleri ile açığa çıkan bu işsizliği ortadan kaldırabilecek miyiz? Politika yapıcılar istihdamdaki bu otomasyon sürecini göz önünde bulunduracaklar mı?

Otomasyon süreçlerini ellerinde bulunduranlar üretilen bu artığı paylaşmaya yanaşacaklar mı? Dünyadaki kutuplaşma daha da mı artacak? Yoksa robotlar çalışırken bizler üretim kaygılarını bir kenara bırakıp daha dayanışmacı toplum yapıları mı kuracağız?

Olası dört farklı senaryoyu Peter Frase’in gözünden okumak isterseniz sizleri “Dört Gelecek” kitabına yönlendirmek isterim. Her bölümün başında “bu da olur mu?” diyeceğiniz kitapta, yine her bölümü “neden olmasın” ile tamamlamanız muhtemel.

Kaynakça

Frase, P. (2017). Dört gelecek: Kapitalizmden sonra hayat, Koç Üniversitesi Yayınları, Birinci Baskı, İstanbul.

McKinsey Global Institute (2019). The future of women at work: Transitions in the age of automation. Erişim

Oxford Economics (2019). How robots change the World: what automation really means for jobs and productivity. Erişim

Kategori(ler): Görüş Yazıları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir