Kapitalizm, birçok rekabetçi özelliğiyle beraber modern şehir hayatının kaçınılmaz bir parçası. Rekabetçi serbest piyasa ekonomisi her ne kadar dünya genelinde uygulanmaktaysa da alternatifleri yok değil. Bu alternatiflerden biri olan paylaşım ekonomisi gittikçe popülerleşiyor. Basitçe anlatmak gerekirse, paylaşım ekonomisi, şahsi mülkiyet yerine varlıkları paylaşarak karşılıklı yarar yaratmanın yöntemini ifade eden bir terimdir (Rinne, 2017). Kırsal bölgelerde sıkça uygulansa da şehirlerde pek yaygın değildir. İyi uygulandığında kaynakların daha etkin kullanımına, kapitalizmin kentler üzerindeki sürdürülemez etkilerinin azaltılmasına ve yerel ilişkilerin desteklenmesine katkıda bulunabilir. Bununla birlikte, bu görüşlere katılmayanlar da mevcuttur ki paylaşım ekonomisini denetimsiz, görece etkisiz ve tutarsız olması bakımından eleştirmektedirler. Bu yazıda, eksikliklerini de değerlendirmeye aldığımızda paylaşım ekonomisinin faydalarının ağır bastığını ve kentsel bölgeleri geliştirmenin etkin bir yolu olduğunu savunmak istiyorum.

Eşyalarla Beraber Fikirleri de Paylaşmak

Paylaşım ekonomisinin en bariz faydalarından biri, aynı bölgede yaşayan kişilerin alet ve edevatları kendi aralarında ortak kullanmalarıdır. Mesela birkaç hane matkap gibi sürekli kullanımı olmayan bir aleti tek tek satın almaktansa tek bir matkabı ortak alıp gereksinimlerine göre birlikte kullanabilirler. Önemsiz gibi görünebilir ama bu uygulamanın uzun vadede yerel ekonomilere önemli katkıları olabilir. Çevre dergisi One Earth’ün yetkili müdürü Vanessa Timmer (2014), “az kullanılan araçların yararlanılmayan sosyal, ekonomik ve çevresel değerlerini” değerlendirmenin mümkün olduğunu hatırlatıyor. İnsanların alet ve araçları ödünç alabilecekleri eşya kütüphaneleri, buna iyi örnektir: yerel topluluğun harcamalarını azaltabildikleri gibi eşyaların daha verimli kullanılmasına yardımcı olurlar.

Paylaşım ekonomisinin bir başka, dolaylı bir etkisi ekonomik eylemlerin etrafındaki bağlamı değiştirme potansiyelidir. Günümüzde, yaşamlarımızdaki ekonomik işlemlerin çoğu kişisellikten oldukça uzak. Oysaki ticaret mekânları eskiden sosyalleşme yerleriydi ve kırsal bölgelerde hâlâ öyle. Sundararajan’ın The Sharing Economy’de dediği gibi “günümüzün dijital teknolojileri bizi yabancısı olmadığımız paylaşma davranışlarına geri götürüyor gibi gözüküyor” ve paylaşma ekonomisi toplumsal doğamız ile uyumlu (2016, s. 5). Bölge halkının ortak varlıklara erişiminin olduğu yerler, eşyalarla beraber fikirlerin, önerilerin ve tavsiyelerin de paylaşılması için uygundur. Ekonomik etkileşimler duygudan ve sosyallikten mahrum olma gibi bir üne sahiptir. Ancak paylaşım ekonomisi bunu değiştirip; bireylerin, şehirlerini paylaştıkları insanlarla bağlarını güçlendirmelerine yardımcı olabilir.

Paylaşım ekonomisinin potansiyel faydaları şahıslarla ve yerel topluluklarla sınırlı değil. Ayrıca kentlere de yararlı olabilir. Çoğu modern ekonomik model aşırı tüketim üstüne kurulu ve bu sadece sınırlı kaynaklarımız için bir tehdit değil, aynı zamanda tehlikeli miktarda atık üretim sebebi de. Mega kent Seul’un işbirlikçi ekonomiyi benimsemesinin ardındaki nedenlerden biri; kentin tüketim odaklı zihniyetinin başa çıkılamayacak miktarlarda çöple sonuçlanması (Johnson, 2014). Şehir halkının bireysel kullanım için eşyaları satın almak yerine ortak kullanımı, toplam tüketimi ve dolayısıyla çevresel etkiyi azaltmaktadır. Daha az tüketim ve varlıkların daha verimli kullanımı aynı zamanda daha az atık anlamına gelir.

İlgili İçerik:   Filantropinin 7 Karanlık Yüzü

Sınırlı Kapsam ve Etki

Gelelim paylaşım ekonomisiyle ilgili eleştirilere. Temel şikâyetlerden biri, uygulamanın kapsam ve etkisinin sınırlı oluşudur. Benzerler arası etkileşim üstüne kurulu olduğundan işbirlikçi ekonomi, kurumsal şirketler üstünde doğrudan bir ekonomik etkiye sahip değildir. Kuzey Carolina Üniversitesi ve Boston Üniversitesinde çalışan akademisyenler Malhotr ve Van Alstyne (2014, s. 25), paylaşım ekonomisinin eksikliklerini tartışırken, kişilerin bütçeleri üzerinde bile ne kadar etkisiz olabileceğinden bahsediyorlar ve “sadece marjinal maliyetleri kapsadığına ve yeni beceriler, sağlık hizmeti ve emeklilik için hiçbir şey bırakmadığına” dikkat çekiyorlar. Yazarlara göre, paylaşım ekonomisinin fark edilir bir kümülatif etkisi olabilir ancak esas itibarıyla sürdürebilir olmaktan uzaktır.

Dijital Platformlar

Paylaşım ekonomisi ayrıca iyi tanımlanmış bir amaca ve icra tarzına sahip olmama gibi sorunlardan da mustarip ve bu, uygulamanın ne kadar sosyal faydası olduğu konusunda şüphe yaratıyor. Konuyu araştıran bazı akademisyenler, araç paylaşım uygulamaları gibi bazı hizmetleri tercih edenlerin dikkat ettikleri şeyin rahatlık veya fiyat olduğuna, sistemin sosyoekonomik sonuçlarını umursamadıklarına dikkat çekmektedirler (Barhi & Eckhardt, 2015). Eğer kullanıcılar erişimin dışında, hizmetleri ve araçları önemsemiyorlarsa, paylaşım ekonomisinin kilit taşlarından biri olan topluluk yaratma unsuru kaybolur.

Paylaşım ekonomisi hâlâ yaygın olarak bilinmiyor ama çoğumuzun farkında olmadan içinde yer almış olmamız mümkün. Bir araştırmaya göre, Alman tüketicilerin yarısından fazlası işbirlikçi ekonomiyi bir biçimde deneyimlemiştir (Heinrichs, 2013, s. 230). Etki yaratma potansiyelinden haberdarız ama hâlihazırda etkin ve yaygın bir paylaşım ekonomisinin sadece temellerine sahibiz. Tam potansiyeline erişme ve tutarlı bir söylem bulmakta sorunlar yaşasa da, paylaşım ekonomisinin yine de kentler ve onların sakinleri üzerinde fark edilir olumlu etkileri var. Bu etkileri ortaya koymak için daha çok araştırmaya ve daha iyi iletişime gereksinim var. Bunlar sağlanırsa paylaşım ekonomisinin kapsamı genişleyebilir ve böylelikle daha anlamlı bir sosyal fark yaratabilir. Gerçek hayattaki küçük örnekler bana gerçek paylaşan kentlerin çok uzakta olmadığı konusunda umut veriyor.

Kaynakça

Eckhardt, G. & Bardhi F. (2015). The sharing economy isn’t about sharing at all. Erişim.

Hayes, R. (2019). Worker-owned apps are trying to fix the gig economy’s exploitation. Erişim.

Heinrichs, H. (2013). Sharing Economy: A Potential New Pathway to Sustainability. Gaia, 22(4), 228-231. Erişim

Johnson, C. (2014). Sharing city Seoul: A model for the world. Erişim

Malhotra, A. & Van Alstyne, M. (2014). The dark side of the sharing economy…  and how to lighten it. Communications of the ACM, 57(11), 24-27. Erişim

Rinne, A. (2017). What exactly is the sharing economy? Erişim.

Sundararajan, A. (2016). The sharing economy: The end of employment and the rise of crowd-based capitalism. The MIT Press: Cambridge, MA. Erişim

Timmer, V. (2014). The sharing economy: It’s more than we think. Erişim.

Kategori(ler): Görüş Yazıları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir