Geçmişte olduğu gibi bugün de bireylerin tek başına çözmedikleri sorunları bir araya gelerek çözme zorunluluğu artarak devam ediyor. Bu gerçekten hareketle, gelir adaletsizliğin her geçen gün arttığı ülkemizde -aynı zamanda dünyada- tüketim konularının örgütlenme yoluyla ele alınması gerekiyor. Bilindiği gibi yeterli seviyede örgütlenmemiş büyük bir kitle var; tüketiciler.

Yaygın olup olmadıklarına ve etkinliklerine bakılmadan üreticilerin pek çok örgüt çatısı altında toplandıklarını görüyoruz. Buna karşılık, her bir bireyin aynı zamanda birer tüketici olduğu gerçeğine rağmen tüketicilerin çok azı örgütlüdür. Tüketiciler, örgütlenmelerini; bazı platform, dernek ve kooperatifler yoluyla yapmaktadır. Ancak bu yapılanmaların sayısı çok azdır. Örneğin kooperatifçiliğin çok yaygın ve gelişmiş olduğu İzmir ilinde ilçeleriyle birlikte yaklaşık 4 milyon insan yaşamaktadır. Bu 4 milyon “tüketici”nin örgütlendiği birkaç kooperatif ve dernekten bahsetmek mümkündür. Verilere göre değişik amaçlara hizmet eden yüzlerce kooperatifin içinde aktif tüketim kooperatiflerinin sayısı birkaç tanedir.

Üreticinin karşılaştığı sorunlar, değişik vesilelerle dile getiriliyor. Üreticinin temel sorunu politik gerekçeler ve önceliklendirmelere dayalı olarak ekonomik konulardır. Özetle, üretici para kazanamamaktadır. Daha da acısı üreticinin ürettiği üründen kendisi hariç pek çok kişi/işletme önemli paralar kazanmaktadır. İşte tüketici için de sorun burada başlamaktadır! Pek çok kişi ve kuruluşun paylaştığı bilgi ve verilere göre, bir ürün, “tarladan sofraya yolculukta” birkaç misli fiyat artışı görebilmektedir. Bu durumu aracıların çokluğu ile açıklamak yeterli değildir. Aynı zamanda, bir ürün; depolama, taşıma ve işlem görme vb. gerekçeleriyle maliyet artışı görebilmektedir. Yine de hangi açıklama yapılırsa yapılsın, o ürünün satış fiyatı üzerinden üretici oransal olarak az para kazanmaktadır. Bir diğer gerçek ise ilgili ürüne “yüksek fiyat” son alıcı olarak biz tüketiciler tarafından ödenmektedir. O halde burada üzerinde durulması gereken yığınla konu vardır.

Her şeyden önce tüketiciler, örgütlü olarak bir araya gelmekle işe başlayabilir. Günümüzde bir kişinin tek başına her konuya hakim olması mümkün değildir. Örneğin güvenilir gıda bilgisi olan bir tüketici, o tür ürünlere ulaşmakta değişik nedenlerle zorluk çekebilir. Bu ve benzeri durumlarda, tüketiciler; kalite, fiyat ve miktardan kaynaklı sorunları birlikte aşabilecekleri bir çatı altında olabilirler. O çatılar, tüketim kooperatifleridir. Hatta günümüzde, üretim ve tüketimin aynı çatı altında ele alındığı kooperatif türleri oluşmaya başlamıştır.

Neresinden bakılırsa bakılsın günümüzde bu ve benzeri sorunlar, temelde iki kavrama dayanır; bilinç ve örgütlülük. Bu iki kavram döngüsel olarak birbirini büyütür ve geliştirir. Birinin varlığı diğerini de gün yüzüne çıkarır (Gerçeklere dayanan, güncel ve bilimsel bir bilinç düzeyi ile bireylerin kendilerini ilgilendiren konularda söz hakkının olduğu bir çatı altında olması örgütlülüğün olmazsa olmazıdır.). Geleceğin dünyasının yaşam koşulları, günümüzden daha kolay olmayacaktır. Tüketicilerin oldukça geç kaldığı örgütlenme meselesini bir an önce gündemlerine almaları kendileri ve gelecekleri ile doğrudan ilgilidir.


Not 1: Bu yazı ilk kez 10.03.2020 tarihinde Hasat Türk gazetesinde yayımlanmıştır.

Not2: Öne çıkan görsel, Gaelle MarcelUnsplash 

Kategori(ler): Görüş Yazıları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.