Kadınlar, neredeyse kooperatifçiliğin başlangıcından beri hareketin önemli bir parçası olmuşlardır. Bugün zamanda biraz geriye gidip bu sürecin nasıl gerçekleştiğine bakmanın faydalı olabileceğini düşündük.


Kooperatifçi Kadınlar Birliği, 1883 yılında işçi kadınları ve menfaatlerini temsil etmek üzere hareketin içindeki kadınlar tarafından kuruldu ve kadınların geleneksel olarak hep çalıştığı ve harcama gücüne katkı sağladığı işçi sınıfı toplulukları içinde işbirliğini yaygınlaştırdı.

On dokuzuncu yüzyılda boyunca sanayi devriminin artan hızı, Britanya çapındaki fabrikalarda ve imalathanelerde çalışmaları için giderek daha çok kadına ihtiyaç duyulmasına sebep oldu. Ne yazık ki bu ihtiyaç, kadınlar için toplumun genelinde daha iyi temsile ve daha iyi haklara hemen kapı açmadı. 1884’te 21 yaşının üstündeki ev reisi erkeklerin %60’ı oy verebiliyordu ama hiçbir kadın bu hakka sahip değildi.

Kooperatif hareketinde, kadın temsili için olanaklar en başından sağlanmıştı. Rochdale Öncüleri, 1844’te çıkan ve ‘Yasa’ olarak bilinen ilkelerinde, tüm ortakları için demokrasiyi mutlak kılmıştı, cinsiyetten ve diğer niteliklerden bağımsız olarak. Bu ilkeler modern kooperatif hareketinin gelişimini şekillendirdi ve kadın ortakların seslerinin duyulmasını garantiledi.

https://www.co-operativeheritage.coop/blog/the-story-of-the-co-operative-womens-guild

Kadınlar Birliğinin Kuruluşu

Rochdale Haksever Öncüleri Kooperatifi açıldığında kurucu üyelerin hepsi erkekti, kadınların kuruculara sağlayacağı hayati desteğe rağmen. Erkekler eve para getirenler olduğu için aile üyeliği onların adına yapılıyordu. Dolayısıyla, kadınların, topluluğa katılmak için gereken üyelik ücretini kendi başlarına ödemeleri çok zordu.

On dokuzuncu yüzyıl sürerken kadınların kooperatif hareketine katılımları güçlendi ve daha çok kadın bireysel ortak oldu ve kadınların çıkarlarına odaklanan bir alt-grup kurma ihtiyacı doğdu. Alice Acland, 1883’te, Kooperatif Haberleri’nde (Co-operative News) hareket içindeki ve toplum genelindeki kadın meseleleri hakkında bir köşe olan “Kadınların Köşesini” başlattı. Bu, Kooperatifçi Kadınlar Birliği’nin başlangıcıydı.

Bunu, küçük bir grubun harekete dâhil olan işçi sınıfı kadınlar ile eşit olarak çalışmak yoluyla – o dönemde orta sınıf kadınlar tarafından yönetilen ve işçi kadınlar “için” bir şeyler yapan pek çok örgütün aksine – olumlu değişiklikler yapmak üzere toplandığı Edinburgh’daki 1883 Kooperatif Kongresi izledi. Tarihi boyunca bu değerler sistemi Birlik için merkezi olmaya devam etti; işbirliğini işçi sınıfı kadınlar arasında yayıp hayatlarını iyileştirmenin bir aracı olarak kullanarak. Alice Acland’ın ilk lideri olduğu Kooperatifçi Kadınlar Birliği böyle doğdu.

1889’da Margaret Llewellyn-Davies başkanlığı devraldı ve örgüt için yeni hedefleri vardı. O dönemde işçi ailelerinin çoğunda harcama kararlarını kadınların verdiği bilinir olmuştu; dahası, bu kadınlar, paralarının çoğunluğunu yılda bir ya da iki sefer kâr paylarını alabilecekleri kooperatif dükkânlarında harcıyorlardı. Llewellyn-Davies, “sepetin gücü” olarak bilinen harcama gücünü, hareket içinde ve daha geniş siyasi çerçevede değişimi zorlamak için kullanmak istiyordu.

Böylece Birlik pek çok kampanyaya katıldı, özellikle yirminci yüzyılın başlarında. Kadınlara hak ettikleri oy hakkının verilmesi için yapılan kampanyalara yoğun biçimde dâhil oldular. Kadınların Sosyal ve Politik Birliği, (Women’s Social and Political Union – WSPU ) ya da “süfrajetler”[i] tarafından kullanılan görece aşırı yöntemlerin aksine kadınların oy kullanma hakkını daha az şiddetli bir şekilde destekleyen bir yaklaşım benimsediler. Kooperatifçi Kadınlar Birliği, 1928’de, kadınlara evrensel oy verme hakkı tanınana kadar mücadeleye devam etti.

İlgili İçerik:   Kooperatiflerin Şirketlerden Farkı

Sonraki Yıllarda

Bunun yanı sıra, Birlik, işçi sınıfı kadınların ve ailelerinin yaşamlarını iyileştirecek değişiklikler için mücadele etti. Yirminci yüzyılın başlarında bu değişikliklerin merkezinde annelik hakları ve mali yardım vardı. Doğum kontrolüne erişimin ve cinsel sağlık eğitiminin olmaması yüzünden işçi sınıfındaki kadınların çoğunlukla geniş aileleri vardı ve ciddi şekilde tehlikeli olan yasadışı kürtaja başvurabiliyorlardı. Birlik, Maria Stopes’in doğum kontrolü çalışmalarını destekledi ve daha iyi gebelik ve çocuk bakımı hizmetleri için mücadele etti. Bu, Shipley Cemiyeti’nin 1920’de ilk kooperatif ana sağlığı merkezini açmasında etkili oldu. Bu merkez, Ulusal Sağlık Hizmetinden önceki yıllarda çalışan anneler için cankurtaran olacaktı.

Birlik, dünyayı daha iyi bir yer yapma amacıyla barışa adanmıştır, mücadelelerindeki saldırgan olmayan yaklaşımları buradan gelir. Birinci Dünya Savaşına yol açan 1914 krizinde barışçıl çözümleri savundular ve sonrasında  çocuk sahibi erkekleri savaş sırasında zorunlu askerlikten muaf tutmak için mücadele ettiler. Bu inanışlar, dünyanın barışçıl bir geleceği olması umuduyla yapılan silahlanma karşıtı mücadelelerle iki savaş arasındaki yıllarda da devam etti. 1933’te, Avrupa’da gerilim tekrar yükselirken, Birlik, beyaz gelinciği barışçıl bir anma simgesi olarak kabul etti. Barışa olan bu adanmışlık, aynı dönemdeki geniş çaptaki kooperatif hareketinde de görülebilir. 1937’deki Londra Kooperatif Barış Geçit Törenini videosunu Vimeo kanalımızdan izleyebilirsiniz: London Co-op 1937 Peace Parade

133 yıl boyunca kadın hakları için mücadele ettikten sonra, Kooperatif Kadınlar Birliği 2016’da varlığına son verdi. Bu sırada kalan üyeler yaşlanmıştı ve yeni, genç üyelerin yokluğu hissediliyordu.

Biz burada, Kooperatif Mirası Vakfında, Birliğin ve yaptıklarının hikâyesini anlatan pek çok nesne ve arşiv belgesine sahip çıkıyoruz. Protesto yürüyüşlerinde kullanılan şube bayrakları seçkimiz, koleksiyonumuzun en göz alıcı parçalarından bazılarını oluşturuyor. Gelecek nesillerin kadınları için ilham alabilecekleri tarihlerini onlar adına koruduğumuz için gururluyuz.

Warrington Co-operative Society Women’s Guild banner, c.1923. (https://www.co-operativeheritage.coop/blog/the-story-of-the-co-operative-womens-guild)

[i] (ç.n.) orj. Suffragette. İngilizce’de “kadınların oy verme hakkını savunan kişi” anlamına gelen suffragist kelimesine küçültme, ufaltma eki olan “-ette” getirilerek, aşağılayıcı olması amacıyla türetilmiş bir isim.

Not 1: Kate Woodward’un Co-operative Heritage Trust’ta 28 Mayıs 2020 tarihinde yayımlanan yazısından Barış Soysaraç tarafından çevrilmiştir. Erişim

Not 2: Öne çıkan görsel, Greta Stern

Kategori(ler): Uygulama

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir