Bir dayanışma ekonomisi politikası, bu alandaki örgütlenmeleri koruyup destekleyen yasal güvenceler ve kamu politikaları sunmalıdır. Topluluk temelli ekonomik yaklaşımlara ilgi giderek artarken sosyal ve dayanışma ekonomisini destekleyici politikalar konusundaki eksiklikler ortada duruyor. Dayanışma ekonomisi politikası geliştirme konusunda birkaç adım önde olan Kanada ve İspanya’da bile desteklerin yarattığı anlamlı ekonomik faydalara rağmen gidilecek uzun bir yol var. 


Bir Dayanışma Ekonomisi Politikası: Kanada ve İspanya’dan Dersler

Kamu politikaları kooperatifleri ve dayanışma ekonomisini nasıl destekleyebilir? 28 Mayıs’ta San Juan’daki Porto Riko Üniversitesinde, sponsorluğunu Kooperatifçilik Enstitüsünün yaptığı sanal bir konferansta New York City’den; İspanya, Sevilla’dan (Endülüs); Kanada, Montréal’den (Quebec) ve Porto Riko’dan gelen katılımcılar bu soruyu tartıştılar.

Porto Riko’nun kooperatifleri desteklemek konusunda uzun bir geçmişi var. Kooperatifçilik Enstitü 1953’te kurulmuş. Ayrıca Porto Riko, 55 yıllık önde gelen sigorta şirketi, Seguros Múltiples kooperatifine ev sahipliği yapıyor. Dun & Bradstreet kooperatifin yıllık gelirinin 137 milyon dolar civarında olduğunu tahmin ediyor.

İflasların, Maria Kasırgasının ve şimdi de COVID-19’un ardından topluluk temelli ekonomik yaklaşımlar yeni bir ilgi kazandı. Bu yıl Porto Riko’da işçi kooperatifleri yasasını meclisten geçirme çabası yeterli olmadı. Ama bu yöndeki çabalar devam ediyor.

Konferans, New York City Belediye Başkan Yardımcısı J. Philip Thompson’ın konuşması ile başladı. Wall Street’in evi ile başlamak tuhaf görünebilir ve Thompson’ın kendisi de “Porto Riko’nun kooperatif stratejilerini tasarlamakta New York City’den çok daha ileride olduğunu” söyledi.

Gene de New York, NPQ’nun da belirttiği üzere, işçi kooperatiflerini desteklemekte ABD lideri ve Thomspon’ın ofisi işçi kooperatiflerini destekliyor. Thomspon, yorumlarında işçi mülkiyetine ve kooperatiflere verilen desteğin geleneksel yaklaşımların yetersizliğinden güç aldığına değindi. Thompson’ın aktardığı gibi, “1968’den beri Birleşik Devletlerde farklı düzeylerde hükümette görev yapan 10.000’in üstünde Afro-Amerikalı olsa da medyan net malvarlığı aynı tarihten bu yana yüzde sekiz düştü. Göreve seçilmiş çok fazla insan olmasına rağmen ekonomik olarak işler kötüleşti. Siyah bir başkanımız bile oldu. İşler kötüleşti.”

Sonuç olarak, Thomspon, bir şeyler yapılması gerektiğine inandıklarını ve farklı bir perspektiften düşünmemiz gerektiğini söylüyor. Thomspon önce kültürü değiştirmeyi tavsiye etti. Thomspon’ın belirttiği gibi politikaları değiştirmek “insanlara hayal kurmaları için yardımcı olmakla başlayacak. Yeni hayaller olmadan yeni politika getiremezsiniz. Yenilikleri ve kapsayıcı mülkiyeti hızlandırmak amacıyla, Bask bölgesindeki politikaları daha iyi anlamaları için belediyeden personelimizi İspanya’daki Mondragón’a gönderdik.” Bu yılın başlarında NPQ’nun da yazdığı üzere, Mondragón kooperatifleri 96 işçi kooperatifinden oluşan ve 81.000’den fazla kişiye istihdam sağlayan bir ağ.

Politikaya gelirsek, işçi sahipliğinin bir faydası da mevcut işletmeleri korumaya yardımcı olabilmesidir. “Pek çok işletme sahibinin emekliliğinin yaklaşmasını bir sıçrama tahtası ya da trambolin olarak kullanıyoruz,” diyor Thompson ve ekliyor: “Geçen Aralık ayında bir iletişim kampanyası başlattık. Şu ana kadar on binlerce işletmeye ulaştık.”

Bununla birlikte Thompson’ın da kabul ettiği gibi, nüfusu sekiz milyondan fazla olan New York City, en fazla birkaç bin işçi-sahibiyle kooperatif gelişiminde hâlâ erken bir aşamadadır. Biri Montréal’den, diğeri Sevilla’den gelen diğer iki konuşmacı da topluluk mülkiyetine destek sağlamak için on yıllardır süren çabalardan bahsettiler.

Béatrice Alain, Le Chantier de L’Économie Sociale‘i (Sosyal Ekonomi Şantiyesi) yönetiyor ve bu arada “chantier” kelime anlamıyla inşaat alanı demek. Geçtiğimiz on yıllar boyunca merkez, sosyal dayanışmaya öncelik veren geniş bir ekonomi sektörünü inşa etmeye uğraştı. Quebec’te sosyal ekonomi örgütlenmesi 1990’ların ortasında gerçekten hız kazandı. 2013’te yürürlüğe giren bir sosyal ekonomi eyalet yasası halen resmi destek sağlıyor. Alain, New York City’ye yakın bir nüfusu olan Quebec’te sosyal ve dayanışma ekonomilerinin yaklaşık 220.000 kişiye istihdam sağlayan 11.200 işletmeyi kapsadığını tahmin ediyor.

Bununla birlikte, pek çok güçlük olduğu gibi duruyor; en büyüklerinden biri de Kanada federal hükümeti tarafından ancak kısmen tanınmaları. Politikalar konusunda kazanılan önemli bir başarı, sosyal ekonomi işletmelerine sermaye sağlamaya yardım etmekte uzmanlaşmış banka benzeri kurumlara verilen eyalet desteği olmuş. Bu işletmeler aynı zamanda çocuk bakımı ve evde bakım konusunda da büyük kazanımlar elde ettiler. Quebec’in çocuk bakım sistemi, kâr amacı gütmeyen, genellikle çok paydaşlı kooperatiflere (Quebec’te “dayanışma kooperatifleri” olarak bilinir) anlamlı sübvansiyonlar sağlar. Nisan 2021’de yayınlanan bir Bloomberg makalesi, Quebec’te çocuk bakımı maliyetinin günde 9 Kanada Dolarından daha az olduğuna dikkat çekiyor. “Araştırmalar, eyaletin düşük ücretli ve sübvansiyonlu programının yalnızca annelerin işgücüne katılımını önemli ölçüde artırmakla kalmadığını, daha fazla kadının çalışması sonucunda vergi gelirlerinde sağlanan artış yoluyla programın kendi masrafını da fazlasıyla karşıladığını göstermektedir.”

İspanya’nın Endülüs bölgesindeki Sevilla’da bulunan Escuela de Economía Social y Solidaria’nın (Sosyal ve Dayanışma Ekonomisi Okulu) yöneticisi Dalia Borge benzer bir hikâye anlatıyor. Rastlantı bu ya, Endülüs’ün nüfusu da sekiz milyonun biraz üstünde. Endülüs’te işgücünü, işletmeleri ve Endülüs hükümetini kapsayan sosyal anlaşmalar her şeyin anahtarı. 2002 ve 2015 arasında yürürlükte olan çok yıllık bu tür üç tane anlaşma vardı. 2018’de kabul edilen resmi düzenleme, Endülüs çapında işleyen bir sosyal ekonomi “konseyini” kurumsallaştırdı. Borge, Endülüs’te 82.000 kişiye istihdam sağlayan 6.000 sosyal ekonomi işletmesi olduğunu söylüyor. Beş yıllık bir hükümet planı değerlendirme ölçütlerini düzeltmeye ve işletme finansı için destek sağlanmasına odaklanıyor.

Porto Riko bu deneyimlerden ne çıkarabilir? Karşı karşıya oldukları güçlükler muazzam. 2020’de yapılan bir sayımın, nüfusun 2010 ve 2020 arasında yüzde 11,8 oranında azalış ile 3,3 milyona düştüğünü göstermesi de bunu belli ediyor. Aynı dönemde, uluslararası çapta sosyal ve dayanışma ekonomisi kurma çabalarının çoğu sıkıntılı süreçler sonucu ortaya çıktı. Dayanışma ekonomisi örgütlenmeden önce, 1990’ların başında Quebec’teki işsizlik yüzde 14’tü (2017’ye gelindiğinde bu sayı yüzde beşin altına düşmüştü).

Konferansta Enstitünün profesörlerinden olan Grisell Reyes Núñez, Enstitünün büyümesinden bahsetti. Enstitü, 2016’da kendi kooperatif yönetimi programını başlatarak sektördeki çalışmalarını derinleştirmiş. Ayrıca bu yıl teklif edilen işçi kooperatifi yasası gibi çalışmalarla kamu politikaları için savunuculuk çalışmaları yapmışlar. Konferansta, bu politika çalışmalarını destekleyen Seguros Múltiples kooperatifinin İkinci Başkan Yardımcısı Brenda Varela Garcia, belediye düzeyinde edinilebilecek olası kazançlardan bahsedip Porto Riko çapında yasama çalışmalarını desteklemeye devam edeceklerine söz verdi.

Bu esnada, pandeminin ortasında, Porto Riko’nun kooperatifleri yeniden güç kazandılar. Örneğin NotiCelden Oscar Serrano’nun 31 Mayıs’ta yayımladığı bir makale, Porto Riko’daki kredi birliklerinin malvarlıklarının 2019’da 8,8 milyar Dolardan 2020’de 10,4 milyar Dolara çıktığını bildiriyor; son on yıldaki en hızlı büyüme oranları. Porto Riko’nun 3,3 milyon kişilik nüfusunun bir milyonundan fazlası kredi birliklerinin ortağı.

İşçi kooperatifleri de bir genişleme yaşıyor ki bu, istenen yasalar henüz çıkmamış olsa da işçi kooperatifi politikalarının tartışılma sebeplerinden biri. Dikkate değer bir girişim de enerji alanında. Yeni kurulan REMCOOP, güneş enerjisinin ada genelinde yayılmasını desteklemek için işçi kooperatifi modelini kullanmayı amaçlıyor.

Daha geniş çapta bakılırsa, Porto Riko’daki kooperatifler giderek ekonomik kalkınmanın araçları olarak görülüyorlar. Bir yıl önce Porto Riko Kooperatif Birliği başkanı Rafael Beltrán Peña, ilk COVID-19 ekonomik kapanmaları sırasındaki gözlemlerini paylaşmıştı: “Böyle anlarda… kendimizi katıksız kapitalist şirketlerden açıkça ayırıyoruz ve kooperatif örgütlenmesini koruyup destekleyen yasal güvencelerin ve kamu politikalarının önemini fark ediyoruz. Çünkü kooperatif (işbirliği) hiç şüphesiz insan olmanın doğasında vardır ve vazgeçilmezdir.”


Not 1: Steve Dubb’ın 9 Haziran 2021 tarihinde NPQ internet sitesinde yayımlanan “Policy for a Solidarity Economy: Lessons from Canada and Spain” başlıklı yazısından Barış Soysaraç tarafından çevrilmiştir. Erişim

Not 2: Öne çıkan görsel, Allison LouiseUnsplash

Kategori(ler): Politika

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.