Fransa’daki kooperatif işletmeler gelişimlerini sosyal inovasyon kuluçka merkezlerine (Alter’Incub) borçlu olabilir mi?[i]
Çerçeveyi biraz aydınlatayım. İşçi kooperatifleri (SCOP) ve çok paydaşlı kooperatifler (SCIC) Fransa’da “kooperatif işletmeler” (coopératives d’entreprises) ailesi içerisinde değerlendirilir.
İşçi kooperatifleri, Ticaret Kanunu’na göre faaliyet gösteren, kâr amacı güden ticari şirketlerdir. Onları özel kılan iki temel özellik vardır: Birincisi, ortaklarının çoğunluğunun çalışanlardan oluşmasıdır. Böylece dışarıdan sermaye koyan kişiler olsa bile stratejik kararlar yalnızca yatırımcıların isteğine göre şekillenmez. İkincisi ise kimin ne kadar sermaye koyduğuna bakılmaksızın demokratik yönetim ilkeleriyle, “bir kişi, bir oy” sistemiyle çalışmalarıdır.
Çok paydaşlı kooperatifler ise belirli bir toplumsal ihtiyaca cevap vermek amacıyla farklı paydaşları aynı kooperatif yapısı içerisinde bir araya getiren yapılardır. Çalışanlar, hizmetten yararlanan kişiler, gönüllüler, yerel yönetimler, dernekler, şirketler veya diğer ekonomik aktörler aynı kooperatifin ortakları olabilirler.
Hem işçi kooperatifleri hem çok paydaşlı kooperatifler İşçi Kooperatifleri Bölgesel Birlikleri (URSCOP) ile İşçi Kooperatifleri Genel Konfederasyonu (CGSCOP) tarafından desteklenir.[ii]
İşçi Kooperatifleri Bölgesel Birlikleri, dernek statüsünde çalışan yapılardır. Görevleri; yeni işçi kooperatiflerinin veya çok paydaşlı kooperatiflerin kurulmasını desteklemek, üye kooperatiflerin takibini yapmak, zor dönemlerde veya gelişim süreçlerinde finansal desteklere erişimlerini kolaylaştırmak ya da doğrudan finanse etmek, yönetişim süreçlerine yardımcı olmak ve hukuki danışmanlık sağlamaktır.
İlk sosyal inovasyon kuluçka merkezi
Gelelim bu yazının konusunu oluşturan kuluçka merkezlerine. Bilindiği üzere, kuluçka merkezleri girişimcilerin yenilikçi fikirlerini hayata geçirebilmeleri için gerekli altyapıyı, eğitimi, danışmanlığı ve finansal desteklere erişimi sağlayan programlardır. Kuluçka ya da girişimcilik merkezi kavramları genellikle teknolojik projeler ve start-up’larla birlikte anılır.
Ancak Montpellier’de bulunan Occitanie Bölgesi İşçi Kooperatifleri Bölgesel Birliği işçi kooperatiflerinin gelişmesini ve çoğalmasını sağlamak için stratejik bir karar alarak 2007 yılında, bir sosyal inovasyon kuluçka merkezi olan Alter’Incub’ü kurdu. Alter’Incub, Fransa’daki ilk sosyal inovasyon kuluçkasıydı. Amacı, işçi kooperatifleri ve çok paydaşlı kooperatifler için bu kooperatiflerle birlikte oluşturulmuş çerçevenin sınırlarını aşmak; yeniliklerin daha yakınında olmak ve bireysel girişimlerden ziyade kolektif projeleri desteklemek, aynı zamanda kooperatiflerin genç ve dinamik yönünü daha görünür kılmak ve sahip oldukları uzmanlıkları farklı alanlarda da kullanmalarını sağlamaktı. Böylece, URSCOP derneğinin üç büyük görevine bir yenisi eklendi: Sosyal veya çevresel sorunlara çözüm üreten, sosyal ve dayanışma ekonomisi içerisinde yer alan kolektif projeleri desteklemek.
Dernek bünyesinde temel olarak üç ekip yer aldı: yeni kooperatiflerin kurulmasını destekleyen ekip, mevcut kooperatiflere yönelik takip ve danışmanlık hizmetlerini yürüten ekip ve kuluçka ekibi.
2026 yılına geldiğimizde bu kuluçka merkezleri, Fransa ana karasını oluşturan (denizaşırı bölgeler hariç) 13 bölgeden 4’ünde faaliyet göstermekte. Ben bu yapılardan biri olan Auvergne-Rhône-Alpes Bölgesi’nde, Lyon merkezli sosyal inovasyon kuluçka merkezinde çalışıyorum. Peki, gerçekten işçi kooperatiflerinin gelişimine katkıda bulunuyor muyum?

Sosyal inovasyon yaklaşımı
Bu soruyu yanıtlamadan önce sosyal inovasyon kavramına kısaca değinmek gerekir. Institut Godin’e göre sosyal inovasyon; toplumda yeterince karşılanmayan bir ihtiyaca yeni bir çözüm, yeni bir işbirliği biçimi veya yeni bir örgütlenme modeliyle cevap verme sürecidir.
Burada önemli olan yalnızca ortaya çıkan sonuç değil, sürecin kendisidir. Girişimcilik yalnızca “bir ekonomik model oluşturmak” veya bir yapı “kurmak” üzerinden değerlendirilmez. Sürecin nasıl ilerlediği, hangi aktörlerin dahil olduğu ve nasıl bir dönüşüm yarattığı da önemlidir.
Örneğin; bir psikoloğun dezavantajlı kişiler için düşük ücretli özel bir danışmanlık merkezi açması çok değerli bir sosyal projedir ancak tek başına bir sosyal inovasyon projesi değildir. Bir psikoloğun; psikologları, mahalle sakinlerini, dernekleri ve yerel yönetimleri bir araya getirerek yeni bir ruh sağlığı erişim modeli oluşturduğu kolektif bir ağ kurması ise sosyal inovasyon yaklaşımına örnek oluşturur.
Institut Godin’e göre sosyal inovasyonda odak noktası, projeyi kimin taşıdığı veya hangi hukuki statüye sahip olduğu değildir. Asıl mesele; toplumsal bir ihtiyaca verilen cevabın nasıl kolektif olarak oluşturulduğu ve bu sürecin mevcut uygulamalarda, ilişkilerde ve çalışma biçimlerinde nasıl bir değişim yarattığıdır. Kuluçka merkezi de projeleri bu kriterler doğrultusunda seçiyor ve daha önemlisi, projelerin bu kriterler doğrultusunda ilerlemelerini sağlayacak destekleri sunuyor.
Bizim kuluçka sürecinde en fazla önem verdiğimiz konuların başında hibrit ekonomik modeller oluşturmak[iii] ve yönetişim geliyor. Bunun yanında, diğer girişimcilik kuluçkalarında da görülen pazarlama stratejisi oluşturma, iş modeli geliştirme, iş planı hazırlama gibi konuları da ele alıyoruz.
Alter’Incub’e bir başvuru dosyası aracılığıyla sunulan projeler değerlendirme sürecine giriyor. Değerlendirme farklı dernekler, etik finans kuruluşları ve yerel kurumlar gibi çeşitli aktörlerin bir araya geldiği jüriler tarafından gerçekleştiriliyor. Program 6 aydan 24 aya kadar sürebiliyor. Sürecin önemli olduğunu düşünen bir kuluçka programında, sürece önem vermek bir gereklilik. 😊
Peki, kuluçka stratejik olarak gerçekten işçi kooperatiflerini geliştiriyor mu?
Bunu anlamak için projelerin kuluçkaya hangi kanallardan ulaştığını incelemek önemli olabilir. Programa dahil olan projeler temel olarak üç farklı şekilde kuluçkadan haberdar oluyor.
İlk grup, doğrudan bir işçi kooperatifi veya çok paydaşlı kooperatif kurmak isteyen kolektiflerden oluşuyor. Bu kolektifleri temsil eden kişiler “kooperatif kurma” konusunda hizmet veren birlik çalışanları ile görüşüyorlar. Kolektifteki yönetişimin veya ekonomik modelin henüz yeterince olgun olmadığı gözlemlendiğinde, kuluçka programına başvurmaları öneriliyor. Bu açıdan kuluçkanın, birliğe daha iyi hazırlanmış ve olgunlaşmış projeler getirdiğini söyleyebiliriz.
İkinci grup ise belediye gibi yerel kurumlarla görüşerek bir iş kurmak ve bu işi sosyal bir konu üzerine inşa etmek istediğini belirten kişilerden oluşuyor. Bu kişiler, kurumların yönlendirmesiyle bize ulaşıyor. Kuluçkada görev yapan biri olarak yalnızca projelere destek vermekle kalmıyor, aynı zamanda kurum ziyaretleri gerçekleştirerek programımızı tanıtıyorum. Bu kurumlara bankalar (özellikle etik finans kuruluşları), farklı alanlarda çalışan kuluçkalar ve istihdam alanında faaliyet gösteren dernekler de dahil. Kooperatif işletmeler Fransa’da yerel düzeyde güçlü ve güvenilir yapılar olarak tanınıyor. Şirketlerden farklı olarak taşınamaz ve devredilemez yapılar olduklarından ve yerel istihdamı hedeflediklerinden kurumlar bu modele sıcak bakıyor. Bu nedenle ziyaretlerim kurumlar tarafından olumlu karşılanıyor.
Bu durum, birliğin kendi çevresinin dışına daha hızlı çıkmasını, farklı kurumlarla bağlantılar kurmasını ve sosyal dayanışma ekonomisi içerisinde daha görünür bir aktöre dönüşmesini sağlıyor.
Son grupta, sosyal medya, LinkedIn gibi platformlar veya girişimcilik etkinlikleri aracılığıyla doğrudan ulaştığımız kişiler bulunuyor. Kuluçka başvurusu özellikle girişimcilik serüvenine, kooperatif kurmaya nereden başlayacağını bilmeyen veya bilse de yalnız ilerlemek yerine kolektifini ve ekonomik modelini sağlamlaştırarak hareket etmek isteyen kişiler için önemli bir başlangıç noktası oluşturuyor. Bir diğer etkisi ise, girişimciliği yalnızca bireysel bir süreç olarak gören veya sosyal alandaki yapıların yalnızca hibe ve bağışlarla ilerleyebileceğini düşünen kişilere farklı bir yolun mümkün olduğunu göstermesi.

Kuluçkanın sürdürülebilirliği açısından kritik noktalar
Sürekli ve hızla değişen dünyamızda, yerelde bir fark yaratmaya çalışan insanların sayısı giderek artıyor. Enerji, gıda, sağlık, yaşlılık gibi birçok alanda kolektif çözümler üretmek isteyen kişiler, bu ihtiyaçlara cevap vermek için girişimciliğe yöneliyor.
İşçi kooperatiflerinde temel ilişki çalışanlar ile işletme arasındayken, çok paydaşlı kooperatiflerde odak noktası ortak bir toplumsal fayda etrafında farklı paydaşların birlikte hareket etmesidir. Bu nedenle kuluçkada özellikle çok paydaşlı kooperatiflerin gelişiminin önümüzdeki yıllarda daha da artacağını öngörüyoruz.
İşçi Kooperatifleri Bölgesel Birliği, dernek statüsünde faaliyet gösteren ve büyük ölçüde üye kooperatiflerin ödediği aidatlarla finanse edilen bir yapı. Bunun yanında Avrupa Sosyal Fonu, bölgesel fonlar, Banque de France, Lyon Metropolü gibi kamu kurumları tarafından da desteklenmekte. Aidatların bu kadar önemli olduğu bir modelde, yalnızca sosyal inovasyon projelerine destek vermek ve her projenin mutlaka bir kooperatife dönüşmesini ya da üye olmasını şart koşmamak, ekonomik koşulların zorlaştığı dönemlerde sürdürülebilirlik açısından bir risk oluşturabilir.
Aynı zamanda kuluçka ekibi ile kooperatiflerin kurulmasını ve takip edilmesini sağlayan ekipler arasında güçlü bir bağ kurulması da önemli bir nokta. Bu bağ zaman içerisinde zayıflarsa; ekipler arasında bilgi paylaşımı, kaynaklara erişim ve deneyim aktarımı azalabilir. Ayrıca kurumlarla ilişkilerde çift başlılık ortaya çıkabilir.
Bununla birlikte, bir kooperatifin kurulması ve ekonomik modelinin olgunlaşması çoğu zaman birkaç yılı bulabiliyor. Bu nedenle kuluçkadan çıkan projelerin önemli bir kısmı faaliyetlerine ilk etapta dernek statüsünde başlıyor. Kolektiflerini güçlendirdikten, ekonomik modellerini test ettikten ve ortaklık yapılarını netleştirdikten sonra kooperatif kurmak üzere yeniden birliğe başvurabiliyorlar. Bu nedenle kuluçka programı sonrasında da projelerle iletişimin sürdürülmesi, uzun vadeli dönüşümün gerçekleşebilmesi açısından kritik önem taşıyor.
Sonuç olarak, kuluçkanın rolünü yalnızca desteklediği projelerin doğrudan kooperatife dönüşmesi üzerinden değerlendirmemek gerekir. Kuluçka, aynı zamanda kooperatif hareketinin kendisini yenilemesine ve yeni aktörlerle buluşmasına katkı sağlayan daha geniş bir ekosistemin parçası. Bu açıdan bakıldığında, kuluçka programlarının geliştiği dönem ile kooperatif hareketinin büyümesi arasındaki paralellik de dikkat çekicidir. 2007 yılında yaklaşık 2.000 kooperatif (SCOP ve SCIC), 40.000 çalışan ve 3,8 milyar avroluk ulusal bir yapıdan oluşan işçi kooperatifleri hareketi, 2025 yılında 4.580 kooperatif (SCOP ve SCIC), 95.000 çalışan ve 10,3 milyar avroluk bir sektöre dönüşmüştür.
Bu gelişimde kuluçka merkezleri tek başına kooperatif hareketinin büyümesinin temel itici gücü değildir. Ancak özellikle çok paydaşlı kooperatifler başta olmak üzere yeni nesil sosyal inovasyon kooperatiflerinin ortaya çıkmasına yardımcı olarak ve birliklerin desteklediği girişimci kitlesini genişleterek, bu hareketin yenilenmesine ve dinamik bir yapıda kalmasına önemli katkılar sağlamıştır.
[i] Bu yazı, Fransa’da Alter’Incub bünyesinde edindiğim mesleki deneyimler ve kamuya açık bilgilerden hareketle hazırlanmış kişisel bir değerlendirmedir. Yazıda ifade edilen görüşlerin tamamı bana aittir.
[ii] Her idari bölge bir bölgesel birlik ile temsil edilir. Genel konfederasyon ise bölgelerden seçilen temsilcilerle işleyen, birleştirici ve temsili görevleri yerine getirir. Kooperatifler kurulurken, büyürken ya da zor zamanlardan geçerken, finansal ya da hukuki alanlarda hem bölgesel birlikten hem de konfederasyondan, tamamlayıcı yardımlar alabilirler.
[iii] Hibrit ekonomik model; bir projenin tek bir gelir kaynağına bağlı olmaması, faaliyetlerini sürdürebilmek için birkaç farklı finansman/gelir kaynağını birlikte kullanması anlamına gelir. Sadece «gönüllülüğe» dayalı bir proje yerine, farklı kaynaklardan beslenerek uzun zamanda faaliyet gösterebilecek projeler geliştirmeye önem verilir.





