Sevin Çise Ulus, ilhamını topraktan alan bir kadın üretici. Yaşamını tarıma adamak için beyaz yakalı haline aldırış etmeden çiftçi olmaya doğru kendine şekil veren bir girişimci. Çise, bir girişimci olmanın ötesinde kadim kültürüne bağlı, atalarından kalan toprağı değerli hale getirmek için mücadeleye girişmiş bir genç. Onunla konuşurken genç bir insanın eğer isterse neler yapabileceğine tanık oldum. İlham almak için önce elimde avucumda ne var, sahip olduğum şeylerin değerini nasıl artırarak katma değer yaratabilirim düşüncesine ihtiyacımız olduğunu açık açık görüyoruz. Her şey değerlidir, değeri anlatabilmeye ve somut adımlarla çare olabilmeye yelken açalım yeter. Çise ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik, sosyal ekonominin vücut bulmuş bir örneğini birlikte yakından tanıyalım mı?


MK: Sizi kısaca tanıyabilir miyiz, Sevin Çise Ulus kimdir?

SCU: 1994 yılında İzmir’in Seferihisar ilçesinde doğdum. Ailem ticaretle ilgilendiği için tezgahtarlıktan, satışa kadar uzanan bir geçmişim oldu. Lise hayatıma kadar hep Seferihisar’daydım.  Daha sonrasında Bartın Üniversitesi – Yönetim Bilişim Sistemleri bölümünü kazanıp, Onur Öğrencisi olarak mezun oldum. Üniversite hayatımda Türkiye’nin önde gelen toplulukları olan Türkiye Girişimcilik Vakfı, YeniBirLider Derneği gibi kurumlardan,  girişimcilik ve liderlik konularında eğitim aldım. Mezuniyetimden sonra dil eğitimi almak için 6 ay İngiltere’ye gittim. Daha sonra ise Türkiye’nin önde gelen şirketlerinde dijital pazarlama ve satış pozisyonlarında görev aldım. Şu anda da Fintech alanında bir şirkette dijital pazarlama stratejisti olarak çalışıyorum.

MK: Aileniz Seferihisar’da mı yaşıyor, temel uğraşları nedir?

SCU: Büyüklerim mübadele zamanı Selanik’ten Seferihisar’a gelmiş. Tüm ailem halen Seferihisar’da yaşıyor. Anne ve babam aile şirketimizle ilgileniyor. Gıda, inşaat gibi alanlarda faaliyet gösteriyorlar.

Ailem hep tarım ve üretim ile ilgilenmiş

MK: Mesleğinizi sürdürürken tarımla nasıl yolunuz daha fazla kesişti?

SCU: Aile büyüklerim hep tarım ve üretimle ilgilenmiş. Bundan dolayı tarım, toprak bana hiç yabancı değil. Küçüklüğüm şimdi görünürlüğünü artırdığım bahçede geçti. Pandemiden sonra bahçe işlerine her gün zaman ayırır hale geldim. Çünkü toprak emeği sever. Emek verdikçe parlar, bereketlenir. Ben de en iyi mandalinayı nasıl yetiştiririm sorusunun cevabını bulmak için kendi tarım ilacımı araştırmaya başladım. Her ay yaptığım uygulamaların sürecini takip edip, raporladım.  Sonucun başarılı olması ve bahçemin en iyi mandalina olarak seçilmesi emeklerimin karşılığını verdi. Mutluyum…

MK: Tarımsal kalkınmanın önündeki en büyük engel sizce nedir?

SCU: Tarım alanında 3 başlıkta engel yaşıyoruz. Bunlar bilgi, teknoloji ve satış. Tarım bedenen yorucu bir iş türü. Bahçe bir bebeğe benzer. İlgi ve sevgini eksik edersen küser. Başında durmazsan olumsuz şeylerle karşılaşabilirsin. Böyle olunca yeni bilgileri araştırmaya  zaman ve enerji kalmıyor. Tarımda teknolojiyi kullanmamamız, veriye göre hareket etmememize sebep oluyor. Bunun sonucunda toprağı anlamadan yanlış uygulamalar gerçekleştiriyoruz. Ürün almak için emek veriyoruz ama satış kanallarının uzak olması, aracıların çokluğu sebebiyle kazancın küçük bir kısmı çiftçiye kalmakta. Üç başlık için iyileştirmeler yapılmasını sabırsızlıkla bekliyoruz.

MK: Genç bir çiftçi olarak tarımsal kalkınmanın önündeki sizce en büyük engelin çözümü nedir?

SCU: Devlet ile birlikte sistemli tarım yöntemine geçmek. Çiftçiyi en iyi üretim yapabilmesi için farkındalık kazandırmak, teknoloji ve analizlerle bahçeleri denetlemek. Alım garantili tekniğin izlenmesi. Bu şekilde hem yerli üretim desteklenecek hem gıda kalitesi güvence altına alınacaktır.

Bahçede tüm işçilerimiz kadın

MK: Tarımda sosyal ekonomi ilkelerine paralel uygulama örnekleriniz var mı?

SCU: Bahçedeki tüm işçilerimiz kadın. İlk önceliğimiz, kadınların gelişmesi ve kadın emeğinin ekonomiye kazandırılması. Bunun dışında bize iş kurma, marka yaratma konusunda gelen tüm kadınlara da desteğimizi veriyoruz. Mandalina hasadında tanıştığım iki kişinin kendi markası var ve satış yapıyorlar. Bunlar bizi çok mutlu ediyor. Güçlü kadın, güçlü ekonomi…

MK: Çiftçi olmak isteyenlere ne tavsiye edersiniz?

SCU: İki önemli konu her zaman önceliklendirilmeli; teknoloji ve sürdürülebilirlik. Doğayla uyumlu sürdürülebilir tarım teknikleriyle bilinçli tarım yapılması ve dijitaldeki pazarlama tekniklerinin es geçilmemesi. Ekime başlamadan önce pazar analizini, satış stratejilerini kağıt üzerinde iş modeline oturtup daha sonrasında sistemli gitmelerinin tavsiyesini verebilirim.

MK: Tarımı destekleyecek agro turizme yönelik bir hayaliniz var mı?

SCU: Evet, çok uzun zamandır hayalim diyebilirim. Bu sene agro turizm alanında heyecanlı projelere adım attık.  Amerika ve Avrupa’dan bahçemizde, Türk yemekleriyle harika etkinlikler düzenleyeceğiz. Bunun yanında çocuklara tarımı anlattığımız faydalı böcekler, doğru gıda ve doğru tarım başlıklarla çocuklara eğitimler düzenleyeceğiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.