Artık neredeyse bedenimizin doğal bir uzantısı gibi hissettiren akıllı telefonların sosyal yaşamımıza etkisi hakkında çok şey okumuş olabilirsiniz. Bu çeviride konunun daha az görünür yanı olan çevresel etkileri bilimsel veriler çerçevesinde inceleniyor. Sonuçlar, tahmin edebileceğinizin çok ötesindeki bir çevresel zararı ortaya çıkarıyor. İsterseniz dijital teknoloji ürünlerinin nereden geldiğine, nereye gittiğine ve büyük ölçekteki etkilerine bir göz atalım.


Yaşam tarzımızın adeta kim olduğumuzu söyleyen unsurları, herhangi bir eleştirel tartışmaya kapalı olma eğilimindedir. Bu, dijital teknolojinin etkisi hakkında yakın zamanlarda yapılan araştırmanın neden popüler ekoloji tartışmalarında yer almadığını açıklar. Fakat yetişkin İngilizlerin %96’sının bir mobil cihazı[1] varken dijital teknolojinin ayak izi görmezden gelinemez. Elektronik atıktan karbon salınımına, ayak izi artık kontrol edilemeyecek bir düzeye geliyor.

William Gibson’ın 1984’te kendi yarattığı popüler kelime  hakkında “orada orası yok”[2] demesi meşhurdur.

“Dijital insanlar”, gerçek dünyadaki ekolojik ayak izlerinden kopmuştur; “kullanıcı” ve “siber alemde” bulunmalarını sağlayan “makinenin” ayak izi arasında algılanabilir bir bağ yok.

Dijital teknolojiler, kullanıcılarına örgütsel ve ekonomik güç verir. Akıllı telefonlar tüm dünyayı kaplayarak gelişmiş bir tüketicilik düzeyinin var olmasına imkân tanıyan bir merkez haline geldi. Hâlbuki dijital hayat tarzının hakikati bu aletlerin günlük kullanımı ile algılanabilecek olandan çok farklıdır. Hakikat, karmaşık bir teknoloji, ağ tabanlı iletişim, küreselleşmiş imalat, nakliyat lojistiği ve kaynak istihraç ağı.

Gömülü Kaynaklar

Apple en kapsamlı üretim verilerine[3] sahip: iPhone 11’in 82 kiloluk karbon ayak izinin aşağı yukarı %80’i üretim aşamasında sarf ediliyor. Bir diğer %17 ise kullananın şarj etmesinden ortaya çıkıyor, eğer cihazın üç yıl kullanıldığı varsayılırsa. Telefonu 18 ay sonra atarsanız üretimin etkisi toplam etkinin %90’ına yaklaşıyor.

Şahsi “kullanım”, dijital teknolojilerin ayak izinin küçük bir parçasını temsil ediyor. Etkinin beşte dördü, hatta daha fazlası cihazın[4] üretiminden ve taşınmasından geliyor. Fakat bu, telefon “veri ağına” bağlandığında oluşan enerji talebini göz önüne almıyor.

Cihaza güç sağlamak için kullanılan enerji oldukça düşük olsa da teknoloji minyatürleştirme sınırlarını zorladıkça daha çok veri işleme telefondan yerine veri ağında gerçekleşiyor. Bu, kullanıcının doğrudan algısının[5] dışında olan “sistem ayak izinin” etkisini daha da arttırıyor: Yılda yüz kilo ve üzerinden başlayıp, yoğun kullanım[6] durumunda bir tonun çok üzerine çıkabiliyor.

Günümüzde dünyada tüketilen toplam elektriğin %4’ü bilişim teknolojileri[7] ve onları bir araya getiren[8] küresel veri ağı tarafından tüketiliyor.

Nadir Kaynaklar

Bir akıllı telefonda 83 kararlı kimyasal elementten 70 kadarı  bulunabilir. Akıllı telefonları bu kadar çok yönlü yapan metallerdir; bu telefonlar 62 farklı metal[9] bulundurabilirler.

Dijital teknolojilerdeki hayati element “nadir toprak elementleri” dir (NTE). Bu elementler altın ve diğer metaller kadar ender olmadıklarından, NTE biraz yanıltıcı bir isim. Sorun şu ki, yoğunluklarının topraktan çıkarılmalarını mümkün hale getirdiği (doğal jeolojik süreçlerin katkısıyla) çok az yerde bulunmaktalar.

Yine de NTE’nin dijital ve “yeşil” teknolojiler için topraktan çıkarılmasının ciddi bir zehirli ekolojik ayak izi var. (bu grafiklere bakınız [10] [11] [12]).

Ayrıca, Afrika’daki kobalt madenciliğiyle Arjantin’deki lityum (lityum iyon pillerinin ana malzemesi) madenciliği, köleliği [13] ve yerli halkın haklarının sömürülmesini [14] kapsıyor.

Bir telefondaki ağırlığa göre NTE derişimi, minerallerin üretildiği kayalardan daha düşüktür. Bu da, “nadir” metallerin dijital teknolojilerden geri dönüştürülmesini güçleştiriyor. Geri dönüşüm için gereken enerji ve kaynaklar çoğu durumda bu metalleri ham metal cevherlerinden arıtmaktan daha fazla olabilir.

Bunun aksine altın, paladyum, gümüş, bakır, alüminyum ve demir, bir telefonun ağırlığının [7] %13’ünü oluştursa da geri dönüştürülen malzemenin %99’na tekabül ediyorlar. Yani metaller çoğunlukla geri kazanılabiliyor. Kalanlar katı atık sahalarına gömülüyor.

Teknolojinin Sınırları

Araştırmalar cep telefonlarının sadece %5’inin geri dönüştürüldüğünü gösteriyor. Genel olarak tüm elektronik atıkların [5] yalnızca %16’sının doğru düzgün geri dönüştürüldüğü [15] tahmin ediliyor.

Bu, tüm dijital teknolojilerin, bütün insan toplumlarını [16] etkileyen “büyümenin sınırları” meselesine tabi olduğu anlamına gelir. Ne var ki bu durumda sorun daha büyüktür, zira bu metallere [17] erişim daha kısıtlıdır [18] .

Bu durum, günümüzde, – yenilenebilir enerji teknolojileri de dâhil olmak üzere – teknolojiyi kısıtlayan büyük bir jeopolitik sorundur:

Bill Mckibben yakın zamanlarda “Eğer dünya güneşle çalışsaydı petrol için kavga etmezdi” demişti [19]. Bu alıntı, çevre için mücadele eden birçok kişinin, yenilenebilir enerjinin nasıl üretildiğinden ve neden dijital teknolojiler gibi küresel kaynak sömürüsünün [20] sistemleri yoluyla üretilen NTE’lerinin tüketimine bağlı olduğundan ne kadar kopuk olduklarını gösteriyor.

Gerçek şu ki, nadir toprak elementleri küresel ekonominin “yeni petrolü” haline geliyorlar. Çıkarılmaları ve arz edilmeleri[22] yüzünden çıkan anlaşmazlıklar şimdiden artmaya başladı [21].

“Ağ” ve “Bulut”

Eskiden bir “telefon” sadece bir telefondu, sesli aramalar için kullanılırdı. Bir ekran ve “yavaş” veri aktarımının eklenmesiyle taşınabilir bir bilgisayar halini aldı. Sistemi tekrar temelden değiştiren şey ‘bulut depolama’ [23] oldu: veri depolama ve işlem gücünün hızlı bir bilgisayar ağında rastgele sürdürülmesi.

İşlem gücü ve veri depolamada dış kaynak kullanımı, bu cihaza güçlü yeni fonksiyonlar ekliyor: sesli komutla kontrolden, çeviriye ve yol gösteren haritalara kadar. Bu yöntem pil ömrünü uzatıyor ama ağdan daha çok veri geçtikçe enerji tüketimini arttırıyor.

Akıllı telefonları fiziksel olarak kullanmak çok az doğrudan enerji tüketir. Şu anda emisyonları ve enerji talebini artıran şey, arka planda olanlardır. 2020’de sırf akıllı telefonların ayak izinin [24] masaüstü ve dizüstü bilgisayarların ve tabletlerin ayak izini geçeceği hesaplanıyor.

Şu anda dünyadaki 7 milyar cep telefonu için telefon ve veri ağını işletmenin yılda 200 milyon ton [25] karbon (MteC: milyon ton karbon eşdeğeri) saldığı tahmin ediliyor. Buna o cihazları birbirine bağlayan dijital ağı da eklediğinizde bu miktar 600 milyon ton MteC [26] ‘ye yükseliyor, neredeyse küresel salınımın %4’ü. Son tahminler [27] bu rakamın 2040’a kadar yılda %14’e yükselebileceğini gösteriyor. Bu artışın çoğunun sebebi (Nesnelerin İnterneti[28]  olarak da bilinen) ağ boyunca çalışan yeni veri hizmetleri.

…ve bir de “5G” var

Bu hizmetleri yönlendiren şey genel olarak toplumun otomasyonudur. Pizza sipariş etmekten pizzayı teslim eden “geçici işler ekonomisine[29] ve oradan da ödemeyi yapmak için telefon kullanmaya. Bunların hepsi her şeyi birbirine bağlamak için işlem gücü ve yüksek kapasiteli bir ağ gerektiriyor. Çıkışının üstünden on yıl bile geçmeden 4G ağının yerini alması amaçlanan yeni “5G” ağının amacı da bu.

İlgili İçerik:   Perakende Kooperatifinin Plastik Atıkla Mücadelesi

Eski nesil cep telefonu ağları taşınan birim veri bakımından daha verimliydi. 5G’nin farkı, veri iletmek için bir değil dört adet kanal kullanması. Bu yöntem daha hızlı ama iletişim için belki  2 veya 3 kat daha fazla güç harcıyor [30].

5G ayrıca daha çok baz istasyonuna ihtiyaç duyuyor. On yıllık kullanım ömrü boyunca bir cep telefonu baz istasyonu bir buçuk konuta eş değer elektrik tüketiyor. İngiltere Ulusal Altyapı Komisyonuna (NIC) göre, İngiltere’de zaten 40.000 baz istasyonu [31] var. NIC, sırf otoyollara 5G kurmanın 25.000 ila 60.000 ilave baz istasyonu gerektireceğini söylüyor.

Peki, neden otoyolların yanına kuruluyorlar? Sürücüsüz elektrikli arabaları koordine etmek için ki bu arabalar da nadir metaller ve elektrik talebini arttırıyor.

“Dijital hayat tarzı” daha yüksek gezegensel etkisi olan kapitalizmdir

Bu giriş, gözetlemeden sağlık etkisine[32],  kontrolsüz veri istismarından şirket kontrolüne kadar birçok konunun kenarından geçti.

Buna rağmen sonuç değişmez. Bu meseleyi temsil ettikleriyle tartışmalıyız: Adaletsiz küresel ticaret, mülkiyet hakları, kaynak istihracı ve ekolojik tahribat üstüne kurulu, insan sömürüsünün başka bir yöntemi.

Bu sistemin etkilerine karşı çıkmanın tek yolu onun parçası olmamak veya en azından teklif edilen [33] şartlarda [34] olmamak. Eğer “sürdürülebilir” teknoloji diye bir şey varsa, böyle bir teknoloji küçük ve insan ölçeğinde çalışmalıdır [35]. Bugünün “dijital hayat tarzlarının” bize sunduğu bu değil.

İnsan teknolojisi, dijital ya da değil, gezegensel yıkım sürecine ayrılmaz şekilde bağlı, hayati bir ekolojik meseledir. Bu yüzden bu sistemlerin hangilerini hayatımıza nasıl katacağımız konusunda bilinçli tercihler yapmamız gerekiyor. Bununla beraber bu sistemleri ihtiyaçlarımıza hizmet edecek şekilde biçimlendirme ve sürdürme özgürlüğüne ihtiyacımız var.

Nadir toprak metal rafinerisinin atık gölü, Çin

Kaynakça

  1. Statistica: ‘Mobile phone usage in the United Kingdom (UK) 2005-2018’, 2019.
    https://www.statista.com/statistics/300378/mobile-phone-usage-in-the-uk/
  2. Ace Publishing: ‘Neuromancer’, William Gibson, July 1984.
    https://en.wikipedia.org/wiki/Neuromancer
  3. Apple Inc: ‘Environmental report’.
    https://www.apple.com/environment/
  4. IEEE Spectrum: ‘Your Phone Costs Energy – Even Before You Turn It On’, Vaclav Smil, 26th April 2016.
    https://spectrum.ieee.org/energy/environment/your-phone-costs-energyeven-before-you-turn-it-on
  5. The International Journal of Life Cycle Assessment: ‘Redefining scope: the true environmental impact of smartphones?’, James Suckling & Jacquetta Lee, vol.20 no.8, pp.1181-1196, August 2015.
    https://link.springer.com/article/10.1007/s11367-015-0909-4
  6. Guardian On-line: ‘What’s the carbon footprint of… using a mobile phone?’, Mike Berners-Lee, 9th June 2010.
    https://www.theguardian.com/environment/green-living-blog/2010/jun/09/carbon-footprint-mobile-phone
  7. Financial Times: ‘Just because it’s digital doesn’t mean it’s green’, Izabella Kaminska, 6th March 2019.
    https://ftalphaville.ft.com/2019/03/06/1551886838000/Just-because-it-s-digital-doesn-t-mean-it-s-green/
  8. John Wiley & Sons: ‘Embodied Energy of Communication Devices: Modelling Embodied Energy for Communication Devices’, Humar et al., chapter 4 of ‘Green Communications: Principles, Concepts and Practice’, Samdanis et al, (editors), 2015. ISBN 9788-1265-6960-1.
    http://mmlab.snu.ac.kr/~mchen/min_paper/2015/2015-14-GCPCP-5-BookChapter.pdf
  9. ChemMatters: ‘Smartphones, Smart Chemistry’, Brian Rohrig, Journal of the American Chemical Society, April/May 2015.
    https://www.acs.org/content/dam/acsorg/education/resources/highschool/chemmatters/archive/chemmatters-april2015-smartphones.pdf
  10. Foreign Policy: Derived from the data in ‘Rare-Earth Market: By monopolizing the mining of rare-earth metals, China could dictate the future of high-tech’, Lee Simmons & Luke Shuman, 12th July 2016.
    https://foreignpolicy.com/2016/07/12/decoder-rare-earth-market-tech-defense-clean-energy-china-trade/
  11. Guardian On-line: ‘Rare earth mining in China: the bleak social and environmental costs’, Jonathan Kaiman, 20th March 2014. – https://www.theguardian.com/sustainable-business/rare-earth-mining-china-social-environmental-costs
  12. BBC News: ‘The dystopian lake filled by the world’s tech lust’, Tim Maughan, 2nd April 2015.
    https://www.bbc.com/future/article/20150402-the-worst-place-on-earth
  13. Guardian On-line: ‘Children as young as seven mining cobalt used in smartphones, says Amnesty’, Annie Kelly, 19th January 2016.
    https://www.theguardian.com/global-development/2016/jan/19/children-as-young-as-seven-mining-cobalt-for-use-in-smartphones-says-amnesty
  14. BBC World Service: ‘Argentina’s ‘white gold’ rush’, Assignment, 20th October 2019.
    https://www.bbc.co.uk/programmes/w3csy5d4
  15. Greenpeace: ‘Guide to Greener Electronics 2017’, October 2017.
    https://www.greenpeace.org/usa/wp-content/uploads/2017/10/Guide-to-Greener-Electronics-2017.pdf
  16. Melbourne Sustainable Society Institute: ‘Is Global Collapse Imminent?: An Updated Comparison of The Limits to Growth with Historical Data’, Graham Turner, University of Melbourne, August 2014.
    http://www.fraw.org.uk/data/limits/turner_2014.pdf
  17. New Scientist: ‘Earth’s Natural Wealth: An Audit’, David Cohen, no.2605 pp.34-41,, 23rd May 2007.
    http://www.fraw.org.uk/data/tech/new_scientist_2007.pdf
  18. Science: ‘The Coming Copper Peak’, Richard A. Kerr, vol.343 no.6172 pp.722-724, 14th February 2014.
    http://www.fraw.org.uk/data/tech/kerr_2014.pdf
  19. Guardian On-line: ‘If the world ran on sun, it wouldn’t fight over oil’, Bill McKibben, 18th September 2019.
    https://www.theguardian.com/commentisfree/2019/sep/18/climate-crisis-oil-war-iraq-saudi-attack-green-energy
  20. European Parliament: ‘Future Metal Demand from Photovoltaic Cells and Wind Turbines: Investigating the Potential Risk of Disabling a Shift to Renewable Energy Systems’, Directorate General for Internal Policies, February 2012.
    http://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/etudes/join/2011/471604/IPOL-JOIN_ET(2011)471604_EN.pdf
  21. The Hague Centre for Strategic Studies: ‘The Geopolitics of Mineral Resources for Renewable Energy Technologies’, Marjolein de Ridder, August 2013.
    https://www.hcss.nl/sites/default/files/files/reports/The_Geopolitics_of_Mineral_Resources_for_Renewable_Energy_Technologies.pdf
  22. Financial Times: ‘Rare earths: Beijing threatens a new front in the trade war’, Lucy Hornby & Henry Sanderson, 4th June 2019.
    https://www.ft.com/content/3cd18372-85e0-11e9-a028-86cea8523dc2
  23. Wikipedia: ‘Cloud computing’.
    https://en.wikipedia.org/wiki/Cloud_computing
  24. Journal of Cleaner Production: ‘Assessing ICT global emissions footprint: Trends to 2040 & recommendations’, Belkhir & Elmeligi, vol.177 pp.448-463, 2018.
    https://www.ourwebofinconvenienttruths.com/wp-content/uploads/2015/02/ICT-Global-Emissions-Footprint-Online-version.pdf
  25. IEEE Communications Magazine: ‘The Global Footprint of Mobile Communications: The Ecological and Economic Perspective’, Fehske et al., August 2011.
    https://www.ericsson.com/assets/local/publications/conference-papers/the-global-footprint-of-mobile-communications-the-ecological-and-economic-perspectiv.pdf
  26. Shift Project: ‘Climate crisis: The unsustainable use of online video’, 2019.
    https://theshiftproject.org/wp-content/uploads/2019/07/2019-02.pdf
  27. Climate Home News: ‘‘Tsunami of data’ could consume one fifth of global electricity by 2025’, John Vidal, 11th December 2017.
    https://www.climatechangenews.com/2017/12/11/tsunami-data-consume-one-fifth-global-electricity-2025/
  28. Wikipedia: ‘Internet of Things’.
    https://en.wikipedia.org/wiki/Internet_of_things
  29. The Conversation: ‘Why Uber Works will probably be great for businesses but not for gig economy workers’, Shainaz Firfiray, 6th November 2019.
    https://theconversation.com/why-uber-works-will-probably-be-great-for-businesses-but-not-for-gig-economy-workers-125519
  30. IEEE Spectrum: ‘The 5G Dilemma: More Base Stations, More Antennas – Less Energy?’, Dexter Johnson, 3rd October 2018.
    https://spectrum.ieee.org/energywise/telecom/wireless/will-increased-energy-consumption-be-the-achilles-heel-of-5g-networks
  31. National Infrastructure Commission: ‘5G Infrastructure Requirements in the UK’, December 2016.
    https://www.nic.org.uk/wp-content/uploads/5G-Infrastructure-requirements-for-the-UK-LS-Telcom-report-for-the-NIC.pdf
  32. Free Range Network: ‘Electrosmog’.
    http://www.fraw.org.uk/frn/esmog.html
  33. See: Low-Tech Magazine.
    https://www.lowtechmagazine.com/.
  34. See: No-Tech Magazine.
    https://www.notechmagazine.com/.
  35. APC/IDRC: ‘A Practical Guide to Sustainable ICT’, Paul Mobbs, 2014.
    http://www.fraw.org.uk/meir/susict_book.html

Not 1: Paul Mobbs’un Resilience’de 7 Ocak 2020 tarihinde yayımlanan yazısından Murat Soysaraç tarafından çevrilmiştir. Erişim

Not 2: Makalenin orjinali The Land Magazine’de (Issue no.26, 2020) yayımlanmıştır. 

Kategori(ler): Akademik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir