Müzik endüstrisinin büyük şirketlerin eline geçmesi, sanatçıların hayatlarını kazanmalarını zorlaştırdı; dinleyicileri de 80’li, 90’lı yıllarda yapılan nitelikli müzikten mahrum bıraktı. Topluluğun içinden gelen ve topluluk olma hissi veren canlı müzik mekânları kooperatif modeli ile kurulup işletilebilir mi? Londra’nın Lewisham semtinde topluluk mülkiyetini hayata geçirmeye çalışan Sister Midnight, Mutual Interest’e kooperatif mülkiyetinin faydalarını ve kendi planlarını ayrıntılarıyla anlatıyor.


Sister Midnight topluluğunun güç vereceği bir müzik kulübü kurmaya çalışıyor

Müzik endüstrisini hâlâ kârlarını her şeyin üstünde tutan büyük şirketlerin yönetiyor olması şaşırtıcı olmasa gerek. İnternet üzerinden müzik yayınının yaygınlaşması müzisyenlerin turnelere bağımlılığını daha da arttırırken markaların yöneticileri, bilet şirketleri ve yayın devleri büyümeye devam etti.

Yerel müzik sahneleri etrafında gelişen topluluk hissi kaybolma yolunda. Manchester hâlâ 80’ler ve 90’larda halkın bilincine patlayan müzikle tanınıyor; Oasis, New Order vs. Muazzam yaratıcı risklerin alındığı bu dönem; bağımsız plak markalarının, müzik mağazalarının ve gelişen müzik basınının gücüyle ortaya çıkmıştı. Ama her şeyi her yerde dinleyebileceğiniz bir dünyada o organizasyonların pabucu dama atıldı.

Sonuç, şirket hâkimiyetindeki markalar ve şirket hâkimiyetindeki canlı müzik arasında sıkışmış bir endüstri. Piyasaya girmek ve hayatını kazanmak gittikçe zorlaşırken endüstri de giderek dinleyicilerinden uzaklaşıyor.

İnternet, sanatçılara seyirci kitlesine ulaşmanın yeni yollarını sunmuş olsa da canlı müzik coğrafyaya ve özel mülkiyete bağlı kaldı. İşte bu noktada kooperatif mülkiyet modelleri giderek şirketleşen müzik endüstrisine bir alternatif olabilir.

Sister Midnight (Geceyarısı Bacısı) önemli bir seçenek sağlamaya devam eden bağımsız markalara bir örnek. Yakın zamanlarda bir Ortak Çıkar Topluluğu (Community Benefit Society) oldular ve yakınlardaki The Ravensbourne Arms’ı satın almak için para toplamaya başladılar. The Ravensbourne Arms, topluluğun sahip olacağı bir müzik mekânına ve pub’a çevirmeyi planladıkları kapalı bir pub.

Son haftalarda para toplama amacıyla Mercury Prize adayı Porridge Radio’nun da sahne aldığı konserleri başlattılar ve isteyen herkesin yatırım yapmasına fırsat veren topluluk hisselerini çıkardılar.

Mutual Interest’e, kooperatif mülkiyetinin faydalarını ve kendi planlarını ayrıntılarıyla anlattılar.

Mülkiyet Meselesi

Bu hareketlerine neyin ilham verdiği sorulduğunda, Sister Midnight “mülkiyet meselesinin, tabandan gelen müzik mekânlarına uzun zamandır bela olduğunu” açıkladı. “Müzik Mekânı Fonu, (Birleşik Krallık’ta halka ait müzik mekânlarının yaklaşık %95’ini temsil ediyor), mekânların %93’ünün kiracı olduğunu ve iş yaptıkları binalara sahip olmadığını söylüyor.”

Pandemi sırasında bu, ciddi bir sorun oldu; nitekim “mülk sahiplerimizle kiralarımızı düşürmeleri konusunda anlaşamadık, o yüzden iş yapamasak bile kiranın tamamını ödüyorduk.” Sister Midnight “ana giderlerini karşılayacak kadar hibe aldığı için” şanslıydı ama altyapı değişikliklerine yatırım yapmakta hep kararsız kaldılar.

“Sahibi olmadığımız bir binaya yatırım yapmak anlamsızdı. Böyle bir yatırım sadece ev sahibimizin cebini doldurup binanın değerini arttırırdı; bu da kiramızı arttırmak için onların bahanesi olurdu. Uzun dönemde hakikaten sürdürülebilir olmak için işleteceğimiz mekânın sahibi olmamız gerektiğini biliyorduk. Bu yüzden kendimizi bir Ortak Çıkar Topluluğuna çevirdik; üyeleri tarafından sahip olunan ve üyeleri tarafından demokratik olarak yönetilen, bir tür kâr amacı gütmeyen örgüt. Ortak Çıkar Topluluğu, topluluk hisseleri çıkararak sermaye toplayabilir ki Ravensbourne Arms’ı alacak parayı biriktirmek için yaptığımız tam olarak bu.”

Topluluk Mülkiyeti

Pubların topluluk mülkiyetine geçmesi giderek yaygınlaşıyor, özellikle model sağlam bir mülkiyet biçimi olduğunu kanıtlamaya devam ettikçe. Topluluk mülkiyetindeki pubların %99’u hâlâ iş yapıyor; pubları topluluklara çıpalamanın ve yerli halkı işe katmanın kazanç getiren bir formül olduğunu bize gösteriyor.

“Uzun bir zamandır, kâra dayalı geleneksel modeller, publar ve küçük mekânlar gibi kültürel yapıları yüzüstü bırakıyor ve bu yerler korkutucu bir hızla yok oluyor. Kitlesel ölçekte kapanma görmemizin karmaşık sebepleri var ama genellemek gerekirse, publar ve küçük mekânlar talep olmadığı için kapanmıyor. Yerel halk ve yerel topluluklar bu işletmeleri ayakta tutuyor fakat tüm işletmeler zorlu bir ekonomik ortamda hayatta kalmak için mücadele verdiklerinden toplulukların ihtiyaçları genellikle kazanılacak kârdan sonra geliyor. Toplulukların bu tür işletmelerde daha fazla güce ve mülkiyete sahip olmaları gerekiyor.”

Ortak Çıkar Toplulukları, üyelerinin önemli stratejik kararları ve işletme kararlarını oylayabileceği yıllık bir genel kurul düzenlemek zorundalar ama Sister Midnight, üyelerini ve topluluğunu işin içine ortalama bir kooperatifin yaptığından daha çok katmayı planlıyor.

“Üyelerin her türlü konu üstündeki görüşlerini düzenli olarak bildirmelerini sağlayacak sistemler geliştirmeye çalışıyoruz; ne tür grupların çalacağı, hangi yemeklerin servis edileceği, hangi biradan stok yapılacağı. Bu sistemlerin tam olarak nasıl işleyeceğini henüz çözemedik, hâlâ düşünüyoruz. Kooperatiflerin işlettiği diğer mekânların ve pubların durumlarını Birleşik Krallık çapında inceleyip üyelerin görüş ve önerilerini almak için olası en iyi sistemi kurmaya çalışıyoruz. Yerel halka gerçekten söz hakkı verecek bir yer yaratmaya adadık kendimizi; yaptığımız her şeyde önceliğimiz bu olacak.”

Sanatçılar ve Topluluk Arasındaki İlişki

Kooperatiflerin son zamanlarda şirket dışı bir müzik kültürü yaratma çabaları arasında Rising Sun (Yükselen Güneş) pubının bir grup müzisyen tarafından bir konut kooperatifine dönüştürülmesi de yer alıyor. Sister Midnight topluluk tarafından işletilecek ama müşteriler ve sanatçılar arasında bir sorun çıkmasını beklemiyorlar.

“Ravensbourne Arms’ın hem muhteşem bir müzik mekânı ve harika bir topluluk pubı olmasını istiyoruz. Mesele işletmeye geldiğinde, bir canlı müzik mekânının ihtiyaçlarını karşılayabilecek doğru personel yapısını ve dayanıklı ve çevik bir ekip kurmaya yardımcı olacak iş kültürünü edindiğimiz sürece, üstesinden gelmenin kolay olacağını düşünüyorum. Bunu becerebileceğimizden son derece eminiz.”

Pub’ın yeni tasarımı bu özgüvenin sebeplerinden biri. Emlakçılar Ravensbourne Arms’ın içindeki her şeyi söküp çıkardığından geriye çalışabilecekleri boş bir tuval kalmış. Yani, “bu alanı ihtiyacımıza göre tasarlayabiliriz. Konserlere ayrı bir alan ayırırız; geriye de biletli etkinlikler yapılırken bile pub’ı rezervasyonsuz gelen müşterilere açık tutabileceğimiz kadar boş alan kalıyor.”

Canlı ve çeşitli müzik

Sister Midnight sadece topluluklarını değil, Londra’nın gelişen ve inanılmaz enerjik müzik kültürünü de temsil etme niyetinde. “Yalnızca Güneydoğu Londra’da bile başarılı Caz, DIY/punk [1], Grime, Hip-hop, Elektronika ve saymadığımız başka başka müzik âlemleri var. Bu türlerin hepsini programlarımızla temsil etmek istiyoruz. Kendimizi kesinlikle Lewisham’ın müzik kültürünün tek bir öğesiyle kısıtlamayacağız.”

“Sister Midnight’ın eski mekânı tabandan çıkmış, ufacık bir yerdi. Daha küratörce bir yaklaşıma yetecek bütçemiz yoktu yani her şey doğal olarak gelişti”. Bir ‘yetenek fidanlığı’ olarak ün kazandılar ama taşınmayla birlikte daha çok kaynakları olacak. Bu yaklaşımda ince ayarlar yapıp “sahnemize daha geniş bir çerçeveden sanatçıları davet etmeyi dört gözle bekliyoruz.”

Sister Midnight, müzik endüstrisine topluluğun öncülük etmesi hissini geri kazandırmak amacıyla örgütlenen hareketin bir kolunu temsil ediyor. Onlara yardım etmek isterseniz Ravensbourne Arms’ın satın alınmasını sağlayacak topluluk hisselerinden alarak katkıda bulunabilirsiniz. Bunun yanı sıra, müzik endüstrisinde çalışan başka kooperatifler de var, mesela Spotify’ın alternatifi olan Resonate müzisyenlerin, dinleyecilerin ve çalışanların sahip olduğu bir kooperatiftir. Ampled, müzisyenlerin ve onları destekleyenlerin sahip olduğu, sanatçılara doğrudan destek sağlayan, Patreon benzeri bir platformdur.


[1] (ç.n.) 1970’li yıllarda İngiltere’de ortaya çıkan Punk felsefesi DIY (Do It Yourself), kendin yap anlamına gelmekte ve başkalarına ihtiyaç duyulan modern tüketim kültürüne bir alternatif oluşturmaktadır.

Not 1: Stephen Owen’ın Mutual Interest’te 24 Ekim 2021 tarihinde yayımlanan “How Sister Midnight aims to create a music venue powered by its community” başlıklı yazısından Barış Soysaraç tarafından çevrilmiştir. Erişim

Not 2: Öne çıkan görsel, Matthew KalapuchUnsplash

Kategori(ler): Uygulama

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir