THIRST, koronavirüs pandemisinden sonra 16 Haziran’da çayı yeniden daha iyi inşa etmek temalı sanal bir yuvarlak masa toplantısına ev sahipliği yaptı. Üç temayı inceledik, Kadınlar için Sosyal Diyalog Çalışması, Sürdürülebilir İş Modelleri ve Sürdürülebilir Satın Alma Uygulamaları. Bu alanların her birinden konuşmacıların deneyimleri, nasıl işlerin farklı yapılabileceğinin düşündürücü örneklerini sundu. Örnekler mükemmel olmayabilirler ama – dünyanın her yerinden yuvarlak masa toplantısına katılan yaklaşık 100 kişi için – çay endüstrisinin bazı endemik sorunlarının nasıl çözülebileceği konusunda ilham ve bilgi verdiler.

Bu yazı, temaların her birini yansıtan bir yazı dizisinin ikincisidir, bu kez Sürdürülebilir İş Modelleri’ne bakıyoruz.

“Mevcut bir paradigmayı değiştirmek için sorunlu modeli değiştirmeye çalışmıyorsunuz. Yeni bir model oluşturuyor ve eskisini çağdışı kılıyorsunuz.” Amerikalı mucit ve düşünür Buckminster R. Fuller’ın bu sözleri çay endüstrisine uygulanabilir mi?

Çay yetiştirme, işleme ve ticaretine yönelik İngiliz sömürge modeli, başlangıcından bu yana hemen hemen değişmeden kalmıştır. Ancak model, aşınma ve yıpranma belirtileri göstermeye başlamıştır ve COVID-19’un göz kamaştırıcı ışığı altında fay hatları daha belirgindir. İşçiler – özellikle kadınlar – mevcut ücret düzeylerinde hayatta kalmak için mücadele ediyorlar. Barınma, sağlık, temizlik ve eğitim gibi faydaların kabul edilebilir standartların çok altında olduğu konusunda ısrarlı raporlar var. Artan maliyetler, durgun fiyatlar ve düşen küresel talep ile birlikte çay endüstrisi krizde olduğunu hissediyor. Ve COVID-19 endüstriyi daha ileriye, kıyametin eşiğine doğru itiyor…

Peki, bu paradigmayı değiştirmemiz gerekiyor mu ve yapabilir miyiz? Yoksa onu çağdışı mı kılmamız gerekiyor, yapabilir miyiz? COVID-19, bunu yapması için sektörü teşvik edecek mi?

Zihniyet değişikliği modeli…

Ambootia, geleneksel model çerçevesinde faaliyet gösteren ancak Adil Ticareti, organik ve biyodinamik ilkeleri benimsemiş bir Darjeeling ve Assam çay şirketidir. Yönetim Kurulu Başkanı Indroneel Goho, çay endüstrisi için alışılmadık bir şekilde farklı bir sektörden Ambootia’ya ilk geldiğinde, üretim yöntemlerinin 100 yıldır değişmediğini görünce şaşırmıştı. O zamandan beri otomasyon gibi bir dizi operasyonel değişiklikler getirdi – fakat aynı zamanda (meslektaşları olarak adlandırdığı) işçilere doğrudan danışmaya ve görsel-işitsel bir eğitim programını da içeren eğitimlerine yatırım yapmaya inanıyor.

Bunların hepsi Indroneel’in “zihniyet değişikliği” ve sanayinin sömürge zihniyetini geride bırakmasının gereği olarak gördüğü şeyin bir parçası. İşletmelerin evvela sosyal konulara ve ondan sonra kâr elde etmeye öncelik vermeleri ve ardından kârları insanlarla paylaşmaya bakmaları gerektiğini söyledi. Ambootia’nın çay bahçelerinde yaşayan 65.000 kişi ile “toplum fikri çok önemli” diyerek açıklamaya devam etti, “şirket kârının %4’ü çay arazilerimizde toprağın gelişimi, sosyal kalkınma ve çevre için ayrılmakta”.

Aynı fikirde olan yabancı yatırımcıların desteği, diğer pek çok arazinin işçilerine ödeme yapamadığı kapatma dönemi boyunca, Ambootia işçilerine ödeme yapılmasını ve kişisel koruyucu donanım verilmesini mümkün kılmıştır.

Fakat zihniyet değişikliği daha da ileri gidebilir mi?

Mineral Springs (Sanjukta Vikas) Kooperatif Ortağı, https://equalexchange.coop/our-partners/farmer-partners/mineral-springs-cooperative

Kooperatif modeli…

Darjeeling’deki Mineral Springs çay arazisini işleten kooperatifin üyeleri Binita Rai ve Vickey Dubey, tamamen farklı bir model tanımladılar. Mineral Springs çay arazisi 1950’lerde İngiliz sahiplerinin terk etmesiyle kapandığında işçileri aşırı yoksulluğa yakın bir dönem yaşadı. Ancak, Sivil Toplum Kuruluşu DLR Prerna ve Tea Promoters India‘nın başlangıç desteği ile şimdi her biri demokratik olarak seçilmiş beş temsilciye sahip – içlerinden en azından birinin bir kadın olması zorunludur – bağımsız olarak gelişen ve on bir mezrayı kapsayan bir kooperatiftir.

Kooperatif üretimini çeşitlendirdi, şu anda çayın dışında baharat ve diğer ürünleri yetiştiriyor ve her hane tarımsal ormancılık ve besicilik ile uğraşıyor. Bu, sadece ortakları için daha güvenli bir gelir sağlamakla kalmamakta, aynı zamanda çevre için de daha iyidir; geleneksel çay tarlalarının monokültürü yerine biyoçeşitlilik yaratmaktadır.

İlgili İçerik:   Haritalama Çalışması: Nasıl?

Kooperatif, organik yetiştiricilik, Adil Ticaret primi, çay kalitesi ve taşıma ve kadın sorunları gibi konulara bakan komiteler halinde düzenlenmiştir. Her mezranın toplayıcıları yaş çay satışlarından kazanılan paranın nasıl harcandığına karar verirler. Her birinin kendi gelir yaratma girişimleri vardır ve Mineral Springs’in organik tarım eğitimi ve beslenme kurslarına da katılabilirler.

Mineral Springs, kadın ortaklarını güçlendiren kooperatif modelinin sadece sosyal ve çevresel olarak değil, aynı zamanda ticari olarak da işe yarayabileceğinin canlı kanıtıdır.

Karma model…

Ancak sunulan sadece bu iki model değil. Kenya’daki Finlays çay şirketinin Dış Üretici Müdürü Geoffrey Chepkwony* tarafından açıklandığı gibi bir orta bir yol var. Chepkwony, binlerce küçük ölçekli çiftçinin Kendi Kendine Yardım Grupları aracılığıyla çokuluslu şirketlere yaş çay sattığı zamanları anımsattı.

Bu model adil görünse de, izlenebilirlik eksikliğine, düşük yaprak kalitesine ve küçük ölçekli çiftçilerin fiyat sömürüsüne yatkın olduğunu kanıtladı ve bu da yasadışı çay ticaretine yol açtı. Kaldırıldığında, Finlays, Fintea Growers Cooperative Union Limited altında çiftçilerin beş kooperatifte örgütlendiği mevcut model aracılığıyla çiftçilerle doğrudan anlaşma yapmaya karar verdi. Geoffrey, “o zamandan beri, ticaret yaptığımız küçük ölçekli çay üreticilerinin geçim kaynaklarında muazzam bir iyileşme gördük” diyor.

Joseph Cheriyot, Fintea Çiftçi Kooperatifi Başkanı. Fotoğraf: Riccardo Gangale/Fairtrade

Kooperatifler üzerinden çalışan, Finlays ve diğer kalkınma ortakları, çiftçilere eğitim, günlük sorunları çözme (kooperatif veya Birlik düzeyinde çözülmezse Finlays’e kadar çıkabilir) yanı sıra büyüme ve sürdürülebilirlik girişimleri sağlayabilirler.

Fintea’nın küçük toprak sahibi çay üreticilerinin %39’u kadındır. Kadınlar kooperatif bürolarında çalışmakta, kooperatif düzeyinde temsilci olarak ortakları temsil etmekte ve kooperatiflerin ve Birliğin yönetim kurulu üyeleri olarak görev yapmaktadırlar. Sektör (ve Kenya toplumu) için alışılmadık şekilde, Fintea’nın sözleşmeli yaş yaprak taşıyıcılarının %31’i kendi kamyonlarını kullanan kadınlardır.

Üç yıllık bir ‘kooperatiften kooperatife’ ticaret geliştirme projesi aracılığıyla İngiltere’nin Kooperatif Grubu, örgütün güçlendirilmesine yardımcı oluyor ve Adil Ticaret sertifikalı olmasını ve GLOBAL GAP standartlarının uygulanmasını destekliyor.

Ticari olarak uygulanabilir görev odaklı modeller…

Dünya Adil Ticaret Örgütü (DATÖ) Başkanı Erinch Sahan, bu örneklerin yenilikçi mülkiyet modellerinin sosyal sorunlar üzerinde etkili olabileceğini ve kârı en üst düzeye çıkarmak zorunda olmaksızın ticari olarak uygulanabilir olabileceğini gösterdi.

Sahan, tedarik zincirinin diğer aşamalarındaki, üretim, işleme ve paketlemenin ötesindeki, aktörleri benzer şekilde yenilikçi, görev odaklı iş modellerini benimsemeye davet etti. Markalar ve perakendeciler için teşviklerin, itibar riskinin azaltılmasını ve sosyal sürdürülebilirlik konularına marka vurgularının arttırılmasını içerdiğini söyledi. Bu modeli takip eden DATÖ üyeleri, değerin adil bir şekilde dağıtılmasını sağlarken “ticari açıdan inanılmaz derecede dayanıklı” olduğunu kanıtladılar.

THIRST, bu görüşü içtenlikle destekliyor ve çay endüstrisinin paydaşlarını, iş modellerini cesur ve yaratıcı bir biçimde gözden geçirmeye – özellikle de şimdi COVID-19 endüstrinin eşitsizlik ve zayıflık sorunlarını keskinleştirmişken – teşvik eden ve onları nasıl 19. yüzyıldaki köklerinden, 21. yüzyılın geleceğine ve ötesine götüreceğini düşünen Erinch’e katılıyor.

* Teknik sorunlar nedeniyle Geoffrey yuvarlak masa toplantısına bizzat katılamadı. Etkinlik sonrasında bu yazının temelini oluşturan bilgileri paylaştı.


Not: Sabita Banerji’nin THIRST internet sayfasında 4 Ağustos 2020 tarihinde yayımlanan “Building Tea Back Better through Sustainable Business Models” başlıklı yazısından Aylin Çiğdem Köne tarafından çevrilmiştir. Erişim

Kategori(ler): Uygulama

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir