Bu yazı, Breakthrough National Centre for Climate Restoration (İklim Onarımı Ulusal Atılım Merkezi) tarafından yayımlanan Covid-19 iklim dersleri tartışma dokümanının sonuç kısmıdır.

Salgın ve iklim bozulmasının ortak yönleri

Eşi benzeri olmayan 2020 korona virüs salgını, iklim bozulması ile çarpıcı benzerlikler taşıyor. Tehdit, herkesçe biliniyor ve felaket niteliğinde ve hatta varoluşsal etkileri var. Tarihin verdiği değerli dersler göz ardı edildi. Ne yapılması ve nasıl karşılık verilmesi gerektiği konusunda araştırmacıların kuşkusu yoktu. Birleşmiş Milletler bu soruna tüm bir bölümünü ayırdı, hükümetler risk senaryosu analizleri yaptılar ve ulusal güvenlik analistleri olası sonuçlar hakkında uyarılarda bulundular. Gelişmiş ülkelerin hazırlıklı olma ve kendilerinden daha düşük refah düzeyine sahip ülkeleri destekleme kapasiteleri vardı ya da en azından, olmalıydı. Zengin uluslar, sorun ölümcül hale geldiğinde, sadece başka yerleri etkileyecek bir tehdit olarak gördüler, çünkü kendilerini yalıtmışlardı. Bunun arkasından ekonomik altüst oluştan kaçınma isteğinden doğan inkâr ve gecikme geldi. Modern toplum nasıl olsa araştırmada iyiydi, çözümler bulunurdu, paniğe gerek yoktu. İnsanlar doğayı ehlileştirmişlerdi.

Salgın, iklim değişimi için bir nevi kostümlü prova

Bu tanım her iki duruma da uyuyor. Salgın, iklim değişimi için bir nevi kostümlü prova: “COVID-19, hızlandırılmış iklim değişimi,” diyor New York Üniversitesinden bir iklim iktisatçısı ve Climate Shock (İklim Şoku) kitabının ortak yazarı olan Gernot Wagner. McKinsey&Co’nun analizine göre, hâlihazırdaki salgın, iklim krizinin “arz ve talepte, tedarik zincirlerinde, küresel iletim ve genişleme mekanizmalarında” yol açabileceği şokların bir ön gösterimi.

Her ikisi de birbirine bağlı bir dünyada hızla yayılan, fiziksel, sistematik şoklar. Her ikisi de geriletici, durağan olmayan, risk arttırıcı olan bu krizler, ancak temellerinde yatan fiziksel sorunların anlaşılması ve giderilmesi yoluyla çözülebilir. Her ikisi de bireysel eylemlerin topluluk yararıyla çelişebildiği ve değerli, ortak bir kaynağı tüketebildiği “müştereklerin trajedisi” problemini yansıtıyor. İklim değişikliği salgın hastalıkların coğrafi menzilini arttıracak ve hava kirliliği solunum hastalığına yatkınlığı arttırıyor. Salgın krizi, iklim krizine nasıl tepki vermemiz gerektiği konusunda bize önemli dersler veriyor.

Önemli dersler

  • Acil durum haline geçmek, hızlı bir değişimle mümkündür: Devletin yönetici rolüne bariz bir biçimde odaklanmak, baştaki gecikmelere rağmen tehditle yüzleşmek için toplum çapında, hızlı, yenilikçi bir sefereberliğe müsaade etti. İmkânsız kabul edilen rahatsız edici sosyoekonomik değişimler deneyimlendi ve normalleştirildi.
  • Liderlik kararlı olmalı, resmi görüşlerin değişmesi de dâhil olmak üzere: Siyasi liderlik ve kamu sektörünün yeterliliği, başarı ve başarısızlık arasındaki farkı belirledi. Davranış tarzını değiştirmenin neden haklı ve gerekli olduğu ve hükümet kararlarını açıklayan açık, tarafsız (nonpartisan) mesajlar; başka zamanlarda radikal ve kabul edilemez gözü ile bakılacak fikirlerin kamu desteği almasına neden olabilir.
  • Kamu sektörü önemlidir: Kriz sayesinde insanlar, iyi işleyen, inisiyatif alabilen bir hükümet ve devlet aygıtının önemini ve kemer sıkma politikalarının ve siyasallaştırmanın kamu ve sağlık hizmetleri üzerindeki feci sonuçlarını anladılar.
  • İnsanlar önemlidir: Hükümetler sağlık ve hayatın ekonomiden daha önemli olduğuna karar verebilirler. Bir hükümetin ilk görevi “insanlarını korumaktır”. Ekonomik altüst oluştan kaçınmak için salgına karşılık vermeyi erteleme girişimleri sorunu daha da büyüttü ve ekonomik hasarı arttırdı.
  • Bilim önemlidir: Siyasi amaçlar veya ekonomik çıkarlar için uzman görüşlerini duymazdan gelmek ters tepti. Uzman tavsiyesini kabul etmek konusunda ideolojik dar görüşlülük hayatlara ve paraya mal olur.
  • Tedbirlilik ilkesi uygulanmalı. Küçük başlayan ama sistemik hasar verme potansiyeli olan sorunlar henüz küçükken çözülmelidir. Büyüyüp büyümeyeceklerini görmek için beklemek, kaçınmak istediğimiz felaketlere zemin hazırlar, diyor Kurt Cobb.

Farklılıklar

Bunun yanında, salgın ve iklimsel bozulma arasında büyük farklar var. Bir salgın, bedensel tehlikeleri olan ani bir sorundur; iklim tehdidi ise zararlı etkileri görünmeye başlamış olsa bile uzak bir gelecekteymiş gibi görünebilir. Ve bir salgın coğrafi olarak sınırlı olabilir, iklimsel riskler ise küreseldir. Salgınların etkileri münferittir (kişiseldir) ve hastalar iyileşebilir, aşılar geliştirilebilir ve nüfus bağışıklık kazanabilir, iklimsel riskler ise birikimlidir. Salgınlar, iklim sistemleriyle sistem düzeyinde geri besleme ve karşılıklı bağımlılık sorunlarından aynı ölçüde mustarip değildir.

İlgili İçerik:   Değişim ile Başa Çıkma ve Gelişme Kapasitesi (Resilience)

Bunun yanında, salgınlara sadece ortaya çıktıklarında tepki verilebilirken, iklim sorunu için önlemler kriz dünyayı tümden etkileyene kadar ciddi olarak uygulanmaz ki o zaman da çok geçtir. Küresel iklim sisteminin eylemsizliği nedeniyle, fosil yakıt kullanımına devam edilmesi, modern tarım ve tarla açma yüzünden artan atmosferik karbon yoğunluğunun etkileri yıllarca belli olmayacak. O etkiler bariz hal aldığında harekete geçmek için çok geç olacak. İklim bozulmasıyla çok uzakta olmayan bir gelecekte “sera Dünyası” senaryosunun gerçekleştiği ve birbirini etkileyen sistem geri beslemelerinin Dünyanın iklimini “geri dönüşü olmayan evreye” iteceği bir noktaya gelebiliriz. Covid-19’a karşısındaki risk yönetimi feci bir başarısızlıktı. İklim krizi için varoluşsal risk yönetimine daha titiz bir yaklaşım gerekiyor. Ancak bu gerçekleşmiyor:

Neye gereksinim var?

  • Varoluşsal risk yönetimi, şişman kuyruk[i] risklerine önem verirken gerçek risklere nesnel bir bakış gerektirir. Fakat, iklim politikalarını tasarlayanlar ve Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporları, iklim bozulmasının varoluşsal doğasını tümüyle anlamakta başarısız oldular. “Mevcut bilgi ve varsayımlar lehine bir önyargı ve aşırı dramatik görünen sonuçlardan kaçınma” eğilimi ortaya çıktı, ama “uygarlığın varlığını sürdürmesi söz konusu olduğunda geleneksel analiz yöntemleri kullanışsız kalabilir”, diyor Prof. Hans Joachim Schellnhuber.
  • Ahlaki çerçeve içerisinde normatif hedefler belirlenmedi. Devlet politikasına yön verenler dünyanın mercan sistemlerinin tahribatına, ülkelerin sular altında kalmasına, tarımsal açıdan önemli deltaları ve mega kentleri sellerin basmasına yol açacak hedefleri kabul ediyorlar. Ve eylemleri hedeflerine ulaşmakta ne yazık ki yetersiz kalıyor. Tedbirlilik ilkesi sistemik yıkıma sebebiyet verebilecek tehditlere uygulanmıyor.
  • Uyurgezer dünya, felakete doğru yürüyor. Birleşmiş Milletler’in iklim bilimi ve politika oluşturma kurumları amaca uygun değiller ve hiçbir zaman varoluşsal riskleri inceleyip rapor etmediler. Bu tür risk değerlendirmelerinin yapılmasını ve etkili olmasını sağlayacak hiçbir ulusal ya da küresel süreç mevcut değil. Dünya Ekonomik Forumu, yılda bir kez iklim bozulmasını da içeren üst düzey küresel riskler hakkında rapor veriyor ve herkes gerçek riskleri görmezden gelmeye devam ediyor.
  • İklim değişiminin etkileri Dünyanın yüzeyine kazınıyor olsa da eylemlerin normatif hedeflerle uyumlu olduğu tutarlı bir strateji ve bu görevi gerçekleştirecek kurum ve pratiklerin oluşturulması yönünde bir hareket yok.

Eğer hükümetin ve uluslararası topluluğun ilk görevi insanları korumaksa o zaman en büyük tehditlere odaklanılmalıdır. Varoluşsal riski azaltma diğer her hedeften daha önemlidir ve hükümetlerin atması gereken ilk, acil adım bu ihtiyacı tanımak, varoluşsal iklim tehdidini anlamak ve karışıklığa sebep verse de gerekli uygun adımları atmaktır. Çok geç olmadan.


[i] (ç.n.) Şişman veya kalın kuyruk (fat tail) problemi, ortalamanın fevkinde kayıp ve kazançla karşılaşma olasılığının hayli yüksek olduğuna veya olasılık yüksek olmasa bile kayıp şiddetinin olağanüstü olabileceğine işaret eden, risk yöneticilerinin çekindiği bir durumdur (Altıntaş, 2018).

Not 1: David Spratt’ın Resilience blogunda 15 Mayıs 2020 tarihinde yayımlanan yazısından Murat Soysaraç tarafından çevrilmiştir. Yazı ilk olarak Climate Code Red’de yayımlanmıştır. Erişim

Not 2: Öne çıkan görsel, Reimund Bertrams — Pixabay

Kategori(ler): Akademik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir