İklim değişikliği ile ilgili sorunların büyük kısmı bunlara çözüm bulmak istenmediğinden değil, bu krize çözüm bulma pahasına ekonomik büyüme hedeflerinden vazgeçememekten kaynaklanıyor. Jason Hickel’in baş yazarı olduğu bir makalede, hem insanların hayatlarını iyileştirip hem de büyüme olmadan ekonomileri istikrarlı tutmak için tasarlanmış büyüme sonrası yaklaşımları inceleyecek iklim modellerine yönelik ihtiyaç dile getiriliyor. 


Zengin ülkelerde gayrisafi yurtiçi hasılanın büyümeye devam etmesi gerektiğine dair varsayım yüzünden insanlığın geleceğiyle ve dünyadaki yaşamın kalanıyla kumar oynuyoruz. — Jason Hickel

Zengin ülkelerin iklim değişikliğinin etkisini azalttıkları sürece ekonomik büyümenin peşinden koşmaya devam edebilecekleri varsayımına meydan okuyan yeni iklim modelleri, kamuoyunda ve siyasette gerçekçi tartışmalara ışık tutmak için acilen geliştirilmelidir, diyor Nature Energy dergisindeki akademik yazı.

Akademisyenler, hem insanların hayatlarını iyileştirip hem de büyüme olmadan ekonomileri istikrarlı tutmak için tasarlanmış büyüme sonrası yaklaşımları inceleyecek iklim modellerini geliştirmeleri için bilim insanlarına çağrıda bulunuyor.

Sürekli ekonomik büyüme üstüne kurulu mevcut modellerin, Paris Anlaşması’nın küresel ısınmayı 1,5°C ya da 2°C altında tutma hedeflerine ulaşmak için abartılı ve potansiyel olarak uygulanabilir olmayan teknolojik değişimler üstüne bahis yatırdığına dikkat çekiyorlar.

Ekonomik büyümenin önümüzdeki on yıllarda enerji talebinde ciddi bir artışa yol açıp iklim iyileştirmesini daha da zorlaştıracağı tahmin ediliyor. Eğer yüksek gelirli ülkeler olağan hızlarında büyümeye devam ederse, ekonomik çıktılarındaki karbonu yılda yüzde 12’den çok azaltmaları gerekecek ki bu da zorlayıcı bir iş.

Yazarlar, negatif salım teknolojilerine dair varsayımların “kuramsal ve riskli” olduğuna dair endişelerini dile getiriyorlar. Mesela karbon yakalama ve depolama (BECCS) yöntemiyle biyoenerjiyi büyütmek, biyoyakıtlara ayrılacak ekinler için büyük miktarlarda tarımsal alan ve su gerektirir.

Doğrudan havadan karbon yakalama ve depolama (DACCS) bu sorunların bazılarından kaçınabilir ama mevcut senaryolarda varsayılan karbon temizleme oranlarına ulaşmak için dünyada üretilen elektriğin yarısını kullanması gerekebilir ki bu da küresel enerji sistemini karbonsuzlaştırmayı güçleştirir.

Makalenin baş yazarı ve Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu’nun (LSE) Uluslararası Eşitsizlikler Enstitüsünde kıdemli misafir araştırmacı olan Dr. Jason Hickel diyor ki: “Bilim insanları negatif salım teknolojilerinin risklerine ve ekonomik büyümeyi artan salımlardan yeterince ayrıklaştırmanın yapılabilirliğine dair görmezden gelinemeyecek soruları gündeme getirdiler. Doğrudan söylemek gerekirse bu yaklaşımlar, karşısında olduğumuz krize çözüm bulmakta yetersiz kalabilir.”

“Zengin ülkelerde gayrisafi yurtiçi hasılanın büyümeye devam etmesi gerektiğine dair varsayım yüzünden insanlığın geleceğiyle ve dünyadaki yaşamın kalanıyla kumar oynuyoruz.”

Makalenin yazarları ekonomik büyümenin zaten varlıklı ülkelerde sosyal gelişme için gerekli olmadığını savunuyor. Bunun yerine, bireylerin ihtiyaçları ve refahları; eşitsizliği azaltarak, geçinmeye yetecek maaşları güvenceye alarak, tam istihdam sağlamak için çalışma günlerini kısaltarak ve kamusal sağlık hizmetleri, eğitim, ulaştırma, enerji, su ve konaklamaya sınırsız erişimi garantileyerek sağlanabilir.

Dr. Jason Hickel diyor ki: “Önerdiğimiz politikalar insanların büyük çoğunluğunun hayatını sahiden iyileştirir.

“Eğer ekonomimizin getirilerini daha adil şekilde paylaşırsak gezegeni daha fazlası için yağmalamadan herkese iyi yaşamlar sağlayabiliriz.”

Yazarlar ulaştırma, sanayi, inşaat sektörlerinde ve şehirlerde yapılacak politika müdahaleleriyle (negatif salım teknolojilerine ve verimlilik artışlarına fazla güvenmeksizin) hızlı karbonsuzlaştırmayı gerçekleştirmenin mümkün olduğuna dikkat çekiyorlar.

Bu müdahaleler arasında özel araçlar yerine toplu taşımaya ve motorsuz ulaşıma geçiş, garantileri zorunlu kılarak ve kasıtlı (planlı) eskitmeye karşı düzenlemeler getirerek ürünlerin kullanım ömrünü uzatmak, insanları daha sağlıklı olan bitkisel beslenmeye geçirmek ve insanların çoğunun şehir merkezlerine 15 dakika içinde ulaşmasını sağlayacak şehir planlaması bulunuyor.


Not 1: London School of Economics and Political Science sitesinde 4 Ağustos 2021 tarihinde yayımlanan “New climate models needed to highlight necessity of post economic growth strategies to tackle climate change” başlıklı yazıdan Barış Soysaraç tarafından çevrilmiştir. Erişim

Not 2: Makalenin yazarları: Jason Hickel, Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu ve Barcelona Özerk Üniversitesi; Paul Brockway, Leeds Üniversitesi; Giorgos Kallis, Barcelona Özerk Üniversitesi; Lorenz Keyßer, İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü; Manfred Lenzen, Sidney Üniversitesi; Aljoša Slameršak, Barcelona Özerk Üniversitesi; Julia Steinberger, Lozan Üniversitesi; Diana Ürge-Vorsat, Orta Avrupa Üniversitesi.

Not 3: Öne çıkan görsel,  Michal PechUnsplash

Kategori(ler): Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir