Ekonomik ve finansal krizlerin yarattığı sorunlar karşısında kamu politikası düzeyinde sosyal ekonomiye yönelik ilgi artmış ve sosyal ekonomi, tamamlayıcı yollardan biri olarak politika yapıcıların gündemine girmiştir. Ancak sosyal ekonominin gelişmesinin ve potansiyelini gerçekleştirmesinin önündeki temel engel; bilgi düzeyinin ve/veya kurumsal tanınırlığının düşük olmasıdır. Sosyal ekonomiyi ve sosyal ekonomi kapsamına giren kurumları yani kooperatifler, mütüeller, dernekler, vakıflar ve sosyal girişimleri toplumlarının ayrılmaz bir parçası olarak gören Avrupa Birliği (AB)’de bile temel problem aynıdır (Coheur & Balon, 2018, p. 5). Bu noktada, sosyal ekonomiyi destekleyecek kamu politikaları önem kazanmaktadır.

Sosyal ekonomi kuruluşlarını destekleyici kamu politikaları AB ülkelerinde uzun süredir uygulanmaktadır. Bu uygulamalar, sektörel düzeyde bakıldığında belirgin olarak görülür. Örneğin çiftçi kooperatifleri ve diğer tarım birlikleri tarım ve kırsal kalkınma politikalarının içerisinde ele alınmakta ve desteklenmektedir. Bunula birlikte, bu uygulamaları analiz eden çalışmaların sayısı çok azdır. Bu çalışmalardan en önemlisi; Kamu, Sosyal ve Kooperatif Ekonomisi Uluslararası Araştırma ve Bilgi Merkezi CIRIEC tarafından Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi EESC için hazırlanan bir rapordur. Rapor, farklı Avrupa ülkelerinden başarılı kamu politikası uygulamalarından seçilmiş örnekleri bir araya getirmektedir. Çalışma iki soruya yanıt aramaktadır: son yıllarda Avrupa’da uygulanan sosyal ekonomi politikalarından hangileri “iyi uygulama” olarak nitelendirilebilir ve bu yeni nesil kamu politikalarından neler öğrenilebilir.

Başarılı politika örneklerini bir başka yazıya bırakarak bugün raporda yer verilen sosyal ekonomi kuruluşlarını destekleyici kamu politikalarına ve bu politikaların sınıflandırılmasına bakmak istiyorum.

Destekleyici Kamu Politikaları

Sosyal ekonomi, ekonomi içinde özel ve kendine has bir iş sektörüdür. Makroekonomik faaliyetleri ve makroekonomik etkileri nedeniyle politika yapıcılar tarafından iki yönden dikkate alınır. Bir yandan, sosyal ve ekonomik olarak arzu edilen bir modelin somutlaşmış bir örneği olması açısından kendi içinde bir kolektif amaç olarak görülebilir. Diğer taraftan bölgesel gelişme, sosyal uyum, emek piyasasındaki dengesizliklerin düzeltilmesi, finansal içerme ve sosyal yenilik gibi daha büyük kolektif amaçlara ulaşılmasında uygun bir araç olarak anlaşılabilir. Her iki durumda da sektörün gelişmesi, bir kamusal amaçtır.

Çalışmada, sosyal ekonomiyi destekleyecek kamu politikaları iki grupta ele alınmaktadır: Yumuşak politikalar ve sert politikalar.

Yumuşak Politikalar

Girişimler için elverişli bir ekosistem (iş ortamı) yaratmayı hedefleyen yumuşak politikalar iki başlık altında gruplandırılmıştır:

Kurumsal Tedbirler

Kurumsal tedbirler, sosyal ekonomiyi yasal ve ekonomik sistem içinde çeşitli düzeylerde kurumsallaştırmayı amaçlar. Bu düzeylerden ilki, sosyal ekonomi ya da sosyal ekonomi kapsamındaki kurumların kimliklerinin yasal olarak (örneğin sosyal ekonomi için bir çerçeve yasa, sosyal ekonomi “etiketi” ya da kooperatif veya sosyal girişim yasaları) tanınmasıdır. Bu tanımanın farkındalık ve sektörün ünü üzerinde etkileri olacaktır. İkincisi, bu girişimlerin ekonominin her sektöründe faaliyet gösterme yeterliliklerinin tanınmasıdır. Belirli sektörlerde sosyal ekonomi girişimlerinin kurulmasının önündeki yasal engeller ortadan kaldırılmalıdır. Üçüncü olarak kamu politikasının tasarlanma ve uygulama süreçlerinde sosyal ekonominin destekleyici kapasitesi tanınmalıdır. Bu da temsilci kurumlara gereksinimi gündeme getirir. Dördüncü düzeyde sosyal ekonomiyi denetleme ve desteklemede uzmanlaşmış yapılar kamu yönetiminin tam merkezinde kurulmalıdır.

İlgili İçerik:   Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri İçin Bilgi Merkezi

Bilişsel Tedbirler

Bilişsel tedbirler kültürel çevreyi, fikirleri ve farkındalığı etkilemeyi amaçlar. Bu politikalar, sosyal ekonominin genel görünürlüğü, anlaşılması ve sosyal ekonomide girişimciliğin sosyal kabulü üzerinde etki yaratır. Önlemler, genel ve odak gruplar için özel bilgilerin yayılmasında kullanılır. Bundan başka sosyal ekonomi konusunda eğitim ve araştırmalar da bilişsel politikaların kapsamına girer. Tedbirlere örnek olarak; üniversite programlarına sosyal ekonomi konularının dâhil edilmesi ya da konu üzerine uzmanlaşmış eğitim merkezlerinin kurulması, demokratik kooperatif yönetimine özgü teknolojilerin ve katılımcı liderlik, muhasebe vb. konuların araştırılması gösterilebilir.

Sert Politikalar

Sert politikalar girişimleri destekleyici ekonomi politikalarıdır. Arz ve talep tarafındaki teşviklerle sosyal ekonomi girişimlerinin ekonomik süreçlerine müdahale ederler. Arz yanlı tedbirler, girişimlerin değer zincirinde üstlendikleri farklı iş rollerindeki rekabet gücünü geliştirmeyi hedefler. Talep yanlı tedbirler ise sosyal ekonomi girişimlerinin piyasalara erişimini kolaylaştırmaya çalışır. Aşağıdaki Tablo politikaların sınıflandırmasını ve özetini vermektedir.

Tablo: Sosyal ekonomi politikalarının sınıflandırılması

Kaynak: Chaves, R.  & Monzón, J.L. (2018).

Hangi Politikalara Öncelik Verilmeli?

Ele alınan ülkenin gerçek durumu, gelişmişlik derecesi ve ülkenin sosyal ekonomisinin kritik kitlesine bağlı olarak, yetkililer bazı tür politikaları diğerlerine tercih edebilirler. Sosyal ekonomi girişimlerinin kısıtlı olduğu bölgelerde, bilgi eksikliği nedeniyle, bu girişimlere verilen değer yetersiz olabilir hatta bu tür girişimlere kuşkuyla bakılabilir. Böyle bir durumda ilk olarak bilişsel politikalara odaklanılması uygun olur. Sosyal ekonominin daha sağlam olduğu durumlarda gelişmesinin önündeki engeller kurumsal çerçevede bulunabilir. Dolayısıyla böyle bir durumda kurumsal çerçevenin iyileştirilmesine öncelik verilmelidir.

Sosyal Ekonominin Önündeki Temel Engeller

Rapor kapsamında sosyal ekonominin gelişmesinin önündeki engelleri öğrenmek amacıyla uzmanlar ile ayrıntılı bir anket çalışması yapılmıştır. Farklı ülkelerdeki deneyimlerin sonunda gelinen noktayı yansıtan yanıtlara göre engeller dört grupta toplanmaktadır: (i) görünürlük ve farkındalık (ii) liderlik ve devlet yönetimi (iii) finansman ve vergileme (iv) açık kurumsal engeller

Farkındalık ve Kavrayış Eksikliği

Toplumda, toplumsal tartışmalarda ve akademide sosyal ekonomi, sosyal girişimler ve diğer ilgili kavramlar hakkında farkındalık ve kavrayış eksikliği önemli bir engeldir. Bu eksiklik sosyal ekonominin medyada ve istatistiklerde dikkat çekmemesi ile de ilgilidir. Sosyal ekonomi ya da sosyal girişimler için veri tabanlarının, resmi istatistiklerin, ve güvenilir verinin eksikliği, pek çok ülkede bir engel olarak belirtilmiştir. Ayrıca sosyal ekonomi alanında eğitimin her düzeyinde eğitim ve öğretim programlarına ihtiyaç vardır. Az sayıdaki ülkede örneğin Fransa ve Almanya’da ergen ve genç öğrenciler için okul kooperatifleri aracılığı ile öğretim programları vardır.

Sosyal ekonominin daha insancıl, daha dayanışma temelli bir dünyanın inşasında taşıdığı potansiyel dikkat çekicidir. Ancak ele aldığımız bu kapsamlı araştırmanın sonuçlarının gösterdiği gibi bu potansiyelin gerçekleşmesini sağlamak ve temel engelleri ortadan kaldırmak için bütüncül bir sosyal ekonomi politikasına gereksinim vardır.

Kaynakça

Chaves, R.  & Monzón, J.L. (2018). Best practices in public policies regarding the European Social Economy post the economic crisis, Brussels: European Economic and Social Committee, CIRIEC. DOI:10.2864/623436 Erişim

Not: Öne çıkan görsel, Arjantinli sanatçı Marta Minujín’in eseridir.

Kategori(ler): Politika

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir