Küresel ölçekte enerji arzı artarken ülkeler arası enerji eşitsizliği giderek büyümekte. Verilere göre, çok sayıda ülke, dünya ortalamasının çok altında enerji arzına sahip.

Tablo 1’de sunulan, 2018 yılı kişi başına düşen arz verileri (IEA, 2021a) eşitsizliğin boyutları hakkında genel bir fikir edinmeye yardımcı olabilir. 10 milyon üstü nüfusa sahip bazı ülkelerin verisinin listelendiği tablodan birçok ülkenin enerji arzının dünya ortalamasının (1,9 TEP/kişi) oldukça gerisinde kaldığı görülmekte.

Enerji yoksunu Bangladeş’te 0,3 olan kişi başı enerji arzı; Etiyopya’da 0,4, Pakistan’da 0,5, Fas’ta 0,6, Hindistan’da 0,7 ve Nijerya’da 0,8 TEP/kişi düzeyindedir. Öte yandan, küresel enerji ölçeğinin diğer ucunda yer alan ABD (6,8 TEP/kişi),  Kanada (8 TEP/kişi) ve Fransa (3,7 TEP/kişi)  gibi G7 ülkelerinin kişi başına enerji arzları dünya ortalamasının çok üstündedir. Bir karşılaştırma yaparsak, örneğin, Kanada’nın kişi başına enerji arzı Bangladeş’in enerji arzının 27,  Etiyopya’nın enerji arzının 20 katıdır. Benzer karşılaştırmalar Tablo 1’deki diğer ülkeler arasında yapılabilir.

Tablo 1. Ülkelerin kişi başına düşen enerji arzları (2018)

Ülke

TEPa/kişi

Nüfusb
Senegal 0,3 15,7
Gana 0,3 28,9
Bangladeş 0,3 168
Tanzanya Birleşik Cumhuriyeti 0,4 51,6
Mozambik 0,4 28,9
Haiti 0,4 10,9
Etiyopya 0,4 94,4
Kongo Demokratik Cumhuriyeti 0,4 82,5
Kameron 0,4 23,3
Sri Lanka 0,5 21,4
Pakistan 0,5 220,6
Nepal 0,5 28,8
Kenya 0,5 49,7
Kamboçya 0,5 15,9
Angola 0,5 28,4
Filipinler 0,6 108,5
Fas 0,6 34,6
Zambiya 0,7 16,4
Hindistan 0,7 1361,1
Zimbabve 0,8 14,5
Peru 0,8 31,8
Nijerya 0,8 206,4
Guatemala 0,8 16,2
Colombiya 0,8 49,6
Bolivya 0,8 11,5
Dünya 1,9 7510
ABD 6,8 329,7
Kanada 8 37
Fransa 3,7 64,7
Almanya 3,6 82,2
Japonya 3,4 126,5

aTEP: Ton Eşdeğer Petrol,    b10 milyon üstü ülkeler

Küresel Ölçekte Karbondioksit Emisyonları

Yukarıda betimlenen enerji eşitsizliği, doğal olarak, küresel ölçekte karbondioksit (CO2) emisyonuna katkılara da yansımakta. 2018 yılı dünya CO2 emisyonu 33.513 Milyon tondur. En fazla emisyona sahip olan Çin ve ABD’nin toplam emisyonlardaki payları sırasıyla %28,6 ve %14,7’dir. Bu iki ülkeyi diğer sanayileşmiş ülkeler takip etmekte. Tablo 1’den çok düşük enerji arzına sahip olduğu görülen Bangladeş, Etiyopya, Pakistan, Fas ve Nijerya’nın dünya CO2 emisyonunu katkıları sırasıyla %0,25, %0,039, %0,58, %0,18 ve %0,31’dir (IEA, 2021a).

Dünya CO2 emisyonlarının büyük kısmı, başta Çin ve ABD olmak üzere sanayileşmiş ülkeler tarafından gerçekleşmektedir. Ancak başlıca sebebi CO2 emisyonları olan iklim değişikliğinin etkilerini bütün dünya orantısız bir şekilde yaşamaktadır. Üstelik enerji yoksunu ülkeler iklim değişikliğinin etkileriyle mücadele edecek kaynaklara da sahip değildirler.

https://pixabay.com/illustrations/tree-branches-tree-trunk-treetop-990840/

Küresel Enerji Sisteminde Radikal Dönüşüm

Uluslararası Enerji Ajansı, 2050 Net Sıfır Emisyon Senaryosunda; 2020 yılında 1,81 TEP/kişi (Ton Eşdeğer Petrol) olan toplam enerji arzının, 2050 yılında %26 azalma ile 1,34 TEP/kişi olması öngörülmektedir. 2050 yılında, 12.967 MTEP (Milyon Ton Eşdeğer Petrol) toplam enerji arzının, %67’sinin yenilenebilir enerji, %11’inin nükleer, %11’inin Karbon Yakalama, Kullanma ve Depolama (KYKD) teknolojileri kullanan fosil kaynaklardan ve %11’inin ise fosil kaynaklardan geleceği; binaların %85’inden fazlasının sıfır karbonlu, ağır sanayi üretiminin %90’ından fazlasının düşük emisyona sahip olacağı belirtilmektedir (IEA, 2021b).

Küresel enerji sisteminde radikal bir dönüşüm sağlanmadan 2050’de Net Sıfır Emisyon hedefine ulaşılması mümkün değildir. Gerçek şu ki dönüşümün gerçekleşmesi, yatırımlarda büyük bir genişlemeyi ve yatırım harcamalarında muazzam bir artışı zorunlu kılmaktadır. Net Sıfır Emisyon Senaryosunda enerjiye yapılan toplam yıllık sermaye yatırımlarının, 2020’li yıllarda küresel GSYH’nın yaklaşık %2,5’inden (yaklaşık 2 trilyon dolar), 2030’da yaklaşık %4,5’ine yükseldikten sonra 2050 yılına kadar %2,5’ine düşmesi öngörülmektedir. Bu yatırım harcamalarının çoğunluğu elektrik üretimine, şebekelere ve elektrikli son kullanıcı ekipmanına yapılacaktır (IEA, 2021b). Petrol, kömür ve doğal gaz kullanımı tamamen durduruluncaya kadar karbon emisyonlarının iklim krizinin sürmesine katkı sağlayacağı öngörülmektedir.

Değerlendirme

İklim krizi çok acil önlemleri gerektirmekle birlikte, çözüm olarak sorumluluğun eşit paylaşılmasından söz edilemez. Karbondioksit emisyonlarına doğrudan (üretimleri ile) ya da dolaylı olarak (tüketimleri ile) en çok katkı yapan ülkelerin, kısaca Küresel Kuzey’in, yaşanabilir bir dünya için emisyonlarını çok hızlı bir şekilde azaltma konusunda diğer ülkelere karşı ahlaki yükümlülükleri vardır.

Küresel ölçekte fosil yakıt kullanımına son verilmesi, hâlihazırda enerji yoksunu olan ülkelerin vatandaşlarının yaşamlarını ve geçim kaynaklarını sürdürmesine imkân verecek şekilde yönetilmelidir. Bu, ancak dünya çapında her ülkenin enerji gereksinimlerini karşılamaya yetecek yenilenebilir enerji kapasitesi oluşturmak için gerekli finansman kaynakları edinebilirse mümkün olacaktır.

Uluslararası Enerji Ajansı, 2050 Net Sıfır Emisyon Senaryosunda belirtilen emisyon değerleri için gelişmiş ülkelerin enerji-kaynak tüketimini, kendi ülkelerinde giderek artan enerji verimliliği ile bir tavanda sınırlamaları ve aynı zamanda enerjiye ulaşımda zorlanan ülkelerin enerji kaynaklarına erişimi için bir taban oluşturmaları gerekecektir. Dolayısıyla, yaşamları için gerekli olan enerjiye erişemeyen ülkelerde yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen enerjinin kullanımı çarpıcı biçimde genişletilmelidir. Aynı zamanda  enerji tüketimi yüksek gelişmiş ülkelerde petrol, kömür ve doğal gaz gibi fosil enerji kaynaklarından elde edilen enerji tüketimi vakit geçirmeden hızla terk edilmelidir.

Küresel ölçekteki eşitsizliklerle dünya üzerindeki milyarlarca insan iyi bir yaşamın çok uzağında hayatta kalma çabası içindedir. Üstelik iklim krizinin olumsuz etkileri onların yaşamlarını tahmin edebileceğimizin ötesinde zorlaştırmaktadır. Sürdürülebilir bir dünya için gelişmiş enerji kullanımı yüksek ülkelerin ekolojik etkilerini azaltacağı, enerji yoksunu ülkelerin enerji kaynaklarına daha fazla erişim elde edeceği simit ekonomisi türü modellerin hayata geçirilmesinin zamanı gelmiştir.

Kaynakça

IEA. (2021a). Data and Statistics. (Erişim tarihi:07.09.2021) Erişim.

IEA. (2021b), Net Zero by 2050: A Roadmap for the Global Energy Sector. Erişim.


Not: Öne çıkan görsel, PavlofoxPixabay

Kategori(ler): Akademik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir