ABD’nin en yüksek maliyetli kent alanlarından birinde yaşayan beş yaşlı kadın hayallerindeki gibi bir niyet topluluğu kurmak üzere bir araya geldiler.

San Francisco Körfezi Bölgesi sakinleri Mary McDonald, Barbara Reusch, Alisa Foster, Harriet Tubman Wright ve Ina Clausen; konut fiyatları tırmanırken, gelecek 10-20 yıl için nerede yaşayacakları, yaşlandıkça bakım ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağı ve bir niyet topluluğu (intentional community) içinde yaşlanma arzularını nasıl gerçekleştirecekleri konusunda endişeliydiler. Onların çabaları sonucunda ortaya çıkan Hibiscus Commons (Çingülü Müşterekleri)’nin, Körfez Bölgesi Topluluk Arazi Kooperatifi ile işbirliği ile oluşturulması ve ilk yaşlı bakım kooperatifi olması planlanmaktadır.

Kuruculardan Mary McDonald: “Eğer bir eviniz varsa, kendi evinizde yaşlanma lüksüne sahipsiniz, fakat bu düşük gelirli ve hiçbir zaman ev sahibi olamamış yaşlıların çoğu bu lükse sahip değiller.” “Kendi evlerinde kalacak kadar şanslı olanlar için bile kendi başına yaşlanmak, yalnızlık ve yalıtılmışlık getirebilir ve evde bakım hizmeti almak pahalı olabilir.” 

“Oakland evsiz nüfusunun neredeyse yarısı 50 yaşından sonra evsiz kaldı.” / Harriet Wright 

Güvenlikli ve onurlu yaşlanmak güç ve hatta bazı yaşlılar için olanaksız olabilir. Evsiz nüfusun en hızlı büyüyen kesimi 55 yaş üstü bireylerdir ve bu grubun ABD yaşlanırken büyümeyesi olasıdır.  2030 yılına kadar 64 ve üzeri yaşlardaki Amerikalıların sayısı 20 yıl öncesine göre iki katına çıkarak 70 milyona ulaşacaktır. Pahalı Doğu Körfezi için bu sorun vahimdir. Harriet Wright, Oakland evsiz nüfusunun yaklaşık yarısının 50 yaşından sonra evsiz kaldığını belirtmektedir.

Hibiscus Commons şu sorunlara yönelen öz yönetime sahip bir yaşlı kooperatifi ve bir niyet topluluğudur: yaşlılıkla birlikte gelen yalıtılmışlık, konut güvensizliği ve ABD’nin yaşam maliyetinin en yüksek olduğu bölgelerinden birinde sabit gelirle yaşamak ve yaşlanırken gereksinim duyulan bakıma erişim.

66-89 yaşları arasında 21 kadının kurduğu örnek bir kooperatif:  Babayagas

Benzer niyet toplulukları diğer ülkelerde de oluşturulmaya başlandı; en iyi bilinen örneği, Paris’te altı katlı bir binada yaşayan 66-89 yaşları arasında üçte biri yoksulluk sınırında olan 21 kadının kurdukları öz yönetime sahip Babayagas (Nineler) adlı bir kooperatif. Babayagas modeli Fransa ve Kanada’daki diğer kentlerde de uygulanmaya başlandı.

İlgili İçerik:   Philadelphia Neden Hakiki Bir Paylaşan Kent?

Babayagas gibi Hibiscus Commons da büyüklerin sadece evde yaşlanmalarını sağlamakla kalmıyor; farklı yaşlardaki kadınların karşılıklı olarak yardımlaşmalarından yararlanarak, onların topluluğun içinde olmalarına olanak sağlıyor. Bu da yiyecek alışverişi, doktora gitmek, yemek pişirmek ve ev temizliği gibi işlerde herkesin birbirine yardım etmesi anlamına geliyor. Aile ve kamu hizmetlerinin yokluğunda, yaşlının ayakta olduğundan, yaralı ya da hasta olmadığından emin olmak gibi basit ancak çok önemli hizmeti toplum sağlayabilir -ki bu ABD’de çoğunlukla kişisel bir hizmet olarak satın alınmaktadır.

Hibiscus Commons’ın bir bina satın almak ve ilk topluluğu açmak için önünde bir yıldan biraz daha fazla süre bulunmakta. Grup, bir topluluk arazi kooperatifi olarak yapılandıracak mülk için finansman sağlama ve uygun bir mülk bulma sürecindedir. Ancak, topluluk arazi kooperatifleri pahalı gayrimenkul piyasaları gibi çok sayıda güçlükle karşı karşıyadır. Piyasa fiyatlarından satın almak çoğu potansiyel sakini satın alma güçlerinin ötesinde zorlayabileceği için Hibiscus Commons kurucuları piyasa değerinin altında olan ya da bağışlanacak mülkleri aramaktadırlar.

Topluluk arazi kooperatifi modelinde, vakıf (trust) üzerine binaların inşa edildiği araziye sahipken, kooperatif binaların sahibidir; bu da birimlerin spekülatif piyasadan daimi olarak uzak kalmalarını sağlamaktadır.  Kurucu ortak Barbara Reusch, “Satın alınabilirlik konusu gerçekten çok çirkin.. Hibiscus Commons’ı yaratıyoruz, böylece arazi vakfı sayesinde tüm yaşamlarımız için ve ayrıca bizi takip edenler için uygun bir yerimiz olacak.” dedi.

Not: Saki Bailey’in Shareable blogunda 4 Haziran 2019 tarihinde yayımlanan yazısından Aylin Çiğdem Köne tarafından çevrilmiştir. Erişim

Kategori(ler): Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir