Her geçen gün çevre ve bireyler üstünde yarattığı olumsuz etkilerin daha belli olduğu kâr odaklı küresel ekonomi, ekonomik ilkelerin bir yön değişimi ihtiyacında olduğu inancını beraberinde getiriyor. 


Günümüzde, dünyadaki her ekonomi tek, son derece merkezileşmiş, gittikçe artan ticarete ve geniş türdeş pazarlara bağlı bir ekonomiye katılmaya ikna ediliyor. Bu ekonomik modelin küreselleşmesi geniş bir sosyal, ekonomik ve çevresel sorun silsilesini ağırlaştırsa da hükümetler küresel ekonominin fiziksel altyapısına parasal destek sağlamaya ve yayılmasını kolaylaştırmak için yasaları, antlaşmaları ve düzenlemeleri tekrar yazmaya devam ediyorlar.

Bir takım somut adımlar küreselleşme modelinden “yerelleşmeye” doğru yön değişimini destekleyebilir. Bu adımlar bizi ekonomik ve çevresel sağlık yoluna koyar, sağlıksız kentleşme dalgasını yavaşlatır ve kültürel çeşitliliği destekleyerek etnik çatışma ve şiddeti azaltır. Yerele doğru yön değişimi vergi ödeyenler için hâlihazırdaki küreselleşme yolundan çok daha az maliyetli ve toplum ve çevre için daha az yıkıcı olur.

Taban Hareketleri ve Yön Değişimi

Şimdiden, bir çok birey ve kuruluş topluluklarını ve yerel ekonomilerini güçlendirmek için tabandan çalışıyor ve pek çok olumlu “mikro-eğilim” yaratıyorlar. Fakat bu çabaların başarılı olması için ulusal ve uluslararası düzeyde politika değişimlerinin de onlarla beraber olması gerekiyor. Örneğin, şirketlerin hükümet politikalarını idare etmelerine ve kamuoyunu kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmelerine izin veriliyorken katılımcı demokrasi nasıl güçlenebilir? Hükümetler “serbest ticaretin” tarafını tutmaya ve küresel şirketleri desteklemeye devam ederken küçük çiftlikler ve yerel işletmeler nasıl sağlıklı olabilir? Tek kültürlü medya görselleri gezegenin her tarafında çocukların üstüne yağarsa nasıl kültürel çeşitlilik gelişebilir? Küçük çaplı yenilenebilir enerji projeleri, büyük barajlar ve nükleer güç santralleri için sağlanan devasa sübvansiyonlara karşı nasıl rekabet edebilir?

Bariz şekilde, küreselleşme sürecinin tersine çevrilmesi için yerel girişimlerin politik değişimlerle el ele gitmesi gerekli. Sadece yalıtılmış, dağınık taban hareketleri hakkında düşünmektense geniş çapta küçük çaplı hareketleri destekleyecek hükümet politikalarını özendirmek ve daha çok topluluk temelli ekonominin gelişip yayılmasına izin vermek lazım.

Politika değişimleri

Ekonominin yönünü değiştirmek demek küresel ekonomik ve finansal politikaları yeniden düşünmek demek. Ticaret anlaşmalarını, kamu harcamalarını, düzenleyici reformları ve kalkınma politikalarını gözden geçirmek demek.

İlgili İçerik:   Yerli Bilgeliği Bize Ekonomi Hakkında Ne Öğretebilir?

Düzenleme reformları

Onlara verilen pek çok doğrudan ve dolaylı desteğin yanı sıra, büyük ölçekli, küresel odaklı işletmeler ayrıca daha küçük, daha yerel girişimler pahasına bir dizi hükümet düzenlemesinden (ya da pek çok durumda, düzenleme eksikliğinden) faydalanıyorlar.

Taban hareketi girişimleri

Bu gibi politika ve düzenleme değişimlerine ek olarak, zaten ortaya çıkan türden sayısız küçük, çeşitli, yerel girişimlere daha ihtiyacımız var: Yerel girişimlerden satın al kampanyaları, topluluk bankaları, çiftçi pazarları ve topluluk destekli tarım gibi yerel gıda girişimleri, eko-köyler ve diğer niyet toplulukları, eko-yapılar, doğal sağlık bakımı vesaire.

Küresel ekonomi silindirini durduracak eylemlerin aksine bu küçük çaplı adımların yavaş bir tempoya ve yerel bağlamların derin ve samimi biçimde anlaşılmasına ihtiyacı var. En iyisi yerli insanların kendileri tarafından tasarlanmaları ve uygulanmaları. Eğer yukarıda tartışılan politika değişimleriyle desteklenirlerse zaman içinde bu girişimler kaçınılmaz olarak kültürel ve biyolojik çeşitliliğe ve uzun dönemli sürdürülebilirliğe geri dönüşü teşvik edecektir.

Ekonomik yerelleşme demek kültürel ve çevresel çeşitliliğe uyum sağlamak ve dolayısıyla her yere uygun tek bir “kılavuz” olmaması demek. Yerel taban hareketlerinin çabaları için olasılıkların kapsamı var oldukları yöreler kadar çeşitli.

Kişisel değişimler

Ayrıca, kişisel düzeyde bir değişim, yukarıda tartışılan ekonomik değişimlere eşlik etmelidir. Bu değişim kısmen, bir topluluk içinde yaşamanın derin psikolojik faydalarını (neşeyi) yeniden keşfetmeyi içerir. Bir diğer köklü değişim, yaşadığımız yer ile yeniden bir bağlantı hissi kurmakla ilgilidir. Yer hissi demek kendimize ve çocuklarımıza etrafımızdaki yaşayan çevreyi görmekte yardım etmek demek: Gıda kaynaklarımızla tekrar bağ kurmak, belki bir kısmını yetiştirmek ve mevsim döngülerini, bitkiler ve hayvanların karakteristiklerini takdir etmeyi öğrenmek. Sonuçta bu, diğerleriyle ve doğayla bağlar kurmanın getirdiği ruhani uyanışla ilgili. İçimizdeki dünyayı görmeyi, bizim de parçası olduğumuz birbirine bağlı yaşam ağını daha bilinçli şekilde deneyimlemeyi gerektiriyor.


Not 1: Helena Norberg-Hodge’un Gaia Education sitesinde 8 Şubat 2021 tarihinde yayımlanan “Shifting Direction” başlıklı yazıdan Murat Soysaraç tarafından çevrilmiştir. Erişim

Not 2: Öne çıkan görsel, Brendan Church – Unsplash

Kategori(ler): Görüş Yazıları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir