Prof. Dr. Ziya Gökalp Mülâyim ile yeni kitabı Atatürk ve Kooperatifçilik üzerine görüştük. Mülâyim Hoca pandemi günlerinin getirdiği sınırlamalara üzülmek yerine her zaman yaptığı gibi üretken olmayı seçerek bu kitabı tamamlamış. Beğeni ile okuduğum kitabını yalnızca kooperatifçilik ile ilgilenenlere değil herkese öneriyorum.


İki yıl önceki söyleşimizde yeni çıkan kitaplarınız; “Senatör: Bir Cumhuriyet Senatörünün Anıları” ve 8. baskı için güncelleştirdiğiniz “Kooperatifçilik” üzerine konuşmuştuk. Bugün de yeni kitabınız olan “Atatürk ve Kooperatifçilik” sebebiyle bir araya geldik. Öncelikle, 90. yaşınızı ve yeni çalışmanızı tebrik ediyorum. Bize Atatürk ve Kooperatifçilik’in hikâyesini anlatır mısınız?

Geçen söyleşimizde; “Senatör kitabını yazdıktan sonra yaşım dolayısı ile artık kitap yazmayı düşünmüyorum, bu son kitabım olacak”, demiştim. Ancak 2020 yılında pandemi ile ortaya çıkan şartlarda evden çıkamayınca aklımda da olan Atatürk ve kooperatifçilik konulu yeni bir kitap yazayım diye düşündüm. Zaten uzun yıllardır gerek yazılar gerekse konferanslar aracığı ile uğraştığım bir konuydu.

Bu konuyu aklıma getiren bir şey de 2006 yılında yayınladığım “Kooperatifçi Atatürk ve Kooperatifçilik” kitabımdır. O kitap yayınladığında bazı arkadaşlar, “hocam, keşke Atatürk bölümünü ayrı bir kitap olarak yayımlasaydın çünkü kitapta 70 sayfa kooperatifçi Atatürk, 150 sayfa ise sadece kooperatifçilik var” demişlerdi. Baktım ki, pandemiden dolayı kısmi ev hapsi 2021’de de sürecek; o zaman yapılan önerileri de dikkate alarak müstakil bir Atatürk ve kooperatifçilik kitabı yayımlamaya karar verdim. Tabii yaşım da 88 idi. Bu kitabın yazılması sırasında ölürsem “ağaçlar ayakta ölür” diye düşündüm.

Kitabın birinci bölümünde, 130 sayfa kadar, Atatürk ve kooperatifçilik konusunda yeni yaptığım özgün bir inceleme yer alıyor.

Kooperatifçi Atatürk ve Kooperatifçilik kitabınız ile yeni kitabınız Atatürk ve Kooperatifçilik arasında ne gibi farklar var? Başka bir ifadeyle sorarsam; son kitabınızın yenilikleri neler?

Bu kitabımda Atatürk’ün düşüncelerini yorumlamak istedim. Daha önceki kitaplarımda olmayan bir husus. Kitabın birinci bölümünde, 130 sayfa kadar, Atatürk ve kooperatifçilik konusunda yeni yaptığım özgün bir inceleme yer alıyor. Bu incelemede Atatürk’ün kooperatifçilik hakkındaki sözlerini ve eylemlerini yorumlayıp, değerlendirdim. Bu önemli bir yenilik. İncelemedeki yorum ve değerlendirmelerimin büyük ilgi çekeceğini düşünüyorum.

İkinci önemli yenilik, “Atatürk’ün hazırladığı 1920 Tarihli Kooperatif Şirketler Kanun Tasarısı” diye yazdım. Bu daha önceki kaynaklarda, ben de dahil olmak üzere, Atatürk’ün imzası ile meclise sunulmuştur diye geçmektedir. Hep yorum yapılırdı; bunu Atatürk hazırlamıştır diye. Bu kitabımda ilk kez olarak bir başlık atında “Atatürk’ün hazırladığı 1920 Tarihli Kooperatif Şirketler Kanun Tasarısı” diye yazdım.

Daha Kurtuluş Savaşı olmadan 1920 yılında böyle bir yasa tasarısı hazırlanıyor.

Neden böyle kesin bir ifade kullandınız?

Bunu böyle yazmaya nasıl cesaret ettiniz diye de sorabilirsiniz. Bana göre bu tasarıyı kesin olarak Atatürk hazırlamıştır. Çünkü bu tasarının 5. Maddesi’nde Atatürk; öğretmenlere, ziraatçılara, ticaret odalarının mensuplarına “kooperatifçiliği öğrenin ve öğretin” diyor. 1920 yılında bunu Atatürk’ten başka söyleyecek bir kimse olamaz. Onun için bunu böyle söyledim.

Bu yasa tasarısının içeriği kadar da meclise sunulduğu tarih de ilginç değil mi?

Çok ilginç. Daha Kurtuluş Savaşı olmadan 1920 yılında böyle bir yasa tasarısı hazırlanıyor. Daha ortada devlet filan yok. Bana göre, Atatürk’ü böyle bir şeye sevk eden 1920 yılında Kurtuluş Savaşı’nı kazanacağından emin olması. Bu yüzden ekonomisini düzeltme peşinde. Atatürk İktisat Kongresi’nde der ki: “İktisadi zaferler, askeri zaferlerden daha önemlidir.” Bu yasa da Atatürk’ün ne kadar emin olduğunu gösteriyor.

“İktisadi zaferde olduğu gibi Türk gençliği bu işin de başına geçer, kooperatifçiliği öğretir”

Kitabınızda Kooperatif Şirketler Kitapçığı ile ilgili bir yorumunuz var…

Evet, kitaptaki değişik bir şey de bu yorum. 1923 yılında yazılmış olan “Kooperatif Şirketler Kitapçığı” vardır. Bu konudaki bütün arkadaşlar bu kitapçığı Atatürk’ün yazdığını söylerler. Ancak hiç kimse kesin yazmıştır dememiştir. Ben onu da bu kitapta ilk kez başlık olarak “Atatürk’ün Yazdığı Kooperatif Şirketler Kitapçığı” olarak yazdım. Çünkü o kitapçığı Atatürk’ten başkasının yazması mümkün değil.

Yazma nedenini de şöyle düşünüyorum. Atatürk 1920’deki Kooperatif Şirketler Kanun Tasarısı’nda, tüm öğretmenler, ziraatçılar, ticaret odaları mensupları kooperatifçiliği öğrensinler ve öğretsinler diyor. Öğretmek için öğrenmek lazım. Kendisi yabancı kaynaklardan okuyarak öğrendiği için böyle bir kitabı öğretme potansiyeli olanlar için hazırlamıştır. Bu kitapçıkta “öğretmenlere çağrı” diye bir yer var. Onu Atatürk’ten bir başkasının söylemesi mümkün değil; “İktisadi zaferde olduğu gibi Türk gençliği bu işin de başına geçer, kooperatifçiliği öğretir” diyor. Atatürk’ün iktisadi zafer deyimini kullanması çok önemli. Atatürk İktisat Kongresi’nde de “İktisadi zaferler, askeri zaferlerden daha önemlidir” diyor. Burada büyük oranda da kooperatifçiliği kastediyor. Kitapçıkta da aynı vurgu var.

Kitabınızda Atatürk’ün kooperatifçilik ile ilgili görüşlerinin bugüne nasıl uygulanabileceğine ilişkin bir bölüm yer alıyor. Sanırım bu da yeni değerlendirmelerinizde biri…

Evet, bu kitabın çok önemli bir yeniliği de bahsettiğiniz gibi, Atatürk’ün kooperatifçilik ile ilgili görüşlerinin bugüne nasıl uygulanabileceğine ait bir bölümü içermesi. Kendime göre değerlendirmeler yaptım. Genel olarak, kooperatifçiliğin temel sorunları çözülürse kooperatifçilik olur. Bu sorunlar çözülmez ise kooperatifçilik olmaz. Bu sorunlar üst düzeyde çözülmelidir. Bu iş birim kooperatifler ile çözülmez. Birim kooperatifler kurularak çözülmez.

Okullarda kooperatifçilik eğitimi olmadan kooperatifçilik gelişmez. Bilinmeyen bir şey gelişemez.

Örneğin okullarda kooperatifçilik eğitimi olmadan kooperatifçilik gelişmez. Bilinmeyen bir şey gelişemez. Fakültelerde özel sektörlere yönelik eğitim ver. Ondan sonra kooperatif niye gelişmiyor? Eğitimini almamış, bilmiyor ki, nasıl kooperatifçiliği geliştirsin. Bilinmeyen bir şey kurulup nasıl geliştirilir? O yüzden Atatürk, 1920’lerde “kooperatifçiliği öğrenecek ve öğreteceksin”, diyor. Ben ilkokulda iken 1939’da okulda kooperatif vardı. Harvard Üniversitesi’nde tüketim kooperatifi var. Atatürk kooperatifçiliğinde de kalkınmanın kooperatifler yolu ile olacağı görülmektedir.

Atatürk tarıma sektör olarak bakmıyor. Tarıma, tarım ile köylünün geliştirilmesi olarak bakıyor.

Demek ki kooperatifçilik eğitimi konusunda geriye gitmişiz. Peki, o dönemdeki sorunlar ile Atatürk’ün bu sorunlara getirdiği kooperatif çözümleri bugün hâlâ geçerli mi?

Günümüzün en önemli iki sorunu, gıda ürünlerinde pahalılık ve tarımın durumu. Atatürk bu iki sorunu 1925 yılında teşhis etmiş. Bu sorunların kooperatifler yolu ile çözüleceğini görüyor. Fransa’nın en büyük kooperatifçisi Prof. Charles Gide var. Tüketim kooperatifleri üzerine çok önemli kitapları olan bir kişi. Atatürk onun kitaplarını okumuş. Ankara’da memurlar için tüketim kooperatifi kuruyor. Bunun için de kooperatif kurmak isteyen memurlara avans veriliyor. Sonra da bu avanslar ödeniyor. Devlet yarım maaş avansı kooperatiflere veriyor. Kişilere teslim etmiyor. Ve on taksit ile geri ödeme yapılıyor. Bu tür teşviklerle o dönem Türkiye’de çok sayıda tüketim kooperatifi kuruldu. Şimdi de tüketim kooperatifleri var ancak çok etkisizler. Türkiye’nin tüketiminde hiç etkileri yok. Bu durum Avrupa’da çok farklı, tüketim kooperatifleri Avrupa ülkelerinde çok etkinler. Örneğin İsviçre’de Migros kooperatiftir. Bizde de Migros var. Ancak bizdeki şirket.

Dünyanın en önemli sorunlarından biri tarım. Tarıma sektör olarak bakılıyor. Atatürk tarıma sektör olarak bakmıyor. Atatürk, tarımda çalışan dar gelirli insanları kooperatifler yolu ile kalkındırmayı hedeflemiş. Tarıma, tarım ile köylünün geliştirilmesi olarak bakıyor. Küçük üreticinin geliştirilmesi olarak bakıyor. Bu amaç doğrultusunda da uğraşmış. Üreticinin hakkını almasını, tefecilere muhtaç olmamasını istiyor. Bu amaçla, çok amaçlı Tarım Satış ve Tarım Kredi Kooperatiflerini kuruyor. Türkiye’de, tarım ancak etkili kooperatifleşme ile kalkınır. Örnek olarak çiftçiler, Tarım Kredi’nin ortağı olmasına rağmen orada etkili değiller. Bu etkili kooperatifçilik değil.

Tarımda 21. yüzyıl teknolojisini kullanıyoruz ancak örgütlenmemiz 19. yüzyıldan kalma.

İtalyan kooperatifçi Prof. Serpieri, “Kooperatifçilik bu yüzyılın en büyük buluşudur. Eğer kooperatif diye bir buluş olmasa idi, aile işletmeleri ölürdü” diyor. Bu, bizim ülkemiz için de geçerli. Tarım zordur. Bütün gelişmiş ülkeler tarımı kooperatifler üzerinden yürütüyor. Tarımda 21. yüzyıl teknolojisini kullanıyoruz ancak örgütlenmemiz 19. yüzyıldan kalma. Atatürk dünya yeniliklerini daima takip etmiş. Dünya standardında kooperatifçilik yapıyor, dünya standardında eğitim yapıyor, dünya standardında müzik yapıyor.

Birim kooperatiflerle iş olmaz. Merkez Birliği olmalı. Hatta Milli Birlik olmalı. Kooperatifler ancak bu şekilde güçlenir. Kuruluşta kooperatiflere devlet yardım etmeli. Güçlendikten sonra devlet desteğini çekmeli. Örneğin şu anda devlet Avrupa’da hiçbir kooperatife destek vermemektedir. Başlangıçta desteklemiş olmalarına rağmen artık destek vermemektedir. Atatürk’ün de kooperatifçiliğe bakışı bu yönde.

Atatürk kooperatiflerin gelişmesine hep destek olmuştur. Örneğin ilgili yerlerde kurulan kooperatiflere yerel halkın güveninin artması için yöneticilerin de ortak olmasını istemiştir.

Ülkeye sahip çıkmak kooperatifçilik ile olur.

Kuşkusuz, Atatürk dönemi kooperatifçiliğin altın dönemi olmuş. Sonrasında 1960-1980 arasında devletten bağımsız özerk kooperatifçiliğin geliştiği bir dönem yaşanıyor. Ancak 1980 sonrası uygulanan neoliberal politikalar ile mutlak bir gerileme var. Bugün ise kooperatifçiliğe ilginin arttığına tanık oluyoruz. Ama eksikler öyle çok ki… Nereden başlamalıyız?

Bu konuda herkes işini yapacak. Sen kooperatifçilik dersini veriyorsun. Bu konuda devam edeceksin. Siyasi partiler parti programlarında kooperatifçiliğe ver verip bu konuda önder olmalılar. Ayrıca Türkiye her alanda olduğu gibi kooperatifçilikte de ilerleyecek. Lider de çıkacaktır. Lider şartlardan çıkar. Şu anda birileri Nedim TARHAN, Ahmet ALTUN ve Mahmut TÜRKMENOĞLU benzeri kişiler kooperatif liderliğine soyunurlarsa kooperatifçilik hareketlenir. Kooperatif liderlerinin de siyasetçilerden çıkması lazım. Kooperatif önderliği kolay iş değil. İtalya’da ilk toprak reformunu yapan kişi Antonio Segni profesördü ve çok büyük toprakların sahibiydi. Önce kendi toprağını kamulaştırdı. Sonra toprak reformu yaptı. Lider olmak isteyen insanın kişisel menfaatlerini aşması gerekir.

Türkiye’nin yetişmiş çok iyi insan gücü var. Ancak örgütlü değiller. Örgütsüz iş olmaz.

Ülkeye sahip çıkmak kooperatifçilik ile olur. Ülkede bireysellik çok gelişti. Bundan kurtulup ülke için çalışmak gerekiyor. Sadece eleştirme ile olmuyor. Çözüm önerileri de olması lazım. Çözüm önerileri kooperatif yolu ile de oluşturulabilir. Türkiye’nin yetişmiş çok iyi insan gücü var. Ancak örgütlü değiller. Örgütsüz iş olmaz. Atatürk müthiş bir örgütçüdür.

Kooperatifçi olmak çok yönlü bir hayat yaşamamı sağladı.

Üç yıldır Sosyal Ekonomi ve Kooperatifçilik dersini verdiğim için çok mutluyum. Merak ediyorum; kooperatifçiliği anlatmak ve öğretmek sizi mutlu etti mi?

Hem de nasıl! Ben Kıymet Takdiri dersi de anlatırım. Ama onda heyecan duymam. Teknik bir bilgi. Ama kooperatifçilik dersini çok heyecan ile anlatırım. Aynı heyecanı konferanslarımda da yaşarım. Toplumcu bir şey olması da diğer bir yönü, çok da güzel. Yabancı bir ülkede çalışıyor olmanın, bu ülkede çalışmaktan daha mutluluk verici olduğunu düşünmüyorum. Bu kitapları çıkarmış olmak çok mutluluk verici. Kooperatifçi olmak çok yönlü bir hayat yaşamamı sağladı.

Çok çalışmak belki de benim ömrümü uzatan şeydir.

Hocam, sizin çalışkanlığınız ve her şeyi bir program dahilinde yapmanız beni çok etkiliyor. Bunu nasıl başarıyorsunuz?

Plansız, programsız hiçbir iş yürümez. Ben her işi program dahilinde yürütürüm. Program olmadan ne yapacağınızı bilemezsiniz. Dış İşleri Komisyon Başkanı iken bazen gecede üç yemeğe birden giderdim. Meşgulüm demekle olmaz. Meşgul isen iyi. Meşgul değil isen kötü. Tabii meşgul olacaksın; üreteceksin. Bütün bunlar da programsız olmaz. Çok çalışmak belki de benim ömrümü uzatan şeydir. Örneğin son yazdığım bu kitap benim ömrümü uzatmıştır.

Kooperatifçilik toplumsal bir olay. Türkiye’de aydınların kooperatifçilik ile mutlaka uğraşması lazım.

Sosyal Ekonomi’nin okurlarına iletmek istediğiniz başka bir şey var mı?

Bu son yazdığım kitap sadece kooperatifçilerin okuması için değil, herkesin okuması için. Bir nevi Atatürk kitabı aslında. Atatürk ile ilgili yorumlar var.

Kooperatifçilik toplumsal bir olay. Türkiye’de aydınların kooperatifçilik ile mutlaka uğraşması lazım. Bu, kooperatifçiliğin ilerlemesini destekler. Kooperatifçilik ile uğraşmak bir mutluluk aracı. 1980’lerde İtalya’da bir tarım kooperatifine gitmiştim. Öğle arasında orada çalışanlar, işçiler duş alıp yemeğe geldiler. Hiç unutmam yanıma bir ziraat mühendisi oturdu. “Ya hayvan pisliği içinde ne çalışıyorsun”, dedim. “Kooperatife hizmet etmenin zevki başka”, diye cevap verdi. Önemli bir şey kooperatifçilik ile uğraşmak.

Kategori(ler): Söyleşiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.