Başka bazı ülkelerle birlikte Türkiye’de de bir kooperatif eğitim merkezi kurulması çabalarında yapısı ve deneyiminden yararlanılan İngiliz Kooperatif Koleji’nin kapatılması kooperatifçiler arasında üzüntü yarattı

Çalışmalarını ilgi ile izlediğim ve ILO’da görevli iken eğitim, yayın ve araştırma çalışmalarına zaman zaman katıldığım İngiltere’nin asırlık Kooperatif Koleji, 31 Temmuz 2026 tarihi itibariyle kapılarını kapattı. Türkiye’de bir kooperatif eğitim merkezi kurulmasında esinlenilen Kolej, özellikle Afrika’da Kenya, Tanzanya, Nijerya, Botsvana ve Lesotho’da, Asya’da da Hindistan (3), Myanmar (3), Sri Lanka, Nepal ve Malezya gibi ülkelerde kooperatif kolejleri kurulmasında örnek olarak alınmıştı. Bu ülkelerin kolejlerinin büyük bölümünü ILO’da görevli iken ziyaret etmiş ve pek çoğunun müfredatının geliştirilmesine ve eğiticilerin eğitilmesine katkıda bulunmuştum. Özellikle birer yıl süre ile görev yaptığım Hindistan ve Myanmar’da Kooperatif Koleji’nin müfredatından ve yayınlarından önemli ölçüde yararlanmış, bu ülkelerdeki kolejlerden İngiltere’ye kursiyer göndermiştim.

Kooperatif Kolej’inden 31 Temmuz tarihinde beklemediğim şu mesajı aldım:

Merhaba Hüseyin,
Bugün, 31 Temmuz 2026 itibariyle, Birleşik Krallık Kooperatif Koleji sanal kapılarını son kez kapatacaktır. Bir eğitim kurumu olarak çalışmalarımız sona eriyor, ancak Kolej’in mirasını koruma taahhüdümüz devam ediyor.
Kolejin mirasının oluşturulmasında Yönetim Kurulu’nu desteklemek üzere birkaç çekirdek personel kalacak ve gönüllü tasfiye ve fesih sürecini tamamlamak için gerekli yönetim, finans, yönetişim ve idari çalışmaları sürdürecektir.
Kolej artık doğrudan öğrenim hizmeti sunmayacak, ancak en önemli önceliklerimizden biri, öğrenim mirasımızın gelecekteki kooperatifçiler için yaşamasını sağlamaktır. Şimdiye kadarki ilerlememizin ayrıntıları, Kooperatifler Müfredatta kampanyası ve Kooperatif Miras Vakfı tarafından yürütülen Kolej arşiv koleksiyonunu kataloglamak ve açmak için devam eden Değişim Tohumları projesi de dahil olmak üzere, web sitemizde www.co-op.ac.uk adresinde bulunabilir.
Ayrıca, öğrencilerin kooperatif değerlerini anlamalarına, uygulamalarına ve savunmalarına yardımcı olmak için tasarlanmış bir dizi kurs geliştirdik. Bu kurslar yakında Birleşik Krallık ve dünyanın dört bir yanındaki öğrencilere Açık Üniversite’nin OpenLearn Create platformu aracılığıyla ücretsiz olarak sunulacaktır. Bu kursların ne zaman yayına gireceği ve kooperatif öğrenme ve eğitimin gelişimini sürdürmek için bir hibe programı oluşturma çalışmalarımız hakkında güncellemeler sosyal medya kanallarımız aracılığıyla yapılacaktır, bu nedenle lütfen aşağıdaki bağlantıları kullanarak bizi takip edin.
Yönetim Kurulu ve personel, Kolejin kapanmasından dolayı üzüntü duyarken, Kolejin onlarca yıldır elde ettiği başarılardan ve Kolejin mirasını geleceğe taşımada oynadığımız önemli rolden dolayı son derece gurur duyuyoruz.
Koleje verdiğiniz destek için teşekkür ederiz ve önümüzdeki yıllarda da kooperatif eğitimi desteklemeye devam edeceğinizi umuyoruz.
Saygılarımızla,
Kooperatif Koleji Ekibi.

Bir dönemin sonu: Üyeler Kooperatif Koleji’nin kapatılmasına karar verdi

13 Mayıs 2026’da yapılan Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı’nda, Kooperatif Koleji üyeleri örgütün feshedilmesine karar verdi. Bu, sadece Kolej için değil, yirminci ve yirmi birinci yüzyılları kapsayan ve Birleşik Krallık kooperatif hareketinin birçok önemli ismiyle anılan bir kurumun sonu anlamına gelen üzücü bir gün (UK Society for Co-operative Studies, 2026).

Kolej 1919 yılında Manchester’da, teknik eğitimin vermenin yanı sıra, kooperatifçilik ve kooperatif hareketinin ruhuna uygun çalışan yetenekli yöneticiler yetiştirmek amacıyla kuruldu. Kooperatif Birliği’nin himayesinde gelişen Kolej, İngiliz İmparatorluğu genelindeki öğrencilere uzmanlık eğitimi de verdi. Kolejin öğrencileri arasında Hindistan, Mısır, Sierra Leone, Güney Afrika, Britanya Guyanası ve Seylan gibi çeşitli İngiliz kolonilerinden gelen öğrenciler vardı.

İlk binası olan Holyoake House’un bombalı saldırı sonucu hasar görmesinin ardından, Kolej yatılı kampüsünü 1944 yılında Stanford Hall’a taşıdı; 2000 yılında ise Stanford Hall’dan Holyoake House’daki eski yerine geri döndü. Stanford Hall 2001 yılında satıldı. Takip eden yıllarda Kolej, eğitim programlarını genişletti ve uluslararası faaliyetlerini yeniden yapılandırdı. Ancak bu yıllar aynı zamanda mali zorlukları da beraberinde getirdi ve bu zorluklar, 2019 yılında Kooperatif Grubu’ndan gelen fonun kesilmesiyle doruğa ulaştı. 2020 yılında Kolej’in personel yapısı ve organizasyonunda önemli değişiklikler yapıldı. Bu süreçte, bir kooperatif üniversitesinin kurulması da dahil olmak üzere birçok girişim rafa kaldırıldı

Birleşik Krallık Kooperatifler Birliği (Co-operatives UK) ile önerilen bir ortaklık, personelsiz bir Kolej modeli ve başkaca işten çıkarmalar da dahil olmak üzere, Kolej için sürdürülebilir bir iş modeli oluşturmaya yönelik çeşitli seçeneklere ve çabalara rağmen, Yönetim Kurulu, gönüllü tasfiye ve feshin en iyi seçenek olduğuna karar verdi.

Kolej şimdi, kalan fonlarını bir hibe programına aktararak bir miras oluşturmaya çalışıyor ve bu hedefe ulaşmak için Co-op Vakfı ile işbirliği yapmayı planlıyor. Ayrıca, Kolej’in öğrenim materyalleri Açık Üniversite aracılığıyla erişilebilir hale getirilecek ve Kolej’in tarihini konu alan materyaller, Kooperatif Miras Vakfı ile yürütülecek bir proje aracılığıyla korunacak.

Anılardan bir demet: Kooperatif Koleji’nin benzerini Türkiye’de kurma ‘hayali’

1974 yılından itibaren hem Koop-İş Yayın Müdürü hem de Türk-İş Kooperatif Uzmanı olarak çalışıyordum. Koop-İş Sendikası beni işçi kooperatiflerinin geliştirilmesi amacıyla Türk-İş’e ‘ödünç’ vermişti.

İşçi kooperatiflerinin geliştirilmesi konusunu zaman zaman, özellikle de işçi kooperatifleri eğitim seminerlerinin açılışı sırasında Genel Başkan Halil Tunç ile tartışma olanağı buluyordum.

Halil Bey bir gün bana, “işçi kooperatiflerinin eğitimi konusunda bir merkez kurulması konusunu incelemeni istiyorum” demişti. Ben de gerekli incelemeleri yapmış ve bir hafta sonra karşısına geçerek, “kooperatif eğitimi konusunda en deneyimli kuruluşun, İngiltere’deki Kooperatif Koleji olduğunu, üstelik kolejin İngiliz Sendikalar Birliği TUC (Trades Union Congress) ile de yakın işbirliği içinde faaliyet gösterdiğini söylemiştim. Halil Bey de İngiltere’ye giderek konuyu ayrıntılı olarak ilgilerle tartışmamı, ayrıca TUC’nin İşçi Partisi ve bu partinin bir kolu olarak faaliyet gösteren Kooperatif Partisi’ni de incelememi istemişti. Zira o günlerde Türk-İş hem bir işçi bankası (bu inceleme için ayrıca Almanya’ya gönderilmiştim) hem de bir işçi partisi kurulması konularını bünyesinde tartışıyordu.

Londra’da TUC ve LCS ile temaslarım

Londra’da ilk ziyaretim, İngiliz Sendikalar Birliği TUC’nin yeni binasındaki eğitim birimine yaptığım ziyaretti. İsmini anımsayamadığım işçi eğitiminden sorumlu uzman, eğitim programları konusunda ayrıntılı bilgi verdikten sonra beni Londra Kooperatif Örgütü’ne (London Cooperative Society-LCS) yönlendirmişti. Sendika Uzmanı bana, LCS’nin hem kooperatiflerin siyasetle ilgilerini hem de Kooperatif Koleji ile nasıl temas kuracağımı anlatacağını söylemişti.

O yıllarda LCS, yani Londra Tüketim Kooperatifi, ortak sayısı bakımından (1 milyondan fazla) dünyanın en büyük birim kooperatifi olarak biliniyordu. LCS’yi, işletme büyüklüğü açısından Konsum Stockholm (İsveç) ve Kobe (Japonya) tüketim kooperatifleri izliyordu. Kooperatifi ziyaretimde, aradan 50 yıl geçmiş olmasına karşın ismini hâlâ anımsadığım Politika Komitesi Başkanı Jim Wandell ile uzun bir görüşme yapmıştım. Sonraları uzunca bir süre temas halinde kaldığım ve İngiliz kooperatiflerinin çatı örgütü Cooperatives UK’de çalışmaya başlayan oğlu ile de ICA Kongrelerinde karşılaştığımı anımsıyorum.

Jim Wandell bana Londra Tüketim Kooperatifi’nin hem İşçi Partisi hem de onun önemli bir “ortağı” olan Kooperatif Partisi ile ilişkilerini ve işbirliği evrelerini anlattı. Kooperatif Partisi, İşçi Partisi ile ortak bir listeyle seçimlere giriyor ve özellikle de kooperatif ortaklarının yoğunlukta olduğu bölgelerden çıkarılacak milletvekillerini bölüşüyorlar. Kooperatiflerin sendikalar ile ortak hareket ederek İşçi Partisinde nasıl etkinlik sağladıklarını, fabrikalarda ve birim kooperatiflerde nasıl siyasal örgütlenmeyi tamamladıklarını örnekler vererek izah etti. Ayrıca, sendikalar ile kooperatiflerin hem İşçi Partisi’nde hem de Kooperatif Partisi’nde milletvekillerini (ve hükümet kurmaları halinde bakanları) nasıl paylaştıklarını anlattı. (Bugünkü İngiliz Başbakanı Andy Burnham Kooperatif ve İşçi Partisi milletvekili. Şu anda İşçi Partisi bünyesinde kabul edilen Kooperatif Partisi’nin parlamentoda 22’si kadın 44 milletvekili bulunuyor.) Görüşmemiz sırasında Wandell, işçi eğitimi ve kooperatif eğitimini nasıl birlikte programladıklarını ve Kooperatif Koleji ile bu konuda nasıl işbirliği yaptıklarını da ayrıntılı biçimde izah etti.

Bütün bir yarım gününü bana ayıran Wandell, Loughborough’daki Kooperatif Koleji’nden ertesi gün için bir randevu ayarladı, ayrıca Biritish Railways’in Londra’daki merkez Garı’nı arayarak benim için ertesi gün yapacağım seyahat için tren bileti rezervasyonu yaptırdı.  Wandell, oradan ayrılmadan önce, Türkiye’de sendika-kooperatif işbirliğinin bu düzeye gelmiş olmasından ve sendikaların da siyasette etkin olabilme yollarını araştırmaya başlamalarından büyük memnuniyet duyduğunu söyledi. Gerek Türk-İş’te, gerekse daha sonra Yol-Koop’da görev yaptığım yıllarda, Wandell ile yaptığım görüşmenin etkisinde kaldığımı ve bu değerli kooperatifçinin fikirlerinden yararlanmayı sürdürdüğümü belirtmeliyim.

Kooperatif Koleji’ni ziyaret

Ertesi gün iki saat kadar süren bir tren yolcuğundan sonra Loughborough’daki Kooperatif Koleji’ni ziyaret ettim. Kolej’de ilgi ile karşılandım. Kursiyerler arasında kooperatif yöneticilerinin yanı sıra, sendikalı eğitimciler de vardı. Yabancı ülkelerden gelen, özellikle Asya ve Afrika ülkelerinden gelen katılımcıların da olduğunu anımsıyorum. Kolejin kayıtlarında birkaç yıl önce bir kursta Türkiye’den bir katılımcının bulunduğunu da söylediler. Yanlış anımsamıyorsam, bu katılımcının bir üniversiteden geldiğini söylemişlerdi.

Kolej’de iki saat kadar süren bir oturumda, kolej ve programları üzerinde ayrıntılı bilgi sunuldu. Bu oturumdan sonra konuk eğitimci sıfatıyla iki ayrı derse katıldığımı anımsıyorum: Bu derslerde birim kooperatiflerde ortakların katılımının güçlendirilmesi ve sendika-kooperatif ilişkilerinin tüketim kooperatiflerinde işleyişi tartışılmıştı. Son olarak benden, tüm kursiyerlerin katıldığı bir oturumda Türkiye’deki kooperatifler ve sendikalarla ilişkileri konusunda yarım saatlik bir konferans vermemi istemişlerdi.

Kolejden ayrılırken eğitim faaliyetleri konusunda broşürler ve çeşitli kitapçıklar verildi ve bir görevli tren istasyonuna kadar bana refakat etti.

Uzunca bir süre Cooperative Union’ın merkezi olan ve Kolejin de içinde bulunduğu Manchester’deki Hannover Caddesi’nde bulunan Holyoake House (arkadaki gökdelen, CIS- Sigorta Kooperatifi’nin binası)

Son durak: Manchester’da Cooperative Union UK ve Rochdale Kooperatif Müzesi’ni ziyaret

Cooperative Union’ın Manchester merkezindeki Hannover Caddesi’nde bulunan ve Rochdale Kooperatifi’nin kurucularından biri olan G.J. Holyoake’un adı verilen tarihi binada ilk olarak, Kütüphaneci Roy Garrot ile görüştüm. Roy Garrot’tan İngiliz kooperatif hareketinin çatı örgütü olan Cooperative Union (Kooperatifler Birliği) ve Birliğin sendikalarla ve özellikle de İşçi Partisi ve Kooperatif Partisi ile ilişkileri hakkında bilgi aldım. Garrot, kooperatif eğitimi konusunda özellikle de eğitim programı geliştirme konusunda Kooperatif Koleji’nin hem kooperatiflerle hem de bu iki kurumla işbirliği yaptığını söyledi. Yılda birkaç kez Cooperative Union ile ortaklaşa geliştirilen müfredatın uygulanmasını izlediklerini ekledi. Kooperatif yayınlarından bana bir seçme veren Garrot, Rochdale Müzesi’ni ziyaret etmem için bilet ayarladı.

Manchester’a 15-20 dakika mesafedeki Rochdale kasabasına vardığımda akşam olmuştu ve Toad Lane’deki Kooperatif Müzesi kapanmıştı. Rochdale’de 1844 yılında açılan mütevazı ilk tüketim kooperatifi mağazası, İngiliz kooperatifçiliği tarafından müze haline getirilmiş ve dünyanın her yerinden gelen kooperatifçilerin ziyaretine açılmıştı. Sadece vitrinlerine bakmakla yetindiğim müzeyi daha sonraki yıllarda açık olduğu saatlerde gruplarla ziyaret ettim.

Rochdale Öncüleri Müzesi: Orijinal tuğla bina ve 2012 yılında yapılan ek bina (Fotoğraf: By Chemical Engineer – Own work, CC BY-SA 4.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=61392192)

Kooperatif Koleji’nin Türkiye’deki oluşumda örnek alınması

Türkiye’ye döndüğümde hazırladığım ziyaretlerime ilişkin raporu Halil Tunç’a sundum. Raporu çok ilginç bulan Halil Bey, Samsun’daki Türk-İş Eğitim Merkezi’nde sendikacılarla yapılacak toplantıda bu konuda bilgi vermemi istedi. İşçi kooperatiflerinin geliştirilmesinden sorumlu sendika örgütlenme uzmanları, Samsun’daki toplantıda beni dinledikten sonra, ayrı bir kooperatif eğitim merkezi kurulması yerine, Türk-İş’in mevcut eğitim merkezinin, işçi kooperatiflerinin eğitimi amacıyla da kullanılmasının daha rasyonel olacağını söylediler. Konuyu Halil Tunç’a aktardığımda, kendisi de bu fikre katıldı ve işçi kooperatiflerine verilecek eğitimler konusunda yıllık programlar yapılmasını istedi. Bu arada, Türk-İş bünyesinde bir İşçi Kooperatifleri Merkezi kuruldu ve beni bu merkezin müdürlüğüne getirdiler. Anımsadığım kadarı ile bu yolda düzenlenen ilk eğitim, iki hafta süreli Kooperatif Müdürleri Kursu idi.

Bir süre sonra Halil Bey beni yeniden arayarak TBMM’de Köyişleri ve Kooperatifler Bakanı Ali Topuz ile parlamentoda görüştüğünü, Topuz’un işçi kooperatiflerini geliştirme konusunda Türk-İş’in çalışmalarını yakından izlediğini söylediğini aktardı. Ayrıca, Bakanlığın bir kooperatif eğitim merkezi kurma hazırlıklarına başladığını ve bu konuda Türk-İş’ten de destek beklediğini söyledi ve Bakanlık ile temasa geçmemi istedi. Bu amaçla o zaman Bakanlık Müsteşar Yardımcısı olan Murat Karayalçın ile birkaç kez görüştüğümü ve kendisine İngiliz Kooperatif Koleji hakkında bilgi verdiğimi anımsıyorum. Karayalçın ile ayrıca Ali Topuz’un kamulaştırdığı göllerde balıkçıların kooperatiflerde örgütlenmeleri konusunu da tartıştığımı anımsıyorum.

Türkiye Milli Kooperatifçilik Eğitim ve Araştırma Merkezi’nin temeli atılıyor

Daha sonra, 1978 yılında Ali Topuz tarafından Milli Kooperatifçilik Eğitim ve Araştırma Merkezi’nin temel atma törenine davet edildim. Eğitim Merkezi, Türk-Alman Teknik Yardım ve İşbirliği programından önemli katkılar almıştı. Bu katkılar arasında matbaa makinası ve görsel-işitsel eğitim araçları da vardı. Türk-Alman Teknik Yardım Sözleşmesi’nde yer alan bir madde önemliydi. Bu maddeye göre merkez tamamlandığında Bakanlığın bünyesinde faaliyet gösterecek ancak Türkiye Milli Kooperatifler Birliği kurulduğunda merkez bu birliğe devredilecek ve kooperatiflerin malı olarak faaliyetlerine devam edecekti.

Eğitim ve Araştırma Merkezi’nin inşaatı hızla devam etti, ancak bina ve tesisler çalışmayı başlatan Ecevit Hükümeti’nin görev süresi içinde değil, 12 Eylül Hükümeti zamanında tamamlandı ve Merkez çalışmalarına başladı. 12 Eylül Hükümeti’nin Köyişleri ve Kooperatifler Bakanı Münir Güney, 1981 yılında merkezin ilk toplantısı için tüm kooperatif birliklerinin genel müdürlerini müfredat geliştirme toplantısına davet etmişti. Bu toplantıya Yol-Koop Genel Müdürü olarak katıldığımı anımsıyorum. Merkez, Bakanlık bünyesinde çalışmalarına bir süre devam devam etti, zaman zaman ben de eğitimci olarak bazı oturumlara katıldım.

Merkez, Türkiye Milli Kooperatifler Birliği’ne devredilmedi

Aradan yıllar geçti. 12 Eylül Hükümeti’nden sonra gelen hükümetin ilk yaptığı işlerden biri, Milli Kooperatifçilik Eğitim ve Araştırma Merkezi’ni bakanlık bünyesinde ayrı bir birim olarak kullanmak üzere kapatması oldu. Türkiye Milli Kooperatifler Birliği 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun yürüklüğe girmesinden 30 yıl sonra, 30 Aralık 1990 tarihinde kuruldu. Kurulmasının ardından da Milli Kooperatifçilik Eğitim ve Araştırma Merkezi’ne talip oldu. Bu arada Köyişleri ve Kooperatifler Bakanlığı’nın adı Tarım ve Orman Bakanlığı olarak; Milli Kooperatifçilik Eğitim ve Araştırma Merkezi’nin adı ise Su Ürünleri Daire Başkanlığı olarak değiştirilmişti.

Milli Birlik, 1991 yılından itibaren Hükümet ile temas geçti, Federal Almanya Cumhuriyeti ile yapılan Teknik Yardım Sözleşmesi’ne atıfta bulunarak Milli Kooperatifçilik Eğitim ve Araştırma Merkezi’nin Milli Birliğe devredilmesini istedi. Birlik bu isteğine uzun süre yanıt alamayınca, ILO’dan yardım istedi. ILO, Eğitim ve Araştırma Merkezi’nin, ILO’nun COOPNET projesi çerçevesinde açılarak faaliyetlerine başlaması için Alman Hükümeti ile temasa geçerek Teknik Yardım Sözleşmesi’nin içeriği hakkında bilgi edindikten sonra, beni Ankara’ya gönderdi. Orada hem Türk Hükümeti, hem de Milli Kooperatifler Birliği ile temas kurarak Eğitim ve Araştırma Merkezinin Milli Birlik yönetiminde faaliyetlerine başlamasını amaçlayan bir proje geliştirmem bekleniyordu.

Ankara’da öncelikle Milli Birlik Yönetim Kurulu ile görüşerek hazırladığım projeyi anlattım ve Milli Birliğin onayını aldım. Milli Birlik Başkanı Kasım Önadım, Başkan Vekili Muammer Niksarlı ve Genel Müdür Leyla Özge Özcan ile yaptığımız toplantılarda ILO teknik yardımının içeriği konusunda da anlaşmaya varıldı. Bu anlaşma ile ILO tüm kooperatif eğitimi ile ilgili yayınlarının bir bölümünü Merkeze gönderecek, ayrıca eğiticilerin eğitimi konusunda da kurslar düzenleyecekti. Ancak ilk aşama Hükümetin merkezi Milli Birliğe devretmesi idi. Bu yapılmadan bundan sonraki aşamaya geçilemiyordu.

Daha önce Kent-Koop Başkanlığı ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmış Murat Karayalçın, konut kooperatifleri Birliği TÜRK-KENT’in Başkanı olarak Milli Birliğin kuruluşunda yer almıştı. Kendisi artık milletvekiliydi ve Koalisyon Hükümeti’nde Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak görev yapıyordu. Konuyu görüşmek üzere Murat Karayalçın’dan randevu alındı ve ziyaretine gidildi.

Murat Karayalçın’ı ziyaret eden ekipte Muammer Niksarlı, Leyla Özgen Özcan ve ben vardım. Konu ayrıntıları ile anlatıldı. Milli Kooperatifçilik Eğitim ve Araştırma Merkezi’nin temelinin, kendisinin Köyişleri ve Kooperatifler Bakanlığı’nda Müsteşar Yardımcısı olduğu dönemde atıldığı anımsatıldı. Almanya ile yapılan sözleşme hükümleri gereği Merkezin Milli Birliğe devredilmesine Hükümetin yanaşmadığı aktarıldı. Murat Karayalçın, Milli Birlik temsilcilerini ve ILO temsilcisi olarak beni dinledikten sonra, Merkezin koalisyon hükümetinin diğer partiden gelen bir bakanının sorumluluğu altında olduğu için bu konuda bir şey yapamayacağını söyledi. Ziyaretçiler üzerinde “soğuk duş” etkisi yapan bu karşılıktan sonra Milli Birliğe geri dönen ekip durumu Başkan Önadım’a iletti. Önadım’ın, Koalisyon Hükümeti’nin diğer kanadından farklı bakanlar ve başbakan yardımcıları ile görüşmesinden de bir sonuç alınamadı. Koalisyon Hükümeti’nin hangi koşullar altında kurulduğu bilinmediği için yapılacak bir şey kalmamıştı.

Esas itibariyle bir kooperatif kolejinin ihtiyaçlarına göre inşa edilmiş olduğu dikkate alınmadan bina ve tesisler, Bakanlığın Su Ürünleri Daire Başkanlığına tahsis edilmişti. Bu tesislerin yeniden Türkiye Milli Kooperatifçilik Eğitim ve Araştırma Merkezi’ne dönüştürülmesi mümkün değildi. Merkezin Milli Birliğe devredilmesi konusu böylelikle kapanmış ve Türkiye’nin ilk kooperatifçilik enstitüsü de birkaç yıllık deneyimden sonra tarihe karışmış oldu.

Eğer Hükümet, Alman Hükümeti ile yapılan sözleşmeye sadık kalarak Türkiye Milli Kooperatifler Eğitim ve Araştırma Merkezi’ni muhafaza etse idi, hatta Milli Birliğe tamamen devretmek yerine yönetimine Milli Birliğin de ortak olduğu bir yapı olarak işletilmesini sağlasa idi, bugün kooperatiflere eğitim ve araştırma hizmetleri sunan bir kurumumuz olacaktı. Ve belki de Merkez, kuruluşundan 100 yıl sonra finansman sorunları nedeni ile birkaç ay önce kapanmak zorunda kalan İngiliz Kooperatif Koleji’nin kaderini paylaşmamış olacaktı.

ICA’nın ilk kadın Başkanı Dame Pauline Green ile hem ICA Başkanı iken hem de İngiliz Kooperatifler Birliği Cooperatives UK’in Başkanı olduğu dönemlerde sık sık bir araya gelir, ILO’nun 193 Sayılı Tavsiye Kararı’nın uygulanmasında ve kooperatif eğitimi konusunda ILO/ICA işbirliğini konuşurduk. Paulin’e, İngiliz Kraliçesi ulusal ve uluslararası hizmetlerinden dolayı onurlandırılması için “dame” unvanı vermişti.

Not: Öne çıkan görselde, Kooperatif Koleji’nin 55 yıl süreyle kullandığı, yatılı kurslara da ev sahipliği yapan Loughborough’daki Stanford Hall binası görülüyor. Fotoğraf: John Beniston, Erişim

Paylaş:
Kategori(ler): Uygulama

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir