Kooperatifçilik sektörünün gelişmesi açısından teşvik sisteminden yararlanılabilir ve yararlanılmalıdır. Ancak teşvikler kusursuz değildir. Bu nedenle çok iyi tasarlanmaları, yönetilmeleri ve denetlenmeleri gerekir. Aksi takdirde, yararlanıcılar teşvikin arkasındaki amaca kayıtsız kalabilir ve yalnızca parasal teşvikleri elde etmekle ilgilenebilirler. Dolayısıyla istenilen sonuçlar elde edilemeyeceği gibi teşviklerin verildiği alanın yozlaşması riski doğar.

Kooperatifçilik sektörüne sağlanan teşvikler, bugünlerde, KOOP-DES programının uygulanmasına ilişkin eleştiriler bağlamında tartışılıyor.

Kooperatiflerin Desteklenmesi Programı (KOOP-DES) nedir?

Kısa adı KOOP-DES olan Kooperatiflerin Desteklenmesi Programı, Ticaret Bakanlığı Esnaf Sanatkârlar ve Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir. Uygulamanın dayanağını, 30.07.2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve 06.03.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan bazı değişikliklerle güncellenen Kooperatifçilik Proje Destek Yönetmeliği (2013, 2020) oluşturmaktadır.

KOOP-DES Programının amaçları; kooperatif ve üst kuruluşlarının:

– Üretim ve istihdama katkısı olacak yatırım projelerinin desteklenmesi,

– Faaliyetlerinde etkinlik ve verimliliğin sağlanması,

– Teknoloji ve yeni üretim tekniklerinden yararlanmalarına katkıda bulunulması,

– Bireysel tasarrufların uygun kooperatif girişimcilik modelleri ile ekonomiye

kazandırılması olarak tanımlanmıştır.

Program yararlanıcıları; kuruluş, işleyiş ve denetim işlemlerine ait hizmetleri Ticaret Bakanlığı Esnaf Sanatkârlar ve Kooperatifçilik Genel Müdürlüğünce yürütülen ve gerekli şartları yerine getiren kooperatifler ve üst kuruluşları olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte, son iki uygulandığı biçimiyle program, ortaklarının çoğunluğu kadınlardan oluşan ve kadın emeğini değerlendirme amacı güden kooperatiflerin ve üst kuruluşlarının başvurularına açıktır.

2020 yılında hayata geçirilen program kapsamında mal alımlarında finansman desteği üst sınırı ilk yıl 150.000 TL iken 2021 yılında 200.000 TL’ye yükseltilmiştir. 2020 yılında toplam 41 ilde faaliyet gösteren 139 kooperatifin 149 projesine hibe desteği verilmiştir. 2021 yılında ise 57 ilde faaliyet gösteren 145 kooperatifin 157 projesi destek almaya hak kazanmıştır. 2021 yılı rakamlarına göre desteklenen 157 projenin 143 adeti makine ve ekipman alımına, 13 adeti nitelikli personel istihdamına ve 1 adeti yatırım malı alımına ilişkindir.

Kadın kooperatiflerinin sayısı üstel olarak arttı

KOOP-DES uygulaması sonuçlarının programın amaçları ile ne denli örtüştüğünü belirlemek için henüz erken. Ancak uygulamanın gözle görünür ilk sonucu, kısaca kadın kooperatifleri olarak adlandırılan ve işlemleri Ticaret Bakanlığı tarafından yürütülen Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatiflerinin sayısındaki artış oldu. TOBB tarafından yayımlanan istatistiklerde İşletme Kooperatiflerinin alt detayı verilmediğinden kadın kooperatiflerinin tam sayısını bilme olanağımız yok. Ancak sahadaki uygulamacılar, iki yıl içinde önce 300’lerden 600’lere çıkan kadın kooperatiflerinin sayının bugün 1.000’in üzerinde olduğunu söylüyorlar.

Bu denli hızlı bir sayısal büyüme, sektörde ciddi endişelere yol açmış durumda. Salt maddi destek elde etmek için kurulan kooperatifler olduğu, sürdürülebilir olmayan kooperatif işletmelerin gelecekte bir “kadın kooperatifleri mezarlığı” oluşturacağı eleştirileri yükseliyor. Desteklenen projelerden bazılarının çok yeni kurulmuş kooperatiflere ait olması bu eleştirilerin haklılık payı taşıdığını akla getiriyor.

Sözkonusu desteklerin tamamının suistimal edilmesi elbette mümkün değil. Yine de ortaya çıkabilecek kötü örneklerin kadınların kooperatifçilik alanındaki başarılı çalışmalarını gölgeleyeceğini ve genel olarak toplumdaki kooperatifçilik algısını olumsuz etkileyeceğini daha önceki benzer deneyimlerden biliyoruz.

Ekonomik teşvikler

Ekonomide teşvik kavramı, belirli bir ekonomik faaliyetin diğer faaliyetlere göre daha fazla gelişmesini sağlamak amacıyla, kamu tarafından çeşitli yöntemlerle verilen maddi ve maddi olmayan destekler ve özendirmeler olarak tanımlanır (Akdeve ve Karagöl; 2013). Ekonomik büyüme ve kalkınma hedeflerine ulaşılmasında; vergi indirimi, vergi muafiyeti ve yatırım indirimini içeren mali teşvikler, kredi olanakları sağlayan finansal teşvikler, az gelişmiş bölgelere yönelik özel yatırım teşvikleri ve ayrıcalıklı sektörlere yönelik teşvikler vb. araçlar kullanılır.

Ekonomik teşviklerin başarılı olmasının koşulu bütüncül bir yaklaşımdır. Kooperatifçilik çerçevesinden bakarsak; teşvikler, hibe desteğinden ibaret olmamalıdır. Böyle sınırlı bir yaklaşım, desteklerle ayakta tutulan bağımlı bir kooperatifçilik yapısı ortaya çıkarabilir. Uygun ve destekleyici bir yasal çerçeve, finansman kaynaklarına erişim gibi çok temel iki sorunu çözecek ulusal politikaların ve stratejilerin yokluğunda verilecek desteklerin kısa süreli etkisi ile kooperatifler gelişemez.

Kooperatiflere verilebilecek destekler

Gerçekte, maddi ve maddi olmayan desteklerin verilebileceği geniş bir alan önümüzde uzanıyor. İşte birkaç örnek:

1) Kooperatif kimliğini geliştirecek eğitimler

Kooperatifçilik bir iş modelidir ancak bir girişim türü olmanın ötesinde bir kimliği vardır. Kooperatifler, ilke ve değerleri ile diğer işletme türlerinden farklılaşırlar ve üstünlük kazanırlar. Bu ilke ve değerler bilinmeden ve uygulamaya geçirilmeden ne kooperatif yönetilebilir ne de geliştirilebilir. Bu bakımdan kooperatif ortaklarının kooperatifçilik ilke ve değerlerini bilmeleri ve özümsemeleri için çaba harcamak öncelikli olmalıdır.

2) Kooperatiflerin kendi aralarındaki işbirliklerini ve dayanışmalarını güçlendirecek kalıcı ortamların oluşturulması

Kooperatiflere bilgilerini ve deneyimlerini paylaşabilecekleri, dayanışma ve motivasyonlarını artırabilecekleri ortamlar/mekânlar ve olanaklar sağlanabilir. Bu tür destekler kooperatiflerin üst birlikler/ağlar biçiminde örgütlenmelerinin de yolunu açar.

3) Kooperatiflerin sesini duyurmak

Kooperatifçilik ilke ve değerlerini yaşama aktaran, ortaklarına ve içinde yer aldıkları topluluklara fayda sağlayan kooperatifler büyük küçük ayrımı yapmadan tanıtılabilir, onlara toplum nezdinde görünürlük kazandırılabilir.

4) Kooperatiflerin yerel kalkınmanın saygın bir unsuru olarak görülmesi

Yerel yönetimlerin, belediyelerin, diğer yerel kamu kurumlarının, üniversite ve sivil toplum kuruluşlarının kooperatifleri muhatap olarak kabul etmeleriyle ve yerel kalkınma alanında çalışmalar yapmak üzere bir araya gelmeleriyle de kooperatiflere güç kazandırılabilir. Tek tek kooperatiflerle çalışmanın zor olduğu durumlarda, bu çalışmalar kooperatiflerin temsilcisi olan birlikler ya da ağlar üzerinden yürütülebilir.

Kooperatifçiliğe inanmak

Kooperatif işletmeler Sosyal ve Dayanışma Ekonomisi (SDE)’nin en önemli bileşenidir. Bugün dünyada, SDE ve dolayısıyla kooperatifçilik çoklu krizlerden çıkışın bir yolu olarak görülüyor. Avrupa Birliği sosyal ekonomi örgütlerinin özgün yanlarından daha çok faydalanmayı planlıyor. Birleşmiş Milletler sürdürülebilir kalkınmanın kooperatifler aracılığıyla sağlanmasına ilişkin fırsatlara dikkat çekiyor, hükümetlere kooperatifçiliğin geliştirilmesine yönelik tavsiyelerde bulunuyor.

Öyle görünüyor ki dünyada, kooperatifçiliğin ve daha geniş anlamda SDE’nin tüm potansiyelinin hayata geçirilmesi çabaları artarak sürecek. Bizim de bu bakış açısından üretilecek politika ve stratejilere ama en önemlisi kooperatifçiliğe inanmaya ihtiyacımız var.


Not: Öne çıkan görsel, Sam MoqadamUnsplash

Kategori(ler): Görüş Yazıları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir