27 Mayıs-11 Haziran 2022 tarihleri arasında düzenlenecek 110. Uluslararası Çalışma Konferansında, ILO tarihinde ilk kez, sosyal ve dayanışma ekonomisi (SDE), kapsamlı olarak tartışılacak. Bu, aynı zamanda, Birleşmiş Milletler sisteminde SDE’nin gelişme potansiyeli konusunda yapılacak ilk üst düzey tartışma olacak. ILO bileşenlerini ve SDE ortaklarını konferans öncesinde bilgilendirmek amacıyla hazırlanan “İnsana yakışır iş ve sosyal ve dayanışma ekonomisi” başlıklı rapor geçtiğimiz günlerde yayınlandı. ILO Kooperatifler Bölümü Başkanı Simel Eşim ile SDE’nin gelişimi açısından son derece önemli olan bu rapor üzerine görüştük. 

Simel Eşim son 10 yıldır ILO’nun kooperatifler ve sosyal ve dayanışma ekonomisi portföyünü yönetiyor. Eşim, aynı zamanda, 110. Uluslararası Çalışma Konferansı’nda gerçekleşecek “İnsana yakışır iş ve sosyal ve dayanışma ekonomisi” hakkındaki genel tartışmada lider uzman olacak. Kalkınma iktisatçısı olarak uluslararası kalkınma alanında otuz senenin üstünde deneyime sahip olan Eşim, ellinin üzerinde ülkede araştırma, politika savunuculuğu, kapasite gelişimi ve kalkınma işbirliği çalışmaları yaptı. Gerek cinsiyet eşitliği ve kadınların ekonomik güçlenmesi konusunda gerekse kayıt dışı ekonomi ve göçmen meseleleri üzerine yaptığı çalışmalarda, sosyal ve dayanışma ekonomisi unsurlarıyla birlikte çalıştı. 2012’de (BM Uluslararası Kooperatifler Yılı) ILO COOP’a katılmadan önce, ILO’nun Arap Devletleri Bölge Ofisinde sekiz sene boyunca Çalışma Yaşamında Cinsiyet Eşitliği ve Kadın İşçilerin Hakları konusunda Kıdemli Bölge Uzmanı olarak görev yaptı. ILO’ya katılmadan önce 12 yıldan fazla Washington, DC’de, Uluslararası Kadın Araştırmaları Merkezi (ICRW) ve Kayıt Dışı Ekonomideki Kadınların Küresel Örgütü’nün de (WIEGO) aralarında olduğu bir dizi kuruluşta araştırmacı olarak çalıştı.

Bize “İnsana yakışır iş ve sosyal ve dayanışma ekonomisi” raporunun arka planından söz edebilir misiniz?

Sorunuza cevap vermeden önce bana ILO’nun bu alandaki çalışmasını paylaşma fırsatı verdiğiniz için size teşekkür etmek isterim. Ülke çapında yeni nesil kooperatiflere, sosyal girişimlere ve geniş kapsamda sosyal ve dayanışma ekonomisi girişimlerine yönelik artan ilgi ve ivme düşünüldüğünde bence bu rapor Türkiye için tam zamanında geldi.

Sorunuza dönersek, Mart 2021’de 341. Yönetim Kurulu, 2022’deki 110. Uluslararası Çalışma Konferansı Oturumunun  gündemine, genel tartışma için insana yakışır iş ve sosyal ve dayanışma ekonomisi (SDE) ile ilgili bir madde konulmasına karar verdi. Genel tartışma, ILO’da SDE’nin ilk kapsamlı tartışması olacağı gibi BM sisteminde SDE’nin gelişme potansiyeli konusunda yapılacak ilk üst düzey tartışma olacak.

Bahsi geçen Rapor, Ofis tarafından ILO bileşenlerini ve SDE ortaklarını tartışmadan önce bilgilendirmek amacıyla hazırlandı. Şu anda İngilizce dışında Arapça, Çince, Fransızca, Almanca, Rusça ve İspanyolca çevirileri mevcut. Hintçe, Endonezce, İtalyanca, Japonca, Moğolca, Portekizce, Tagalogca ve Türkçe çevirileri de yakında gelecek.

Ofis Raporu beş bölümden oluşuyor:

  • Birinci Bölüm, dünya genelinde SDE’nin ana hatlarını çiziyor, kavramın yapı taşlarını ayrıntılı olarak açıklıyor ve tartışma için bir tanım öneriyor. Bunun yanı sıra SDE’nin bölgesel genel görünümlerini sunuyor.
  • İkinci Bölüm, SDE’nin İnsana Yakışır İş Gündemi ve 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi (2030 Gündemi) tarafından tanımlanan küresel kalkınma önceliklerine yaptığı katkılara dair kanıtları sunuyor.
  • Üçüncü Bölüm, dünya genelinden örneklerle ILO’nun üç ana bileşeninin SDE ile ilişkisini tartışıyor.
  • Dördüncü Bölüm, Ofis’in SDE alanındaki çalışmalarını açıklarken özellikle tarihi arka plana, devam eden programlara, kalkınma işbirliği politikalarıyla ortaklıklarına ve kapasite geliştirme faaliyetlerine odaklanıyor.
  • Beşinci Bölüm, SDE’nin insana yakışır işe ve sürdürülebilir kalkınmaya yaptığı katkıları desteklemenin yollarını ele alıyor. SDE’ye uygun bir ortam sağlamanın önemine vurgu yapıyor, SDE ile işin geleceği arasındaki bağlantıları ele alıyor ve Ofis’in gelecekteki SDE çalışmaları için yollar öneriyor.

Türkiye’de yasaları da içeren politika müzakerelerinde SDE terimi tercih edilmemekte, bunun yerine tartışmalar kooperatifler, sosyal girişimler gibi birimler üzerinde yoğunlaşmakta. SDE terimini kullanmanın önemi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Gerçekten öyle. Durum sadece Türkiye’de böyle değil. Aslında SDE terimi evrensel olarak tanınmış değil. SDE ile yakından ilişkili diğer terimler dünyanın farklı yerlerinde kullanılıyor: “Sosyal ekonomi”, “üçüncü sektör”, “sosyal girişim”, “kâr amacı gütmeyen sektör”, “dayanışma ekonomisi”, “alternatif ekonomi” ve “halk ekonomisi”. Farklı terimler geleneklerin çeşitliliğini temsil ediyor. Bağlama göre “sosyal ve dayanışma ekonomisi” kavramıyla aynı anlamda kullanılabilirler veya atıflarında ve çağrışımlarında çeşitli ölçülerde farklılık gösterebilirler.

“Sosyal ve dayanışma ekonomisi” kavramı ve çeşitli versiyonları evrensel olarak kabul edilmiş olmasa da küresel dayanışma ve karşılıklılık temelli kendi kendine yardım girişimleri her zaman var olmuştur. Bazı bölgeler, özellikle Latin Amerika, Güney Avrupa ve Batı Afrika’nın zengin ve çeşitli bir SDE tarihi vardır; buralarda dayanışma temelli uygulamaların geçmişi modern devletin kuruluşunun öncesine uzanır.

SDE ve onun altında sınıflandırılan örgütsel formlar yeni bir olgu olmamakla birlikte yüzyılın başından bu yana siyasi önemleri ve görünürlükleri ciddi ölçüde arttı. SDE, küresel COVID-19 salgını sırasında üyeleri, kullanıcıları ve toplulukları için istihdam yaratma, istihdamı koruma ve hizmet sağlamada üstlendiği rolle daha çok tanınırlık kazandı. Yeni iş yapma biçimlerine yönelik çağrıların çoğaldığı bir zamanda, SDE kapsayıcılığı, sürdürülebilirliği ve dayanıklılığı besleyen bir girişimcilik modeli için temel oluşturabilir. İşte bu raporun ve insana yakışır iş ile sosyal ve dayanışma ekonomisi hakkındaki önümüzdeki genel tartışmanın önemi de buradan geliyor.

Belli değerler ve ilkeler üstünde kurulu kooperatifler, ortak çıkar toplulukları ve sosyal girişimler gibi ekonomik birimlerin gelişmesi için elverişli bir ortama ihtiyaç var. Bu tür bir ortamın unsurları arasında uygun mevzuat, politikalar, programlar ve finansman, yasal danışmanlık ve yönlendirme hizmetleri sunabilecek destek kurumları ile işletme kuluçkaları yer alır. Sosyal ve dayanışma ekonomisi çerçevesinde bu değer ve ilkelere dayalı girişimlere karşı daha sistematik bir yaklaşımın benimsenmesi; onların yerel topluluklarda dayanıklılık oluşturma, insana yakışır işleri ve sürdürülebilir kalkınmayı ilerletme yönündeki eylemlerini güçlendirmeye yardımcı olacaktır.

Artan önemi göz önünde bulundurulduğunda, SDE’nin tanımı, ölçümü, boyutu, etkisi, sınırları ve potansiyeli hakkında daha fazla bilgiye ihtiyaç olduğu açıktır. Rapor bu alanlara nasıl katkıda bulunuyor?

Evrensel olarak üzerinde anlaşmaya varılacak bir tanım SDE’nin dünya çapındaki çeşitliliğini tam olarak yakalayamayabilir ama eksikliği de uluslararası kalkınma politikaları ve stratejilerinde SDE’nin yeterli temsili önünde bir engel teşkil ediyor. Ayrıca kapsamlı, güvenilir ve uluslararası olarak karşılaştırılabilir SDE istatistiklerinin toplanmasını engelliyor.

Raporda belirtildiği gibi, 21. yüzyılın başından beri SDE mevzuatı ulusal ve yerel düzeyde en az yirmi ülkede kabul edildi. Bolivya’da, Yeşil Burun Adaları’nda, Kamerun’da, Kolombiya’da, Kosta Rika’da, Cibuti’de, Ekvador’da, Fransa’da, Yunanistan’da, Honduras’ta, Lüksemburg’da, Meksika’da, Portekiz’de, Romanya’da, Senegal’de, Slovakya’da, İspanya’da, Tunus’ta, Uruguay’da ve Venezuela’da SDE ile ilgili ulusal mevzuatlar geliştirildi. Brezilya, Dominik Cumhuriyeti, Güney Kore ve Güney Afrika gibi diğer ülkeler de şu anda ulusal SDE politikalarını hazırlıyorlar. Arjantin (Entre Rios, Mendoza ve Rio Negro), Belçika (Brüksel ve Valon), Brezilya (Minas Gerais ve diğerleri), Kanada (Quebec) ve İtalya (Emilia-Romagna ve diğerleri) gibi bazı ülkeler alt-ulusal düzeyde SDE mevzuatlarını hayata geçirdiler.

Yukarıda bahsedilen mevzuatların yakından ve dikkatlice incelenmesi, sosyal ve dayanışma ekonomisinin evrensel tanımını oluşturacak yapı taşlarını işaret edecektir. Bu ülkelerin mevzuatları, kimin neyi, nasıl ve neden yaptığını (başka bir deyişle, temsilcilerini, eylemlerini, ilkelerini ve değerlerini) açıklığa kavuşturur. SDE’ye ilişkin ortak bir anlayış ancak SDE mevzuatının ve istatistiksel çerçevelerin geliştirilmesiyle ortaya çıkabilir. Değerleri ve ilkeleri sayesinde bir noktada buluşulabilir ama SDE kapsamına giren örgütsel yapılar hakkında genelgeçer bir fikir birliği yok.

Raporda önerilen tanım, SDE mevzuatının bir analizine dayanıyor. Mevzuatta tarif edilen değerleri, ilkeleri ve örgütlenme biçimlerini esas alıyor. Tanım, Uluslararası Çalışma Konferansında ILO’nun üçlü yapısı (187 ülkenin hükümetleri, işçi ve işveren örgütleri) tarafından tartışılmak üzere önerildi.

ILO, SDE’yi geliştirmek için ne yapıyor? Yakın dönemli planları ve projeleri neler?

ILO, SDE konusunda çalışan özel bir teşkilat birimi (Kooperatifler Birimi) olan tek BM kuruluşudur. ILO’nun SDE ile ilgili faaliyetlerinden sorumlu bu Birim, 1920 yılında Yönetim Kurulu’nun üçüncü oturumu sırasında oybirliğiyle alınan kararla kurulmuştur. O zamandan beri Birim’in boyutu, ölçeği, ismi ve örgütsel pozisyonu değişen gerçeklerin ve yaklaşımların etkisiyle evrilmiştir. Bununla birlikte, kooperatifler ve kooperatifçilik her zaman Birim’in isminde yer almıştır. Birim, başlangıçta, kooperatiflerle ilişkili araştırmalar yürütmek, bilgi ve hukuki danışmanlık hizmeti sağlamak için kurulmuştu. Gelişmekte olan pek çok ülkenin bağımsızlığını kazandığı 1960’larda, Birim iddialı bir kalkınma işbirliği programı başlattı. 1960’ların sonunda Ofis’in üçüncü en büyük bütçe dışı portföyüne sahipti ve 1980’lere kadar bu değişmedi. Bu dönemde kooperatifler kalkınmanın önde gelen aktörleri olarak görülüyordu ve bu yüzden pek çok ILO girişimi gelişmekte olan ülkelerde doğrudan kooperatifler kurmayı amaçlıyordu.

1990’larda devletin sosyoekonomik kalkınmadaki rolünü kâr amaçlı özel işletmelerin devralmasıyla birlikte kooperatif gelişimine tahsis edilen kaynaklar keskin bir şekilde azaldı. Bu dönemde Ofis, geniş çaplı, bölgelerarası programlarla çoğunlukla makro ve orta düzeylerde çalışarak kooperatiflerin geliştirilmesi için elverişli bir ortam oluşturmaya odaklandı. ILO’nun 2002’de kabul ettiği 193 Sayılı Kooperatiflerin Teşvikine İlişkin Karar, yoksulluğu azaltan ve kalkınmayı katkıda bulunan kooperatiflere duyulan ilgiyi tekrar canlandırdı.

“Sosyal ekonomi” terimi, 1922’den beri ILO dokümanlarında ara sıra göründü. 2008’de Adil Küreselleşme İçin Sosyal Adalet ILO Bildirgesi’nin kabul edilmesinden bu yana, ILO bileşenleri, artan bir sıklıkta SDE hakkında destek ve tavsiye almak için Ofis’e başvurdu. Ondan önce ILO geniş bir yelpazedeki SDE birimlerini, ‘SDE’ olarak etiketlemeden destekliyordu. Yıllar içinde ILO, SDE birimleri ile ya da onlar aracılığıyla bir dizi girişimi tasarlamış ya da uygulamıştır.

Son on yılda Ofis, bileşenlerinin SDE konusundaki taleplerine bir dizi kalkınma işbirliği projesi aracılığıyla yanıt vermiştir; Cezayir’de, Tunus’ta, Güney Afrika ve Güneydoğu Asya’daki projeler buna örnek olarak verilebilir. ILO ayrıca, BM sisteminde kooperatiflerin ve geniş çapta SDE’nin tanıtımında ön saflarda yer almıştır. Çok taraflı ortaklıklara ek olarak, Ofisin bir dizi uluslararası SDE kuruluşuyla ikili ortaklıkları ve mutabakat zabıtları vardır. Bunlar arasında Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) ve Uluslararası Kamu, Sosyal ve Kooperatif Ekonomisi Araştırma ve Bilgilendirme Merkezi (CIRIEC) bulunmaktadır.

Uluslararası Çalışma Konferansı programında, “insana yakışır iş ve sosyal ve dayanışma ekonomileri” konusunda genel bir tartışmaya yer verilecek. Bence bu tarihi bir hamle. Merak ediyorum; konferanstan sonra sırada ne var?

Genel tartışmadan beklenen netice, Örgüt’e ileride rehberlik sağlayacak sonuçlara ve karara varılması. Beklenen sonuçlar şunlardır:

  • “Sosyal ve dayanışma ekonomisi” terimi ve onunla bağlantılı ilkeler ve değerler için genelgeçer bir tanım sağlamak;
  • SDE’nin insana yakışır işlere ve çalışma yaşamları boyunca karşılaştıkları dönüşümler esnasında çalışanlara verilen tüm desteklerin yönetilmesinde ve desteklenmesindeki katkısını değerlendirmek;
  • ulusal SDE için elverişli bir ortam oluşturmak isteyen Üye Devletlere politika rehberleri sağlamak
  • Kalkınma işbirliği yolu da dahil olmak üzere SDE’nin dünya çapında tanıtımı konusunun nasıl ele alınacağına ilişkin Ofis’e tavsiyeler vermek ve
  • SDE’yi temsil eden ya da SDE’nin tanıtımına katılan kurumlar, örgütler ve kuruluşlarla geniş çapta ortaklıklar kurup sürdürmesi için Ofis’i desteklemek.

Bu kararlar kabul edildikten sonra ILO, sonuçlardan ortaya çıkan tavsiyeleri hayata geçirmek için ofis çapında bir çalışma planı geliştirecektir.


Not: Röportajın Türkçe çevirisi Barış Soysaraç tarafından yapılmıştır.

Kategori(ler): Söyleşiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.