Yakın zamanda Sinan Kayalıgil sayesinde Metehan Cömert’in 2023’de yayımlanan MECİ, Toplumsal bir Hareket ve Anti-Kapitalist İhtimaller kitabını okudum. Kitap, Cömert’in Rize ilinin Fındıklı ilçesinde yaptığı saha çalışmasının bir meyvesi. Yazar bölgenin meci kültürü hakkında edindiği bilgi ve izlenimleri paylaşırken bir yandan da gönüllülük, karşılıklı ve karşılıksız yardım, dayanışma ve birliktelik gibi konular hakkında coğrafyayı aşan çıkarımlarda bulunuyor.
Cömert, imecenin bölgesel adı olan “meci”yi[i] “karşılık beklemeden insanlığa gönüllü bir biçimde hizmet etmek” olarak tanımlıyor (s. 18). Meci, temelde, bölge halkının ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamak için işleri topluca yapmaları anlamına gelse de görüşülen kişiler için basit bir işbölümünden çok daha fazlasını ifade ediyor. Bu nedenle onu belirli bir tanım çerçevesine sığdırmak kolay değil. Katılımcıların çoğu için meci, coğrafi ve teknolojik sınırlamaların sonucu olarak ortaya çıkmış, “birlikte iş yapmayı merkeze alan bir anlatı” (s. 33). Pek çoğu için nostaljik ve kutlamaya yakın çağrışımları olan bu gelenek, zorunluluğa dayanan bir emek takasından çok içselleştirilmiş bir toplumsal yardımlaşma kültürünün dışavurumu.
Fındıklı’da 20. yüzyılın ikinci yarısında artan çay tarımı, bölge tarımında makineleşme ve üretimde büyümeye ve nihayetinde geçmişte elbirliği ile yapılan işlerin mevsimlik işçilere ve makinelere kalmasına yol açmış. Cömert’in görüştüğü pek çok kişinin meciyi daha çok gençlik yıllarına ait bir uygulama olarak hatırlaması da bu sürecin bir sonucu. Unutulmaya yüz tutmuş meci, 2019 yılında Fındıklı Belediye Başkanı seçilen Ercüment Çervatoğlu ile birlikte belediyenin vizyonu olarak benimsenmiş. Sonuçta bölge halkının toplu bilincine yerleşmiş meci gelenekselin ötesine geçen çeşitli uygulamalar ile yeniden hayat bulmuş.
Bu çok yönlü geleneğin bir değişmez özelliği ise katılımın koşula bağlı olmaması. Bu durum, kitapta Ercüment Çervatoğlu’nun “horona katılan oldukça çember genişler” sözü ile vurgulanıyor (s. 40). Meci çemberinin tek sınırı ona katılanlar. Kurallar, kısıtlar olmadan, katılmaya devam edenler oldukça mecinin kapsamı genişler.
Kitabın üçüncü bölümü, “Meci ve ‘Müşterekler’: Anti-Kapitalist Bir İtiraz ve Toplumsal Arayışlar”; meci kültürünün müşterekler kavramı ile ortak noktalarını araştırıyor. Meci sıraya konulan, hesaplanmış bir takastan çok tüm katılımcıların emrine amade, “yaşamı anlamlı ve mümkün kılan toplumsal sistemler”den biridir (s. 45). Kapitalizmin paraya karşı hizmet ilkesine inat, insanların bireysel karşılıklılığın ötesinde kurdukları bir topluluk güvenci hissidir. Meci usulü ile yapılan işte geri dönüş beklentisi yoktur. Bir kişi diğerine yardım etti diye yardımı alandan aynı şekilde bir karşılık beklenmez. Esas olan toplumsal fayda ve dayanışma ruhudur.
… meciyi bir ‘müşterekleştirme pratiği olarak ortak varoluşun -yalnızca maddi anlamda değil- hemen her anına sirayet eden ve toplumsallığı daimi şekilde üreten ilişkisel bir süreç olarak tanımlayabiliriz. (s. 50)
Eşit erişim ve eşitlikçi karar verme süreçleri baskın olduğunda meci müşterekler dünyasına dahil olur. Cömert, 2021 yılının Aralık ayında katıldığı mecide; herkesin eşit muamele gördüğünü, katılımcıların toplumsal çeşitliliği yansıttığını, katılan hemen herkesin düşüncelerini özgürce ifade edebilmesinin olanaklarının mevcut olduğunu, katı hiyerarşik biçimlere rastlamadığını aktarmaktadır.
“Eskinin Kabuğunda Yeni Bir Düzen Arayışı”
Fındıklı belediyesinin uygulamalarının mecinin kapsamını kapitalizme alternatif olma ihtimalini de barındıracak biçimde genişlettiğini gözlemleyen Cömert, Fındıklı’yı kendi küçük ölçeğinde gelecek için bir örnek olarak gösteriyor. Meci insanlar için yalnızca bir geçmişe dönüş veya alışkanlıktan yapılan bir uygulama değil, değişimin mümkün olduğunun da bir simgesi. Fındıklı halkı “otorite olmadan da kendini organize eden toplum” fikriyle ekonominin bireyler arasındaki ilişkilerin tamamen çıkara bağlı olduğu varsayımını boşa çıkarıyor (s. 79). Meci kültürü kapitalizmin kaçılmaz bir gerçek gibi göründüğü dünyamızda yeni bir toplumsallığın inşası için ipuçları veriyor ve alternatif bir gelecek tasavvuru sunuyor.
Dönüşümün en önemli adımının umut etmek olduğunu savunan yazar okuyucuyu da umutlu olmaya çağırıyor. Yasal düzenlemeler ile (sözde) sıkıca korunan ticari ilişkilerin aksine, dayanışma; güven, özveri ve en önemlisi yapılan iyiliğin insanın içinde bulunduğu topluluğu geliştireceğine yönelik bir umut gerektirir. Cömert, kitabında, umutsuzluğun ne kadar felç edici olabileceği üstünde duruyor ve meciyi ortaklaşa umut ilkesinin bir dışa vurumu olarak kabul ediyor (s. 106). Bu düşünce tarzı, Sosyal ve Dayanışma Ekonomisi (SDE)’nin tahayyül ettiği uygulamalarla bağdaşır ve SDE örgütlerinin de meciden öğrenecekleri olabilir. Ne de olsa kooperatifler geçmişin collegia’larının, loncalarının, imecesinin, Ahi hareketinin bir türevi değil midir?
Gelecek kaygısının yoğunlaştığı ve yaşama riskinin arttığı bugünlerde kolektif düşünme ve pratiklere her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. MECİ, Toplumsal bir Hareket ve Anti-Kapitalist İhtimaller alternatif ekonomilerle ilgilenenler kadar yeni bir toplumsallığın inşasına kafa yoranlar için de okumaya değer bir kitap.
[i] Yazar, kültüre yapılan vurguyu görünür kılmak için kitap boyunca meciyi italik bir biçimde yazmış. Ben de bu vurguya atfen italik yazımı tercih ettim.





