Avrupa Komisyonu bu yıl Sosyal Ekonomi Avrupa Eylem Planı’nı kabul etmeye hazırlanıyor. Eylem Planı, sosyal ekonominin tüm potansiyelinin hayata geçirilmesi için somut eylemler tanımlamaya çalışacak.


Avrupa Komisyonu sosyal ekonomi için bu yıl bir eylem planı çıkarmaya hazırlanıyor. Bu plan sosyal yatırımı arttırmayı, sosyal ekonomi örgütlerinin ve sosyal girişimlerin kurulmalarını ve eylemleriyle sosyal etkilerini büyütmelerini, yenilikler getirmelerini ve istihdam yaratmalarını desteklemeyi hedefliyor. Aynı zamanda çevreci ve dijital geçişlerin kimseyi yüzüstü bırakmadığından ve topluluklarımızın ekonomik ve sosyal dayanıklılıklarını güçlendirdiğinden emin olmak için sosyal ekonomi örgütlerinin özgün yanlarından faydalanacak.

Covid-19 salgınının başlamasından kısa bir süre önce basılan Avrupa Komisyonu bildirisi “Adil geçişler için güçlü, sosyal bir Avrupa”, büyük bir değişim çağına tanık olduğumuz gerçeğine dikkat çekmişti. İklim değişimi ve çevresel yıkım ekonomimizde, endüstrimizde, hayat tarzlarımızda ve iş piyasasında acil düzeltmeler gerektiriyor. Yapay zekâ, robot mühendisliği ve diğer yeni teknolojiler de yaşam tarzımızı ve iş piyasasını kökten değiştiriyor. Zorluk sadece ekonomik değil, aynı zamanda AB değerlerinin korunmasını da ilgilendiriyor. Yeni fırsatlar getirse de teknolojik değişimler ve enerji geçişi zenginle yoksul arasındaki uçurumu kapatmak için kendi başına yeterli olmayacak. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, birkaç sefer, bu geçişlerin “kimseyi yüzüstü bırakmaması” gerektiğini tekrarladı.

Ciddi ekonomik ve sosyal yankılarıyla COVID-19 salgını, bize, kapsama, yoksullukla mücadele ve sosyal hizmetlerin iyileştirilmesi için birlikte çalışmamız gerektiğini göstererek işleri daha da karmaşıklaştırdı. Bu krizin anlık sonuçlarına çözüm bulmaya ek olarak hem çevresel hem de sosyal bir bakış açısından toplumumuzun kökten bir değişimle daha sürdürülebilir bir modele geçmesine ihtiyaç olduğu açık. Bu bağlamda, sosyal ekonomi örgütleri, insanı ilk sıraya koyma konusundaki kararlılıkları sayesinde ileriye giden yolu gösteriyorlar.

Sosyal ve çevresel etkiye duyulan bu bağlılık, ilgili tüm paydaşların katılımı ve ortak çalışmasıyla özdeşleşen örgütsel modelle birlikte, sosyal ekonominin niye kriz zamanlarında ayağa kalkabildiğini açıklar. Sosyal girişimler genellikle küçük olmalarına ve finansman zorluklarıyla karşı karşıya olmalarına rağmen birçoğu, örneğin sağlık ekipmanı üreterek, sağlık hizmetleri ve diğer elzem servisleri en zor durumda olanlara sunarak, bu krize çözüm bulmakta doğrudan etkili oldu. Bununla birlikte pek çok örgüt faaliyetlerini askıya almış durumda. Sosyal ekonominin sosyal uyumu geliştirmede ve sosyal yardımla genel yarar hizmetlerinin sağlanmasındaki açığı kapatmada oynadığı rol düşünülürse, bu durumun çok yüksek bir sosyal maliyeti var.

Döngüsel Ekonomi Eylem Planı, Avrupa Beceriler Gündemi ve “Yenileştirme Dalgası” stratejisi gibi bazı yeni Komisyon girişimleri, sosyal ekonominin potansiyeline atıfta bulunuyor. Aslına bakılırsa, pek çok sosyal girişim döngüsel ekonomide aktif rol alıyor, en kırılgan kesime makul fiyatlarla enerji sağlıyor, böylece ekonomik şokların etkisini yumuşatmaya yardımcı oluyor, işgücü piyasasının dışında olanların yeni beceriler kazanmalarına ve istihdam olasılıklarını arttırmalarına yardım ediyor. Son olarak sosyal ekonominin içinde olduğumuz krizden kurtulmamız için yapabileceği katkıları göz ardı etmemeliyiz. Yerel mevcudiyetleri, örgütlenme modelleri ve yeniliğe eğilimli olmaları, toplulukların ihtiyaçlarını çabucak belirleyip uygun çözümler sunabilmelerini sağlıyor. Ayrıca, sosyal ekonomi, adil ve sürdürülebilir iyileşme için haritamız olan Avrupa Sosyal Haklar Sütunu ilkelerini yerleştirmeye yardımcı oluyor. Avrupa Komisyonu benzeri görülmemiş bir iyileşme planı yayınladı [1] ve Üye Devletleri sosyal ekonomiyi ulusal planlarına dâhil etmeye çağırıyor.

Sosyal ekonominin faydalarının tamamına erişmek için Avrupa da dâhil olmak üzere her düzeyde inançla hareket etmek gerekiyor. Avrupa Komisyonu şu anda bunun üstünde çalışıyor; Başkan von der Leyen’ın bana emanet ettiği sosyal ekonomi için bir eylem planı geliştirilmesinde tüm ilgili taraflara danışıyor. Planın kabul tarihi olarak 2021’in sonu seçildi ve şu anda sosyal ekonomi örgütlerinin ve sosyal girişimlerin ihtiyaçları ve sorunları hakkında bilgi topluyoruz. 2011’deki Sosyal İşletme Girişimi devamında yapılan eylemlerin etkisini değerlendiren bir araştırma yakın zamanlarda yayınlandı [2]. Çalışma sonuçları, sosyal girişimler ve sosyal ekonomi örgütleri ekosisteminin son on yılda epey gelişmiş olsa da hâlâ bazı engeller olduğunu gösteriyor.

Önemli bir engel, sosyal ekonomi işletme modellerine ilişkin farkındalığın ve tanınırlığın eksikliği ile ilgilidir. Komisyon kısa bir süre önce Avrupa’daki sosyal girişimlerin ve ekosistemlerinin bir haritasını çıkardı. Bu çalışma, haritası çıkan tüm ülkelerde mevcut olmalarına rağmen, sosyal işletmelerin kamusal ve özel, siyasi ve yasal tanınma derecelerinin farklı olduğunu gösteriyor. İtalya, Fransa ve Belçika, Avrupa’daki en gelişmiş ekosistemlerden bazılarına sahipken, İspanya’da sosyal ekonomi örgütlerinin uzun bir geçmişi ve yeni ortaya çıkan sosyal girişimler ekosistemi var. Ayrıca, sosyal girişimlerin önemli bir kısmı, belirli bir kanunla tanınmış olmamalarına karşın Avusturya, Estonya, Almanya, Hollanda ve İsveç gibi ülkelerde faaliyet yürütüp gelişiyorlar. Hiçbir siyasi veya yasal çerçevenin olmadığı birçok ülkede sosyal girişim kavramı yeterince bilinmemekte ve anlaşılmamaktadır. Bu da sosyal girişimler için finansmana ve kamu alımlarına erişim sıkıntısı gibi bir dizi zorluğa yol açıyor. Son olarak, gençlere eğitim verilerek ve doğru beceriler kazandırarak sosyal girişimcilik iştahını arttırmak için hâlâ yapılacaklar var.

Finansmana erişim genellikle sosyal ekonominin zayıf noktasıdır. İşletmeler özellikle kendilerini geleneksel yatırımcılar için daha az çekici yapan, finansal getiriden ziyade sosyal getiriye odaklı iş modelleri nedeniyle, kurulmak ve etki alanlarını genişletmek için gereken doğru finansmanı bulmakta güçlük çekiyorlar. Avrupa Birliği, bu meseleyi çözmek için yatırımcıların daha çok risk alabilmesini sağlayacak bir araçlar paketi çıkardı [3]. Paketin içinde hibeler, kredi garantileri, öz sermaye yatırımları, danışmanlık hizmetleri ve Sosyal Etki Tahvilleri var. Bu araçlar ve bankaların artan ilgisini temel alıp, eylem planımız ve InvestEU’nun sosyal yatırıma özel politika penceresi olanaklarıyla AB desteğini güçlendireceğiz. Avrupa Sosyal Fonu Plus kapsamında sosyal ekonomiyi desteklemek için finansman elde etmek de mümkün olacak. Üye Devletler, geçmiş dönemdeki iyi örneklerin, mesela Spanish Operational Programme for Social Inclusion and Social Economy (İspanyol Sosyal Kapsama ve Sosyal Ekonomi Uygulama Programı), izinden gidip bu fonu stratejik şekilde kullanmalıdır. Üye Devletler İyileşme ve Dayanıklılık Kolaylığı altında kendilerine tahsis edilen fonların bir kısmını ulusal iyileşme planları için kullanmayı da önerebilirler.

Bunlar şu ana kadar bir araya getirdiğimiz sorunlar ve fırsatların sadece bir kısmı. İlerleyen aylarda Komisyon, bu engellerin aşılması ve sosyal ekonominin tüm potansiyelinin hayata geçirilmesi için somut eylemler tanımlamaya çalışacak. Yerellik ilkesi uyarınca bu eylemlerin bazıları için ulusal, bölgesel ve yerel düzeydeki aktörlerin ve yetkililerin desteğine güveneceğiz.

[1] https://ec.europa.eu/info/business-economy-euro/recovery-coronavirus/recovery-and-resilience-facility_en

[2] https://ec.europa.eu/social/main.jsp?catId=738&langId=en&pubId=8373&furtherPubs=yes

[3] Under the European Employment and Social Innovation Programme and the European Fund for Strategic Investments.


Not 1: İstihdam ve sosyal haklardan sorumlu Avrupa Komisyonu üyesi Nicolas Schmit’in Social Economy News sitesinde yayımlanan yazısından Barış Soysaraç tarafından çevrilmiştir. Erişim

Not 2: Öne çıkan görsel, Micheile HendersonUnsplash

Kategori(ler): Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.