Finansal kooperatifler, kooperatiflerin finansman sorunlarını aşmaları açısından önemli ve gereklidir. Ancak finansal kooperatifler, kooperatifçilik sektörünün ötesinde de toplum ve ekonomi için fayda yaratırlar. 2008 krizi, birincil amacı kâr olmayan finansal kooperatifler için büyük bir sınavdı. Az sayıdaki istisnalar dışında, finansal kooperatifler bu sınavı başarıyla geçtiler (Birchall, 2013).

Finansal kooperatifler; kırılgan, sürekli kriz üreten ve reel ekonomik sektörlerle bağını neredeyse yitirmiş olan mevcut finansal sistemin alternatifi olabilir mi? Erinç Yeldan (2019) çözümün bir parçası olarak, ticari bankalar ile yatırım bankalarının birbirinden ayrılmasını; kooperatif bankacılığı, kamu bankacılığı ve kâr amacı gütmeyen almaşık örgütlenme biçimlerinin özendirilmesini önermişti.

Sosyal ve dayanışma ekonomisinin finans alanındaki en önemli kurumları olan finansal kooperatiflere geçmeden önce günümüzün finansal sistemini kısaca ele almak gerekir.

Hızlı Büyüme ve Kısa Dönemde En Çok Kârı Elde Etme

Finansal sistemin bugünkü işleyiş mantığında amaç, hızlı büyüme ve kısa dönemli kârdır. Sistem, üretken ve topluma fayda sağlayan girişimlerin finansmanı yerine, sömürücü ve yıkıcı faaliyetlere yönelmiştir. Bankacılık Değerleri Küresel Birliği (The Global Alliance for Banking on Values), finansal sermaye akımlarının spekülasyondan reel ekonomiye; yenileyici ve fayda sağlayan girişimlere yönlendirilmesi gerektiğini belirtmektedir.

Finansal yapının ayrımcı, sömürücü, ahlaksız davranışları, bankacılıkta en belirgin biçimde karşımıza çıkmakta. Yırtıcı krediler, istismarcı kredi kartı uygulamaları ve skandallar (Stiglitz, 2018)… Ahlaksız davranışların yaygınlığını kanıtlayacak çok sayıda örnek bulunmakta. Konuyu dağıtmamak için Wells Fargo bankası skandalından söz etmekle yetinelim. Skandal patlak verdiğinde, banka çalışanlarının satış hedeflerini tutturmak için mevcut müşterilere 14.000 adet sahte kredi kartı hesabı açtığı ortaya çıktı. Bu hesaplara yansıtılan ücretlerin toplamı 400.000 Dolara ulaşıyordu. Dünya genelinde yaklaşık 265.000 çalışanı olan banka, 5.300 düşük ücretli çalışanını sahte hesaplar nedeniyle işten çıkardı. 2015 yılında görülen bir davada, Wells Fargo, gerçekçi olmayan satış hedeflerini zorlayarak çalışanlarını sahtekârlığa yönlendirmekle suçlanmıştı. Akademik araştırmalar, bu tür baskıların büyük bankalarda benzer sorunlara yol açtığını göstermekte (Wolff-Mann, 2019).

Dolandırıcılık ve sahtekârlıkları bir tarafa bırakırsak, kanıtlar şunu gösteriyor: Bankaların yarattığı paranın yaklaşık %80’i mevcut varlıkların fiyatını yükseltmeye gidiyor (Dear, 2019). Yani, kredilerin büyük bir kısmı, üretkenliğe değil spekülatif ekonomiye gidiyor. Küçük işletmelerin kredilere ulaşması neredeyse olanaksız. Dolayısıyla, finansal sistem yerel ekonomileri desteklemiyor.

Finansal kârlar gerçekte finansal şişkinlikler üzerinden yaratıldığı için doğal olarak sürdürülebilir değil. Finansal balonlar sonunda patladığında krizle karşı karşıya kalıyoruz. Merkezileşme, kararların küçük bir yönetici grubu tarafından alınmasına ve alınan kararların bu küçük grubun çıkarlarına hizmet etmesine yol açıyor.  “Batmak için çok büyük” şantajı ile sorumlulukların bankalar tarafından üstlenilmesinin önüne geçiliyor; sonuç olarak özel zararlar toplumsallaştırılıyor. Kısa ve hatta çok kısa vadeye odaklı kârlar uğruna bugün ve gelecek feda ediliyor. Sistemin çarkları, gelecek kuşaklar için doğru yatırımlara geçit vermiyor.

Geçmişte Kölelik, Bugün Fosil Yakıt Endüstrisi

Brune Poirson, 19. yüzyıl ve günümüz bankacılığını çarpıcı bir şekilde karşılaştırıyor:

19. yüzyılda köleliği finanse eden bankalar olduğunu öğrendiğimizde şok oluyoruz. Gelecekte, insanlar kömür ve fosil yakıt sektörüne finansman sağlayan bankaları öğrendiğinde şok olacaklar (Robins, 2018).

Toplumsal kaynaklar spekülatif faaliyetlerle uğraşıp başarısız olan özel sektör bankalarının elinde harcanıyor. Üstelik 2008 krizinde gördüğümüz gibi, bu başarısızlıkların bedeli halk tarafından ödeniyor. Krizden sonra finansal sistemin yapısında belirgin bir değişiklik olmadı. Bankaların mülkiyet ve yönetimlerine özünde dokunulmadı. Büyük ikramiyeler verilmeye devam edildi. Fakat bu olup bitenler belki de kumarhane kapitalizmi karşısında daha çok insanın gözünün açılmasına yol açtı. Kriz karşısında dayanıklılıklarını kanıtlayan kooperatifler de farklılıkları üzerinden gündeme geldiler.

Finansal Kooperatifler

Finansal kooperatif, bankacılık ve sigortacılık alanında faaliyet gösteren farklı kurumlar için kullanılan bir şemsiye kavramdır. Kapsamı oldukça geniştir, çok sayıda kurumu içerir: Kooperatiflerin mülkiyetindeki bankalar, kooperatif bankaları, kredi birlikleri, tasarruf ve kredi kooperatifleri, Birleşik Krallık’ta “building societies” ABD’de “mutual savings and loans” olarak adlandırılan müşterek tasarruf ve kredi kurumları, sigorta kooperatifleri, mütüeller.

Konuyu sınırlandırmak amacıyla yazıda, kooperatif bankaları ve kredi birlikleri üzerinde duracağım. Amaç ve ilkeler açısından aralarında fark bulunmayan bu kurumları birbirinden ayıran özellik; kredi birliklerinin müşterilerinin ortakları (üyeleri) ile sınırlı olması, buna karşılık kooperatif bankalarının üyeleri dışındaki müşterilere de hizmet vermesidir (Birchall, 2013).

Finansal kooperatifleri, diğer finansal kuruluşlardan ayırt eden üç temel özellik tanımlanabilir. Bunlar: Mülkiyet, kontrol ve faydadır.

Mülkiyet

Kooperatifin sahibi müşterileridir. Ortakların her birinin bir ortaklık payı vardır. Ortaklar, paylarını ortakların anlaşması olmadan satamazlar. Kooperatif yalnızca şu andaki ortaklar topluluğuna ait değildir; şimdiki ve gelecekteki ortakların faydası için sahip olunan kuşaklar arası bir vakıftır (endowment). Ortaklık devredilemediğinden hisseler için bir piyasa yoktur.

Kontrol

Müşteriler aynı zamanda kooperatifi yönetirler. Ortak olarak yönetim yapısının ayrılmaz bir parçasıdırlar, güçlerini kişisel ortaklıktan alırlar. Yatırılan sermayeye bakılmaksızın bir kişinin bir oyu vardır.

Fayda

Kooperatiften başlıca yararlananlar müşterilerdir. İşletmenin asıl amacı kâr etmek değil ortaklarına fayda sağlamaktır. Kaynakların gelecek kuşaklara aktarımı nedeniyle, kârın bir kısmı kooperatifin rezervlerinin güçlendirilmesi için kullanılır.

EACB, Annual Report, 2018

Bu ayırt edici özellikler (mülkiyet, kontrol ve fayda) finansal kooperatiflerin operasyonel ilkelerini belirler. Finansal kooperatiflerin operasyonel ilkeleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Ana sermaye kaynağı dağıtılmayan ve rezervlere eklenen kârlardır.
  • Ortaklara borç vermek için kullanılan ana para kaynağı ortakların tasarruflarıdır.
  • Odaklarında, hissedarları için kâr elde etmek değil, kooperatifin sahipleri olan müşterileri ile uzun dönemli ilişkiler vardır.
  • Kooperatifler genellikle onlara karşılıklı finansal hizmetleri sağlayan güçlü üst birliklerin oluşturduğu ağların bir parçasıdırlar. Bu da onların yerel kalırken ölçek ve alan ekonomilerinden yararlanmalarına olanak sağlar.

Bu ayırt edici özelliklerin bir sonucu olarak finansal kooperatifler riskten kaçınırlar ve istikrarlıdırlar. Dolayısıyla krize karşı dayanıklıdırlar. Aşağıdaki tablo, kriz öncesi dönemden başlayarak Avrupa kooperatif bankalarının performansını özetlemektedir.

Tablo 1. Avrupa Kooperatif Bankalarının Performansı

Yıllar Aktifler Mevduat Piyasa Payı (%) Kredi Piyasa Payı (%) Müşteri Sayısı (Milyon)
2005 4.174,1 19,0 15,0 123,5
2007 5.150,2 21,0 18,0 158,8
2008 5.581,5 21,0 19,0 176,5
2009 5.523,7 18,8 20,1 176,0
2010 5.647,3 21,0 19,0 181,1
2017 7.195,7 209,3
İlgili İçerik:   Finansal Hizmetler Kooperatifi Kartsız ATM Teknolojisi Başlattı

Kaynak: EACB Annual Reports (2006, 2008, 2009, 2010, 2011, 2018)

Finansal kooperatiflerin tek üstünlüğü krize karşı dayanıklılıkları değildir. Küçük ve orta boy işletmelere verdikleri krediler ile gelir eşitsizliğinin azalmasına yardımcı olurlar (Murro & Peruzzi, 2018). Almanya’da bankacılık sektörünün %16’sını oluşturan kooperatif bankaları küçük ve orta boy işletmelere verilen kredilerin %34’ünü sağlamaktadır ve 80 yıldır tek bir kooperatif bankası iflas etmemiştir (CoopExchange). Kooperatif bankalarının yerel ekonomik kalkınmaya ve iş yaratımına katkı gücünün (kanıtlar çoğunlukla dolaylı olduğu için) ölçülmesi son derece güçtür. Fakat mikro girişimlere ve küçük ve orta boy işletmelere borç verilmesi yoluyla mevcut işler korunuyor ve yeni işler yaratılıyorsa kooperatif bankalarının istihdam ve yerel ekonomiye katkıda bulunduğunu varsaymak yanlış olmaz.

Kooperatif bankalarının kredi alanında diğer bankalara göre üstünlüğü, aşağıdaki grafikten görülebilir. Grafikte dikey eksende Ortalama Net Krediler/Toplam Aktifler oranı yer almaktadır. Mavi çizgi kooperatif bankalarını, kırmızı çizgi kooperatif olmayan bankaları göstermektedir. Kriz öncesi ve sonrası dönemde kooperatifler diğer bankalara göre daha çok kredi kullandırmıştır.

Kredi Birlikleri

Kredi birlikleri kooperatif bankalarına göre daha küçük olmakla birlikte en yoksul insanlara erişerek ekonomik ve toplumsal olarak büyük bir etki bir etki yaratırlar. Dünya genelinde 117 ülkede, 89.000 kredi birliği 260 milyon üyeye sahiptir (WOCCU, 2018). Kredi Birlikleri kooperatif bankalarının güçlü olmadıkları yerlerde ön plana çıkar.

Kredi Birlikleri Dünya Konseyinin (WOCCU) pazara nüfuz etme ölçütüne göre (kredi birliklerinin toplam üye sayısı/15-64 yaş arası ekonomik olarak aktif nüfus) dünya genelinde nüfuz oranı %9’dur (WOCCU, 2017). Nüfuzun en yüksek olduğu yer %51,74 ile Kuzey Amerika’dır. Kooperatif bankalarının daha güçlü oldukları Avrupa’da oran sadece %3,11’dir.

ABD kredi birlikleri hakkındaki birkaç gerçek birliklerin gerçek işlevini açıklamakta yardımcı olabilir (CoopExchange):

  • 1960’da ABD’de kredi birliklerine üye olanların nüfusa oranı %3 iken 2017’de bu oran yaklaşık %30’dur.
  • 2008-2010 arasında ABD kredi birliklerinin iflas oranı yaklaşık %0,3 iken diğer bankaların %1,5’tu.
  • 2012-2018 döneminde ABD’de kredi birliklerinin toplam üye sayısı 95 milyondan 116 milyona yükselmiştir. Finansal krizden sonra güvenilirlikleri ve itibarları nedeniyle kredi birliklerinin tercih edilme olasılığında keskin bir yükseliş söz konusudur.
  • 2008-2016 arasında, kredi birlikleri küçük ve orta boy işletmelere verdikleri borçların miktarını 30 milyar Dolardan 60 milyar Dolara yükselterek iki katına çıkartmıştır. Bu dönemde küçük işletmelere verilen borçların toplamı 100 milyar Dolar azalmıştır.
  • 2012 tarihli bir ankete göre Amerikalıların %63’ü kredi birliklerine güvenirken bankalara güvenenlerin oranı %23’tür.
  • Ticari bankaların yönetim kurulu başkanlarının sadece %5’i kadın iken kredi birliklerinin yönetim kurulu başkanlarının yarısından fazlası kadındır.
  • 1980’de bir fırın satışından elde edilen 77 Dolar ile kurulan Self-Help (Öz Yardım) Kredi Birliği bugün ABD’nin düşük ve orta gelirli borçlanıcıları için en büyük ev kredisi sağlayıcısıdır. Topluluk geliştirme projelerinin finansmanı ve zor durumdaki şirketlerin işçileri tarafından devralınması amacı ile kurulmuştur. Düşük ve orta gelirliler -ki bunların yaklaşık yarısı bekar anneler ve beyaz olmayanlardır- için 30 yıl vadeli sabit faizli konut kredisinden oluşan kredi portföyünün, sağlam müşterilere borç veren kurumlar kadar güvenli olduğu kanıtlanmıştır.

Finansal Kooperatifler: Dönüştürücü Güç

Demokratik, sorumluluk sahibi, adil, toplumun ve doğanın çıkarlarına hizmet eden bir finansal sistem istiyoruz. Bu özellikleri taşıyan bir finansal sistem dayanışma ekonomisinin temel ilkeleri (Köne, 2018) ile uyumlu olacaktır. Kâr odaklı ekonomide mevcut sorunların sosyal ve dayanışma ekonomisinde görülmemesinin asıl nedeni, hissedarlar ile paydaşların aynı kişiler olmasıdır. Bu da ekonominin tüm sektörlerinde olduğu gibi toplum yararı için çalışan bir finansal sistemin ortaya çıkmasına izin verir.  Tam da bu nedenle sosyal ve dayanışma ekonomisi dönüştürücü bir potansiyele sahiptir.

Finans alanında kooperatif bankaları ve kredi birlikleri dışında başka kurum ve yapılar da bulunmakta. Kamu bankacılığı, karşılıklılık esası ile çalışan mütüeller, sigorta kooperatifleri. Bunların hiçbiri yoksa bile kişiler anlamlı yatırımlar için bir araya gelip kitle finansmanı uygulamasının bir parçası olabilirler. Dünyada kooperatifler kitle finansmanı için uygun bir model olduklarını göstermekteler. Som Energia kooperatifi ile Sosyal Ekonomi blogu için yaptığımız söyleşiden alıntılarsak:

Bankaların şu anda tarihsel olarak bakıldığında çok düşük faiz oranları ödediğini ve birçok kişinin bankacılık sistemine olan güvenini kaybettiğini, ancak tasarruflarını anlamlı projelere yatırmak ve faaliyete geçirmek istediklerini unutmayın (Büke, 2019).

Kaynakça

Birchall, J. (2013). Resilience in a downturn: The power of financial cooperatives. Geneva: International Labour Office. Erişim

Büke, T. (2019, 28 Şubat). Enerji Biziz : Som Energia (İspanya). Erişim

Coop Exchange. (2019, July 3). Facts about US credit unions. [Twitter post]. Erişim

Dear, P. Magic money does exist – but can we trust politicians to use it? The Telegraph. Erişim

EACB (European Association of Co-Operative Banks). (2006, 2008, 2009, 2010, 2011, 2018). Annual Reports. Erişim

Köne, (2018, 12 Eylül). Dayanışma ekonomisi insan doğasının iyi yönlerine sesleniyor. Erişim

Murro, P. & Peruzzi, V. (2018). Cooperative banks and income inequality: evidence from Italian provinces. CASMEF Working Paper Series. Erişim

NVJRobins1. (2018, November, 28). ‘In the 19th century banks financed slavery; now we are shocked’ says @brunepoirson at #cfd2018 In the future, people will also be shocked that banks used to finance coal and fossil fuels. ‘We need to shift finance at a massive scale to low-carbon projects’ [Twitter Post]. Erişim

Stiglitz, J. E. (2018, April 26). Cooperatives and the social economy: Key elements for economic balance. University of Costa Rica and Centro de Estudios y Capacitación Cooperativa CENECOOP R.L. “The Cooperatives and the Social Economy” event. Erişim

WOCCU (World Council of Credit Unions). (2017). 2017 Statistical Report. Erişim

WOCCU (World Council of Credit Unions). (2018). Annual Report 2018. Erişim

Wolff-Mann, E. (2019, March 12). Wells Fargo scandals: The complete list. Yahoo Finance. Erişim

Yeldan, E. (2019, 3 Nisan). Hangi ‘yapısal reformlar’? Cumhuriyet. Erişim

Kategori(ler): Akademik İstatistikler

4 Yorum

Finansal Kooperatifler

  1. Hocam öncelikle şunu belirtmek isterim yazınızı çok beğendim ve benim dikkatimi en çok Kooperatif bankaları ve kredi birliklerinin KOBİ’lere ve özellikle de kredi birliklerinin kırsalda yer alan küçük işletmelere sağlamış olduğu parasal destek ve yardımlar konusuydu. Günümüzde küreselleşmenin neredeyse tamamen serbestleştleşmesi(hatta ders kitaplarında anlatıldığı gibi Tam rekabet piyasasının gerçekte olamayacağı bilindiğine göre) hatta piyasadaki rekabetin iyice artması günümüzde bu firmaların çok uluslu şirketler karşısında piyasadan çekilmesine sebep olmaktadır. ancak dediğiniz gibi kooperatif bankalarının ve kredi birliklerinin vermiş olduğu krediler sayesinde bu firmalar ayakta kalmaktadır. Özellikle de bence en önemlisi bu kooperatifler sayesinde çiftçilerde arada komisyoncu olmadan dogrudan kooperatiflerin alıcı olduğu durumda komisyonculara giden önemli miktar çiftçilerde kalmakta ve gelirlerini bu sayede artırmaktadır. Ülkemizde de tarım sektörünün ve çiftçileri durumu göz önüne alındığında-zaten çoğu üretici ticari bankalardan almış olduğu kredileri ödeyemeyerek çiftçiliği bırakmak zorunda kalıyorlar-kooperatif bankacılığının ve kredi birliklerinin artması durma noktasına gelen tarım sektörüne önemli katkıları olacaktır. Ülkemizde hep Çiftçiye destek olmakla başa gelen Tarım Bakanları tam tersine köstek olmakta ve üretmek yerine ithal etmek konuma gelmesine sebep olacaklarına bu birliklere destek olarak çoğalmasını sağlasalar küçük işletmelerin duyulmayan sesini duymasını sağlayacaktır. Birde ülkemizde bunun örnekleri varmıdır onuda bilmek isterim emeğinize sağlık.

    1. Yorumlarınız için teşekkür ederim. Yazıdaki tanımlama çerçevesinden ele alıp yanıtlarsak; bugün Türkiye’de kooperatif bankası bulunmamaktadır. Geçmişten ilk akla gelen örnek, ülkemizin en eski bankalarından biri olan Milli Aydın Bankası-Tarişbank’tır. Tarişbank üreticilerin sahip oldukları bir kooperatif bankasıydı. Banka, 2001 yılında el konularak TMSF’ye devredildi ve daha sonra Denizbank’a satıldı.

  2. Merhaba. Yazınızı beğenerek bir solukta okudum. Esasında finansal model olarak uygulanması hayati bir öneme sahip bu kooperatif bankacılığı ne yazık ki ülkemizde uygulanmamaktadır. İzninizle bir kaç soru sormak istiyorum.

    – Ülkemizde tarım kredi kooperatifi haricinde “bankacılık-finansal-kredi kooperatif” kuruluşu ya da kuruluşları var mıdır?
    – Kredi vermek, mevduat toplamak bankacılık yasasına göre sadece ilgili kurum ve kuruluşlardan (bddk ve merkez bankası) alınacak izinle yapılabilmekte, cumhuriyet tarihimizde bunu aşabilmenin yolu/yolları bulunmuş mudur? (-Sonuçta kredi kooperatifi ya da kooperatif bankacılığı sistemini uygulamak isteyen paydaşlar en nihayetinde bankacılık lisansı almakla karşı karşıya kalacaktır. Bu durum ise hem maddi hem de manevi sancılı bir süreç demektir.-)
    – Geçmişte özellikle banker olarak adlandırılan kişilerden maalesef ki halkımız büyük kayıplar yaşamış, hatta bankaların batmasıyla neredeyse eldeki avucunda ki tüm birikimleri yok olmuştur. Olası bir yasal düzenlemeyle, finansal-kredi-bankacılık kooperatif kurulmasını kolaylaştırılır ve bunun sonucunda insanımızı bu tip dolandırıcı şebekelerden ve kırılgan yapıda ki finansal yönetim modeline sahip ülkemizde ki tüm bu etmenlerden korumanın yolu/yolları nelerdir?
    Cevaplarınız ve bu yazı için teşekkür ederim.

    1. Yorumunuz ve sorularınız için teşekkür ederim. Sorularınızı sırasıyla yanıtlamaya çalışayım:
      – Ülkemizde tarım kredi kooperatifleri dışında finansal kooperatif bulunmamaktadır. Tarım kredi kooperatiflerini, finansal kooperatiflerin ayırt edici özellikleri (mülkiyet, kontrol-yönetim, fayda) açısından ayrıca değerlendirmek gerekir ki bu da bir başka yazının konusu olabilir.
      – Geçmişten örnek vereyim: 1913 yılında kurulan Milli Aydın Bankası-Tarişbank mevduat toplama yetkisi de dahil olmak üzere tüm bankacılık işlemlerini yapma yetkisi olan bir kooperatif bankasıydı. 1970’li yıllarda Bağcılar Bankası’nın hisse senetlerinin yarıdan fazlası Köy-Koop tarafından satın alınmıştı. Bugün, kooperatif üst birliklerinin bir kooperatif bankası kurması düşünülebilir.
      – Bir kooperatif bankası için özel yasal düzenlemeler dışında da destekler söz konusu olabilir. Örneğin kamu bankalarının sermayede pay sahibi olması sermaye engelinin aşılmasında yardımcı olabilir. Finansal sektör ile ilgili sizin de söz ettiğiniz yaygın endişeler yasal düzenlemelerdeki boşluklar kadar, izleme ve denetimlerin yeterince etkin olmaması ile ilişkilidir. Türkiye ve dünyadaki deneyimler, izleme ve denetimlerin sonucuna göre gerekli işlemlerin yapılması konusunda siyasi iradenin gerektiğini göstermektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir