Ülkemiz, halen, Avrupa’nın ve dünyanın en önemli tarımsal üretim güçleri arasında yer almaktadır. Buna karşılık tarımda birçok sorunumuz var.  Sorunlar sıralamasında, ekonomik konular başta gelmektedir. Ekonomik konuların kök nedenleri arasında ise parçalı (küçük) işletmeler, eğitim, örgütlülük ve bilinç gibi şeyleri saymak mümkündür. Bu kök nedenler, bazen neden ve bazen sonuç olarak, tarımda bir tuhaf bir döngü halinde etkisini göstermektedir.

Tarımda yapılan faaliyetlerin her aşamasında, kendini son yıllarda iyice hissettiren, büyük organizasyonların “oyun kurucu olma/ kural koyma” etkisi vardır. Tarımsal girdilerin üretilmesi ve üreticiye satılması, elde edilen ürünlerin pazarlanması süreçleri de dahil olmak üzere, tarımsal üretimin hemen her aşamasında, bu dev yapıların ağırlığı hissedilmektedir. Başka bir ifadeyle, zaten kronik borçlu durumda olan tarımsal üretici yaptığı faaliyetlerde kesin bir bağımlılık ve teslimiyet halindedir. Bu haliyle ne alımlarında ne de satımlarında söz hakkına yeteri seviyede sahip değildir. Hiç değilse satım işlemlerinde söz sahibi olabilmek, üreticiye nefes aldıracak bir alandır ama bunun gerçek hayatta çok karşılığı yoktur. Çünkü çok iyi organize olmuş ve boğucu bir arenada, bu olasılık “yok” hükmündedir.

Özetlenen güçsüzlük halinin çözümü aslında iki kavramda saklıdır; bilinç ve örgütlülük. Bilinç ve örgütlülük kavramları da bir tür neden-sonuç sarmalı halinde birbirlerini etkilemektedir. Bilinçli bireyler/toplumlar her türlü sorunlarını ilgili “örgüt” çatısı altında çözmeye çalışırlar. Sorunlara çözüm ve ilerleme için her türlü sosyal, siyasal ve ekonomik alanda geçerliliği olan yöntem örgütlenmektir. Dünyanın gelişmiş ülkeleri incelendiğinde “bilinç” ve “örgüt” varlığı görülecektir.

Adı ne olursa olsun; birlikte hareket etmek, çıkar birliği ve ortak aklı kullanmak için örgütlere ihtiyaç vardır. Birlik, kooperatif, oda, sendika, vakıf, parti ve dernek gibi örgüt modelleri yoluyla “birey/aile” olarak elde edilemeyecek sonuçları, “grup/toplum” olarak elde etme fırsatı doğar. Tarımda yer alan başlıca örgütler ise oda, birlik ve kooperatiflerdir.  Dünya ölçeğinde bakıldığında, gelişmiş ülkelerin tarım sektörlerinde kooperatifler çok önemli roller oynamaktadır. Bu ülkelerde piyasa belirleyicisi kooperatiflerdir. Hatta bazı ülkelerde, tarım bakanları bile bu örgütler tarafından belirlenir. Bu yönüyle gelişmiş/ serbest piyasacı ülkelerde tarımsal örgütler hem girdiler hem de çıktılar üzerinde doğrudan söz sahibidirler.

Ülkemizde, yüz akı az sayıda kooperatif ve birlik bir yana bırakıldığında, başarılı örnek bulmakta zorlanılmaktadır. Kamu ve özel sektörün dengeli bir bileşimi olması nedeniyle “üçüncü sektör” olarak anılan kooperatifçilik, yarattığı “sosyal faydalar” sonucu çok önemli bir denge ve kalkınma yöntemidir. Örgütlerimize ve özellikle kooperatifçiliğimize dair söylenebilecek bir sürü olumsuz deneyim, uygulama ve işleyiş vardır. Bununla beraber sorunların farkında olmak, onları çözme irade ve çabasıyla birlikte büyük kazanımdır. O halde ülkenin “gelecek meselesi” olan “tarım”da oluşturulacak politikalarda, dünyanın yıllardır izlediği yolları gözden geçirme zorunluluğu ve sorumluluğu vardır.


Not 1: Bu yazı ilk kez 19.10.2018 tarihinde Hasat Türk gazetesinde yayımlanmıştır.

Not 2: Öne çıkan görsel,  Meggyn PomerleauUnsplash

Kategori(ler): Görüş Yazıları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.