Sanal varlıklar ve soyut hesaplamalarla gerçek dünyadan kopan ekonominin kökenini hatırlamak, gezegenimizin sınırlarını unutan büyüme hedeflerine dur demenin ilk adımı. İktisatın sık sık yaptığı varsayımlar, yüz yüze olduğumuz son derece gerçek sorunları görmezden gelmek için değil, onların olmadığı bir dünya, onların olmadığı bir ev, hayal edip bunu uygulamaya geçirmek için kullanılmalıdır.


“Ekonomik ve politik sistemlerimizin çalışma şekli değişmeli yoksa yok olacaklar.”

 “Ekonomi”, kelime anlamıyla “ev idaresi” demek: Antik Yunancadaki “oikos” (ev)’tan gelen “eko” ve “nemein” (idare).

Hayatlarımızı çekip çeviren bir sistem. Bu sistem sayesinde yaşamlarımızı sürdürüyoruz.

“Oikos” ayrıca “eco-friendly” yani “çevre dostu” kelimesindeki “eco” kökünün kaynağı. “Ev dostu” için bir kelimeye ihtiyaç duymamız, diğer her şeyin öyle olmadığını ima ediyor yani ekonominin en temel ilkesini gözden kaçırdığımızı işaret ediyor: Ekonomi evin idaresi ile ilgilidir. Ve Aristo’nun dediği gibi bunu “bilgece” yapmakla ilgilidir.

Şu anda evimizi su basıyor, evimiz yanıyor, çöplerle doluyor ve kirli.

Ve yiyeceğimiz bitiyor. Aşınan toprağımızın 60 hasadı daha destekleyebileceği söyleniyor ve 2020’de “Dünya Limit Aşımı Günü”ne (her yıl sürdürülebilecek olandan daha çok kaynağı tüketmeye başladığımız gün, yani “borca girdiğimiz” gün) Ağustos’ta ulaştık.

Eğer evinizi sel basıyorsa, eviniz yanıyorsa, kirlenmişse, çöplerle dolmuşsa ve yiyecekler bitiyorsa; muhtemelen onu nasıl idare ettiğinizi tekrar düşünmelisiniz.

Bugün geldiğimiz durum bu.

Bugün, ekonomiyi ortak evimizi bilgece idare etmek için yaşayan bir sistem olarak değil, sabit bir makine veya bir para saklama kabı olarak görme eğilimindeyiz.

Onu tıpkı yerçekimi gibi fizik yasalarına uyan bir şey olarak düşünüyoruz.

Ama o bir saklama kabı değil ve yasalara da uymuyor.

Ekonomi bizim tasarladığımız ve her gün sürdürdüğümüz bir sistem.

Nihayetinde ekonomi biziz.

Tahmin edilemez, duygusal, insan olan biz.

Ekonomi artık iyi idare etmediğimiz bir ev.

Tasarımı artık amaca uygun değil.

Peki, tasarladığımız bir şey artık kullanışlı olmadığında ne yaparız?

Onu baştan tasarlarız.

Onu daha iyi olması için, gelişmesi için tasarlarız.

Bu yeniden tasarım çoktan başladı.

Başarısı hikâyelerimize bağlı olacak.

Her gün anlattığımız hikâyelere.

Ve buradaki odağımız da bu.

“Buna şu şekilde bakıyorum: Ekonomilerimiz, tüm o kuralları ve prosedürleriyle filan, bizim tasarladığımız bir sistem. Bunu bizim için tasarlayan Tanrı değil. Bunu değiştiremeyiz diye bir şey yok. Bu bir kutsal kitap değil.

Bu şeyi (masanın üstündeki bir iPhone’u işaret eder), son derece karmaşık şeyi biz tasarladık ama insanlara yararlı olacağını düşündüğümüz için tasarladık. Fakat ekonomiye dokunmuyoruz. Neden?

O sistemi tasarlayabiliriz. Onun kutsallığına karşı çıkmamız gerekli. Tüm dünya darmadağın oluyor, bu yüzden tasarlamaya başlamalıyız. Bu yeni tasarımları gerçek hayatta denememiz lazım.”

Muhammad Yunus


Not 1: Financial Times Baş Ekonomi Yorumcusu Martin Wolf’un Stories for Life’ta yayımlanan “Wait, Econowho?” başlıklı yazısından Murat Soysaraç tarafından çevrilmiştir. Erişim

Not 2: Öne çıkan görsel, Elena MozhviloUnsplash

Etiketler:
Kategori(ler): Görüş Yazıları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir