Güvene dayalı bir örgüt ya da toplum nasıl inşa edilir? İşbirliğini nasıl geliştirebiliriz? Sosyokrasi, güven ve bağlılığa dayalı örgütlenmenin mümkün olduğunu ileri sürerken karar vermenin asal önemde olduğu noktasından hareket eder. Dinamik yönetim ilkeleri ile herkesin karar alma süreçlerine katılmasını sağlar. Sosyokrasinin özü, kimsenin yok sayılmamasıdır; herkesin fikri eşit derecede değerlidir. Kolektif karar almada herkesin sesinin eşit derecede duyulmasının sağlanması, bileşenler arasında iletişimi artırır, onları bütünleştirir dolayısıyla güven ilişkisi kurmayı kolaylaştırır. Aşağıda okuyacağınız yazı, sosyokrasinin kooperatifçilik ilkeleri ile ne denli örtüştüğünü gösteriyor. 


İnsanlar ortak hedeflere ulaşmak için gruplar halinde örgütlenirler

Sosyokrasi ve kooperatifçilik, insanların sosyal hayvanlar olarak geliştiği öncülünden gelir. Canlı varlıklar olarak en karakteristik özelliğimiz, büyük olasılıkla, işbirliği eylemleridir. Birbirimize ihtiyacımız var. Tek başına bir bireyin gösterdiği hiçbir çaba başarılı olamaz. Türümüzün ortaya çıkışından beri işbirliği içindeyiz ve hâlâ bunu en iyi şekilde nasıl yapacağımızı çözmeye çalışıyoruz. Mevcut halimizden kesinlikle daha iyi durumda olabilirdik ve sosyokrasi ilerlemenin yolunu aydınlatıyor.

Sosyokrasi (dinamik yönetim olarak da adlandırılır), yönetimin sosyolar yani iş arkadaşları tarafından yapılması anlamına gelir. Başka bir deyişle, üye olursanız, katılırsanız, karar vermede söz sahibi olursunuz. Bu, Uluslararası Kooperatifler Birliği’nin (ICA) kooperatif tanımıyla güzel bir şekilde örtüşmektedir: “Ortak ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçlar ve istekleri, müşterek sahip olunan ve demokratik yollarla kontrol edilen bir teşebbüs yoluyla, karşılamak üzere gönüllü olarak bir araya gelen kişilerin kurduğu özerk bir teşkilattır.”

Tesadüfen, ihtiyaçlarımızı ve isteklerimizi karşılamak için grupların oluşumunda diğer insanlara katılmak başlı başına bir insani gereksinim olarak gerçekleşir. İşbirliği ve bağlantı, insan faaliyetinin hem aracı hem de amacı gibi görünmektedir. Bu yazının ana hatlarını çıkarırken, Sosyokrasiyi üç temel öğeye ayırdık: amaçlılık (niyet etmek), denklik ve şeffaflık. Bu öğeler, Kooperatif Kimliği ile birleşerek sağlıklı bir işbirliği için sağlam bir çerçeve oluştururlar.

Amaçlılık sağlıklı bir işbirliğini teşvik eder

Başarılı olmak için önce başarıyı tanımlamalıyız. Kooperatifler ve sosyokratik örgütler, görev olarak kabul ettiklerine odaklanan çabalarla tanımlanırlar. İlkeleri ve değerlerinin yanı sıra bir amaç tarafından şekillendirilirler: Üyelerin birlikte gerçekleştirmeye çalıştıkları ortak bir gaye. Amaçlar, insanların etrafında toplandığı ortak hedeflerdir. Sosyokraside, örgütleri oluşturan temel hücreler olan bu insan gruplarına “çemberler” diyoruz. Çemberler, amaçlarına ulaşmak için (rıza yoluyla) politika yürürlüğe koyar. Politikalar, amaçlarını gerçekleştirmelerine yardımcı olmak için çemberler tarafından oluşturulan ve uygulanan anlaşmalardır. Bir çemberin amaçları, o çemberin örgütteki etki alanını belirler ve ona faaliyet alanı etrafında rızaya dayalı kararlar vermesi için Özerklik ve Bağımsızlık (Kooperatifçilik İlkesi # 4) verir. Örneğin, kuruluşun yazılımının nasıl yönetileceğine ilişkin politika kararları yalnızca yazılım deneyimi ve ilgisi olan üyeler tarafından alınıyorsa, bu, büyük bir örgüte etkinlik katar.

Amaçlılık, geribildirim açısından zengin bir ortamda gelişir. Çemberlerimizde hedeflerimizin, politikalarımızın ve üyelerin rollerinin değerlendirilmesini istiyoruz, bu nedenle bunlara gözden geçirme şartları koyuyoruz. Yapmaya değer olan her şeyin değerlendirilmeye de değer olduğuna inanıyoruz. Bu, örgütümüzün tüm üyelerinin çabalarımıza elimizden gelen en iyi şekilde katkıda bulunmasına ve Kooperatifçilik İlkesi # 5’in (Eğitim, Öğrenim ve Bilgilendirme) arkasındaki amacı gerçekleştirmesine olanak tanır. Yalnızca yazılım çemberinin yazılım hakkında politika kararları verme yetkisi vardır ancak bunu, sadece kararları için bilgi sağlayan uygun geri bildirim düzeyleri ile yaparlar. Dinamik yönetimde, verimlilik fikri, niteliksel (yalnızca niceliksel değil) bir perspektifin bütünleştirilmesiyle zenginleşir.

Denklik, sağlıklı bir işbirliği için temel bir kuraldır

Herkesin sesinin işitilmesini istiyoruz. Eşitlikçi bir toplum inşa etmek için kooperatifçiliğin adalet ve eşitlik değerlerinden yararlanıyoruz: Herkesin aidiyet duygusu hissettiği bir toplum. Dinlenmek iyi hissettiriyor; bu, bir bireyin bir grup içinde onaylanma yoludur. Her topluluk üyesinin gereksinimleri dikkate alındığında, amaçların karşılanması daha kolay hale gelir. Sonuçta, ortak çabalarımızın tüm amacı gereksinimlerimizi karşılamaktır!

Gerçek Demokratik Ortak Kontrolünün (Kooperatifçilik İlkesi # 2) oylamanın çok ötesinde bir katılıma dayandığına inanıyoruz. Nasıl özgürlük, insanların günlük davranışlarında yerleşik ise, demokrasi de kooperatiflerin günlük faaliyetlerinde var olmalıdır. Üyelerin anlamlı duygusal bağlılığı, bir örgütün etkinliğinde ve başarısında önemli hale gelir. Bunu başarılı bir şekilde yürütmek için iki güçlü sosyokratik araç “rıza” ve “turlar”dır.

Rıza: “Bir ortak, bir oy” kavramını genişleterek, “bir üye, bir ses” uygulaması yapıyoruz. Oylama her zaman bir kazananlar ve kaybedenler ikilemi yaratacaktır. Dinamik yönetimde bunun yerine rızayı kullanırız. Rıza, kimsenin görmezden gelinmediği ve tüm seslerin işitildiği anlamına gelir. Bir teklife itiraz etmek için bir üyenin sesi yeterlidir. İtirazlar, bu itirazları kişisel tercihlerden ayırt etmek için bir çemberin amaçlarına dayanılarak yapılır. Grup, bir itirazın arkasındaki ihtiyaçları ve endişeleri dikkatle ele alır. Birlikte, teklifi değiştirirler ve ortak hedefler doğrultusunda çalışmalarını sürdürürler. Yalnızca herkesin onayını aldığımızda ilerleyebiliriz (yani kimse itiraz etmezse).

İlgili İçerik:   Sağlık Hizmetlerinin Geleceği Kooperatifler mi?

Turlar: Toplantılar sırasında turlara katıldığımızda çemberler daha etkin çalışırlar. Bu sadece herkesin katkıda bulunmasını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda aktif dinlemeyi de teşvik eder. Hepimiz, bir turda konuşma sıramızın geleceğinden emin olabiliriz. Sosyokrasinin karar verme yöntemi, turların ve rızanın kolaylaştırıcı araçlarıyla birlikte, grupların kolektif zekâsından daha tutarlı bir şekilde yararlanmamızı sağlar.

Adaleti, eşitliği ve demokrasiyi yeniden tanımlamak için kooperatifçiliğin başkalarını önemseme değerini merkeze yerleştiriyoruz. Örgütlerimizin karar alma sürecini iyileştirmek için yataylık ve verimlilik arasında bir denge kurmasına gerek yoktur. Bunun yerine, onları aynı şey olarak görmeleri gerekir.

Şeffaflık sağlıklı bir işbirliğini kolaylaştırır

Çemberlerimizdeki rolleri seçmek için kullandığımız süreç, sosyokrasinin verimlilik ve şeffaflığa yönelik metodolojik yaklaşımının bir örneğidir. Tüm grup (turları kullanarak) her rolün gereksinimlerinin net bir resmini çizmeye katılır. Çember üyeleri açık bir şekilde aday gösterir ve bu adaylıkların nedenlerini belirtir. Ve tabii ki, tüm katılım Gönüllü ve Herkese Açık (Kooperatifçilik İlkesi # 1) olduğu için seçilen bir kişinin seçilmeye rızasının olması gerekir.

Örgütlerimiz, daha geniş yapısal kapsamda da geri bildirime öncelik vermektedirler. Her çemberin kendi alanı etrafında özerkliği ve bağımsızlığı olsa da, 6. Kooperatifçilik İlkesi olan Kooperatifler Arası İşbirliği’nin ardında yatan karşılıklı bağımlılığı da kabul ediyoruz. Örgütlerimizi oluşturan farklı çemberleri, örtüşen üyeler aracılığıyla birbirine bağlıyoruz. Kooperasyon çabalarımızın çalışma ve karar alma süreçlerinde birbirimizi desteleyecek eşgüdümlülüğünü sağlamak için bilginin çemberler arasında şeffaf bir şekilde akmasını istiyoruz. Sosyokrasi, bilgi akışını iyileştirmek için çift bağlantı adı verilen bir araç kullanır; burada iki ilgili çember arasındaki bağlantı, her iki çembere de katılan iki bireysel üyedir. Bir kişi bir yönde bilgi akışını sağlarken diğeri bunu diğer yönde yapar: Alışveriş karşılıklı olur ve parçalar bir bütün haline gelir. Çemberlerimiz, insanların katılımıyla, kendi sesleriyle ve kendi deneyimleriyle iç içe geçmiştir ve dürüstlük ve açıklık gibi kooperatifçilik değerleri somutlaştırır.

Dinamik yönetimi böylesine ölçeklenebilir ve uyarlanabilir bir model yapan şey, özerklik ve karşılıklı bağımlılık arasındaki danstır. Sonuçta toplum, bir bütün halinde örülmüş tüm örgütlerin ürünü olarak var olur. Birbirine bağlı çember yapısının fraktal doğası yerel, ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeylerde ademi merkeziyetçi işbirliğini mümkün kılar. Sosyokrasi, dağıtılmış bir dayanışma ağının işletim sistemi olarak hareket edebilir: İşbirlikçi ekonominin tabandan gelen altyapısı. Kuruluşumuzun hayalini kurduğu işbirlikçi bir toplumun büyük vizyonu, günlük faaliyetlerinde ifade edilmek üzere yönetim yapısına yerleştirilebilir. Bu yüzden artık kolektif özgürlüğü gerçekleştirmek için çalışmıyoruz ya da yalnızca kolektif özgürlüğü savunmuyoruz, aksine kolektif özgürlüğü yaşıyoruz ve onu ilişkilerimiz, eylemlerimiz ve davranışlarımız içinde her zaman ifade ediyoruz.

sosyokrasiBaşka dünyalar mümkün

Bu makalenin ana hatlarını çıkarırken, sosyokrasinin, Ortakların Ekonomik Katılımını da kapsayan şeffaf finansman vurgusu ile ilgili bir şeyler söylemeyi düşündük. Bununla birlikte, ekonomik katılımı yeniden tanımlayarak 3 numaralı Kooperatifçilik İlkesini dikkate almayı daha uygun bulduk: “Doğayı, toplumu ve insanları dönüştüren asal etken emektir.” Mondragon kooperatifinden alınan bu kavram, öz yönetimin muazzam dönüştürücü potansiyeline dolaylı yoldan işaret ediyor: Ekonomik katılım, bugün “işyeri” olarak bildiğimiz şeyin çok ötesine geçebilir ve insanlık haline derinlemesine nüfuz edebilir. Mondragon’un ve diğerlerinin kooperatif yaklaşımı, işçilere kendi işyerlerini biçimlendirmeleri için egemenlik tanımada devrimci bir başarı elde etti. Ancak dinamik yönetim daha geniş bir alana yayılır: Yakın çevrelerini dönüştürme gücü vererek, her katılımcıyı kendi yakın çevresini dönüştürmesi için güçlendirir, her birimizi kendi paylaşılan, ortak gerçekliğimizin eş yaratıcıları haline getirir. Bu radikal paradigma kayması, işbirlikçi ekonomiye geçiş yolunda bir köşe taşı olarak dinamik öz-yönetimi merkez alır.

Son olarak, Topluma Karşı Sorumlu Olma (Kooperatifçilik İlkesi # 7) kooperatifçilik ve sosyokrasinin tam merkezindedir. Her birimiz kendimizden daha büyük bir şeye ait olmak, onun bir parçası olmak için büyük bir arzu duyarız. Başkalarının hayatlarını zenginleştirerek hayatlarımızı zenginleştirmek istiyoruz. Bireysel iyi oluşun ortak iyi oluşa katkı yoluyla gerçekleştirilmesi, bize sosyal sorumluluğun kendine karşı sorumluluk olduğunu göstermektedir. Kooperatifçilik değerleri olan kendi kendine yardım ve başkalarını önemseme arasındaki belirgin gerilim, dinamik yönetimin getirdiği denge ile ortadan kalkar. Bu işbirliği çerçevesine “sağlıklı” diyoruz çünkü tüm bu değerleri ve ilkeleri, araçları ve kavramları, duyguları ve fikirleri tek bir pragmatik bütünde birleştiriyor. Sosyokrasi her derde deva bir ilaçmış gibi davranmıyoruz; üzerinde yürüyerek inşa etmeyi sürdürdüğümüz işbirlikçi bir topluma giden yolda bir ışık işlevi görmesini umuyoruz. Birçok dünyanın mümkün olduğu başka bir dünya yaratmak için çabalarken.


Not 1: SoFA coop circle’ın  Grassroots Economic Organizing için kaleme aldığı yazıdan Aylin Çiğdem Köne tarafından çevrilmiştir. Erişim

Not 2: Öne çıkan görsel, Nareeta Martin – Unsplash

Kategori(ler): Uygulama

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir