Sanayi Devrimi’nden bu yana, insanlığın yarattığı yeni sosyoekonomik yapı “antroposen” olarak adlandırıldı. Antroposen (Anthropocene) kelimesi Yunancada insan anlamına gelen “anthropo” ve yeni anlamına gelen “cene” kelimelerinin bileşiminden oluşuyor. An itibariyle bütün dünyayı etkileyen Covid-19 salgınından sonraki dönemi nasıl adlandıracağımız ise elimizde. Sosyal dayanıklılık, böylesi afet dönemleri için toplulukların referans alması gereken kavramlardan biri. Ancak sosyal dayanıklılık için atılacak bütün adımlardan önce mevcut sistemi sorgulamalı ve kaygılarımızın odağını değiştirmeliyiz. Pandemi dönemini yaşarken de atlattıktan sonra da Hong Kong metrosunda duvara yazılmış bu ifadeyi unutmamamız gerekiyor.

“Normale dönemeyiz, çünkü eski normalimiz sorunun ta kendisiydi”

Antroposen çağında Dünya, çevresel bozulmanın neden olduğu yıkıcı etkilerle başa çıkmaya çalıştı. Bununla birlikte topluluklar, ekonomik büyüme odaklı bakış açısının neden olduğu zorlayıcı değişikliklere adapte olurken, neoliberal politikaların karşısında sosyal ve dayanışma ekonomisi ile durmaya çalıştılar. Bu süreçte daha sürdürülebilir olmayı konuşurken de aslında hep gelecek nesiller için duyulan kaygıya vurgu yapıldı. Belki de bizi bekleyen yeni dönemin ismi şekillenirken, sürdürülebilirlik tanımının da değiştiğini göreceğiz. Çünkü ilk defa şimdiki nesil için duyulan kaygı, gelecek nesiller için duyulan kaygının önüne geçti. Bruntland raporu ile genel kabul görmüş ve çok aşina olduğumuz sürdürülebilirlik tanımını tekrar hatırlayalım (WCED, 1987);

“şimdiki neslin ihtiyaçlarını karşılarken, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılama kapasitelerinin ellerinden alınmaması”.

Sürdürülebilir ortamların yaratılması kapsamında, “dayanıklılık” son on yılda giderek daha önemli hale gelen bir kavram. Önümüzdeki günlerde dayanıklılık üzerine daha çok konuşacağız şüphesiz. Dayanıklılık kavramını bir sistemin şoklarla başa çıkma ve gelişmeye devam etme kapasitesi olarak tanımlamak mümkün. Kavram ilk olarak ekolojik bir bakış açısıyla incelenmiş (Holling, 1973) ancak 1990’lı yıllarda sürdürülebilir kalkınma kavramıyla bütünleştirilerek tartışılmış ve sosyal sistemlere de uygulanmıştır (Adger, 1997). Özetle, geniş bir kavram olarak dayanıklılık, sosyal şoklara karşı direnci de içerir ve gelişmeye devam eder. Sosyal dayanıklılık tanımları, sosyal varlıkların çeşitli çevresel ve sosyal tehditlere dayanma, bunlarla başa çıkma yeteneklerine veya kapasitelerine odaklanır (Keck ve Sakdapolrak, 2013). Sosyal güven ve sosyal uyum, dayanıklılığın iki önemli unsurudur (Leykin vd., 2016). Bu bileşenlere dayanışmayı da eklemenin ise tam zamanı.

İlgili İçerik:   Avrupa Birliği Doğal Kaynak Verimliliği Göstergeleri

İster yerel olsun ister küresel, afetlerin topluluklar üzerinde sarsıcı etkileri var.  Ancak kimileri bu felaketlerin daha iyi sistemler oluşturmak için bir avantaj olabileceğini savunuyorlar. Rose’a (2011) göre, afetler koşulları iyileştirmek ve sistemi yeniden inşa etmek için fırsatlar yaratır. Çünkü afetlerden etkilenen ortamı yeniden yapılandırmak daha kolay hale gelir. Bu noktada sosyal ve insani felaketlerin arkalarında yaralı bir toplum bıraktığı da unutulmamalıdır. Dolayısıyla topluluklar risklerin farkında olmalı ve hem sürdürülebilirliği hem de dayanıklılığı desteklemek için sorumluluk almaya ve değişime hazır olmalıdırlar.

Kaynakça

Adger, W. (1997). Sustainability and Social Resilience in Coastal Resource Use. CSERGE Working Paper, GEC 97-23.

Holling , C. (1973). Resilience and Stability of Ecological Systems. Annual Review of Ecological Systems(4), s. 1-23.

Keck, M., & Sakdapolrak, P. (2013). What is social resilience? Lessons learned and ways forward. Erdkunde, 67(1), s. 5-19.

Leykin, D., Lahad, M., Cohen, R., Goldberg, A., & Aharonson-Daniel, L. (2016). The dynamics of community resilience between routine and emergency situations. International Journal of Disaster Risk Reduction(15), s. 125-131.

Rose, A. (2011). Resilience and sustainability in the face of disasters. Environmental Innovation and Societal Transitions(1), s. 96-100.

WCED. (1987). Our common future. Oxford: World Comission on Environment and Development.

 

Kategori(ler): Akademik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir