Toplumumuzun temel ihtiyaçlarını karşılayan çiftçiler ekonomik ve küresel değişimlerden en sert şekilde etkilenenler. Birleşik Krallık’tan gelen son haberler, geleneksel tarımın geleceğinin nasıl agroekoloji hareketi yardımıyla güvenceye alınabileceği konusunda bir fikir veriyor.


Küresel gıda sistemimizin sorunu – ve nasıl düzeltmeli

Ocak başlarında Oxford Gerçek Çiftçilik Konferansı (Oxford Real Farming Conference), dünyanın her tarafından beş binin üstünde kişiyi, çiftçilik ve tarımda doğal sistemlerle çalışıp kimyasal girdileri azaltarak toprağı ve biyoçeşitliliği onaracak ve çiftçileri destekleyecek bir sisteme nasıl geçiş yapılabileceğini tartışmak için bir araya getirdi. Bu ilham verici etkinlik pandemi sebebiyle internete taşınmak zorunda kaldı. Buna karşın, Küresel Kuzey ve Güney’den çiftçileri, tarım işçilerini, uygulayıcıları, hareket kurucularını, akademisyenleri ve STK’ları birbirlerinden bir şeyler öğrenmeleri amacıyla bir araya getirmek için görev alanını genişletme fırsatını kullandı.

Zorluklar

Çiftçilik ile neoliberal ekonomik sistemimiz kökten bağlılar. Bu, çiftçiliğin değerinin dar bir bakışla, çevresel veya beşerî maliyeti göz önüne almadan (genellikle artan gübre ve pestisit kullanımıyla) küresel meta piyasası için mümkün olduğunca çok gıda üretmeye odaklanmaktan kaynaklandığı anlamına gelir. Kâr amaçlı bir sistem olması yanında bu kârı, düşük ücretli işlerle ve üretim maliyetinin büyük kısmını oluşturan tarım işçilerini sömürerek elde eder.

Küresel tarım ve gıda sistemi de (tıpkı Birleşik Krallık gıda sistemi gibi) ağır şekilde fosil yakıtlara ve tarım kimyasalları üreten şirketlere verilen sübvansiyonlara ve kredilere bağımlıdır. Monsanto gibi büyük şirketler küçük ölçekli çiftçilerin kaybı pahasına hükümet desteğinden faydalanmakta. ‘Büyük Tarım’ diye de bilinen ‘dünyayı besleme’ masalı şirketlerin siyaset üstünde kurduğu büyük etkiyi haklı çıkarmak için kullanılıyor. Bu tek tip bir üretime ve amaca tehlikeli bir bağımlılık yaratıyor.

Bunların sonucu ormansızlaşma, tek kültürlülük, biyoçeşitlilik kaybı (polen taşıyıcıların dibe vuran sayıları dahil), iklim etkilerinin yol açtığı zararlar, düşen insan ve hayvan refahı ve küçük ölçekli çiftçileri, topraksız işçileri ve köylüleri daha da kenara iten yerinde etme ve toprak gaspları.

Küresel deneyim daha sağlıklı, daha adil bir tarım sistemine geçişin toprak haklarını, gıda adaletini ve çiftçilikteki desteklerde, yöntemlerde, tekniklerde ve amaçtaki değişiklikleri içereceğini göstermiştir.

Agroekolojiye Geçiş

Bu küresel konferanstan alınacak asıl dersler benim için üç parça halindeydi. İlki ‘dışsallıkların’ önemli olduğu. Muazzam miktarlarda gıda üretmek fiyatları düşürebilir ama bu, üretimin insan refahı ve çevre sağlığı üzerindeki gerçek maliyetlerini gizler. İkincisi toplulukların önemli olduğu. İnsanların, neyi yedikleri ve yediklerinin nasıl (ve kim tarafından) üretildiği konusunda kontrol sahibi olmasına izin vermeyen bir gıda sistemi işlevli bir gıda sistemi değildir. Ve üçüncüsü mülkiyetin önemli olduğu. Her gün küçük ölçekli çiftçilerin arazilerini (gerek Birleşik Krallık’taki ekilebilir kamu arazisinin devam eden satışı olsun, gerek küresel Güneydeki toprak gaspları olsun) ve onlarla birlikte sürdürülebilir, onarıcı şekilde tarım yapma bilgisini ve yeteneğini kaybediyoruz.

O halde, sonuç bariz: Acilen sosyal olarak adil ve doğayla beraber çalışan yeni bir tarım sistemine geçmeliyiz. Ekosistemlerle ve köylülerin toprak hakları hareketleri ile birlikte çalışan sürdürülebilir bir çiftçilik pratiği olan agroekoloji bu sistemi özetler.

İşin kolay kısmı agroekolojinin ekonomik açıdan mantıklı olması. Bu şekilde tarım yapma bilgisi ve araçları zaten mevcut; La Via Campesina ve Movimento Sem Terra’dan, Landworkers Alliance ve Ecological Land Cooperative gibi Birleşik Krallık gruplarına kadar birçok küresel harekete yakından bağlı. Çoktan gıda egemenliği ve sosyal adalet için çaba harcayan yüzlerce milyon insanı temsil eden binlerce organizasyon var.

Agroekolojiye geçişin çiftçiler, toprak, besinler ve doğa için yaygın ve önemli faydaları var ama geçiş sadece toprak ve yatırımdan fazlasını gerektiriyor. Gıda sisteminin daha kısa tedarik zincirleri (gıdanın çiftlikten çatala izlediği yol) yaratması, üreticiler için daha çok değer ve insanlar için daha sağlıklı, yerel ve mevsiminde gıda yaratması gerekiyor.

Bu etkinliğe katılmak ve NEF’in gıda ve çiftçilik üstündeki çalışmalarının bazılarını küresel bağlama taşımak harikaydı. Bu küresel bakış açısı bazen Brexit’in at gözlüğü yüzünden kayboldu. Aynı zamanda küresel pandemi yoluyla keskin biçimde odağımıza geldi. Bu, hepimizin ne kadar bağlantılı olduğunun ve sağlımıza ve gıda sistemlerimizin yanında mahallelerimize, topluluklarımıza ve birbirimize ne kadar bağlı olduğumuzun bir hatırlatıcısı.

NEF Bu Konuda Ne Yapıyor?

NEF iki tarım projesi üstünde çalışıyor. İlki, CPRE ve Shared Assets’le 2019’da yaptığımız çalışmaların üstüne inşa ederek, aynı zamanda ‘ilçe çiftlikleri’ olarak bilinen kamu çiftlik arazileri için ortak bir vizyon yaratmak. Bu proje yaza kadar devam edecek yani kamu çiftlik arazileri için 2040’a kadar ortak görüşümüz hakkında bilgi almak için bu alanı takip edin.

İkincisi ise ABD’deki Croatan Institute ile agroekolojik geçişe yön veren kamusal, özel ve bağış temelli finansmanın rolü konusundaki çalışmamız. Bu rapor yakında yayımlanacak. Paranın, sadece ihtiyaç duyulan değişime karşı çalışan ipotek ve yatırımlara boca edilmesindense gerekli olduğunda ulaşılır olmasını garantilemek için Birleşik Krallık finans sisteminin başarısızlıklarının üstesinden gelmek için temel engelleri ve fırsatları gösterecek.

Bazıları halihazırda var olan, bazıları yeni kurulmuş enstitüleri kullanarak Birleşik Krallık’ta agroekolojiyi ana akıma taşımak için kullanılabilecek kamusal, özel ve bağış temelli finansmanın önünü açacağız. Şimdi Birleşik Krallık, AB Ortak Tarım Politikasının dışında kaldığından büyük çaplı politikaların ve siyasi kararların gıdamızı ve çiftçilik sistemlerimizi geleceğe hazırladığından emin olmalıyız.


Not 1: Chris Williams’nın New Economics Foundation sitesinde 1 Şubat 2021 tarihinde yayımlanan “The Future of Farming is Agroecological” başlıklı yazıdan Barış Soysaraç tarafından çevrilmiştir. Erişim

Not 2: Öne çıkan görsel, Gabriel JimenezUnsplash

Kategori(ler): Görüş Yazıları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir