Ekolojik yıkım ve açıkça ortaya çıkan ya da içten içe toplumları kemiren sosyal huzursuzluklar… Olup bitenler karşısında, mevcut ekonomik modelin ahlaki iflasını kabul eden iktisatçılar, bilim insanları ve politika yapıcılar alternatif çerçeveler sunmaya çalışıyorlar. Yeryüzünde yaşamı destekleyen, insanlar kadar insan olmayan doğanın iyiliğini ve refahını gözeten bir uygarlık nasıl olurdu sorusu etrafında düşünenler, yerli halkların bilgeliğine başvurmaktan çekinmiyorlar. Örneğin, ekonomik küçülme yaklaşımı “Buen Vivir” hareketinin bilgisinden ve deneyiminden yararlanıyor. Birleşmiş Milletler Sosyal Kalkınma Araştırmaları Enstitüsü (UNRISD) ve Uluslararası Sosyal Hizmet Çalışanları Federasyonu (IFSW)’nin ortaklaşa düzenledikleri küresel bir etkinlikte (Co-building a New Eco-Social World: Leaving No One Behind, The People’s Global Summit) yeni eko-sosyal dünyanın yönlendirici ilkeleri arasına buen vivir ve ubuntu giriyor. Yani, gelecek için yeni bir ekolojik ve toplumsal sözleşmenin inşasında yerli halkların dünya görüşleri temel alınıyor. Neresinden bakarsanız bakın kayıtsız kalınamayacak kadar ilgi çekici bir durum…

Yerli halkların dünya görüşleri kendi dillerindeki farklı kavramlarla ifade edilse de ortak olan noktaları belirlenebilir. Her şeyin birbirine bağlı olduğu, insanların kendi başlarına olamayacakları, içinde yaşadıkları toplulukların ve doğanın bir parçası oldukları bu yüzden birbirleriyle ve doğayla uyum içinde yaşamaları gerektiği fikri bu ortaklığı oluşturmakta.

Bugün yerli hakların dünya görüşlerine kısaca bakıyoruz. Daha ayrıntılı bilgi için Pluriverse: A Post-Development Dictionary (Çoğulcu Dünya: Post-Kalkınma Sözlüğü)’ne bakabilir ya da blogdaki, İklim Değişikliği ile Savaşımda Yerli Halklardan Öğreneceğimiz Çok Şeyler Var, 21. Yüzyıl İçin İyi Oluş İktisadı ve İyi Yaşam başlıklı yazıları okuyabilirsiniz.

Buen Vivir

Yerli halkların yaşam tarzlarından kaynaklanan bir refah anlayışıdır. En tutarlı biçimde “bolluk bereket içinde yaşamak” olarak çevrilebilir. Kuzey ve Güney Amerika’daki yerli toplumların pek çoğunda benzer kavramlar bulunur. Buen vivir, 2008’de Ekvador anayasasına girdi ve kamu politikalarında “kalkınma” ile eşanlamlı olarak kullanılan bir slogan oldu. Bu yeni anlama karşı çıkmak için Ekvador’un yerli halkları, İspanyolca terimi kullanmaktan kaçınmakta ve artık terimin Kichwa dilindeki karşılığı olan sumak kawsay’ı kullanmaktaktadırlar.

Kawsak Sacha

Kichwa dilinde “yaşayan orman” demektir. Ekvador Amazonlarında Sarayuku’da yaşayan Kichwa halkının dünya görüşüdür ve insanların sadece bir parçasını oluşturduğu yağmur ormanlarını hem fiziksel hem ruhani canlı varlıkların bilinçli bir topluluğu olarak görür.

Sentipensar

Birlikte çalışmaları için düşünce ve duyguyu bir araya koyma sürecidir. Hem derin düşünce hem de duygusal etkiden gelen, gerçekliği algılamanın ve yorumlamanın iki yolunun, tek bir bilgi ve eylem hareketi içinde kaynaşmasıdır. Terim, balıkçı San Benito Abad’ın (Sucre) Kolombiyalı sosyolog Orlando Fals Borda’ya yaptığı açıklamadaki sözcüklerden doğmuştur: “Yüreğimizle eyleriz ama aynı zamanda aklımızı kullanırız ve bu ikisini böyle birleştirdiğimizde sentipensante oluruz.”

Kametsa Asaike

Terim, kabaca “burada hep birlikte iyi yaşamak” olarak çevrilebilir. Kaynağı Peru Amazonlarındaki Ashaninka halkı olan bir yerli refah felsefesinden türemiştir. İki önemli yönü vurgular: İlki, tek bir bireyin refahının ancak ve ancak kolektifin refahıyla mümkün olabileceğidir. Kolektif insanlardan, insan olmayan varlıklardan ve bir bütün olarak gezegenden oluşur. İkincisi, refahın, kolektiftekilerin hepsinin uğruna çalıştığı istemli uygulamalardan kaynaklandığı ve bu uygulamaları beslediğidir.

Ubuntu

Bir Güney Afrika kavramıdır ve “insan olmanın” hem bir olma durumu hem bir oluş durumunu kapsadığını söyler. Bu, yaşamın ilişkisel yönlerinin elzem olduğunu vurgular. İnsan atomistik bir birey değildir, pek çok kolektifin ve onların karşılıklı ilişkilerinin parçasıdır ve bunlar insan olmayan varlıkları da kapsar. Ubuntu, Sahra’nın güneyinde kullanılan birden çok kavramdan türemiş ve onlarla ilişkilidir. Bu kavramlar; Zulu, Xhosa, Ndebele dillerindeki Umuntungumuntungabanye Bantu (“ben varım çünkü biz varız”), Soho-Tswana dillerindeki Botho ve diğerleridir.

Kyosei

Ortakyaşam, simbiyoz ve birlikte yaşamak için kullanılan Japonca bir terimdir. İnsanlar (cinsiyetler, çeşitli kültürler ve benzerleri) arasındaki ilişkilere ve insanlarla doğanın geri kalanı arasındaki ilişkilere atıfta bulunur. Asıl önemlisi, Kyosei, homojenleştirmeyi amaçlamaz, kültürlerin, ekolojilerin, var olma ve bilme yollarının çeşitliliğine ve farklılığına saygı duyarak adaleti ve sürdürülebilirliği vurgular.

Hurai

Çin’deki Tuva etnik topluluğunun kozmolojisinin bir parçasıdır. Kabaca “bütün iyi şeyler” olarak çevrilir; iyi yaşamı, sağlığı, sürdürülebilirliği, sevgiyi, saygıyı ve kutsallığı içine alır. Doğayı ve tanrıları insanların önüne koyarak onlar mutlu olduklarında insanların da mutlu olacaklarını vurgular ve bu yüzden eylemlerimizin herkesin refahını korumaya yönelik olması gerektiğini belirtir. Hurai’nin, Tuva halkının kültürel diriliş hareketinde önemli bir konuma sahip olduğu düşünülmektedir.

Swaraj

Bu kadim Hint kavramı, Mahatma Gandhi tarafından  yeniden canlandırılmış ve ona ün kazandırılmıştır. Yaklaşık anlamı “özyönetimdir”. Swaraj, bireysel ve kolektif egemenliği kapsar ve temelini herkese yönelik ruhani ve ahlaki sorumluluk oluşturur. Diğer bir ifadeyle, birey, kolektiflerin içinde yerleşiktir ve özgürce hareket ederken diğer insanların da özgürce hareket etme yetilerini baltalayamaz. Radikal ve batının liberal biçimlerinden tamamen farklı olan doğrudan demokrasi swaraj’ın bir parçasıdır. Yakın zamanda, bu sorumluluğun doğanın tamamına doğru genişlemesini vurgulamak için eko-swaraj ve prakritik (doğal) swaraj kavramları kullanılmaya başlamıştır.

Minobimaatisiiwin

Kökü, Kuzey Amerika’daki Anishinaabe ve Cree yerlilerinin dünya görüşlerinde olan, iyi bir yaşam sürmeyi veya tam bir refah halinde olma halini ifade eden bir terimdir. Sadece insanlara değil, tüm hayvanlara, bitkilere, kayalara, sulara, ruhlara, göksel varlıklara, atalara ve gelecek nesillere saygı ve karşılılığa dayanan bir bütünselliği vurgular. Birinin sağlıklı olabilmesi için herkesin sağlıklı olması gerekir ve bu yüzden karşılıklı saygı ve bakım elzemdir. Yakın zamanlarda minobimaatisiiwin, yerli tedavi sistemlerinin yeniden canlanmasının önemli bir parçası oldu.

Mitakuye Oyasin

Kuzey Amerika’daki Lakota halkının birbirine bağlılığı anlatan dünya görüşünü yansıtan bu kavramın, “hepimiz birbirimize bağlıyız”, “hepimiz akrabayız” gibi çevirileri vardır. Bütün yaşam formlarıyla; insanlarla, hayvanlarla, nehirler ve denizlerle hatta dağlar, vadiler ve taşlarla birlik ve uyum içinde olmayı ifade eder. Yaşam çemberinde ortak bir akrabalık bağını paylaşan her bir yaşam formunun bu kocaman aile içerisinde kendine özgü bir yeri, görevi ve sorumluluğu olduğunu hatırlatır.

Taoizm

Tayvan sahillerine yakın Pongso no Tao adasında yaşayan Tao yerli halkının dünya görüşüdür. İnsan faaliyetlerinin döngüleri ve doğal mevsimlerin, okyanusun, tüm deniz ve kara yaşamının döngüleri arasındaki açıklanamayacak kadar yakın bağ üstüne kurulmuştur. Dayanağı dil, kültür ve biyolojik çeşitlilik üçlemesi olan bir varlıkbilimi kapsar. İnsan faaliyetlerinin, güneş ve ay döngülerini ve balıklarla diğer deniz canlılarının mevsimselliklerini birleştiren karmaşık ve özgün bir takvim tarafından yönlendirildiğini söyler.

Herkes için refah sağlamak

Dayanışma ekonomisinin hayal ettiği dünya ile yukarıda bazı örnekleri verilen yerli halkların görüşleri pek çok açıdan uyumludur. Eğer tüm dünya için faydalı modeller oluşturmak istiyorsak, sık sık görmezden gelinen bazı seslere kulak vermemiz gerekli. Bunu, onların sürdürülebilir, kapsayıcı, başkalarına saygılı felsefelerini takip ederek yapabiliriz.


Not: Öne çıkan görsel, Earthrise Studio

Kategori(ler): Akademik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.